Menu

Reklam1

Freitag, 28. September 2018

Soğuk ve Sıcak Cehennem ve Soğuk içecekler Cenneti (Kar©glanin 26 Eylül 2018 Vaazi)

Soğuk Cehennem ve Sıcak Cehennem ve Soğuk içecekler Cenneti


(Kar©glanin 26 Eylül 2018 Vaazi)




أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lâ yezûkûne (la yerzugune) fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).

Meali :

orada (cehennem ehlinin oldugu yerde) onlara serinletici soguk bir şerab veya içecek yokdur. (yada orada onlar onun ile (soguk içecekler ile) riziklandirilmazlar).

Sadakallahul Aziym NEBE-AMME Suresi 24. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِن مَّعِينٍ بَيْضَاء لَذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ


Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yutâfu aleyhim bi ke’sin min maîn. Beydâe lezzetin liş şâribîn.

Meali :

onlara (cennteliklere) kadehler icinde buzluga sürülmüş buz gibi şerbetler sunulur.

Sadakallahul Aziym SÂFFÂT Suresi 45. ve 46. ayet
bu yukardaki ayeete gecen beydzai kelimesini, beyaz süt gibi, beyaz diye yorum getirmişler, halbuku o kelime beydzae degil, buz kelimesidir, buz arapcadir aslen, ve hadisin orjinli olan aşagidaki hadisde, peygamberimizin Hz. Ali ile Fatima ya geldiginde (vardiklarinda) ayaklari buz kesmişti cümlesinde, buz kelimesi geciyor, ve buz arapcadir aslen, ve ayaklari buz kesmek cümlesinde gecen buz kelimesi, üşümek, cekilmek, büzülmek, manalarini taşir, buz kelimesi arapcada byz şeklinde yazilir, byuz diye okunur, yani buz işte, buz, soguk yani, ve yukardaki ayette ise ytafu yani sürülmek, yani buzluga sürmek cümlesinde ayni teleffuz kullanilir, yani buzluga sürülmüş soguk şeribler, yani yine maiyn ise, mae kelimesinden türeme ve o cümledeki anlami, yani su, "buz gibi su" demekdir "maiyin" buz gibi su asil arapcada ki manasi.

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem den Hz. Fâtıma’nın Hizmetçi İstemesi:

O’nun terbiye sisteminden bir diğer kesiti de İmam Buharî ve Müslim veriyor. Hâdiseyi bize Hz. Ali (r.a.) anlatıyor ve diyor ki: “Evimizde hizmetçimiz yoktu. Bütün işlerini bizzat Fâtıma kendisi yapıyordu. Zâten, bütünü bir tek odadan ibâret olan bir hücrecikte kalıyorduk. O odacıkta, Fâtıma ocağı yakar ve yemek pişirmeye çalışırdı. Çok kere, ateşi alevlendirmek için eğilip üflerken, ateşten çıkan kılvılcımlar benek benek elbisesini yakardı. Onun için elbisesi delik-deşik olmuştu. Yaptığı sadece bu değildi. Ekmek yapmak, evin ihtiyacı olan suyu taşımak da onun yüklendiği işlerdendi. Ayrıca değirmen taşını çevire çevire eli; su taşıya taşıya da sırtı nasır bağlamıştı.
Bu arada bir harp dönüşü Medine’ye esirler getirilmişti. Allah Rasûlü bu esirleri, müracaat eden Medine halkına dağıtıyordu. Fâtıma’ya, babasına gidip ev işlerinde kendisine yardımcı olabilecek bir hâdim (hizmetçi) istemesini söyledim. O da gitti ve istedi... Şimdi, hâdisenin gerisini Hz. Fâtıma Vâlidemiz’den dinleyelim: “Babama gittim; fakat evde yoktu. Hz. Âişe: “Geldiğinde ben haber veririm” dedi, ben de geri döndüm. Az sonra Allah Rasûlü birdenbire çıkageldi. Ben ve Ali doğrulmak istedikse de O, buna mâni oldu ve aramıza oturdu. Öyle ki ayağındaki serinliği hissediyordum. Arzumuzu sordu. Ben de durumu aynen naklettim. Allah Rasûlü birden uhrevîleşti ve şöyle dedi: “Yâ Fâtıma, Allah’tan kork ve Allah’a karşı vazifende kusur etme! Allah’ın omuzuna yüklediği farzları hakkıyla yerine getir. Kocana da dâima sâdık ve itaatkâr ol! Onun hakkını da gözet! (Yani, senin iki vazifen var: Allah’a karşı kulluk etmek ve sonra da kocana itaatde bulunmak.) Sana ayrı bir şey daha söyleyeyim: Yatağına girmek istediğin zaman, otuz üç defa 'Sübhânallah', otuz üç defa 'El-hamdü lillâh', otuz üç defa da 'Allahu ekber' de. İşte bu, senin için hizmetçiden daha hayırlıdır.”

