Menu

Reklam1

Sonntag, 28. Oktober 2018

Havf ve Reca Yani Korku ile Ümit Arasında Yaşamak (Kar©glanin 26 Ekim 2018 Vaazi)

Havf ve Reca Yani Korku ile Ümit Arasında Yaşamak 

(Kar©glanin 26 Ekim 2018 Vaazi)




أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّواْ وَاللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yubeyyinullâhu lekum en tadıllû vallâhu bi kulli şey’in alîm

Meali :

Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 176. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyyât

إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ

Ameller Niyetlere Göredir

( Hadis-i Şerif , Buhari, Kitab’u Bedu’l Vahyi, s. 65, h. 1/1; Müslim, Kitabu’l İmara, c. 7, s. 61, h. 155; Ebu Davud Kitabu’t Talak, c. 2, s. 945, h. 2201. Tirmizî, Kitabu Fazaili’l Cihad, c. 3, s. 577, h. 1647)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Bismillahirrahmanirrahim
İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyyât
Amel ve fiiller niyetlere göredir,
hadisi şerifinin tevili
işte geçen hafta dedik ki, Afedersiniz tuvalete girmeden önce, önünde dua okuyunca, hacetini görmek bile ibadet oluyorsa, o zaman bizim Tarikatımızda, Yağmur yağdırmak ve kar yağdırmak için, su ve süt içerken, önünden dua okuyupda, birde niyet ile su içmek, neden kar yağmasına sebep olmasın, Neden Yağmur yağmasına sebep olmasın, sadece ahmak olan insanlar bunu anlamaz. ve yine Eğer alalade bir hareket bile, niyet ile ibadet haline dönebiliyorsa, ve ben bunu fiziki halede döndürebilirim, ve bilindiği gibi yağmur duası, yağmur duası ile yani dua ve niyet ile bulutlardan yağmur yağdırma hikmeti, Peki bu böyle oluyorsa, ben bu tarikatı kurdum, Benim diyeceğim Allah bize kurmak nasip etti, Allah bize nasip etti bunun bilgisini ve ilimini, ve bu Tarikatı bugün yalanlayan, ya da kendilerininkini tarikat kabul edipte, Bizimkini kabul etmeyen ahmaklara ben ne diyeyim. Allah bir Tarikat da bize Bu ihsan etti, ve Böylece bizde belli bir duanın sonunda, niyet ile su ve süt içerek ten, kar gerekiyorsa kar, yağmur gerekirse yağmur yağmasını sağlıyoruz Allah'ın izniyle. bu Allah'ın izniyle yani dua ile yağmur yağıyorsa, Benimki dua değil de ne, ben de niyet ile dua ediyorum, Benimkinin ondan farkını ne, benim ki niye olmasın, Niye ya, güzel adam.

Peki bu böyle oluyorsa, benim Tarikattada, Yani bizim raşidi tarikatında da, o zaman belli bir duadan sonra niyet ile su içmek, ve niyet ile süt içmek, neden kar ve veya yağmur yağmasına sebep olmasın, bilindiği gibi bir hadisi şerif daha vardır ki, savaşın birisinde askerler susar, fakat içecek bir yudum suları kalmaz, sadece birinin su kabında birazcık su kalmıştır, Peygamberimiz der ki, alın gelin o suyu bana, Ben sizi suya kandıracağım der. o alır su kabındaki suyu, parmaklarini açar, ve parmaklarınin üzerinden su döker, döktükçe parmaklarından Beşpınar fışkırıyor, Bütün askerler içerler ve su kablarınada doldururlar.

Peygamberimiz´in Mübarek Parmakları Arasından Suyun Akması Mucizesi

Rivayet 1

Hazreti Enes şöyle anlatıyor:

“Zevra ismi verilen bir yerde, üç yüz kişi kadar, Allah Resulü ile beraber bulunuyorduk. İkindi namazı için abdest almamızı emretti, fakat su bulamadık. Yalnız az bir parça su bulmamızı emretti; bulup getirdik. Mübarek ellerini içine batırdı. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Sonra, orada bulunan üç yüz kişinin tamamı gelip o sudan hem abdest aldılar, hem de su ihtiyaçlarını giderdiler.”
Bu mucizeyi, Hazreti Enes, üç yüz kişiyi temsil ederek haber veriyor. Mümkün müdür ki, o üç yüz kişi, şu haberi tasdik etmesinler? Hem eğer tasdik etmeseler, yalanlamamaları mümkün müdür?

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Vudû’: 32, 46, Menâkıb: 25; Müslim, Fedâil: 45, 6; Nesâî, Tahâret: 60; Ebû Dâvud, Mukaddime: 5; Tirmizî, Menâkıb: 6; Muvatta, Tahâret: 32; Müsned, 3:132, 147, 170, 215, 289; İbni Hibban, Sahih, 8:171; Tirmizî (Ahmed Şâkir), no. 3635.)

Rivayet 2

Hazreti Cabir bin Abdullah anlatıyor:

Hudeybiye günü halk susuz kalmış, Resûlullah’ın (asm) önünde bulunan su ibriğinden abdest aldığı sırada O’na (asm) doğru varmışlardı. Resûlullah Aleyhisselam, onlara:

"Size ne oluyor!" diye sordu.

"Mahvolduk ey Allah’ın Resulü! Mahvolduk ey Allah’ın Resulü!" dediler.

Peygamberimiz (asm):

"Ben sizin aranızda iken, siz mahvolmayacaksınız!" buyurdu.

"Yâ Rasûlallah! Yanımızda, senin ibriğindekinden başka, ne abdest alacağımız, ne de içeceğimiz su var!" dediler.

Bunun üzerine, Allah Resulü (asm) elini ibriğin üzerine koydu ve

"Alınız, Bismillah" buyurdu. Kaynaklardan kaynar gibi, hemen parmaklarının arasından su akmaya başladı! Müslümanlar, ondan hem su içtiler, hem de abdest aldılar.

Cabir b. Abdullah'a:

"O zaman siz kaç kişi idiniz?" diye soruldu.

Cabir:

"On beş yüz kişi (yani bin beş yüz) idik!" dedi.

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Menâkıb: 25; Mağâzî: 35; Tefsir: Fetih Sûresi, 5; Eşribe: 31; Müslim, İmâra: 72, 73; Müsned, 3:329; İbni Hibban, Sahih, 8:110.)

Rivayet 3

Hazret-i Câbir anlatıyor:

“Allah Resulü (asm) sahabelere “Abdest almaları için seslenin.” diye emir verdi. Fakat sahabeler su olmadığını söylediler. Allah Resulü (asm) “Bir parça su bulunuz.” dedi. Gayet az su getirdik. Sonra, o az su üstüne elini kapadı ve bir şeyler okudu. Ben ne okuduğunu bilmiyorum. Sonra dedi ki: “Kàfilenin büyük su teknesini getir.” Bana getirdiler, ben de Allah Resulü’nün (a.s.m) önüne koydum. O da elini içine koydu, parmaklarını açtı. Ben de o az suyu, mübarek eli üzerine döküyordum. Gördüm ki, mübarek parmaklarından çokça su aktı ve su teknesi doldu. Suya muhtaç olanları çağırdım. Hepsi geldiler, o sudan abdest alıp, içtiler. Sonra ben dedim: “Daha kimse kalmadı.” Allah Resulü (asm) elini kaldırdı; o su teknesi ağzına kadar dolu olarak kaldı.”


( Hadis-i Şerif , Müslim, Zühd, 74, no. 3013; İbni Hibban, Sahih, 8:159.)

Rivayet 4

sahih pek çok hadis kitabı Ebu Katâde’den naklediyorlar ki:

“Peygamberimiz (asm) çık­tığı bir seferde gecenin sonuna kadar yola devam etti. Sonra mola verip uyudu. Uyandığı zaman, güneş arkasına vurmakta idi. Benim ya­nımdaki abdest suyunu istedi. Ben de kendisine takdim ettim. Onunla abdest aldı, sonra bana dedi ki: "Abdestten arta kalan bu suyu sakla, ileride onun şaşılacak bir hâli olacaktır." Gündüz yola devam edildi, in­sanlar sıcağın altında susuzluktan perîşân oldular. Yetmiş iki kişi idik. (Taberî’nin nakline göre, üç yüz idik.) Hallerini Hz. Peygamber (asm)'e arz ettiler. Peygamberimiz (asm) de kendilerine:"Sizin zannetti­ğiniz gibi, helak olmuş değilsiniz! Şu benim abdest kabımı getiriniz!" buyurdu. Derhal getirildi. O da elini onun içine koydu ve onu dökmeye başladı. Peygamberimiz (asm) döküyor, ben de insanlara su veri­yordum. Yetmiş iki kişi geldiler, içtiler, kaplarını doldurdular. Sonra ben aldım; verdiğim gibi kalmıştı.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Mesâcid, 311.)


Öyle ise her şeyin bir fiziki sebebi var, Muhammed neden elinin üstüne su dökme ihtiyacı duydu ise, ben de ondan dolayı, ağzının genişliği dibinin derinliğinden geniş olan bir tastan, su veya süt içme ihtiyacı duyuyorum, aynı sebebin Hikmetine binaen, neden Yadırgayip bunlar batıl inanç kabul ediyorsun, Halbuki hepsinin dayandığı sebep ve hadisler ve ayetler var. Öyleyse niyet tenekeyi altına çevire biliyormuş, Öyleyse niyet ameli alalade bir fiil olmaktan, ibadet olmaya çevirdiği gibi, toprağı da altına çevirmeye, suyu da yağmura çevirmeye, sütü de kara çevirmeye sebep olur. ve bunu oluşturan ise, yine yaratan Rabbimizin mucizesi, Mehdi'nin de Kerametidir. daha hangi Keramet arıyorsun sen. ne yapalım Amuda kalkipda öyle mi yürüyeyim senin için ki, Keramet olsun diye. Öyleyse her işinizde amelinizde, güzel niyetlerinize dikkat edin, içinden geçen kötü bir fiil bile, iyi bir niyet ile ibadete dönebilir. kurban kesiyoruz, hayvan boğazlıyoruz, katillik ediyoruz, ama niyet ne, Allah adına kesmek, ne oldu, katillik olmadı, adı kurban oldu, yemek için kesmek de olmadı, ibadet oldu, katillik katillik hayvan katili, bugün kedi öldüreni hayvan katili İlan ediyoruz, köpek öldüreni hayvan katili İlan ediyoruz, Eşkiya gibi zulmedeni, zalim ilan ediyoruz, Peki kurban keseni neden katil ve zalim ilan etmiyoruz? çünkü niyetimiz başka, niyetimiz Allah adına kesmek, başında Bismillah deyip, Allah'ın ismi ile kesmek, Allahu ekber deyip Allah'ın şanı için kesmek, ne oldu? katillik değil, kurban kesmek ve ibadet oldu, Hem de bizleri sırat köprüsünden bile kolayca geçirecek bir binek ve vasıta olacak derecede bir ibadet oldu. ne ile, sadece niyet ile, o zaman fillerinizi yapmadan önce niyetlerinizi güzel tutun, o zaman bizim Tarikatımızı da yalanlamaya gerek yok, inkar etmeye gerek yok, safsata Bilmem uyduruk yol demeye gerek yok, Hepsi sünnete dayanıyor mu? evet evet dayanıyor, Evet o zaman daha ne? Tarikat Demek, öyle ha hu demek galgimak, veya semazen olup dönmek değil, dervişlikte Bu değil, tarikatta Bu değil, yolda bu değil, yol Muhammed'in sünnetine ve ayetlere uyan şeydir, ondan bir marifet çıkıyorsa o yol ve tarikat oluyor, yoksa Mevlana diye Semazen diye deli gibi döndur, seni bir yere götürmüyorsa, ne işe yarar, ney ile üfür dur.

###
########

Dünya nehirlerinin cennet nehirlerinden sayılması

Rivayet 1

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil cennet nehirlerindendir.”

( Hadis-i Şerif , Müslim, Cennet: 26.)

Rivayet 2

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Dört nehir cennetten fışkırmıştır: Fırat, Nil, Seyhan, Ceyhan.”

( Hadis-i Şerif , Müsned, II/261, 289, 440.)

Rivayet 3

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cenab-ı Hak cennetten beş nehir indirmiştir: Seyhan, Ceyhan, Dicle, Fırat ve Nil.”

( Hadis-i Şerif , Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, XVI/406-407.)

Zemzemin Bulunuşu Kıssası

Peygamber Efendimizin dedesi Abdülmuttalip bir gün Kâbe’nin yanında uyuyordu. Bir rüya gördü, rüyasında bir kişi kendisine “Ey Abdülmuttalib! Kalk, Tayyibe’yi kaz!” dedi, kayboldu. Ertesi gün, “Kalk, Berre’yi kaz!” dedi. Üçüncü günde aynı kişi, “Kalk, Mednûne’yi kaz!” emrini verdi.Rüyanın arkası kesilmiyordu. Dördüncü gün ise, yine o kişi, “Ey Abdülmuttalib! Kalk, zemzem kuyusunu kaz!” deyince; Abdülmuttalib; “Zemzem nedir? Kuyu nerededir? Diye sordu. O zât da, “Zemzem bir sudur ki, hiç eksilmez ve dibine erişilmez. Dünyanın dört bucağından gelen hacılara kifâyet eder. Cebrâilin (a.s.) kanadıyla vurduğu yerden çıkmıştır. Allahü Teâlâ’nın İsmail Aleyhisselâm için yarattığı sudur. Susuzları kandırır. Açları doyurur. Hastalara şifa olur. Yerini bildireyim. Kurban kestikleri zaman artıklarını bir yere dökerler. Sen orada iken kırmızı gagalı bir karga gelir. Gagasıyla yeri eşer. Karganın eştiği yerde bir de karınca yuvası görürsün. İşte orası Zemzem’in yeridir.”Ve diyoruz ki, Zemzem suyu yeryüzündeki suların en kıymetlisidir. Zemzem Cennet sularından efdaldir. Neden efdal olduğunun en güzel örneği de Miraç gecesi Cebrail (a.s.) Kâbe’nin, Hatîm denilen yerinde uyumakta olan peygamberimizin göğsünü yarıp, Kalbini Zemzem’le yıkamasıydı. Hazreti Ömer ra efendimizde zemzemin cennetten olduğunu söylediği birçok aktarımlar mevcuttur.
#####
#############

Rivayet odur ki Fırat ve Dicle Cennet ırmağı Nil Cennet ırmağı yine Zemzem de Cennetten akıp gelir diye hadisi şerif var, Peki bunların ucu yukarıdan bir yerden, Cennet denilen yerden akıp geliyorsa, o zaman uydudan çekilen fotoğraflardan, şöyle aynı hortum gibi bir suyun cennetin olduğu yerden dünyaya salınması ve onunda Fırat'ın ve Dicle'nin Nil'in çıktığı yerde birleşmesi lazım değil mi? Halbuki Fırat ile Diclenin hiç de öyle cennet farzedilen yerden filan gelen bir ucu yoktur. Aynı normal nehirler gibi onlar da bir kaynaktan çıkarlar, ya kar suyu Ya bir kaynaktan çıkıp Akıp gelmekteler, öyle olunca, İşte bizim tezimiz olan Cennet buradadır nasıl gerçek oluyor. Fırat'ın ucu öyle cennette filan değil, asıl Cennet Burası zaten, buradadogup burada akıp, burada ileri gidiyor, ve işte Muhammed miraca çıktığında, işte o gelecek zamandaki Mehdi zamanına ya da, ondan da belki ileri zamana götürüldü, ve gördük ki akan ırmaklar var, akan bir ırmağı sordu Cebraile Belli ki, o da dedi bunun adına Fırat derler, başka birisini gösterdi Bunun adına Dicle derler dedi, başka birisini gösterdi Bunun adına da Nil ırmağı derler dedi belki,öyle olunca Hz. Muhammed mirac ettiginde, o gittiği yerin Cennet olduğuna inandığı için, halbuki zamanimiza getirildi ve zamanımızdaki Akan ve kurumamış olan bu nehirleri görünce, bu nehirleri o zaman Muhammed bilmiyordu, Nil ile Fırat Dicle diye bir nehir olduğunu belki bilmiyordu, ve bunların Cebrail'in göstermesiyle, ve onun Miraç ettiği yerde görünce, oranında Cennet olduğuna inandığı için, dedi ki Cennettenakan yada cennetteki akan Irmaklar bunlar(Seyhan,Ceyhan,Dicle,Fırat,Nil) diye tarif etti. ve Bunlar gerçek de de Cennet Nehirleri, Çünkü zamanımız Cennet zamanı İse, O zaman bu Irmaklar hala, bizim zamanımızda kurumadı akıyorsa, Muhammed'in dediği ırmaklarda bunlar ya, onu bugün kü vaktimiz de akan Irmaklar manasında ve mikrac ettigi yerdeki Irmaklar manasında, yoksa bunların ucu Cennetten çıkıp geliyor da akıyor manasında değil, Ahirmzamanda hala kurumadığı ve çıktığı yerden hala aktığı için, O Muhammed vaktinde belki Zemzem daha öyle açığa çıkmamıştı, ismail vakitinden sonraki vakitlerde,zemzemin tekrar yer altina indiği rivayetleri var, yukardaki rivatteki gibi zemzemin tekrar peygamberimizin dedesi tarafindan onun vaktinde, Abdül Muttalip, alaca kargalara baktı ve Zemzem kuyusunu yeninden buldu ve yüze çıkardı diyorlar, ama Mirac oldugunda belki de daha o vakit tekrar açığa çıkmamıştı ve miracda gördü ki, Arabistan'da milletin Kabe'yi ziyaret için gittiklerinde, insanlarin Akın Akın bu sudan getirip içtiklerini görünce, bu ne dedi, Zemzem dedi Cebrail belki, o cennette akan su diye rivayet etti belki ve ama yine Onun gittiği yer mirac ettigi yeri o an cennet diye bildiğ için, yani asrimiz ve günümüzdeki cennette zemzemin de bulunması ve kurumdan hala akiyor olmasi, işte zemzem suyunun da Cennetten akıp geldiğini anlatıyor yani, ha bugün yani Zemzem da bizim vaktimiz de ki sulardan bir su, yani Arabistan'daki su, yani kurumamış, yok olmamış bir su, su kaynağı, ha bu bizim yorumumuz, hani bunun da %90 değil %100 dir diye garantisini veremem, ama siz de bir Tefekkür edin, benim fikrime sizde gelirsiniz, kabul edin, gelmezseniz, Tamam, o zaman siz kendi bildiğinizi kabul edin.