( Hadis-i Şerif ,Buhari, Müslim, İbn Hişam, Sîre I/262)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Sıfır birden büyükmü? kücük mü? yokluk varligi yok ediyorsa(Sıfır ile kaci carparsan carp onu Sıfırlar) Sıfır büyük, bir mi büyük, bir de varlık (var olmak) ise yoklugu delip cikiyorsa, Sıfır mi büyük, bir mi büyük. Rahman mi büyük, rahim mi büyük, kadin mi üstün, erkekmi üstün, sen Sıfırlamak ile mesulsen bende birlemek ile mesulun.

sen "la" isen ben "illayim" . Diken batinca acimadi demek, cocuk kandirmakdir, sen cocuk mu kandiryorsun burada, ben 40 yaşini gecmiş biriyin.

Akintiya karşi kürek cekmek aptallik olsa idi, hic bir cocuk rahmi yirtip dogmazdi, hic bir bitki topragi delmesi gerektigini bilmezdi ve yeşermezdi.

ismi cemal olan biri için, cemalullah yani Allah in cemali, yüzü simasi çok güzelmiş, onu bir kere görmek dünyalara bedelmiş, amma Allah her ismini dünyada tezahür etiriyorsa, o zaman onun cemalini görmek isteyen, Allahinnice güzel yüzlü yusuflarina(ismi yusuf olmasi şart degil yüzü yusuf olanlar) züleyhalarina, ayşelerine, hatcelerine.... bakinca göreceksin. Yoksa burasi cennet ise, hani cemalullah nerede o zaman? işde yüzü güzel kadinlar, yüzü ve bedeni güzel erkek ve kadinlarda işte cemalullah tecelli ediyor demek olur. yoksa Allahi görmek nerdeeeeee? bak herkes her an Allah i bakinca aslinda karşisinda görüyor amma sanki görmüyor, gördüğünün farkinda degil. bir cicekde de Allah görülür, güzel bir cicek de bile Allahin güzelligini görebilirsin, ve sen (birine atfen) çok güzel olmamana ragmen, birde dünyada cemallige soyunursan, ismini cemal koyarlarsa, cirkin bir cemal de de(cemal yüz sima demekdir) Allah görülürmü? en güzel Allah ise, en cirkinde de Alalh varmidir? cirkinde bile güzellik yaratan Allah.
şayet için o kadar güzel olsa, testide ne varsa, ne olur biliyorsun degil mi? dişina vurur, icinde güzel şeyler olsa, yüzünde güzel olurdu, tasavvuf riyazet allah mallah güzelde, (Burda mallah demek hakaret ve terbiyesizlik degildir, yani hamd in önüne me gelince muhamd veya muhammed oluyorda, el hadi isminin önüne me gelince, mhd yada mehdi oluyorda, allahin önüne me gelince mallah oluncami olmadi, hakaret ve edebsizilik degildir bu mallah ismi mef ul ve arapca allahlik eden demekdir ) gercekde icinde ne var, herkese akil satmak güzelde, icinde olmayani, yüzünde olmayani, ele satmak, ne garip. bedeninde çok güzel degilse 90 6 0 kadinlar , sixback gögüslü göbekli erkekler varken, yani bizim millet öyledir, cirkine güzel derler (güzel ismi koyalar (Cemil veya Cemile ) veya fakire sultan koyarlar, Yani arapca bilmeyen türkler, osmanli arapcasi bilen böyle ahmaklar, böyle isim koyar işte, birde güzel isim koydum olur, Hz. muhammed cocuklarinizin adini isimini güzel isim koyun deyince, böylemi dedi, yani armuta karpuz deyin, güneşe kumaş deyin mi dedi, ayi ya dayi deyin mi dedi, güzel isim koymak bu mu, adi güzel manasi bokdan bişey, anlami yanliş yani. kisaya uzun, kücüge iri