##########
####### ####

Yani yine su kaynağı, Mesela Pınar diye bir şey vardır, en küçük su kaynağıdır, o su kaynağının da, dipten çıktığı bir tane delik vardır, alttaki bir su kaynağından oraya fışkıran bir delik vardır, O kaynakdan gelen bir delikden, suyu aynı tazyikli hortum gibi Büngül Büngül Büngüldetir, aslinda Bingöl kentinin ismide burdandir, yoksa bin tane göl orda oldugundan degil ki zaten, Halbuki Bingöl değil büngüldemek demek, hani havuzda Eğer havuzu dolduran su, sol alttaki Bir hortum ile dolduruyorsa, alttan dolduruyorsun ve alttaki hortumun, suyun içinde ki yarattıgi delikten oluşan kabarcık gibi şeylere Büngüldemek denilir, Sanki Bingöl'de 1000 tane göl mi varda o isim verildi? Bingöl kelimesinin kökenide Büngüldemekten alınmış kelime. yani işte sularda yer altındaki bir kaynaktan Büngüldeyip çıkar, yahutta kar suları dagda erir de, onlar kendine bir yol bulur ve, aşağı doğru akar, O da çay olur ve çaylar birleşir Irmak olur, Irmaklar birleşir Nehir olur, nehirler Akar deniz olur, denizler Akar Okyanus olur,öyle olunca onlarin kaynaklarida Cennte ise, peki bu Cennet yer altında mı? Fırat ve Dicle'nin kaynağı yer altında, Cennet yer altında mı?

Neymiş Hitler dünyanın kuzeyinde bir delik varmış ve o, onun altına inmiş, orada bir tane daha Dünya varmış, gökyüzü varmış, Yani bu hikayeyi almışlar, biraz daha makyajlamışlar bu hale sokmuşlar uydurmuşlar, öyle bir şey yok, ve her şey nasıl Küçük'ten başlayıp da büyüyorsa, insan çocuk olaraktan doğuyor, sonra büyüyor genç oluyor, okula gidiyor, evleniyor, sonrada yaşlaniyor ve geri gidiyor, yine sayılar ya 1 den başlayıp yükseliyor, yahutta Bir de, birden aşağı inip eksiliyor ve ortada sıfır var, Yani bu Alpler'in tepesini düşünün, Altay Dağlarınin tepesini düşünün, bir tarafından Tırman,, bir tarafından da indiğin zaman, tırmanışın son tepesi işte sıfır noktası Tepe, Yükseliş arttı sayılar, indiğimiz tarafı eksi tarafi sayıları temsil eder, Öyle olunca Herşey Küçük'ten başlar, öyle büyür, küçüğü kabullenemeyen büyük olanlara eremez. Nehirlerde bir kaynakdan akip gelen, ve önce kücük iken birleşip cay yada nehir olan sulardir, ve kaynaklarida, bu dünyada işte, öyle olunca, onlarin kaynagi zaten burasi ise, cennete zaten burasi işte.

########
###############

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn

Meali :

Ey iman edenler! Sizleri Toplayıpta namaz için ayrıldığım zaman (öne gectigimde), hemen sizde Allah’ın zikrini bırakın ve alışverişi de bırakın (namaz icin hazirlanin). Eğer bilirseniz bu (Namaz), sizin için (onlardan) daha hayırlıdır.

(Sadakallahul Aziym CUMA Suresi 9. ayet)

Cuma suresindeki cumaya çağrıldığınız zaman ayeti yanlış, ayet yanlış değil, ayete verilen mana ve mealler yanlış, yıllardır Emevi uydurmaları ile ibadet etmişiz. Minare dinimizde yok, kubbe dinimizde yok, tepesine diktiğimiz Hilal diye bir şey, dinimizde yok, neymiş Hurma kütüğü varmiş, Muhammed yaslanıp da vaaz ve hutbe ediyormuş demişler ve hutbe verilen minber uydurmuşlar, Muhammed'in vaktinde cami diye bir yer yok zaten, cami mescid diye bir şey de yokdu, Muhammed'in evinde toplanıyorlarmış, namaz vakti geldimide birde birlikte namazı kılıyorlarmış ve hatta işte kendi aralarinda konuşup, alişveriş, yada zikiredenlerde oldgundan, onlari namaz vakti geldimi, Allahuu Tealanin, O (Hz. Muhammed) öne gectimi, bunlari birakmalari gerektigini emtrettigi o ayet icin, cuma namazı ayetinde, nüdiye ayetine verilen meal yanlış, nida kelimesi ile nudiye aynı kelime değil, sonunda ye var, yani birinci tekil kişi, o da ben demek, nereden çıkardınız Siz çağrıldığınızda kelimesini,"Ye" ben" Aslında "Na" kelimesindeki ileyna daki gibi bizim için ya da bizim üzerimize gibi mana sonunda geldi ve leküm kelimesi ile "sizin icin" oldu, Sen nasıl başardın da Başındakini nudiye kelimesindeki baştaki nunu nidanin önüne koyup da "namaza çağırıldığıniz vakit" kelimesi olaraktan aldın, ya da siz kelimesi olaraktan aldın, Yani kelimeye verilen anlam yanlış, o "nudiye" diye kelimesi Veda ettiğim de ayrıldığında manasında, ve sonundaki "ye" onu muhammedin söyledigini gösteriyor, Nereden çıktı Nida kelimesi baştaki nun takisini at, ortada veda kelmisi bariz bir şekilde duruyor ve nerden çıktı da bu nudiyedeki çağırmak manası olsun, yani veda veya avdet kelimesinden türeme bu, avdet kelimesi ise veda kelimesinden Türeme ve ayrılmak manasında. ve ondan sonraki gelen cümledeki kelime namaz için kelimesi var, ve ondan sonraki kelime eger "cuma namazı için" olsa "lis Salatıl cuma" olacaktı ama öyle demiyor, "min yevmil cuma diyor, Min ise "den, dan" demek, o zaman cumadan ayrıldığında desek oda degil ben sizden ayrilipda öne namaz icin gecince manasi burda, yine oradan "fesav" kelimesi var, yine avdet kelimesinden türeme, emir kipi, ve manasi "ayrılın" neden? zikirden ve alışverişten bilirseniz Bu sizin için hayırlıdır. Hani nerede burada cuma için toplanin, birçok cuma için hadisler var, Hutbesi var, bilmem ortasında oturması var, Hepsi yani baktığımız zaman bir çoğu Emeviler'in uydurması oluyor, Bir de onlara mübarek Böyle bir gün lazim, çünkü Süleyman peygamber gibicikip padişahlik yapacak bir yer lazim, müslümanlarda halifelik derdinde, reislik derdinde, imamlık derdinde, bu herkesi peşine takma derdinde mehdilik ve Şöhret derdinde. bu Saltanat bu cuma namazı olunca tadi çıkıyor, cuma namazı olmazsa, nerede süreceğiz bu saltanatı, vaaizci hocalar imamlar bu saltanatı nerede süreceğiz başka. yani hepsi uydurma, gözüken köye rehber gerekmez, bakarsın bu statanat bütün hocalara hacilara tatlı durumuna gelmiş, din bu hale getirilmiş, Kur'an bu hale getirilmiş,

Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

‘Yemin olsun ki; birisine emredeyim insanlara namaz kıldırsın, sonra Cuma namazına gelmeyen kimselerin evlerini kendileri orada iken yakıvereyim istedim’ buyurdu.”

( Hadis-i Şerif , Müslim 652/254, Ahmed 3743, 3816, 4007, 4295, 4398)

Cuma namazına gelmeyenin evini yakayım diye Hadis var, Allah'ım ya Rabb'i ya Rasulullah, Muhammed gibi merhamet ile muamle eden birisi cumaya gelmeyenin evini yakacak, Muhammed değil Neron, Romalı Neron. vay vay din bu haldeyse, bunun Neresini düzelteyim, Neredesiniz Bakin şimdi, bak fikir ile Bir Adım Bile gidemeyiz, yani böyle olursa, bunu bende şimdiye kadar onların verdiği mana ile öyle inandım, öyle yorumlar yaptım, bizde aynı Çince gibi, ayetin tamamının mealini ele almış kabul etmişiz, Çince'de kelimeye degil cümleye man verilir, ve bizde onlar ne mana verdiyse kabul etmişiz, şimdi parça parça, kelime kelime inceleyince bunlkari idrak ettim, benim arapçam İmam Hatip Arapçası, ilahiyatçılar Nerede, o Mısır'da okuyanlar nerede, Bunu niye görmediniz, Hani nerede cuma için çağrıldığınızda ayeti, O nereden çıktı, Çünkü Hristiyanların pazarı var, Yahudilerin cumartesi si var, bizimki de cuma olsun etmişler. birisi de Musa Allah La güreşti, birisi de Davut Allah'la savaştı mealari vermiş Tevratada, hangi birini düzeltleyecen hangi birini.

########
#####


Birde burada kıble meselesi var. imamı Ebu Hanife diyor ki : zamanında Çorabın üstüne mesh verilmez dediydim, ihtiyarladım o hale geldim ki, ayaklarımı yıkayamaz hale geldim, ve sözümü kendim inkar ettim, "Çorabın üstüne mesh verilmez" hükmünü kendim çiğnedim, Çorabın üstüne mesh vermeye başladım diyor. Yani biz de bazen abdest yerine teyemmüm ile namaz kılarız, su olmasina ragmen teyemmüm ile, ve yine oturarak namaz kilarim yine bazen, ve hatta öyleki kolttuğumun yönü nereyse o anda otururum ve o yöne dogru namazını kılarım, KIBLE falan aramam. Hani burada açıklıyorum da, biliyor zaten beni izleyenler. ve bizi görenler diyor ki Dinimizi bozuyor bu adam diyecekler. şimdi açıklayacağız resimleri de oraya koydum zaten. Dünyanın ortası Kabe diyelim, herkes Kabe'ye dönüp de namaz kılıyor, Tamam öyle bir şeye ihtiyaç var, Tamam kabul ettik, ama Dünya dönüyor mu her an? dönüyor, Dünya birde Güneş'in etrafında dönüyor mu? Dönüyor, Dünya güneşle birlikte bütün gezegenlerle O da başka bir güneş etrafında biz döndürüyormu? döndürüyor. Şimdi ben buradan sabah namazında Kabe'ye Döndüğüm zaman, Kabenin arkasına dogru düz giden yol ve yön ile dünyadan çıkıp giden yön, hangi yön? ve Kabe Aslı Kabe'nin(Kabe Kavseynin) İzdüşümü diye biliyoruz, öyle olunca, ben sabah bir yana döndüm, Kabe'ye döndüm diye, ama öglen olunca dünya döndü etrafında, ve güneş ise dünyayı başka bir yere döndürdü, ben öğle namazında benim Kabeye döndüğüm yer sabahki yön ve yer degil ki. Aslı Kabe ne tarafta, bu sabahki döndüğüm tarafta mı, öğlen döndüğüm tarafta mı, akşamki döndügüm tarafta mı, O zaman bu Kabe sadece bir simge, ve imge, insanlar belli bir tarafa dönsün diye, Yoksa Allah Kur'an'da diyor ki.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh(vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm.

Meali :

Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

(Sadakallahul Aziym Bakara115. ayet)

Hangi tarafa dönerseniz dönün Allah'ın vechi o taraftadır. Ben Namaza durunca, ve benim koltugun yönü namaz kilarken, evimin penceresine doğru olunca, kiblye dogru olmayinca, Allah o tarafta değil mi? İlla Kabe'ye dönmem lazımmiş değil mi? Hani Allah her yerdeydi, Ey Müslüman, Ey Müslüman, Sen daha Allah'ın her yerde olduğunu inkâr edip de, bu davalarda kayboldunuz, Ben ise namaz icin kible niyetine bir yöne döndüğüm zaman, her yerde olduğuna iman ediyorum, Sen ise Allah bir tarafta diyorsun, ve yönünü Sadece KIBLEYE tutuyorsun, Allah her yerde ise, ben ne tarafa dönersem döneyim, Allah o taraftadır demek bu demek değilmidir ki. Bu demek degildir ki Kabeyi yıkalım, o artik lazim degildir, Ben bunu da kastetmiyorum, Kabe'ye dönmeyelim deyip de bunu da kastetmiyorum, fakat Allah'ın her yerde olduğuna inanan bir kimse, yönünü ne tarafa tutarsa tutsun, Allah onu görür duyar bilir, bu yani anlattıgim, resmini de koydum yukari oraya işte. şeytan ayrıntıda gizli, ayrıntılara dalan kimse, dinden de olur imandan da olur. Ve sen bana Allah bir tarafta diyebilir misin, Dün insanlar, Allah Hz. isa nın içinde diye, onu paran pinçik ettiler, gayeleri Allah i öldürmek, yine Allah zekeriyya aleyhisselamın içinde diye zekeriyayı da kestiler, ve Sen eğer Kabe, kabe ezan, ezan dersen, kafir şeytan ve askerleri Kabe yide yıkacaklardir, Çünkü sen Böyle yapmakla, Hedef gösteriyorsun. Allah ne bir yöne, ne de bir insana, Hatta bir peygambere, Hatta bir kitaba muhtaç değil, Allah'ın sesi de her yerde, sözü de, kitabı da, Peygamberi de her yerde, Hazreti Musa yok iken, Davut var idi...... öyleyse Allah bir peygambere de muhtaç değil, insana da muhtaç değil öyle . ondan sonra

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.

Meali :

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın Zat’ına döndürdüm. Ve ben, müşriklerden O’na ortak koşanlardan değilim.

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 79. ayet)

ve Raşidi Tarikatina intisab edipde, Zikirlerimizden biri olan, bu yukardaki ayeti okumaya devam eden, her kimsede, bu hukuk tecelli edip, o ayetlerin manasi, ve KIBLE ve yön meselesinin de nasil oldugu, yag gibi bariz şekilde anlaşilcakdir, o ayete devem etmeyenlerin kafasi elbet basmaz, ve anlayamayabilirler.


#########
#################

Yıllardır Kuran'ı Kerim bozulamaz, Hatta ayetleri ve harflerinin sayisi bile bellidir diye biliyoruz. ama ben bu kuralı bozdum, geçen Nebe suresindeki,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lâ yezûkûne (la yerzugune) fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).

Meali :

orada (cehennem ehlinin oldugu yerde) onlara serinletici soguk bir şerab veya içecek yokdur. (yada orada onlar onun ile (soguk içecekler ile) riziklandirilmazlar).

(Sadakallahul Aziym NEBE-AMME Suresi 24. ayet)


onları rızıklandırılmaz ayetindeki "R" harfinin Unutulduğunu açıkladım, Demek ki eksik tarafı varmış, onu yıllardır, kimse, bu katı Kural sebebiyle Fark etmemiş. yine Hazreti isa ölmedi geri gelecek diye inanılıyor, Halbuki ölmüş, geri gelirse ancak yeniden çocuk olaraktan doğup da geri gelebilir. yine Hazreti Muhammed'in Uhud Savaşı'nda Düşmanlarca öldürüldüğü ortada görülmüş, ve kafirlerce başardık Yaygaraları çıkmış, Ve o anda deniyor ki, Muhammed uhud a çıkmış ve "ben buradayım, gelin buraya,ben ölmedim." demiş deniyor yine. Yani Muhammed de orada ölmuş, ama gecenki vaazin brinin konusu bu idi

Arrowunten

"Kaldığı Yerden - Öldüğü Yerden Devam Eden"

dedik iki tane Tez imiz var, bir tanesi, bir tane orada ölen Muhammed veya isa var, Bir tane de ölmeyip devam eden var, devam eden, ölmeyip devam eden ise, klon Muhammed, ölmeyip devam eden yine, klon İsa. Bunu nasıl açıklayacağız. Yani Hızır Aleyhisselam Gelecekte bir yerde zamanda yolculugun keşfolduğu yerde, oradan gelen adam, ve iyilerden olan adam. Öyle olunca onun görevi, iyilerin başında ki, yolunda gitmeyen işleri düzeltmek ile görevli. ve uhud harbinde gördü ki Muhammed öldürüldü ve zmanin aksami degişti, ve hemen geri gitti, Muhammed'in bir önceki halinin klonunu çıkardı. onun(HIZIRIN) zamaninda, gelecekteki zamanda, insan klonlamakda keşf olmuş demek ki, öyle olunca, bir tane Muhammed'in klonu getirilip, orada Ben ölmedim buradayım diye devam eden Muhammed ile bu yol desteklendi, veyada klon olan Muhammed öldü, asli devam etdi, Muhammed ama, klonlanmış Muhammed haliyle ile tekrar devam etti. Yine İsa için aynı şey, O ölmedi hikayesi, aynı şekilde, gelecekten gelen adam, Hızır Aleyhisselam bunu böyle yapabilir değil mi? Gelecekten gelen adamın böyle olayları değiştirdiği ayetlerini Kur'an anlatıyor. Bunlarda bizim degişmez diye bildiğimiz, ve de biraz aklınızı karıştıracak kadar zor olanları, Yani geçen hafta vaazda anlattik, ve Kuran'a Darwinin evrim teorisi de sokulmuş, ve İbrahim Aleyhisselam, salak, neandartel bir insan halinde tarif edilmiş, ve bunun o salaklığı ilede, insanın evrimle bu hale geldiğini anlatmak için, Kuranı Kerime böyle bir ayet sokulmuş, kim farkında bunun? Kimse farkında değil, çünkü hep Kur'an bozulmaz, değişmez diye katı kurallarımız var, Haydi siz düşünün ve Tefekkür edin artık bundan sonrasini.

######
################

Körler ve sağırlar, Allah ın hata ürünü müdür?

Bugün zamanımızdaki Körler ve sağırlar, "Bizler, Allah'ın hatalı ürünleri miyiz" diye isyan etmekteler, ve körlük ve sağırlık Allah ın hata ürünü müdür?

Nakşibendi tarikatına girdikten sonra, ilk defa Nakşibendi şeyhi olan, Seyyid Abdulbaki Hazretlerini ziyaret ettiğimde, menzile ilk defa gittiğimde, abdest aldım camiye girdim, Cami daha yeni yapılmakta, kaba İnşaat halindeydi, Ama içinde namaz kılınıyordu, ve caminin alt katında namaz kılınıyordu, şu anki yerinde değil, bodrum katında, Belki şu an orası, Kur'an kursu şeklini almıştır, ve Ben abdest alıp içeri girdiğimde, caminin içi dolu gibiydi, ve ben ayakkabılığın olduğu yerdeki, namaz kılınan, halı serilmiş yerde, namazımı kılmaya durdum, ve yemin olsun ki, ben namaza durunca, sağ tarafımda, kendimin aynısı olan, fakat çok zayıf olan bir genç geldi, sağ tarafımda namaza durdu, Ben namazı kılmaya başlayınca güçlendi, beni koydu, sol tarafıma geçti, Daha sonra sol tarafımdan da ilerleye ilerleye, caminin içine doğru gitti, ben de ilk sünneti kıldıktan sonra, acele ile onu takip için, bakmak için caminin içine girdim, caminin içinde de, saf saf ilerleyerek önden imama doğru gittiğini gördüm, yeşil bir gömleği vardı, ve bunu hakkal yakın gördüğümde, anladım ki : Benim Namazim yeni bir insan halindeki yeni bedenimi oluşturmakta, Yani bir canım meydana gelmekte, bir beden ve bir insan oluşturulmakta Namaz ile. Ve burada Peygamberimizin şu yasakları aklıma geliyor, kendi yeni Tez imdir ispat edilmiş bir Tez değildir, ama keşfen anladığım ve benim hakkal yakin bildiğin bir şeydir. Keşfen benim bildiğim bir hakikattir ki, Peygamberimiz demiş ki : namazda etrafiniza bakınmayınız ve gözlerinizi de yummayın diye yasaklamıştır. Namazda gözleri yummak, ve etrafa bakınmak yasaklamıştır. Peki neden? Bunu bilen var mı? benden başka kimseden Duydunuz mu bunu mu duymadınız. Bugün Metin Şentürk gibi Gözleri kör olan kimseler, işte namazda ibadet eden bir kimsenin, gözlerini yumması sebebiyle, onun oluşturduğu beden olan insanın, Yani onun namazı, o kimsenin namazı, kör bir insan bedeni oluşturmakda, ve işlem tamam oluncada, cennette böyle kör bir insan olarak yer bulmakta, yani dünyamızda yer bulmakta, bir insan bedeni oluşmakta, ama Aşık Veysel gibi, yahut Metin Şentürk gibi, veya Steve Wonder gibi, işte gözleri kör insan oluşmakta. her şeyi Tamam ama, onun için Gözleri ama ve kör olan insan oluşmakta. Halbuki orada Namazda Biz Allah a Miraç etmekteyiz, Allah'ın huzuruna vardığında, sen gözlerini yumarda O na dogru Allah'a bakmazsan, Allah'a bakmak nedir secde yerine bakmaktır, Allah'a bakmak değil aslında ama, Allah'ın huzurundan veya temsili misal ile Başbakanın huzuruna çıkan birisi onunla görüşürken gözlerini yumupda Başbakana Bakmadan öyle konuşsa, nasıl bir edepsizliktir degilmi? Bu bir edepsizlik, ve edepsizliğin ve debsizlerin de çarptırıldığı cezası, cezası işlemi, Senin Namaz, yeni beden oluşturduğunda, beden işte Kör halde, aaama bir şekilde beden oluşturulmakta. işte Metin Şentürk veya stivie Wondur olmak da bunlar. Bu bir ceza mıdır? ceza evet Tamam. Peygamber efendimizin İbni Mektum adlı bir Ashabı varmış, ve o kör imiş. ve o demiş ki : yağmur kar oldumu, hani orada kar olmuyor ama, soğuk Bilmem şiddetli yagmur oldumu ya çok karanlık oldu mu, Ben camiye(Allah Rasülünün evinin bahcesine) gelirken düşüp yarlanmakdan korkuyorum, düşerim bir yerimi Yaralarım diyerekten korkuyorum, O yüzden öyle gecelerdeveya günlerde, Ben mescide gelmesem olur mu, ya resulallah, Yatsı namazına gelemediğim zaman, bana ceza varmıdır, diye sorunca, Sen namazları hiçbir vakit bırakmayacaksın demiş peygamberimiz. İşte o cefasını çekmiş, zahmetini çekmiş, ona bir vakit bile namazı cemaat ile kılmayı terk etmek yok, camiye gelmek mecburiyetinde idi, onun o hali ile, işte şu anki cennetteki körlerimiz oluşturulmakta. onlar yani Körler de cennete girdi.Ey Körler şu an Mehdijnmin vaktinde ve Bu Cennette yaşıyorsaniz, İbni mektubun o mescide ve cemata devam etemsi sebebiyle. işte onlar, Namazda, namaziniz ile bir insan Bedeni oluşturulmakta, Ama bu kör ise bedenleri saglikli amam bir azasi noksan yoksa ve başka azlarida noksamn olsa idi olmazdi degilmi, var, onlarda var, sakat insanlar da var burada. insan olmaktalar, fakat gözlerinden yoksun, şükretmek lazım, ve kötürüm ve başka bir yerlerindeki azarlarida hasarlı olsaydı, daha mı iyiydi. yani onlar da cennetimiz de ki kimseler. Ama ne, Namazda o an, Allah ile görüşmede gözlerini yuman kimse, bir edepsizlik ettiği için, o namaz kılan kimsenin veya bizim hatamız olan Bedenler şu an. namazı kılarken efendimizin sözüne uymalıdır. ya sanki orada adam bir şuura giriyoruz, daha bir şuurla namaz kılmak için,bir fikir oluşuyor ve Gözlerimiz açılıp açılıp kapanıyor, İşte benim bütün olmam, Vahdeti Vücut olmam, benim Bunu çokca yapmam demek de, Adem atamiz yaratılalidan bu yana, günümüze gelesiye kadar, çokça aama ve kör insan dünyaya gelmiş, ve onların hepsinin, şu anda Eğer ki cezaları cezaları bittiyse, Artık için benim Bunu gözlerimi çokca bu harekti yaparakdan cennete almam demek olur, anlayın ki, onların sayısı kadar insanın kendi Cennetimize alabiliriz şu an, dün dünyamızdan ama olan o insanlar Aşık Veysel veya Metin Şentürk idi. Bunlar yeni İbni Mektum lar, Muhammed'in ki gibi bunlarda Mehdi aleyhisselamin ibni mektumlarinin yeni halleri,hepsi bu ona yani o kadar o kadar Muhamede ve dinine aşikmiş ki, karanlık bir gecede düşmez Şaşma veya bir yerine yaralama aşkına da olsa, Muhammed Aşkından Vazgeçme miş, cemaatten vazgeçmemiş, Hatta demiyor mu ki Muhammed, savaşa gittiğinde kadınların başında kalacak erkek kimse kalmamış, ve onu Bütün Kadinlara İmam ediyor, kadınların başına geçirmiş, gözlerinden yoksun bile olsa, ama erkek olduğu için,Kadinlarin hepsine imam olma rütbesini kazanmış, kadınlara imam olmuş, bütün ashabının kadınlarının imami olma rütbesini kazanmış. Sizler, ey zamanimizin körleri, sizlerde bu Şerefe ermişsiniz. Yani en yüksek kadınlar bile bu rütbenin bir basmak altinda. Demeyinc Allah bizi unutmuş, Allah'ın hatalı ürünleriyiz diye isyanda etmeyiniz, Hayır hayır Allah sizi unutmamış, en iyi kadından, En üstün evliya kadından bile, bir Üst derecede, onunda üstündesiniz, siz onlara imamsıniz, İmam olmuşsunuz.Allah'a isyan edipte küfre girmeyin. hemen sizden Evet hatali ürünler siniz kimin hatasi peki Namaz kılanlarin yaptığı hatadan dolayi. Hemen hemen şuurlu namaz kılmak kastıyla hepimizin gözlerimizi yummması sebebiyle meydana gelmiş olan hatali ürünler. namazlarıni gözü kapalı kilan insanlarca oluşturulmakta ve işte sizlerr hatalı ürünler oluyorsunuz, bizim namazımızın zellelerisiniz, Yani zelle demek hata demektir. namazda bilerek yapmış olduğumuz hatamız. Yine Namazda etrafınıza bakınmayı da yasaklamış Peygamber. namazda sağa sola bir başka bir yere ve şeye bakılmaz, mecbur kalmadıkça, sağa sola bakılmaz, işte sağa sola başka bir şeylere bakanların namazları da aynı yumanlrin gözlerini kör olduğu gibi, onların ki de şaşı yada alaca gözlü insan olur. Allah'ın huzurunda gözlerini başka yere kaçıran insanın hali. misal düşünün Başbakanın yanına gittimi onunla konuşup görüşürken, Başbakana bakmayıp da etrafına bakıyorsan, Ne kadar edepsizlik degilmi, ha gözlerin yummuşsun Ha orada Başbakana bakmak yerine onun yüzüne bakmayipda etrafa bakınmak, Yani Allah'ın huzuruna çıkıp da Allah'a doğru yönününe tutmamakda böyle, etrafa bakınmak, etrafıyla meşgul olmak, işte Bunun cezası da Şaşı olaraktan dünyaya gelmektir vesselam.

############
################

YouTube'da Sinan Canan'ın seyrederken aklıma takıldı, insan yaratılırken beyni ne zaman yaratılıyor meselesine girersek. Beyni kaçıncı ayda yaratılmaya başlanıyor hikayesi. Sen bir resim yaparken, sen bir insansın, insan, halifeyi ruyi zemin, ve sen bir resim yaparken, insan ya da hayvan resmi, Bu resmi, hayvanların kine kuyruğundan mı başlıyor, insanlarınkini ayağından mı başlıyorsun resim yapmaya, yoksa ilk önce kafasımı çizilir resimin? O zaman öyle iki üç ayda 4 ayda Bilmem 5 ay da filan yaratılmaz beyin, hatta ilkbaşlangıçta beyin zaten oluşturulur,yani önce deniz yapilip, icine denizlermi dökülür, yoksa nehirler caylar önce halkolup, onlara aka aka denizemi dökülüpde deniz meydana gelir, yine önce baklavayada cörekler yapilipda tepsiyeme dizilir yoksa tepsi konulup icindemi cörek yapilir gibi bişeyler yani. Beyin de her zaman ilk başta oluşturulan şeydir, en başta parmağı ucundadır, sonra kafaya çıkar, oradadır, Beyin düşünme yeri yani, o işi oluşturma Merkezi, her şeyi oluşturma Merkezi, kendisi oluşturuyor, kendi kendini oluştururken, beyni olmazsa nasil oluşturacak, O hücre kendini oluşturuyor, kendini oluşturan bu şeyin de aklı olmazsa nasil nere göz olcak bilcek neresi kulak olcak bilcek ki, yine hani Allah yarattı Tamam Allah yarattı ama, Allah fizik ve kimya biyoloji kanunları koymuş, Allah o hücreye kendi kendini üretip yaratma kuvveti vermiş, Allah elbette anne karnındaki cocugu, geldi hamur yoğurur gibi yoğurdudami yapti, var mı böyle birşey, orada bebek şeklini vermek icin, çamurdan, ya da bilmem başka şeyden mesela macundan bir bebek mi yapiyor Allah, Halbuki allah ilk hücre sperme bir bilgi ve beyinm vermiş o kendi hücrelerini, kendisi kendini çogaltti, kendini böyle meydan getiriyor, ve bunu böyle halk ederken, içinde Aklın olması lazım ki, neresinde ne olması lazım olduğunu bilsin, Ve bu İlk önce insan resmi yaparken nasıl kafasını yaparsam, Allah da onun kafasıni yani beynini ilk önce halk edince, zaten ilk işi haydi yap bebek halket diye kün deyince Allah, kendi kendini üreterek, Yani kendi kendini oluşturuyor, böyle olunca aynı resim gibi, ilk önce ve bademin ucundaki kuşeyri çücüğü gibidir gibidir aklin oldgu yer, kuşeyri ve O an bugdayin yada bademin başı gibi, insan halinde ise beyin ve aklin Merkezi halindedir. insanın elini çizmeye başladım elle nereden başlarsın küçük parmaktan başlamazsın herhalde, bazılar küçük parmakdanda başlayabilir, ama baş parmak diye bir şey var, yani baş parmaktan başlarsak cizmeye değil mi, Her şeyin bir başı var, at çiziyorsun yine bacağından başlamaz, yelesinden başlamaz, başından başlarsin, her şeyin başı, öyle Allah da hücreye bir baş vermiş, akıl vermiş, aklı içinde zaten, onun icra makamı çalıştırdıktan sonra bölüne bölüne neresi ne olcak bilir ve oraya başka bir baş tayin oluir oda orayi yaratir yine digeer kol göz ve en son aslinda beyin amma aslinda ilk anda ilk hücrede vbir beyin vardi zaten düşünebiliyor zaten, böyle böyle hemen çocuk yarattığı, yani yaratılmış olan varlığı meydana getiriyor, Yoksa Allah adama kadina elini uzatıp, içinde rahminde orada macun gibi bir şeyden çocuk şekilde oluşturup da ondan sonra ruh üfleyerek çocuk olmuyor, yani hücrenin aklı olması lazım ki, kendi kendini, bölünerek Çoğaltıp, nerenin göz, nerenin kaş olduğunu bilip, ve ona göre bir yaratılışla buluşturmaya gitmesi lazım, Öyleyse sperm zaten gittiğinde, olacak şey içinde yazılı zaten, Akıllı zaten, aklı içinde zaten, Öyle olunca beyin ilk oluşturulan şey zaten, beyin demek akıl demek zaten.

#########
################

Geçen haftaki sesli vaazda anlattığımız, kafirlerin isa Aleyhisselam'a ve Mehdi Aleyhisselam'a düşmanlık etmelerinin sebebi, Allah bizleri yarattı da, peki niye öldürecek, niye kıyameti başımıza koparacak, o zaman bir biz onunla savaşıp, onu yenersek, bizi öldüremez, kıyameti de koparamaz hikayesiyle, şeytana destek çıkıp, şeytanın taraftari olup, Allah a, ve Mehdiye, ve Allah'ın peygamberlerine düşmanlık ediyorlar ki, İsa Aleyhisselam'ı da o yüzden kesip biçmişler. şu an Mehdi'nin kesin olaraktan kim olduğunu bir bilseler, Onada yapacakları aynı şey ki, zaten Muhammed hadislerinde

DECCALE KARŞI ÇIKAN MÜ’MİN

Ebu Said el Hudri’den (Radıyellahu anhu) rivayet edildiki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu “Deccal çıkar, onun karşısı na mü’minlerden bir adam çıkar. Deccalin silahlı muhafızları onun karşısına çıkar ve nereye (gitmek) istiyorsun? derler. Mü’min derki ‘Şu çıkmış olan kişiyi kast ediyorum’ Muhafızlar ona derki ‘Rabbimize iman etmiyormusun?’ Mü’min derki ‘Rabbimizin gizli bir tarafı yoktur.’ Muhafız lar ‘Onu öldürün’ derler. Bazıları diğerlerine derki ‘Rabbiniz kendinden habersiz hiç kimseyi öldürmekten sizi nehyetmedimi?’ (Ebu Said) Derki ‘Onu Deccal’e götürürler.