derler, hirsiza futbolcuya muhammed ismi koyarlar(futbolcuya muhammed ismi neden olmaz, futbol ve top hakkindaki eski vaazi mizi okuman lazimki anlayasin) işte, cirkini güzel güzel diye cagirinca, cokmu dogru ve güzel isim oldu Allah aşkina, (BibBiiiiiib Kafa) bu mu güzel isim koymak, manasi nerde, cirkin len cirkin, ona sen güzel diye isim koyup cirkine bir ömür güzel demek, ne garip, ve ne kadar ahmaklik degilmi, arapca bilmemek bu işte, pweki cocun güzel olup olmaycagini nerden bilcez ne bilelimde ona güzel yada cirkin diyelim diyen olcakdir(o zamanda kaportanin güzelligi motorun aksami vazini bir oku dinle) osmanli arapcasi insani buray kadar götürebilir ancak işte, şeytanin oyunlari bunlar. Halbuki Allah varken, en güzelde o, en cirkinde de o varsa, en cirkin dedigin de o, en zeningde o, en fakir de o, en pisdede o tecelli ediyor, en temizde de o demek olmaz mi? en pis mikroplar ve şeytan ise, şeytani yaratip ona canindan can koyan Allah (Tek varlik var olan O ise, bütün canlar ve var olanlar O) degil mi? ondan gayrisi yoksa, şeytan da kim, en cirkin mi, o zaman en cirkinde de o var demek olmaz mi? en cirkin pejmurde bir can taşiyan insanda da onun ruhundan varsa, o da Allahin gezen yürüyen bir halifesi ama, cirkin bir halifesi ise, o zaman en cirkinde Allah, en güzede Allah. Ama bana erkek olarak, bir kadini eş olarak sec deseler, elbet en güzel olani tercih ederim. niye cirkini tercih edeyim ben kabilen dahami geri zekaliyin, kabil kdaar aklim calişmiyor mu güzeli bilcek kadar, ama tercih hakkim varsa, o gibi zorla alip başinida belaya sok ma derim yinede. amma cirkin ruhlu biride kendine uygun, cirkin birini sececekdir zaten. yani pireye deveyi eş olarak vermiyorlar, ata otu eş olarak vermiyorlar ata arpa lazim degil mi, davul bile dengi dengine degil mi? yani notalar müzik bile birbirine uygun ritim ile caliyor dengi dengince caliyor, zart zurt, cart curt diye calinca müzik olmuyor, kulak tirmaliyor, o yüzden bir güzeli bir cirkine verseler diyen Türk milleti, güzel aglar cirkin güler demiş, oysa muhammed cirkin kara ve fakir bir ashabindan birini, en güzel ve zengin bir kadina eş yapmişdir.



Hîfâ Hatun (r.a.): Menkıbesi anlatılan fakat hayatı hakkında malumat verilmeyen kadın sahabelerden biridir. Medineli ve ensardan olduğu anlaşılmaktadır. Kabilesi ve doğum tarihi bilinmemektedir. Medine-i Münevvere’de güzelliği ile ün salmış bir kadındı. Bir gün Rasûlullah (s.a.v) efendimizin huzuruna gelip şöyle söyledi:

“Ya RasûlALLAH! Bana beni cennete götürecek bir iş öğret!”

Rasûlullah (s.a.v) “Önce biriyle evlen. Bununla dinin yarısını emniyete alırsın.” buyurdu. Ya RasûlALLAH! Benim dengim kim olur? “Beni Habeş Necâşîsi (kral) istedi, ben onu istemedim. Ubeydullah yüz deve ve başka şeyler de verdi, onu da kabul etmedim. Lakin siz ahirette kurtuluşumun evlilikten geçtiğini buyurdunuz. Siz kimi münasip görürseniz onunla evlenmeye razıyım.” dedi.

Hîfâ Hatun’un siz kimi münasip görürseniz razıyım sözünün