Mü’min onu görünce, ‘Ey insanlar! Şu, Resu lullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) bahsettiği Deccaldir’ der. (Ebu Said) Derki; Deccal derki: ‘Onu tutun, onu ikiye yarın.’ Sırtı ve karnı sopa ile dövülür. (Ebu Said) Derki; Deccal ona derki ‘Bana iman etmeyecekmisin’ (Ebu Said) Derki: Mü’min ‘Sen yalancı Mesihsin’ der. Deccal emreder testere ile iki parçaya yarılır, hatta iki ayak arası ayrılır. (Ebu Said) Derki sonra Deccal iki parça arasında yürür, sonra ona ‘Kalk’ der. Sapasağlam ayağa kalkar. Sonra ona derki ‘Bana iman etmeyecekmisin?’ Mü’min derki ‘Ancak senin hakkında basiretim arttı’ Sonra derki ‘Ey insanlar! Bu, benden sonra insanlardan hiç kimseye bir şey yapamaz’ (Ebu Said) Derki Deccal onu kesmek için yakalar, boynundan köprücük kemiğine kadarki kısmı bakır yapılır, artık ona güç yetirmeye yol bulamaz.

(Ebu Said) Derki Deccal onu iki eli ve ayağından tutar ve atar. İnsanlar onu ateşe attığını zanneder. Ancak o, cennete atılır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki ‘Alemlerin Rabbi indinde şehadet bakımından insanların en faziletlisi bu kişidir.’

(Müslim)

Allahu alem bu Ahmet Cemal Kaşikci olayi, ve o adamin ahirzmanda kesilmiş olmasi, bu olayi teyid eden bir durum, ve o adam, bu adam olabilir allahu alem. dogrsunu Allah bilir.

Allah diyen bir adamın Deccal karşıya gideceği, bu arada onun askerlerinin, onu tutup da Deccal karşısına çıkaracağı, ve hatta onun, onu Mehdiyi yada o adamı kesmeye kalkacağı, ve ikiye böleceği, tekrar diriltecek, sonra da, Kendisinin onun tanrısı olduğunu ikrar etmesini isteyecek olmasi, bu adaminda, Senin Deccal olduğunu şimdi daha iyi anladım diyeceğini, ve sonra tekrar kesmeye kalkacağını, ve fakat Allah'ın, Mehdi'nin ya da o adamın Omuriligini, bakır ve gümüşten yeniden halk edeceğini, ve deccalın da bir daha kesemeyeceğini, ve orada Onun gücünün Tükeneceğini Peygamberimiz rivayet etmiş. böyle olunca, onların korkusu Allah'ın Kıyamet ile onları öldürmesi yok etmesi, ve biz dedik ki geçen sesli vaazda, güya Allah, kainatı domino taşları gibi dizmiş, ve onu yıkmak için dizmiş diye algılıyor lar, Halbuki Geçen ki anlattığımız mesele olan, ölümsüzlüğün sırrı çözülürse, Ben kainatın prototipi isem, ve Ben ölmeyince benim kainatta yıkılmamış olur, sen yine bir kainatsın, Sen de ölümsüz olunca, ölmeyince, senin Kainat yine yıkılmamış olur, ve bizler hepimiz birleşerekden tırnağı, sonra parmağı, sonra kolu, sonra da bedeni, Yani Voltrani oluşturmuş oluruz, Öyle olunca Voltran da büyük Kainat demektir, hepimiz ölümsüz olunca, artık kıyamet de kopmamış olur. ama bu bir Tez dir, taaki antitez ortaya konasiya kadar. ve Allah Kur'an'da buyuruyor ki,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَفَأَمِنَ الَّذِينَ مَكَرُواْ السَّيِّئَاتِ أَن يَخْسِفَ اللّهُ بِهِمُ الأَرْضَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لاَ يَشْعُرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E fe eminellezîne mekerû seyyiâti en yahsifallâhu bihimul arda ev ye’tiyehumul azâbu min haysu lâ yeş’urûn

Meali :

Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 45. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ أَرَأَيْتَكُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلاَّ الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul e raeytekum in etâkum azâbullâhi bagteten ev cehreten hel yuhleku illâl kavmuz zâlimûn

Meali :

De ki: “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?”

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 47. ayet)

Allah'ın azabının ansızın sizi yakalayıvermeyeceğinden emin misiniz.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَفَأَمِنُواْ مَكْرَ اللّهِ فَلاَ يَأْمَنُ مَكْرَ اللّهِ إِلاَّ الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E fe eminû mekrallâhi, fe lâ ye’menu mekrallâhi illâl kavmul hâsirûn.

Meali :

Yoksa Allah’ın tuzağından azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah’ın tuzağından (böyle) mühlet vermesinden hilesinden (Allah’ın kendilerine azap vermeyeceğinden) emin olamaz.

(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 99. ayet)

kimler Allah'ın mekrinden güvendedir. Ayetler gösteriyor ki, bu konuda garantimiz yok. Hani o şu zamanda Allah'ın kıyameti koparmasından korkanlara İşte bu bir ümit ölümsüzlük ve sonsuzluga ulaşmak, ve yarın Allah'ın kıyameti koparmayabileceği umudu ile yaşasınlar, ama Allah'ın mekrinden de Emin değiliz. Vallahi Allah, insanlık hakkındaki fikrini değiştirebilir. işte o yüzden havf ile reca arasında, yani korku ile Ümit arasında yaşamamız gerektiğini de unutmamamız lazım. ve yine rivayetlerden biliyoruz ki, Cennet denilen yer sonsuzluk, ve ölümsüzlük Diyarı, ve ibadet yok, namaz yok, oruç yok, zikir yok, Sadece dilediğini ye, dilediği iç, rahat ve huzur içinde, barış içinde, insan gibi yaşanılan yer. Öyle olunca işte biz de Kur'an'ın ahkami ile yaşarsak, zaten dünyada, o Cennet denilen yer kurulmuş olacak, ve ölümün çaresi de bulununca, sonsuzluk olacak, ve biz anlattık ki, zayıflamanın çaresi, Besmelesiz yemek içmek dedik, besmele ile yemek yine şişmanlamak ve güçlenmek icin dedik. Ben, sen, o, yemekleri Besmelesiz yiyince, insan ibadetlerdende, yavaş yavaş soguyor, namazlar gider, oruç gider. Zaten bunu yaşayan, namazsiz, abdestsiz, dinden biihaber, bicok bir insanin dünyada ve Türkiye'mizde Bolca örnekleri var. Adam 20 yaşına veya 30 yaşına kadar namaz kılmamıştır daha, sonra namaza başlar, niyaza başlar, duaya başlar, Besmele ile yemege başlar, besmeleli yeme içmeye başlar, Daha önce bunları yapmayordur işte, ve dikat edeerlerse o vakitlerde zayiftirlar fittiriler, aynı şeyin ters çevrilmiş haline, Bizde o hale geri dönmek için, işte Besmelesiz yiyip içince, yediklerin sende hayra ve hücreye yagahatta enerjiye bile dönmeyecek, hayra Dönmeyince, namazda olmayacak, zikirde olmayacak, işte o zaman vücut onlari atik madde dikye herseferinde yedikten sonra dışarıya atacak o yediklerini, ama yan tesir olan zikirsiz fikirsiz yemek ile işte ibadert gücüde gidiyor ve ibadetler gidiyor, ama bu hakikat, Eğer Allah'ın koyduğu, kainata Allah'ın koyduğu bir yasası ise, ve işte cennette ibadetlerinde olmaması halide, bu ahkam üzere yaşandığında ortaya çıkacaktır. fakat şundan da Korkarım ki, Kıyamet rivayetlerinde, kıyametin Allah'ı unutanların başına kopacağı rivayeti var.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyamet müminlerin başına kopmaz. Cenab-ı Allah kıyametin kopacağına yakın bir zamanda, bir rüzgar gönderir. O rüzgarın dalgalanmasıyla, imanı olan hiç bir mümin kalmayacak, ruhunu teslim edecektir. Allah onlara rahmet eylesin."

( Hadis-i Şerif , Şerhüs-Sünne 15/90, Müsned-ül Firdevs 5/88, El-Metalibül Aliye hadis no: 4582 (İmamı Busiri hadisin sıhhatine hükmetmiş); Kenzül Ummal 15/229; Şuab-ı İman Beyhaki 2/191; Mu'cemut-Taberani El-Kebir 3/3037)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kıyamet sâdece şerir insanların üzerine kopacaktır.”

(Hadis-i Şerif, Müslim)

İbni Mesud (ra) rivayet ediyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Kıyamet ancak kötü inanların başına kopar.”

(Hadis-i Şerif, Müslim)

Eğer Bizler Besmelesiz yiyip içersek ve o yüzden de vücudumuzdaki Allah'ı zikretme ve ibadet etme enerjisi yok Olursa, ve Allah'ı unutup dünyaya dalarsak, artık o zaman Allah muhafaza başımıza Kıyametlerin kopması tehlikesi var. ama yine dedik cennette ibadet yokmuş, Cennet Burası ise, o zaman burada olacak bir hikmet bu, Ama dedim ya, korku ile Ümit arasında yaşamamız lazım, yoksa ibadetlerde gidince, Allah'ı da unutma tehlikesi var, ama her an Allah'la olup da, namaz kılınmasa, ya da oruç tutulmasa, burada o cennetin kurulduğunun Alameti Olabilir, çünkü cennette ibadetyok, Çok keyifli yer, Eğer Cennet Burası Tez imiz doğru ise, ibadetlerin de ortadan kalkmasına bir sebep olması lazım, Bu da dedik ki, işte Besmeleyle yiyen insan güçlenir, hem ruhen hem bedenen güçlenir, hem de bedenen şişmanlar, nedencünkü beden üstüne allh okunmus nimetleri vücuttan onları atmak istemez, ama Besmelesiz yiyince, O zaman beden onları dışarı atar, dışarı atınca da vücut kilo almaz, ne kadar yersen ye, kilo almazsin. Ben bu Avusturya geldiğimde hatırlıyorum taş ocaginda taş işinda agir işte çalışıyorum, O zaman ben de yemeklerden önce besmele çekmek Ahlak ve tam bir Meleke halini almamış ti, ve bazen unutuyordum bazen hatırlıyordum, ve öyle ki günde 5 öğün yediğim günler var, ama yediklerim kilo yapmıyor, Çünkü Besmelesiz yediğim için, ve bu hakikat önce gerçekleştiyse, şu anda aynı günlere geri dönebiliriz, aynı sebeplere yapışarak tan, aynı Hikmet'in tezahür etmesine sebep olabiliriz, sadece geldiğimiz yolu, geri dönmek gerekiyor bize. ve bu Hikmet öğrenilince işte burada ibadetinde sebebiyle hikmeti anlaşılmış olacak, orucunda sebebi anlaşılmış olacak, Allah'la olmasini ögrenice, Onun için artık namaza oruca gerek kalmayacak, Çünkü burası Cennet ise, o şekilde olacak, Yok değilse, tezim yanlış ise, hala bizim namaza da ihtiyacımız var, oruca da o zaman.

###########
####################

Dünyada bir örgüt var ki, bütün sistemi ele geçirmiş bunlar, Bütün bankalar Onların elinde, istedikleri ülkeye istedikleri kişiyi Başbakan yapıyorlar, Yani yönetime geçiriyorlar, istedikleri parayı istedikleri yerde kullanıyorlar, istedikleri kişiyi hasta edip öldürebiliyorlar, istediklerini de sağlığına kavuşturabiliyorlar, teknoloji Onların ellerinde, bilim Onların elinde, Tıp Onların elinde, şarkı türkü müzik Hepsi Onların elinde, sanatçılar Onların elinde, bilim adamları Onların elinde, işçiler Onların elinde, ve fakat Hepsi bunların, onlarda olmasına rağmen, Mehdi'nin de onlardan biri olmasını istiyorlar, onların istediği birisinin Mehdi olmasını istiyorlar, fakat adamın bir tanesi çıkıyor, Mehdi benim diyor. Bu onların hiç işine gelmiyor . Hz Muhammed vaktinde de son Peygamberi bekleyenler vardi ve, Abdülmuttalib'in Öksüz'ü Ben Peygamberim davasına ileri atması üstüne, Biz gibi zenginler var iken, şehrin efendileri varken, senin gibi çulsuzami kaldi bu iş dediler. ve onun peygamberliğini kabul etmediler, işte Şimdiki insanların ve bu örgütün de, her şeyi onların yanında olduğu için, onlar istiyorlar ki, onların istediği bir kimse Mehdi olmasi icin atanmış Mehdiler oluşturuyorlar, Evet ama onlar o görevi ifa edecek güçte değiller. Bununda farkındalar, ve birçok mehdilik iddia eden kimse de var, ortalıkta sahte mehdiler var, bayağı bir ben mehdiyin diyeninsan da var. Kimin gercek Mehdi olduğu konusunda Allah'tan da kesin bir delil yok, Ve onun gercekte kim oldgunuda bir bilseler bulsalar, zaten İsa'yı öldürdükleri gibi öldürecekler ki, Muhammed'in anlattığı Deccalin bir adami keseceği hikayesi budur zaten. Muhammed vaktinde, Veysel Karani gibi onu görmek için âşıklık çekenler vardı, gönlüne onu Taç yapmıştı, ve niceleri de vardı ki, Ebu Cehil gibi, bu çulsuz mu peygamber olacak diyenler bile vardı. Bugün Herşey onların elinde olan kimseler var ki, onlar Mehdiyi de görüp bilmelerine rağmen, işte Ebu Cehil gib, bu mu Mehdi diyerekten kabul etmiyorlar, ve hatta bir de ona düşmanlık etmek derdindeler. Varın siz düşünün kendi halinizi, sizler mehdi'yi ne kadar bilip taniyor, ve ona ne kadar dost, veya düşman oldgunuzu biliyorsunuz.

#######
##############


Hazreti Adem vakti peynir yoktu, tarhana çorbası yoktu, spagetti yoktu, ne yedi, Ne içti, ve ayetler vark ki, temizler temizler içindir. insan yediğindendir, öyle olunca temiz şeyler yemiş ki, Habil ve şid aleyhisselam gibi gibi Temiz bir soy da devam etmiş, yanlışlardan da Yemiş olabilir ki, Kabil gibi bir soy da ortaya çıkmış. o gün günahta Yani günah çeşidi de az idi , Ve öyle olunca onların uğraştığı 10 günah, ve Bizlerin bugün uğraştıgimiz yüzlerce günah, ve bizlerin onların yaptığının onda birini yapmamız kurtuluşa ermemize sebebmiş

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ey eshabım, siz öyle bir zamandasınız ki, dinin emir ve yasaklarının onda birine uymazsanız helak olur, Cehenneme gidersiniz. Öyle bir zaman gelecek ki, emir ve yasaklarının onda birine uyabilen, Cehennemden kurtulur."

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Taberani,İ. Ahmed)

Bu yüzden hadisi Şerif'te öyle dedi Peygamber Efendimiz, Onlar bizim yaptığımızın onda birini yapsalar Cehennemden kurtulur yani cennete girecek, Çünkü o zaman günah azdı bizim vaktimiz de günahın çeşidi çok, bizde 50 günahtan 25 şiniyapma sak da 25'ini yaptık mi bile kardayız.

Rabbim, Mehdi Ve Cematinin imami ve sözcüsü olarak, biz en yüksek cennete talip olduk, senin bizleri oralara ulaştirman, yüce şanındandır, bizleri orlara ulaştırver ey rabbimiz, amiiiiiyyyynn


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--
Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec 




Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Ekim 2018 Cuma

Original Kar © glan


Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan


   





Dini Resim V261020181906

Dini Resim V261020181906













Samstag, 20. Oktober 2018

8. Cennet ile Herşeyi Benliğe Geçirenler (Kar©glanin 17 Ekim 2018 Vaazi)

Sekizinci Kat Cennetler ile Herşeyi Benliğe Geçirenler



(Kar©glanin 17 Ekim 2018 Vaazi)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve tevekkel alâl hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ.

Meali :

Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül etyani yönel yada ona dön yönünü. O’nu(Hic ölmeyen Allahi) her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının yaptiklarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!

(Sadakallahul Aziym Furkan suresi 58. ayet)


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

" 'Risalet ve nübüvvet muhakkak kesildi. Benden sonra ne Rasûl ve ne de Nebi vardır.' Bu insanlara ağır geldi. Bunun üzerine Rasûlullah buyurdu ki:

— Fakat, mübeşşirat vardır, onlar:

— Ey Allah'ın Rasûlü, mübeşşirat nedir?

Rasûlullah dedi ki:

"Kim beni rüyasında görürse, gerçek olarak beni görmüştür. Çünkü şeytan benim kılığıma suretime giremez. sâdık rüya mü'minin sâdık rüyası peygamberliğin kırk altı cüzünden bir parçadır, Peygamberliğin kırk altı parçasından birisidir.

Ahirzmanda Mehdi vaktinde, rüyalarin onda dokuzu, gün gibi acik rüya olacak, mübeşşirat bunlardir.
"

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Rüya, 2/2272,Buhari, 6994 ve bir parcasida rasidin hocadan,onun internete arayip bulmadigi ve fakat bildigi kadari ile)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Tuvalete girmeden önünde dua okuyunca, tuvalette sıçmak bile ibadete dönüyorsa, Ben çıplak prn filmine baksam da ondan sevap kazanmasını bilirim Çünkü ticaretci Amcalar, Bakkal Amcalar, Neyi kaç paraya satacağını bilir, nelerden de ne kadar kar edebileceğini bilir, Ben bir Bakkal amca kadar akıllı değil miyim ki, tuvaletten sevap kazanmasını biliyorum da, yabancı şarkı dinleyince, yada diziye bakınca, filme bakınca, ya da p**** filmine bakınca sevap kazanmasını bilimeyeyim.
Hocanin birine atfen, sen benim ne zaman öleceğini bilemez,ve buna sen karar veremezsin ama, ben seninkine karar verip bilebilirim. nasıl mi? elimde armudun iyisi var, Vereyim mi sana yer misin, yemezsen bile, sana yem olarak koyarim, kuzu kuzu yersin. unuttun mu! Rus kızıni yolladilar fetocularda, izmir maçı yaptıydın, dayanamadın yemiştin. Arkasından da zindanlara atı vermişlerdi seni. Havas ınan duayınan bana bir şey yapabileceğini mi zannediyorsun? Yapabilseydi, Deccal köpeği şimdiye kadar 50 kere, beni senden önce..... Sen Deccal köpeği yanında, köpeklerin köpeğinin köpeğisin. Bende Kenan gibi "bana bir şey olmaz diyorum" Allah'ın izniyle Ve muhafazasiyla bana bir şey olmaz. senin gibi(BibBiiiiiib Kafa)köpekler yer Rus yemlerini.

Birde Zikrinde Estağfurullah çekmeyi unuttun diyorsun, Niye unutayım, Her namazın başında 13 sonunda 13 okuyorum, zaten ikindi geldimi Ne etti 78 estağfurullah. ya geçiyor bile kaç ediyor 26- 26- 26 üç = 78 ediyor Seyyid'ül İstiğfar 71 Zaten, ben 78 çekiyorum, niye unutayım çeklerin(çekoslavak) bir lafı vardır, Yarın da bir gün, bugün her şeyi bitirmeye gerek yok, Yarın da, Allah in günlerinden bir gün.

Sen diyor sun ki sabahtan akşama kadar videolara klipleri dizilere bakıp, duaayı okumadın ve Silahsız kaldın diyorsun. Ama geçen Senden Öğrendim, dedin ki, insan Halis niyet ile iki rekat sabah namazını kılsa, akşama kadar onu Allah korur, melekler korur. Sokak a çıktık, ve tabanca evde kaldıysa, cebimde de bıçak varsa, düşmanda karşıma çıktıysa, Ben bir eve gideyimd de, tabancami alip gelen olmaz. O zaman bana gereken, cebimdeki bıçağa davranmak. DUA yapılmadıysa da, Sabah Namazımı kıldım, o bana akşama kadar şefaat edecektir. Kuranin tamami baçeindaki "elif, lam,mim" de gizli, o da demek olur ki, kurandan üc harf okumam gerikirse kuranin tamamini okumam gibi olur demekdir, Acil durum silahi yani, bu emme elif lam olur, amma be te se olur farketmez, oda dilim döndükce, dilim dönmese bile, kalbim attikca bunada malik olurum, hic silahim olmasa bile, elime ile refiki ala harektei yapsam veya desem yine yeter …….. daha anlatanmi neler var, Allah adaminin silahi da bitmez, mermiside azizim. Elemneşrahda, birinden yoruldundsa, yada birisi seni yorduysa digerine gec demek budur azizim, yani bitmez, silah bitmez, cephane bitmez, mermi gizlemiş rabbim bizim için, 1 milyon hadisde, bir milyon dua var, ve her birinde ayri yol ve yöntem var, sen sec, o yetmezse, ben sana yenilerini alip bulup gelen, dahada yenileri var bugün.

######
############

Güneş Gittiği Yere sürüsünü de götürüyor Jüpiter, Pluto, Dünya, Mars.
İnsanoğlu da Gittiği Yere, gözetlemeci ve korumaci muhafiz meleklerini, misal hangi soya mensup ise, mesela Hasan kolundansa, Hasanlari. Hüseyin kolundansa hüseyinleri. İbrahim kolundan ise, İbrahimleri, Musa kolundan ise, musaları, yani sürüsünü birlikte götürmekte.

########
#################

Amerika'nın aya gittik hikayeleri külliyen yalan, çünkü sen füzeyi attın, ama ay yerinde sabit durmuyor ki, ay tepemizde dediğimiz zaman, tepemizde Sabit değil, dünya her an döndüğü için, ay az önceki yerinde değil, ama senin uzay araci, yerini ve yönünüi aynı tuttu, yönü Güdümlü değil ki, direksiyonuda yok onun, kanadida yok manevra yapabilsin, motoruda yo,k kanatlariyla menavresini ayarlasin. güdümlü füze olsa bile, aya yetişemez ki, Çünkü ay da mermi gibi hızlı gidiyor, ayın yeni yeri, eski hesapladığın yer değil, Öyle olunca senin ayı Hedef almam bile mümkün değil, peki Nasıl oldu da, senin o devirde, Bir de eski devirde, daha bu teknik bile yokken, gitti ve ay ın üzerine indi. aklı ve mantıgi olan bir insan için bunun mümkün olmadığı apaçık belli. hadi indi diyleim ve (BibBiiiiiib) takdigi füzele oraya varasiya bitti, orada sonuncusu ile indi, peki aydan gerii dönerken, merdivenden hoplar gibi, hoplayimiverdide, dünyaya geri indi, yani orada (BibBiiiiiib) füze ve yakit tanki yerine ne takdida, buraya dogru kendi o füzeyle yolladi. orada enerji bitti len, yok ki gayri füzesi, neyle geri döndü, tabi tabi ay tepemizde güya hani ya, tepeden hopladi assagi indi degil mi? yeme bizi Amerikan amca, yeme bizi, (BibBiiiiiib Kafa) degiliz biz sizinkiler gibi.

############
###################

YouTube kanalımız yani TV karoglan tanınmış hale geldikten sonra, yaklaşık 40-50 video yüklemiş ken, geçen vaazın içinde bir ilahiyi arka planda çaldım diye şikayet edenler yüzünden, ve İnternette arama yaptım telif hakkı veya kişisel haklara saygı meselesi yüzünden, youtubenin bazı kanalların haklarını elinden aldığı, yasakladığı, ya da kanalını kapadı haberlerini okudum, ve vaazlarımız öyle sakin uysal bir vaaz değil, bazılarının işine gelmeyen sözler söylüyoruz. Bazıları anlamıyor, belki ileride anlayacak amab kafası şu an algılamıyor, ama ileride anlayacak, ama şu anki haliyle, bizi şikayet edip kanalımızın kapanmasına, veyahut videolarımızın yasaklanmasına sebep olacağından, ve eski videolarımın kimi ses kaydı ve görüntülerininde kalitesi yüksek olmadığından, daha güzel görüntülü ve sesli, ve kişisel ve telif haklarına saygılı, etliye sütlüye dokunmayan videolar ile, vaazları mı yayınlamaya karar verdim. ve ileride veya geçmişte yaptığım bir durumdan dolayı şikayete maruz kalmamak için, kanalımdaki bütün videoları ve eski videolarımı hepsini sildim.

Nasıl bir dünyaya doğru gidiyoruz ki, herkesin hırsa bürünmüş gözleri, para para para olmuş, hırs bürümüş, ve herkes diyor Şu benim, berikisi diyor bu benim, ve herkes kendince bir şeylere sahip çıkmaya çalışıyor, Dün Yunan Kokoreç benim, Yoğurt benim dedi telifini aldi tescilletti. Biz bugün yoğurt yapınca Yunanistan'a artık telif mi ödeyeceğiz, telif hakkı diye birşey dün çıktı ve aslinda bizim olan ve biz yıllardır yediğimiz yogurtu yapınca, Yunanistan a telifmi ödeycegiz, Yarın diyecek birisi de tas kebabı da benim, öteki de, marul u ilk ben Diktim, Benden öğrendiniz bana telif ödersiniz diyebilir, böyle aymazlık var ortalikda. kaşık kaşık, yıllardır kullandığımız kaşık, yemekte kullandığımız kaşık, birisi derse bu bizim buluşumuz, ve biz o öyle dedi diye, o kimseye Telif mi ödemek zorundayız, ve bir de telif hakkinda başka kullanımı hakkı belgesi bulundurma yasasi cikarir bu insanlık yani ileride buda çıkarılir. Adam diyecek ki bu telif ile senin 4 kaşık kullanma hakkın var derse, nereye doğru gidiyor bu dünya, herkesin gözünü bu kadar hirsmi bürüdü, Bu kadar mı para hevesi, para kazanma hevesi bürüdü, dün tarlada İçinden geldiği gibi türkü gibi çağırdıgi sözleri şarkıları alıp"Al fadimem, bal fadimem gibi" gelip anonım diye şarkı yapıp, satan insanlar varken, kimse oradaki teyzelerin telifni ödemedi, ondan aldım diye ona telif hakki falan ödemedi, bunlar cokmu uyaniklardi vebugünküler onlardanda uyanik cikdi, Telif hakki aliyorlar, "aman aşkım, Tamam aşkım, diye şarki yazdi Adam, 2 tane kıytıriktan bir şey yazıyor, ve bu da benim diyor, şarkı söz benim diyor, Dün türküler böyleydi, Adam gidiyor tarlada falancı teyzeden almış, onu şarkı yaptı. bugün mesela Aleyna Tilki Mevlana'nın sözünü aldı. birkaç tane kimsenin ortalıkta dolanan sözünü aldılar şarkı yaptılar, Sen Mevlana'ya Kaç para ödüyorsun da, ben senin o şarkına telif ödeyeceğim, Sen Mevlana'ya Kaç Para ödedin, senm cokmu akillisin bu kadar haa, o sözden ötürü sen bir telif ödemek zorunda mısın, yani Mevlana'ya gidip kabrinde, ya da onu diğer çocuklarina ben bu sözü kullandım diye Telif ödemek zorundamısın, Biz dinin hepsini Muhammed'den öğrendik, dini kitap yazan hadis yazan bilmem vaaz yazan adamlarin kitaplarina ben niye telif ödmek durumunda kaliyon, o adamlarda bu bilginin hepsini muhammeden ve ondan rivayet eden Tirmiziden, ya buharden, ya kurandan almadimi, ne bu şimdi, Muhammed de Cebrail den öğrendi, peki bu kitap yazip telif hakki isteyen, yada vaaz edip video cekip yayin yapan, yahut internet sayfasinda bu bilgileri kopyle yapiştir yayinlaan amclara ben niye telif hakki ödmek zorunda olan yada onlarin yazdigni okuma da kopyeleme hakkina sahip olmayan. Yarın adam isimleri de bu hale getirecektir Ahmet benim ismim sen Ahmet koyamazsın diyecek. Burası schrems belediyesi bu ismin bütün telif hakkıni ele geçirmiş, schrems ismini başkası kullanamaz demiş, Hey Allah'ım ya Rabb'im ya, internetten yada başka yerde schremsden başkası bu ismi kullanamaz demiş. Ahmet ismini tek kimsenin olsa idi, bir daha hiç kullanılmasa idi muhamedin bu Ahmet ismini bu kadar çok kimse, muhammedin ismi olduğunu bilmezdi, unuturdu. yine Muhammed ismide böyle Muhammed cokca Muhammed ismi koyup Muhammed demiş olmasaydik unutulur gider, Biz Muhammedin Muhammed ismi olduğunu da Bilemezdik belkide. Bölye cookca konulmuş çoğaltılmış, yine dedik ya daha önce, mesela ben bugday ekince, bir tane bugdayi Allah, bunu da yerden bitirince ediyor Sana 70 tane buğday veriyor, yani 70 tane Klon çıkarıyor, aynısının 70 yada 700 tane katı oluyor, Allah'ın yasasında bu Varken, biz nereye doğru gidiyoruz, İnsanlık nereye doğru gidiyor Allah aşkına, nereye doğru gidiyoruz, Herkes her şeyi benlige gecirmeye başladı, bu benim resmim, şu senin şarkın, şu Senin yemeğin, herkes ben ve benim diyor , benlige geçiriyor, Yarın adam konuşamaz hale geliriz, konuşamaz hale geliriz. kimsenin hakkında laf bile edemeyiz, Yani benim hakkımda laf dedin sen diyemezsin, ortalıkta konuştunuz mu ağzımızda açmayalım gari. iki satri konuşuyor yada yaziyor benim lafım diyor lafları, geldik adam 2 satır bir yazı yazmış, diyor bu yazıyi Ben yazdım diyor, Bilmem kitap yazmiş bunun telifi var, bu da filanca kitap şirketinin elinde flanci gazetenin elinde ve onlara telif ödemek zorundamiyım, o yazar, Adam nereden almış, Ben şimdi bir kelime 2 kelime konuştum diye bunlardan telif hakki mi alacağım, yani Allah'ım yarabbim nereye gidiyoruz, nereye dogru gidiyoruz. cennete doğru gidiyoruz derken, cehenneme doğru mu gidiyoruz, kıyamete doğru mu gidiyoruz. Allah'ım insanlık bitme durumuna mı geldi yani bu kadar mı olur ya, bilmiyorumb Bilmiyorum amab işte ben de İleride başıma işler açılmasın diyerekten, eskiden de zaten ilk açtığımda YouTube kanalını, eski vaazları sadece seslendiriyordum video yoktu ve haftanın resimlerin üstüne haftanin vaaz sesini video haline cevirip yüklüyordum, eski Movie Maker le yapması kolay di, aynı tek Resmin üstüne bir tane komple vaazi aldırıyordum, onun Youtube yüklüyordum, yaklaşık belki 100-150 video eklemiştim ama onları sildim, Bu sene yeniden başladım, bu sefer yine vaazlarımızda tek duramıyoruz, sinir geliyor, ya birisine sövüp söyleniyoruz, yada birisinin ismini geçiriyor, işte birisinde kalktık biraz uhreviyeti yüksek olsun diyerekten ilahi koyduk arka planda, arka planda ilahi var diyerek, çalma bile yok, ondan benim zaten kararımdan şu anda para kazanma sistemi bile açık değil, Benim de zaten niyetim bundan para kazanmak da değil zaten, buradan yani ben kendi özümden veriyorum, para kazansam bile, bu şurada benim internette bunu yükleyeceğim diye, ben yapacağım diye, yaktıgim elektrik masrafını karşılamaz, oradan Benim alacağım üç kuruş, benimkilerde öyle 10 000 tıklama, bir milyon tıklama falan bir şey yok, yani biz iki üç beş ziyaretci var diye şükredip, 3 tane adamı kurtarabildikmi, kurtarabildik. o yüzden işte, videoların hepsini sildim, temizledim, sıfırdan başlayacagim inşallah. Rabbim şeytana Fırsat vermez de, böyle şikayet olacak durumlara da düşmeyiz inşallah. İnsanlık da o raddeye kadar gitmez İnşallah, yani Muhammed gelse muhamedide şikayet edip telif ister bu insanlar. Muhammed de vaaz etse adam kitabinas yazdığı hadisin muhamedden oldgunu unuturda birde şikayet eder sen bizden alıntı yaptın diye Bu kadar yani bu kadar aymazlık, Bu kadar yani, sen bizden alıntı yapamazsın derler halbuki Eğer telif hakki cvar sa sen mmuhedin ehli seyydilere kac para telif ödedin o ögrenip kitabina yazdigin tefsirden dolayi ne telif ödedin haaa, yoook ona ve onlara ödenmez caniiiiiim, o anonim bilgi degilmi, tabi tabi. Kokerec benim diyecek, kokerec bile yiyemez hale gelecegiz yemeyeceğiz, konuşamayacagız, şarkı Söyleyemeyecegiz, şarkı dinleyemeyeceğiz, nasıl bir dünya, nasıl bir dünyaya doğru gidiyoruz Güzel de, bu dünya böyle güzel. Cennette Cennette yok Efendim isteyen istedgi yüzü yüzüne takacaklar, istediğini almak için çarşıya gidecek, çalışmadan istediğini uzaninca alabilecek, elinin uzandığını alabilecek, para vermek yok, ibadet edip de yorulmak bile yok. o kadar keyifli bir yermiş Cennet. şu anda işte burası ekmeden bicmeden elini uzatip marketten aliyon zaten am şu para ile aliyorsun, amma o Cennete calişmak yorulmak bile yok para vermden uzanip diledigni alcak diye bir yer varsa, bu haller ve para hirsi ilemi böyle bir cennetleer girmiş oluyoruz. Şu anda Benim tahminim biz 7. cennette olabiliriz, ama düşündüm şimdi Çarşıda pazarda her şeyi ele uzattığınanda hiç para vermeden alabilme cenneti nerede peki, oraya nasıl varcagiz, bu hirs ve bencilik davalari ile mi, o dereceye ulaşmamız ancak bu dünyayı Cennete cevirmek varken, niye cehenneme çevirmeye çalışıyoruz, cennette Neymiş efendim elinin uzandığını alabilecek miş, para vermek yok, çalışmak Yok, rahatsızlık yok, Kimse kimseye şikayet yok, kavga Yok, böyle bir dünyaya nasıl varabiliriz, Böyle HIRS Bürüdü para kazanma hevesi bürüdü, köylü amcada youtube kanali aciyor, ordan para kazanmak için, firinci fatma teyzede aciyor, yemek tarifi veriyor, ve para kazancak, bu kadar olur yani, insanların bu düşüncesiyle böyle bir Cennet'e nasıl ulaşabiliriz. yıllar sürer, Bundan sonra böyle bir cennet ve dünyanın böyle bir hale gelmesi, Belki yıllar alir, bizler bu hale geldikten sonra böyle, herkesin gözü PARA HIRSI Bürüyüp Dolar dolar yaziyorken, yıllar sürer, anlıyormusunuz anlatabildim mi? öyleyse insanlık uyan uyan, uyandıracağım diye uğraşıyorsun, bir yerden şeytan bir tane daha fistik veriyor, beri yandan bir tane minareyi yıkıyor üstlerine, sonra kalkamıyorsun, Ondan sonra ben şuradan kaldırayım seni diyorum, bu seferde üstlerine apartman yıkıyor, uyanın ya, uyanın ya, düşman nereden saldırıyor bir bakın ya. size Canlı konuşmak istiiyorum derken, şikayete ugrayip başimiz belaya gircek, ne yapamk lazim, ne etliye en sütlüye dokunmayan masalci teyze olcan, o gecerli şimdi. Ateşperest, ateşe tapan birisi bile, cennete ve öldükten sonra iyi bir yere kavuşmak için uğraşiyor, Allah'ın katında iyi bir yere gitmek için ugraşiyor. bu dünyayı cenent haline getiridimigimzde, zaten cennete burasi olacak, yahudilerin kitabinda öyle demiyormu, ve müslümanlar bunu yıllardır anlamadilar işte. iyi bir yere gitmek için ölmek lazim degil, cennete burada kurulmuş diyoruz, ama cennette kademe kademe kardeşim, kat kat, katman katman, bak cennette Ne varmış Ellerini uzatıp istediğin, gönlünden geçen her şeyi alabileceksin, bu cennet nerede şimdi, her şeyi benlige geciren insanlar nerde, o cenetler nerede. Her şeyden para kazanmak, zengin olmak kafasında olan insanlar, gözünü hırs Bürümüş insanlar nerede, bunlar mı cennete gidecek olanlar, O benim bu benim diyen mi, Allah'ın mülkünden istediğin gibi, istediğiniz gibi tasarruf ediyoruz, ama biz bir şey buldum, bir tane bir şey yazdım diye Benlige geciren, O benim hakkım, Bu benim hakkım diyenler, Allah bizden ögrettigi ve verdiği her şey den telif ücreti alsaydı, Halimiz Ne olurdu. vay bu gün bu ahlak ile vay halimize vay be, İnsanlık ölmüş ya, ölmüş ölmüş, bu insanlık bir şey olur sandık, yani kimler o cennetlere kavuşacak Ha bilmiyorum, yani sonumuz iyi değil, böyle giderse, sonumuz iyi değil, cennete degilde, kıyamete gideriz vesselam.

Annemizden çıplak vaziyette doğuyoruz, ve ölürken de nasip olursa, belki bir kefen ile yine çıplak olaraktan gidiyoruz hiçbir şeyi birlikte götürmemize Müsaade yok, Siz firavunlarmısınız ki ölurken Bazı şeylerinizi mezarınıza gömsünler, mezara gömseler bile ne işimize yarayacak.
insanlık uyan, Allah aşkına uyan. muhammed hadislerde demiyor mu ki işte cennette el uzattı mı istedgini uzanip alcak, Ben diyorum cennetin bu katmanına 8. Cennet şu anki aklı ve fikri ile bu insanlar, bu cennete ulaşabilir mı allah aşkına. ve yine Muhammed demiş ki sallallahu aleyhi ve sellem Mehdi malı bolca dağıtacak, ve hatta hazineden kim almak istiyorsa gelsin alsın diyecek, tek bir adamın dışında kimse gelmeyecek, Bu adam alacak ve dışarı çıkacak, başka kimsenin olmadığını görünce, utanacak, mali geri vermek isteyecek, hazine'nin başında olan diyecek ki, biz verdiğimizi geri almayız, Sen utancınl'a yaşa diyecek lermiş . ve şu an ki insanlığı bir yerden prim yapmak nemalanmak, onu bunu benlige geçirmek, ve bundan para kazanmak aklında olan insanlı, böyle bir devire ulaşabilir mi. o zaman diyecekler ki Mehdi daha gelmedi, İlerde gelecek , halbuki o geldi ve yaşıyor Ama siz onun idrakinde değilsiniz, Onun size ulaştırmak istediği yerde değilsiniz, utanın utanın, utancınızla yaşayın, Bak o kelimeyi ben söyledim, Mehdi Vakti içinde bu yaptığınızdan Siz de utanma olması lazım, Utanma, utanma arlanma olmasi lazım.

############
################

Sekiz cennetin alametlerinden birisi de, artık orada Ölümün olmaması, ondan önce ölüm varmış 7. Cennette 6. Cennette ölüm varmış, ama 8. sonu, Cennet ölüm getirilip yolun ortasında kesilir dedi Muhammed.Ondan sonra Ölüm yok deniliyor. Öyleyse şimdi bu lazım. bunu araştırıp bulacak adamlara Mucit macit amcalara, ölümün caresini mesela Türkiyede da arayın dediğim zaman, Türkiyede binlerce ev, fabrika, yol, Çarşı, Pazar var, çayır, çimen, dağ, bayır var, ne kadar zor bir arama olur değil mi, bulmak çok zaman alır, Ama ben desem ki, Türkiyede ki, falancı şehirdeki, falancı sokaktaki, filan evin, filanca odasında arayin dersem,
artık oradaki arama çok kolay, ve çok yakın bir zamanda aranılan bir şey bulunabilir değil mi,
ölümün çaresini bulacak amcalara odayı göstereyim, Hüseyin efendimizin Şehit edilmesiyle onun cibilliyeti olan, ayva meyvesinde ölüm hikmeti sakl,ı Direk odayı gösterdim, hatta o da odada Onun da yerini göstermiş oldum, arayacak adam ölümün çaresini onun içinde arayacak Ölümün sırrı ayvanın içinde saklı, artık gerisi size kalmış, benim bundan öteye yardımım olmaz, Buldunuz Buldunuz, 8. cennete ulaştık demek olur, bulamadınız, daha çok zamanda bilemeyiz bulamayız, O senin, bu benim davalarında döner dururuz. Ama dedim ya gençliğin sırrını çözmeden bunu kimseye ifşa etmeyin. Onu çözmeden bunu kimseye ifşa etmeyin, yoksa ihtiyar birinin ölmemesi olmaz, onun, hasta birinin ölmemesi, ona zulüm olur, Cehennem olur. ama adam önemli bir insandır, bilim adamıdır, buluş adamıdır, fikir adamıdır, onunla bu şekilde, mesela Stephen Hawking gibi bir adam yükünü taşıyordu, O halde de olsa, öyle O halde de olsa yaşatilmasi ile ondan memnun oluruz, yükünü taşırdik belki, öyle birisinin ölmesine Müsaade etmemek, ve yaşatılması, o halde de olsa, Bunlar ona da faydalı, bize de faydalı olurdu. geleceğimiz için daha iyi cennetlere ermemiz için Faydalı olurdu, ama biraz erken gelmiş, erken gitti ne fayda. işte böyle bilim adamı, buluş adamlari, fikir adamları, bu kişiler yaşlı da olsa, hasta da olsa, onların hizmetinin görülmesi, ve bakımlarının yapılması ile, ve ölmesine müsaade etmeyip, yaşatılması, bize de dünyaya da, insanlara faydalı olacaktır. Ama diğer adam, hasta çile ve azap içinde ise, o adamın yaşatılması, adama cehennemin kat kat tattırılması gibi bir şey olur, adam her gün acı çekiyorsa, yaşadığı her gün ona azab oluyorsa bu adam yaşadıkça cehennemi 50 bin kat tatmış olur, O yüzden bu buluşu bulduğunuz zaman, önce gençlik ve sağlığın Sırrı çözülmüş olması lazım ki, ölümün sırrının çözülmüş olmasından da fayda göre bilelim. ve ben size yerini gösterdim, artık ne kadar zamanınızı alır bulursunuz Bilmiyorum. yolun bir de kestirmesini gösterdim, Uzaklarda aramayip, ayva meyvesinin içinde arayın vesselam.

###############
####################

Hud Kavmi Allah'a isyanda aşırı gittiler, Hud Aleyhisselam onları Allah'a ve dinine davet etti, Fakat insanlar kabul etmediler, ve onları önce büyük bir kuraklık yakaladı, ve Hud Aleyhisselam'a gidip yardım istemekten başka çareleri kalmadı. Hud aleyhisselama vardılar, Rabbine Dua et de, Allah bize yağmur bulutları göndersin dediler, O anda Allah ile Mülakat eden Hud yukarda gökyüzünde iki tane Bulut gördü, birisi siyah birisi beyaz idi, Bunlardan hangisini alıp götürmek istersiniz memleketinize dedi, Onlar baktılar ki, şu kara bulut yağmur dolu Bulut olmalı, bize bu Karabulut'u ver, Bizim le o gitsin dediler, ve Hud Aleyhisselam karabulut'a emretti, onların ardina taktı, git Onlarla dedi. Karabulut onlarla, onların memleketine Varınca, bir kasırga bir Tufan, onların memleketini helak etti, rivayet olur ki, orada bir peygamber de vardı, peygamber ama Hud Aleyhisselam, Amma başka bir peygamber, aynı lut Aleyhisselam ile ibrahim Aleyhisselam aynı devirde yaşadığı gibi,
ve orayı Kasırga basmadan önce, o peygambere Allahu tealadan emir ile denildi ki, Ashabını ve inananları, evini aileni al, şehrin ortasında git, ve etrafıniza bir çizgi çiz, o çizginin içine girin, yani yuvarlak bir çizgi ile etraflarını çevirdi, O çizginin içine girdiler, ve o anda o Kasırga geldi oraya tarumar etti, ve o peygamber ve ehlini ve ashabını, Allah o bir çizgi ile korudu. Ama Peygamber kıssalarında, ama İsrailiyat kıssalarında bu böyle anlatılmakta. Biz de daha önce ilk vaazlarımızda buraya yer vermiştik. ve o peygamber ve ümmetini, o an biz de anlamamıştık, sadece bir çizgi ile korunan, Allah'ın bir çizgi ile koruduğu kimseler diye biliyorduk, ve bugün tefekkürümüz biraz daha yoğunlaştı, ve gördük ki işte, Satürn gezegeni ve halkası ve etrafında bir cizgi ve Çakıl ve taşlarla dönen bir halka ve o cizgi ile o taşlarin kafalarina yagmasinin önüne gecilmiş, ve demek ki Hud Aleyhisselam vaktinde o helak edilen Ümmet, satürndeydi, peygamber ve ashabıyla satürünün içindeydi, o fırtına ve Kasırga hala o gezegenin etrafında dönüp duruyor, ve o ümmet peygamberi ve Eshabı ise oradan alınıp bir yakın gezegen ilhak edilmiş, yani indirilmiş, Ondan sonra Allahu alem Nuh Aleyhisselam yani ve Neptün su basan gezegen, böyle böyle biz dünyamıza kadar gelmişiz, bizden ötesi Venüs ve Merkür var, ve her ümmet ve Peygamberi, Bir Bela ile inanmayanlari helak edilmiş,inanalr kurtulup bir alt gögemi desek, yada bir üst göge semaya alinmiş, mehdiyle Vakti de bir ümmet ise, onların helaki de Kıyamet denen şey ile olacak, Yani kıyamet işte Mehdi ümmetinden inanmayanların üstüne kopacak olan Bela ve Mehdi ve ümmetinden İyiler belki alınip Venüs'e indirilecek, venüs'te Yaşar bir gezegen haline getirilecek, ama emin de değilim, sistem bu şekilde yürüyorsa, İleride iki tane daha sistem var, işte Merkür ve Venüs, dünyanın kıyameti kopunca dünya, yok edilince, dünya belasını bulunca, o inanmıyan kafirler belasını bulunca, dünya helak olunca, artık kurtulanlar belki Venüs'e indirilecekler, Venüs Artık bize Yurt ve vatan olacak, eğer tezimiz doğruysa, bu taaa Adem'den bu yana böyle, bir iç gezegene geç, ondan da bir iç gezegene atlayaraktan gelmişiz, ve en son dünyamız, ve ondan ötesinde de 2 tane daha Gideceğimiz yer var ondan Ötesi Güneşin haale leri veya rahmin hareleri yani killari, ve sonra Ateş ve asil Kıyamet , Kıyametde Kıyamet suresinde ve diğer surelerde neler olacağı, nasıl şekilde kopacağı Kuranı Kerim'de tafsilatlı şekilde anlatılmış.

##############
###############

Rüya ile amel olmaz deniyor, peki Kur'an'da İbrahim Aleyhisselam'ın rüya ile amel ettiği kıssası neden anlatılıyor o zaman, Hani Mustafa Hoca diyor ki, "sen (Hz ibrahim) rüyana inandın ve çocuğunu kesmeye kalktın" gibi bir yorum getiriyor O ayetlere. Halbuki İbrahim Aleyhisselam İsmail aleyhiselamı kesmeye yatırdımi, yatirdi ve rüyası ile amel ettimi etti, hatta rüyasıni 3 defa Ard arda gördü deniyormu, o yüzden bu rüyanın hak rüya olduğuna kanaat getirdi de, o yüzden İsmail Aleyhisselam'ı kesmeye yatırdı diye biliyoruz. Yıllardır Şeytan taşlama denilen olay da bu olayın neticesinde meydana gelen bir tiyatroyu, her sene yeniden oynuyoruz, ama ne anlarız bundan, Her sene aynı tiyatro oynanıyor, onun manasını anlayan kaç kişi. Halbuki orada rüyası şeytani rüya olmadığı için, şeytan onu davasından vazgeçirmeye çalıştığı üzere gözüne taş yedide gözü kör oldu, o yüzden kör şeytan, kör şeytan deriz. O halde Mustafa hocanın söylediği söz lüzumsuz lakırdı yani. Hakikaten İbrahim Aleyhisselam rüyası ile amel etmiş, bu 1. vaka. 2. vaka Yusuf Aleyhisselam'ın zamanındaki Firavun'un gördüğü rüyayı, Yusuf Aleyhisselam'ın doğru tabiriyle yormasınin üzerine, koskoca bir devletin rüya ile amel ettigi Kur'an'da hikaye ediliyor, Peki bu sadece masal ve hikaye mi, yani rüya ile amel edilmez mi, O zaman neden Allah Yusuf ümmetinin rüya ile amel ettiğini, Hatta bu yüzden Yusuf'un Vezir olduğunu, Kur'an'dan ayet olrak bildiriyor da, bugün insanlar rüya ile amel olmaz diyorlar. Rüya mı peki, gerçek mi, gerçeğe yakın haber mi, Gelecekten verilen bir haber mi, Ve tabii ki şeytani haberler de var rüyalarda amma şeytan sana doğru yolu göstermez, İbrahim Aleyhisselamla İsmail yolla çıkmış, şeytan İbrahim Aleyhisselam'ın davasından vazgeçirecek amma ibrahim Aleyhisselam'ı kandıramayacağını bildiğinden, o onu yani ismaili kandırmaya çalışıyor, ama O da Salih kimse olduğundan kandiramiyor ve gözüne taşı yiyor ve gözü kör oluyor. Öyle olunca, o rüya ile amel olmaz hikayesinin hepsi safsata, rüya ile amel olur, ama Rüyanın hak Rüya olduğunu bilebilirsen, O zaman o rüya ile hak amel meydana getirilir, Koskoca Kuranı Kerim yazıyor ya, Kuranı Kerimi İnkar mı edeceğiz, İki tane dangalak adamın lafına mı bakacağiz, yoksa Allahü Teala'nın bize ayet ayet bildirdiğine mi inanacağız. Rüyanın hak Rüya olduğunu nereden anlarız? işte o firaset ister, Yani Furkan ister, Kur'an ilmi bilmek ister, haklıyı haksızdan ayıracak ahlakla Vicdan ister, Vicdan hikmeti melekesi çalışmayan bir kimse, daha iyi ve kötüyü ayırt edemez ki, haklıyı haksızı ayırt etsin de, Adalet terazisini doğru tartabilsin, hak rüya mı, şeytanı Rüya mı ayırt edebilsin.
Hak ve acikk secik bir Rüya ile amel olunur ama, hangi rüya ile, hak rüya ile, veyahut onu doğru yoran bir alimin yorumuyla da amel olunurmuş, ki Yusuf gibi Rüya yorucu koskoca örnek Peygamber var. Ya kendin doğru yormasını bileceksin, yada rüya yoran birine yorduracaksin.bazı rüyalar zaten açık Rüyadır Yoruma gerek kalmaz, bazıları şifşit rüyalardir ki, mesela rüyada tepeye tırmandığını görürsün, gercekde oradan belki de ineceksin tırmanmaycaksindır, şifşit budur. yani Bir hacker şeytan rüyamızı haklamısın diye melekler böyle Şifşit gösterip, ters haber verirler ki, kehrwert şeytann ters çevirdiğinde, o düz hale gelir. yine mesela rüyanda para kaybedersin, Aslında dünyada para kazanacaksındir işte Şifşittir, Yani bir koca kulak şeytan kulağıni Sema'ya dayamıştır o hal'den haber almıştır ve işi bozmaya çalışacaktır, O yüzden melekler de böyle bir tedbir almıştır ki, şeytana pabucunu ters giydirebilsinler. Peki biz nereden anlayacağız Rüya ters Rüya mı, yoksa düz Rüya mı, işte hepsi ilmü ledün din ilmi bilmek ve Allah ilmi bilmek ile anlaşılabilecek meseleler.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kıyamet yaklaşınca (ahir zamanda) Zaman yaklaştığında müminin rüyası yalan çıkmaz.

( Hadis-i Şerif , Buhari, 7017)



######
#########
Mustafa hocanın bir yorumunu rastladım diyor ki, İsrailoğulları sanduka ile gezerlerdi de, savaşa girseler sanduka sayesinde Galip gelirlerdi, onlar omuzlarında sekineyi taşırlardi diye rivayeti yorumlarken şöyle diyor :
Halbuki sanduka içinde Tevrat nüshaları vardı, ve fakat onlar bu Tevrat nüshalarında yazilanları okuyup anlayıp yaşamak yerine, ancak dediğiniz gibi yani eşekler gibi sadece sırtlarında taşıyorlardı, O yüzden Kuranı Kerim'de Tevrat Taşıyan eşekler ibaresi geçmekte

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Meselullezîne hummilût tevrâte summe lem yahmilûhâ ke meselil hımâri yahmilu esfârâ(esfâren), bi’se meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtillâh(âyâtillâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn

Meali :

Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

(Sadakallahul Aziym CUMA Suresi 5. ayet)

yani onlara bu küfür o kadar agir geldi ki, müslümnlari artik böyle cahillikte biraktilar, ve onlar birak tevrati, incili kurani bile ezberlediler, icindekileride onlar okuyup anlayip mucit macit olup biliş buluşlar yapiyorlar, ver degişti bizimkiler oldu artik kurani ezeberleyipde, anlamayan icindekileri yaşamayan, ve Hıfz edip Kuran Taşıyan eşekler.

Yani tevratı omuzunda taşımakla marifet kazanılmaz, eşeklik marifet değildir, Allah tevratı omzunuzda taşıyın diye indirmedi. bir formül olsun sen o formülü başında taşı dur, sana faydası olur mu, öyle bir formül olsun ki taşı altına çeviren formül, sen bunu alip o formül de yazanı uygulayıp taşları altına çevirmek mümkün iken, başında taşı dur, bundan fayda gördüğünü iddia et doğru mudur, yoksa o formülü okuyup onu uygulayıp hayata geçirmek mi Doğrudur, işte odevirlerde israiloğullarının yaptığı bu, tevrat'a anlamak değil ondan mucize Keramet beklemek, Keramet mucize tevratın içinde yazili, eşek gibi taşımak da değil için de kardeşim. Bizimkiler de yıllardır Osmanlı arapçasıyla Kur'an okuyorlar ve Kuran'ı göbeklerinden aşağıya indirmezler ve fakat okuduklarından ne mana olduğunu yüzde kaç kimse anlar belki %3 anca anlar, anlayan var da, onlarda onunla zaten amel etmezler, sadece Arapça tekellüm ederler.
Radyonun televizyonun çıktığı ilk vakitlerde, Avrupa'dan bazı şarkıcıların şarkılarini alıp, bizim şarkıcıların İngilizce ve Almanca bilmemesine rağmen Söylemeleri gibi. a onu İngilizce tekellüm, ama içerik ve Mana yok. yine Bizim milletimiz kendisi bilmez çocuğum okusun Arapça öğrensinler diye çocuğunu hocaya gönderir, Halbuki orada Arapça öğrenmiyor, Sadece Arapça alfabenin okunuşunu öğreniyor, yine anlam mana öğrenimi yok.
işte israiloğullarının sandukayı taşımasında ki mesele de budur, Kur'an'ın kendisindeki açıklamasındaki haberindeki manayı anlamak yerine neymiş Efendim oradan Adam diyor ki, dişi ağrıyana mesela Bilmem Tekasür Suresini oku, yada Tebbet Suresini oku diş ağrısı geçer diye fetva verip hadis uydurup, havas kitaplari yazip, dua kiltaplari yazip satiyor, ve o senin tevrat taşiyan eşekler ise, o küfürden sonra Allahdan gaz alip yürüdüler, ve bütün TIB ve ecza onlarin elinde, onlar diş agrisini tebbet suresi ile degil, ilac ile ve dişi tedevi edecek alet erdavati keşfederek, ve doktrorlugu ögrenipte tedevi ediyor, ya bizim ahmaklar haala büyücü cacizi işleri ile bilmem havasci hocalar, havas kitaplari ile meşgul, (BibBiiiiiib Kafa) len(BibBiiiiiib Kafa)bizimkiler oldu artik ayni kuran yada sanduka taşiyan müslüman(BibBiiiiiib Kafa)eşekler. Ulan dangalak Tebbet suresi ile diş ağrısının alakası ne, bir manasina bak, Yani Mesela adam Böbrek hastası, Ağrısı geçsin diye Aspirin alıyor, lan dangalak Aspirin'in böbrekle alakası ne, yani aynı işlem işte.
Fakat o Sanduka içinde başka bir SIRDA gizli idi, Hani Peygamberimiz heraklius'a Elçi gönderince, heraklius sanduka yi getirdi, içinde bütün peygamberlerin resimleri vardı, ve bir de Mehdi'nin resmi vardı dedi ki, peygamberin elçilerine Bunlardan hangisi sizin peygamberiniz dedi, O zaman ilk defa Peygamberimizin Aynısının resmedilmiş olduğunu gördüler, ve bu dediler, hepsi ağladılar fakat heraklius, canının yanacağını bildiği için, bunu gizlemek durumunda kaldı, Bezimkiler Peygamberimize geldiler bunu haber verdiler, ama heraklius iman etmişti ama, halkına ilan etse onu öldüreceklerdi deniyor rivayetlerde, o yüzden açığa vurmadı, ama iman etti. Çünkü elçilerin gösterdiği Peygamberimizin resmi idi. öyle olunca sanduka içinde sadece Tevrat nüshaları yoktu, Bir de peygamberlerin resimleri vardı, ve asıl nüshalari ise o resimlerin, Hazreti Adem Aleyhisselam'ın sandukası içerisindeydi, Adem aleyhisselama cennetten verilmişti, ve Zülkarneyn Aleyhisselam vaktinde, Adem Aleyhisselam'ın sandukasını o buldu ve açtı, ve Zaman Yolcusu olduğu için, zamanda yolculuk edip, zamanımıza gelip, zamanımızda ipek dokuyan bir fabrikada onlari ipekleri dokuttu geri götrüdü sekineye yani sandukaya koydu, şu anda Fabrikalarda AutoCAD programi ile, bir resmi cizip, dokuma makinesine bir flash kart yada Sd kart ile yükleyip, aynı resimdeki yüzü dokutabilirsin. işte Zülkarneyn aleyhisselam, orijinal resimleri alıp gelip zamanımızda, ya da zamanımızdan biraz daha İlerideki, modern dokuma makinelerinde, İpek üzerine dokuttu ve onu geri götürdü, işte o sandukanın içine koydu, ve güvelerin bile yemedigi korunmuş resimler haala duruyor. Daha önce ki vaazlarda bunu da söyledik ve yazdık, ve şu anda Vatikan'da ya da İngiltere'de o sanduka, ve onlar Mehdi kim olduğunu da biliyorlar.
Yine de deniyor ki : Peygamber Efendimizin, göğsünden göbeğine kadar, iki satır Arapça yazi vardi ve! la ilahe illallah, muhammeden Rasulullah" yazıyordu. yani dövmesi vardı diyorlar. ve işte Muhammed Mustafa Zamanda Yolculuk ettirilip, bugünkü ya da biraz daha ilerki zamanda ki, modern dövmecilere götürülüp bu yazdırılmış melekler tarafından, yada zaman yolcusu vaktine ermiş vakkiteki gelcekteki dövmeciler gelip, onun gögsüne bu dövmeyi yaziyi yazip gitiler, ve dövme yasak deniyor, ve halime annemizin cocuklari gördü hikayesi budur, yoksa süt emerkenmi, cayirda oynuyordu muhammed, bu kadar dangalaklik olmaz ya, iki yaşina kadar cocuk süt emiyor iki yaşindaki cocukmu diğer cocuklarla cayirda oynuyurduda melekler geldi, hikaye yanliş yani, hikaye budur, ve belkide gögsünü yarma degil dövme yapma hikayesi işte ve bu halimenin cocuklarindan degil bizzat peygamberimiz muhammedin agzindandir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Cebrâil gelip göğsümü yardı. Zemzem suyu ile yıkadıktan sonra, içi hikmet ve îmân dolu altın bir tas getirip göğsüme boşalttı, sonra kapattı."

( Hadis-i Şerif , Buhari Müslim)
belkide o hadise böyle degil ve işte o gögsündeki yazi bu ve dövme yapildi yani.

Dövme vücuda sonradan işlenen bir şey, çünkü çocukken oraya igne ile bir çizik atarsınız, çocuk büyüdüğü zaman çizik büyük bir çizgi olur
ve nitekim cocuk aşisi yapilir, bir igne deligi, adamin kolunda kocaman yuvarlak oluyor büyüyünce degilmi. Ve nitekim bugün bunu Keramet gibi göstermek için, balık daha küçükken balığın gögsüne Allah çizgisiyle çizen var, domatesin küçükken üstüne Allah çizgisiyle çizenler var, sonra büyüdü mü de, Bakın vallahi Allah yazıyor diyerekten, millete Keramet mucize diye gösteren, binlerce Facebook'ta Twitter'da sosyal medyada resimler var, hepsi sahte oynanmış resimler, oynanmiş dövme misali resimler. işte Peygamberimizde ki O yazıda dövme yazısı, ve onun günümüze getirilip, zamanda yolculuk ettirilip, günümüzdeki dövmeciler de dövme ağrısız sızısız La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah yazılıp götürülmesi, Veya oraya o zaman gidipde, yapmlarindan başka şey degil, muhammed bile o vakit onlarin melek olmadigini bilemez zaten, Haşa Bunları yazmakdan aciz midir Allah, Hayir amma Allah yasalar koymuş, fizik kimya, yasalari biyoloji yasalari, ve O gün ki insanlara öyle bir Keramet mucize gerekiyordu, O günkü insanlara dövme meselesini nasıl anlatacaksın, onlar bunu görünce Allah'tan bir alamet olarak tanıdilar ve onların inanmasını vesile oldu. Bugün ben dövme yaptırsam, Allah yazdırsam, la ilahe illallah, yazdırsam, kaç kişi İnanır, Hadi len, daha dövme olduğu belli derler. ama o gün onlar, onun Doğuştan olan bir yazı olduğuna İman ettiler, ve onların imanları biraz daha kuvvetlendi, Ama bugün her sanatçının dövmesi var, Normal insanların bile dövmesi var, yani kime denir artık böyle dövme bir keramettir diye yada kim inanir buna ahmaklar inanir ancak.
######
##########
Ve Kadir Gecesi için Kur'an'da o gece Ruh Ve melekler her türlü iş için iner de iner diye ayet var. Halbuki buradaki verilen mana yanlış ve orada geçen ruh kelimesini Cebrail diye meal vermişler, Halbuki orada geçen ruh kelimesi, Ahmet amcanın ruhu, Mehmet teyzenin ruhu, ya da Fatma bacının yeni doğacak Fadime kızının, ya da Süleyman oğlunun ruhu. ve onlar öyle her türlü görev iledir onun devaminin manasida, öyle o dogup büyünce mesela dünyada Fadime kız falancı fabrikada işci olacak, Süleyman Oğlan filancı devlette reis olacak, yani her türlü iş için demiyor mu, Yani her ruh ayrı görev ve meslek ve iş üzerine indirilmekte. Çünkü bir fabrikada 10 tane aynı iş yapan işçi olsa bile, Mesela diyelim ki tişört diken 10 tane işçi var, Onlar 10 tane işçiden birisi 100 tane tişört dikti, 100 tişört, 100 ayrı yere gidecek, 100 ayrı insana satılık, 100 ayrı insan giyecek. diğer tişört Diken kadın ise, o da 100 ayrı tişört dikecek, amma onunkiler, 10 tanesi bir yere, 10 tanesi bir yere, 10 tanesi bir yere gibi gidecek, ayrı ayrı görevde Aynı işi yapıyor bile olsa herkes ayrı bir iş üzerine indirilmekte, ve ayrı bir Ruhu Var, ayrı bir mesleği var, ayrı bir yüzü var, ayrı bir eli kolu var, o yüzden, o gece ruhları indirilir, Hangi Ruhlar, doğacak çocukların ruhları indirilir, o gece indiriliyormuş yani, Kuran inzal oldu dedin ya Kadir Gecesi'nde, Kur'an gezip yürüyen Muhammed idi, şimdi yine Gezen yürüyen Muhammedler var. belkide adı Muhammed değil Belki Mehmet, O da gezen yürüyen Kur'an, O da bir Kainat, Kuranı Kerim, Kainat kitabi, başka bir kainatın yazılımı, Öyle olunca, her insan bir Kainat, ve her insanın yazılımı, bir Kur'an gibi, öğleyse binlerce Kur'an ı indi o gece yine daha doğrusu kitap, kitapta Nedir, o kimsenin Kaderi, yaşayacağı, yapacağı, tutacağı, alacağı, evleneceği, o kitap içerisinde yazılı, yani yeni bir kuran ve kitap yada insan oluyor işte, ruh inmesi ve Kur'an inmesi aynı şey, Ruhlar yine doğacak çocukların ruhları iner, yani Kainat yazılımları, Ruh degil Ruhlar iner meseleside de budur, öyle cebrail inipde, orada burada onun duasını bunun duasını kabul etmek için Allah'a götürüp getirme görevik için, orada ara kablosu görev yapmak için değil yani.
########
#######
Gezegenler Güneş lere bağlı, güneşler de başka bir güneşe bağlı, O iki tane güneşte, başka bir güneşe bağlı, ve böylece sistemler oluşuyor, sistemler üzerinde galaksiler oluşuyor, galaksiler baş güneşe bağlı, Öyle olunca bizim güneşimiz Hazreti Muhammed Mustafa, o ise batmayan Güneşe bağlı.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّا جَنَّ عَلَيْهِ اللَّيْلُ رَأَى كَوْكَبًا قَالَ هَذَا رَبِّي فَلَمَّا أَفَلَ قَالَ لا أُحِبُّ الآفِلِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe lemmâ cenne aleyhil leylu raâ kevkebâ(kevkeben), kâle hâzâ rabbî, fe lemmâ efele kâle lâ uhıbbul âfilîn

Meali :

Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi. yada kaybolunca, “Kaybolup gidenleri sevmem.” dedi.

(Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 76. ayet)

İbrahim Aleyhisselam Baktı ki güneş batıyor dedi Ben batanlardan hoşlanmam dedi ve güneşe tapmayı bıraktı Halbuki Güneş ve YILDIZLAR batmaz ki, Güneş olduğu yerde duruyor ama, sen göremez hale geliyorsun, senin görme açından çıkıyor sadece, ve bu hikaye yine yanlış bir hikaye, Güneşin Battığı nereden belli, güneşin söndüğü mü var, orada İbrahim Aleyhisselam bakmış Ben batanlardan hoşlanmam demiş, Allah'ım yarabbim, Güneş batmış yok olmuşmu oluyor, kac yaşinda bu ibrahim, ilk defami gökyüzüne bakmiş veledmi cocukmu daha, Güneş olduğu yerde duruyor ertesi gün bir daha görüyorsun sadece. bunu farkedememişmi? akli nerde bunun, hicmi farketmemiş bunu, yani ibrahim aleyhisselam hic bisey bilmeyen Neandertal insan herhalde, yani bir peygamber olcak yani velhasil akilli insan olcak, ve böyle (BibBiiiiiib Kafa) ça bir yorum getirecek, yada daha akli başina yeni gelmiş cocuk daha, Güneşin batmasına peygamber olacak Ve böyle (BibBiiiiiib Kafa) ça bir yorum getirecek, hem de Hz Nuh dan sonraki 3. atamız olacak, Bir de böyle güneşin battığını yok olduğunu iddia edecek, ve yıllardır burada Hocalar hacilar hikaye anlatacak ibrahim Aleyhisselam böyle diyerekten akıllı oluyormuş, bu ayettemi uydurma o zaman, ne kadar cocukca bir hikaye, yada insanlık artik çok akilli oldu, atalarini akilsiz saniyor artik. Allah biliyor zaten yine Allah bilir de dogrsunu, akli olan biri bunu duyunca akıl ile uyuşmadığını anlaycakdir, hatta çok akilli olmakla alakasi bile yokdur, ve bunu anlamayan ahmaktır.

#######
######

Musa Aleyhisselam bastonu ile denizi yardı diye Ayet var, ve bir adam baston tutma yaşına geldiyse, bayağı bir yaşlanmış, ve Öyle olunca Musa aleyhisselam denizi yarıp karşıya geçtikten sonra, israiloğullarının başında kaç sene daha Durmuş olabilir, peygamber olmuş ya ondan sonra kaç sene daha ümmetine egitmiş olabilir, Daha ardından Tevrati okumayip ancak omuzlarina almışlar, öyle olunca egitememiş ve ölmüş demekki. Tevrattan faydayida sendikaya koyup başlarında taşımakta bulmuşlar. kurtuluşuda Tevratta ve fakat Tevrat Taşıyan eşeklik de bulmuşlar, Halbuki dinin gayesi, insanlığın ve dünyanın memur olması için, gerekli kurallar zinciri uyulması gereken kurallar zinciri işte. çalmayın çalmazsan kimsenin malı zayi olmaz. zina etmeyin dedi, zina etmezse kimse,insan eş bakimdindan haksızlığa uğramaz, kadın açısından erkek açısından aldatılma durumu olmaz. öldürmeyin, haksız yere insan hayvan öldürülmemesi ile, kimseye zulüm edilmemiş olur. bunlar yapıldığı zaman karşılığı cennette midir. yani öldükten sonra mı verilecek, Halbuki Sen haksız yere öldürmedigin zaman hak yerini bulduğu zaman, bu dünyada adalet gerçekleşmiş olur, ve bu dünya cennete dönmüş olur. Sen çalmadigin zaman, yine bu dünya güzel bir hale gelmiş olur, sevdiğini aldatmadiği zaman, kadın ve erkekler arasında Adalet sağlanmış olur, evlilik yaptığın zaman, öyle çocuk yaptığın zaman, zina çocuğu olmadığı zaman, Soy korunmuş olur. ve bunların hepsinin karşılığı gördüğünüz gibi dünyada, ve bu kurallar zinciri bizi ahirette memur etmek için değil, dünyada memur edip, insan ve adam etmek için olan kurallar, yoksa adam Bilmem bunu okuduğunda sevap kazanacak, cennette Köşk sahibi olacak, Bilmem la ilahe illallah deyince, cennette Huri sahip olacak, Bu mudur yani. Halbuki Allahin bize dinler ile getirdiği kurallar ve sünnetler, bu dünyada insanlığın ve dünyanın imari içindir.

#########
############

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا اقْرَأْ كَتَابَكَ كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kulle insânin elzemnâhu tâirahu fî unukıhî, ve nuhricu lehu yevmel kıyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ. Ikra’ kitâbeke, kefâ bi nefsikel yevme aleyke hasîbâ.

Meali :

Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.

(Sadakallahul Aziym İSRÂ Suresi 13 ve 14. ayet)

Kur'an'da bir insanın kitabını boynuna bağladık Hadi o halde okul kitabını diyeceğiz diye geçiyor Yani Kadir Gecesi'nde inen ve Bir çocuk olaraktanyaratilip sonra adam yada kadin olacak ve kitabını okuyacak, belki kitabinda 30 yaşinda mahalledeki Bakkal amca olcak diye yaziyor, ve böylece Rezzak olan Allah ismini yeryüzünde tecelli ettirecek, ne zaman ki O mala mülke sahip oldu, yetişkin yaşa Erdi ve bakkal dükkanı açtı, işte kitabını okudu, ve bakkal dükkani olan amca Fitratina yani " ma hulika leh" hikmetine, ne hikmet üzre yaratildigina ermiş oldu ve Bakkal amca oldu. ve o mahallenin insanlarının karnını Doyuran yada sırtını giydiren Rezzak Allah sıfatının tecelli ettigi kimse oldu işte. işte kitabını okumak böyle bir şey, yoksa her İnsanın boynunu günahlarınida yazdık sevaplarını yazdık, işte ahirette Oku bakalım ne yapmışsın, falanca yerden çalmışsin, filanci yalancı yerde küfür etmişsin gibi algılıyorlar sadece bunu, bu ayeti, Halbuki işte kitabının okunması, ikra suresi alak suresinde, muhammede de oku denilmedi mi? nasıl hemen unuttuk, ilk defa muhammede oku kitabini dendigini ve bunun ile başlayan kurani, sana verilen de bir kitap var dedik, ya Muhammedinki Kuran ise, seninkini de Ahmet amca kitabı, Anakarali bakkal amca kitabi, Hani bunu dedik de, başka bir dinmi var kitapmi var diye anlaymip itiraz edenler oilursa, var Bak senin yaşantın, senin alacağın vercegin ölcegin icinde yazili olan yazılım, seyahatlerin her şeyin, Sana özel bir yazılım, komşundan tutta 18 yaşındaki öğretmenin kim olacağına kadar, Bilmem 20 yaşında evleneceğin kızın kim oldugu hepsi içinde yazılı kitap, yani o kitapta senin kitabın, işte kitabını okumak ile sen, ya onu hayatında serencam halinde yaşamak ile kitabını okumuş olursun, kaderini yaşman yani, bana da evliyanin birisi öyle demişti, sen seyri sülükünü, hayatın serencamı gibi yaşa demişti, Ve ben ekstra ondan 100 Allah zikiri letafi zikiri, bilmem nefsi ispat Zikri falan çekmeden, hayatın serencamı gibi bu hallere yaşayıp geçmek deyim.
İşte sen bu kitabını ana yazılımdan okuyabilirsen, Senin hangi kader üzerine, yani hangi fıtrat üzerine yaratığini Bildiğin zaman, eğer sen kedi cibliyatinda olcak isen, kedilerin yapacağı göreve talip olmak zorundasın, yani kedi nedir, Aslan ya da Reis, devlet reisi, Bilmem Diyanet reis,i ya da Bilmem Futbol Kulübü Başkanı, Bilmem haukuk kalemi başkanı, Millet Meclisi reisi, Öyle liderlik Fitrati üzerine yaratılmışsın ki, Ama sen fıtratına uygun amel etmezsen yanlış Kitap okudun yada yanlış yönlendirildin ve doğru bir yaşayış yaşayamazsin.
######
###########
Yukarıda anlattığımız ölümün SIRRININ çözülmesi meselesinde Kur'an'da buna atfen bir ayet var.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve tevekkel alâl hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ.

Meali :

Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül etyani yönel yada ona dön yönünü. O’nu(Hic ölmeyen Allahi) her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının yaptiklarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!

(Sadakallahul Aziym Furkan suresi 58. ayet)


Bu ayette demiyor mi ki sen öyle bir Allah'a yönel ki, ölmeyen Allah olsun, hiç ölmeyen Allah olsun. Anladınız mı şimdi bizim Kime Doğru yönelmemiz gerektiğini, artık yönümüzü, ölümsüzlüğün çaresini bulacak olan Allah'a doğru yönelttik, kim o, işte Allah'ın yeryüzündeki halifelerinden birisi, o öyle bir adam ve Macit mucit amca ki, ölümsüzlük sırrını bize ögretiverecek bir amca, yeryüzündeki Halifelerden bir Halife ki, Fitrati bu görev için olan Kainat ve Yazilim olan Halife, Allahin Ölmeyen Allah ismi Üzerinde tecelli eden Halifesi, Allah'ın halifesi yeryüzündeki başka gezen yürüyen bir Allah, hangi Allah, O Allah ki ölümsüz olan Allah. ve bir adam ölümsüzlüğün çaresini bulsa, ilk önce ilacı kime verir, Tabi ki kendisi yutar ilk önce ve, kendisi ölümsüz olur, ve formülde ondadır zaten, işte öyle bir Allah ki, bizlerde ölümsüzlügü ondan öğrenmemiz lazım, yani ona doğru gitmemiz gerekiyor, yönümüzü ona dogru dönmemzi isteyen o yukardaki ayet il allah degilmi zaten ve bizde yönümüzü ona dogru tuttuk artik, hangi Allah bu kim bu, Ahmet amca mı, Mehmet amca mı, Türk mü, Alman mi, Amerikan mı, Fransız mı, Neredesin ey ölümmsüz olan Allah, bize hangi Allah, hangi halife olduğunu göster, Bak ona yolu gösterdik, onların (ayvanin) içinde ara dedik O askere, Ey Allah'ın askeri ve mehdi Askeri olmak şerefine eren askerim, Sen bir kim olduğunu yani nefsini bil bul ve bu Fıtrat üzere bir görevle yaratıldığını bil bul, o güzel Kadir Gecesi seni bu görevi yapman için indirdiklerini hatrila ve bil bul ve kitabını oku, ve kitabında ölümsüzlügün Çaresinin Sende yazili olduğunu bil bul, ama sen kimsin, henüz ben bilmiyorum, Hadi çabuk ol Zaman ve zamanimiz ve seninde zamanin yok.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هَدَاهُمُ اللَّهُ وَأُوْلَئِكَ هُمْ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahsenehu, ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb

Meali :

Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.

(Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 18. ayet)

Bu ayette geçen
ellezi yestemiunel kavle feyetebiune ahsenehü
"Onlar ki sözün doğrusunu işitince, Hemen ona uyarlar." ayeti kerimesi Sen de tahakkuk etsin, mesajı alinca hemen görevinin başına geç.

########
##########
Biraz da Raşit Tarikatı derslerine devam edelim:
Mehdi askerleri Her namaz öncesi ve sonrası 13 Estağfurullah çekecek demiştik. Nakşibendi Tarikatında olanlar 25 çeker. Biz ise 13 çekeceğiz demiştik, 25 li tabancanin 2 şarjöründen birisiyiz biz, ve 25'in yarası 13, bizim askerimiz namazların önünde ve sonunda 13 Estağfurullah çekecek demiştik. ve güne başlarken, sabah ilk Estağfurullah çekerken, günü açıyorum diye çekecek, bir güne başlama tövbesi, yatsıyı kılıp namazdan sonra da 13 Estağfurullah çekecek tövbe edip Gönün Defterini kapatıyorum diyerekten çekecek. aradakilerde aralarda işlediğimiz günahlar içindir.
########
###########
Geçenki sesli vaazda anlatırken birden frekansımı kestiler ve, ne diyeceğimi hatırlayamadım. ve notlarıma bakınca geri geldi, Bak not unutmuyo,r yani Melek unutmuyor, not yazdığın Kağıt bir melek, bana göre böyle bir mele,k o görevden hiç Şaşmaz, görevinden İsyan edip ayrılmaz, görev yerini de terk etmez, ve notlarıma bakınca hatırladım, ne demek isteyeceğimi hatırladım geldi yine, Meleklerim hatırlatti Ama, bu sefer not Meleklerim hatırlattı. ve demiştim ki buralarda Flohmarkt diye bir şey var, yani bit pazarı ve biz ilk geldiğimizde mobilyalarımızı iş elbiselerimizi bit pazarından alırdık, Ben yeni geldigimde gittim adam bit pazarına Mobilya vermiş, mobilya gıcır gıcır tertemiz duruyor, hiç mi kullanmadın bunu be adam, Yani demek isteyecektim ki oradan, Bunlar melek gibi insanlar, hani diyeceksin ki, kafir bunlar, ya da Hristiyan bunlar, tamam amma adam bu mobilyeyi bile incitmemiş, o kadar kibar adamlar, eskimemiş, Mobilya len,odun odun, biz satın alıyoruz ve onların kaç sene kullanıp eskitmedigini, iki üç ay içinde kirip döküp eskitiyoruz. yani biz onların makamına bile ermemişiz, melekler Latif varliklardır, Latif demek ince ve kibar olan demektir. o kadar kibarlar ki mobilyalar bile eskimiyor, elbiseleri bile eskimiyor. bir Alim demişti ki : insan günah işlemese, elbisesi bile kirlenmez, hatta eskimez demişti. o zaman Bizler müslümanlar olaraktan Elbisesi kirli mobilyasi eski kimseler, demek ki daha Latif olan insan, ya da halife vasfına bile çıkmamışiz, vay vay, onlar ve cennet nerde biz nerde. Yani o sizin beğenmediğiniz Hiristiyan dediğiniz, Yahudi dediğiniz adam, Melek Makamina çıkmış, incitmeyen Latif Melek makamina çıkmış, ya sen ve ben, iman kim de o zaman? kimler cennette o zaman?
Hocanın birisi diyor ki, Latif Zikri çekmeden olmaz diyor, Latif Zikri çekince neymiş, Melekleri, Bilmem cinleri görecekmişiz, onlardan fayda görecekmişiz. ve sen gibi(BibBiiiiiib Kafa)günde 100.000 Latif çekse ne olur ha. Arap müsülamnlar arap konsoloslugunda Müslüman denen adamlar, konsoloslukta, adamı diri diri Kesmişler, valize koymuşlar, Müslümanım diyor Cihat deyip adam öldürmenin Müslümanlık Sanıyor adam, bir milyon Latif çeksen neye yarar, bak adamlar Mobilya ne ki, tahta len tahta, adam tahtayı bile İncitmiyor eskitmiyor
Ve Sen bir adami kesip valize koyuncami Latif oluyorsun, yoksa tahtayı bile incitmeyen adamlar mı? kim Müslüman o zaman? kim mümin ve imanli, kim Latif Celkmiş ve Latif olup melek vasfina yükselmiş, sen namaz kilinca cihat edince latif cekincemi? yoksa onlar namaz bile kailmadan mi bu hale erdiler, kim insan, kim hayvan, (BibBiiiiiib Kafa) bakda gör, kim cennette, kim cehennemde, kim cennet ehli, ve latif melek gibi olmuş gör.

########
##########
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâl vuhûşu huşirat.

Meali :

Vahşi hayvanlarbile haşrolup toplanıp bir araya getirildiğinde.

(Sadakallahul Aziym TEKVÎR Suresi 5. ayet)

Vahşi hayvanlar bile Haşr olduğu zaman diye bir ayet var o zaman bu zaman ve cennette. Burası cennet ise, O zaman bütün hayvanlarda burada, vahşi hayvanlardan evcil hayvanlara kadar Hepsi burada, işte Vahşi hayvanlar bile Haşr olduğu demek de budur.

##########
##########

Eski alimler hep Mehdi ve vaktini beklemişler, ve kendilerini Mehdi olacak sanmışlar, ya da Mehdiyi göreceğiz sanmışlar, ve bu olmayınca da vay vay erken gelmişiz demişler, birkaç gün önce televizyon kanalında Zahide Yetiş de bir doktor ya da sağlıkçı çağırmış, ve hastalıkları tedavisi bulunuyor, ve yapay ciğer kalp böbrek üretilebiliyor diye anlatıyor, hatta deri bile bir üretilebiliyor diye anlatiyor. ve bizde ölümün çaresi de bulunacak diye anlatıyoruz yakın zaman içinde. ve Zahide dedi ki erken gelmişiz vah vah dedi. Yani herkes Eğer ölümün çaresi de bulunursa, Artık erken gelmişiz lafi rafa kaldırılır. Görecekler yani, vaktimizin diğer Peygamberler ve halkının vakitlerine göre, en iyi vakit olduğunu, görmeyene ben daha ne diyeyim ki. bakın kaç haftadır anlatıyorum, Biz de şunlar var, Onlar da yoktu, onlarda şunlar yoktu, bizde var diye, kaç meseleyi anlattım ve bu haftanın konusu ise
Rivayet odur ki,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Yatsıdan sonra Tebareke okuyanın kabri aydınlık olur."

( Hadis-i Şerif )

Bu hadisi okuyanlar, bunu öldükten sonra Kabrimize lamba koyacaklar gibi algılıyor, ahiret Yurdu Burası ve İşte o Tebareke okuyanlarda burada ve bizleriz, ve biz eski ömrümüz ve dar zamanında okumuşuz belki peygamber zamanında ya da daha sonra işte, şimdi kabrimiz ya da ahiretimiz işte aydınlık, ve Edison Amca lambayi keşfetmiş ve gecelerimiz bile karanlık değil artık, işte bu hadisin yorumu da böyle yani kabrinde lambalar cenneti, neymiş orası, işte bu nasıl bak, herkes lambalar avizeler kandiller cennetin de, evinde elektriği ve lambası olmayan yüzde kaç kişi var, Elhamdülillah Muhammed'in sözü ne demek ki bizler itiba etmişiz okumuşuz, Tebareke okumayan bir kaç kişi varmış diyelim, birkaç demiyorum, belki daha elektriği olmayan yerler lambası olmayan yerler var, ama işte onlar peygamberin Tebareke okuyun sözüne ittiba etmeyenler, Bizler ki itimad edip okumuşuz ve bizler bu lambalar cennetine vardık.
#####
####
Özel bir meseleyi de anlatıp vaazimiza bu haftalık son vereceğiz. konumuz şudur ki : herkes atalarının DNA sini taşır, ve bu zamanda Mehdi çocukları da Mehdi DNA sını taşıyanlar, Eskiden annem babam vaktinde onların evlendiği çocuk yaptığı vakit Soba bile yokmuş ve onlar Ocak başında Isinıyorlarmış dah dogrsu dedem ninem zamani ve üşümemek için de Pamuklu yorgan gibi zıbın denilen içlik giymektelermiş, ve ben onların çocuğu olduğum için benim de DNA da işte içilik giymek kodu var, ve benim Mehmet Emin isimli bir arkadaşım vardı okulda, beden dersinde elbiselerimizi çıkarıp eşofman giyiyorduk ordan gördüm, ve o içinde yünden örme süveter şeklinde bir içlik giyiyordu, ve diyordu ki bunu Ben giymeyince hasta oluyorum. işte zıbın ya da içlik işte, hafif havalar ara geçiş Mevsimine geld,i hafif hafif sıcak sobalarında kaloriferlerinde tam yanmadığı için, işte Biz de hemen üşüyoruz, ve bizim DNA kodumuzda olan Mehdi çocukları da, aynı kod ile kodlu olduğu için, onlarda hemen Üşüyeceklerdir, öyle oldugundan bizim derdimizin dermanı, içlik giymek, Hatta öyleki Muhammedül Emin den öğrendik ki, Ağustos'ta bile yün içlik giymek, yani Muhammed Arabistan gibi çölde başına yün takke giyermiş, sırtına da deve yününden elbise. öyleyse bize gereken ve çocuklarımıza ve annelerine gereken, onlara bir iclik göynek ya da süeter gibi bir kazak giydirmek.Bunu yaparak bunların da sorununu çözüp, benim de bundan muzdarip olmamın önüme geçmiş olacaklardir.

Rabbim evlatlarımızın annelerine de, emanete sahip çıkmayı nasip ve müyesser kılsın.


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

Vaazi mp3 olarak indirmek için linke sağ tikla farkli kaydeti sec 

vaazın başında biraz boşluk var ileri sardırınız

https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar…lari-Kurali.mp3

  



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 17 Ekim 2018 Çarşamba

Original Kar © glan


Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan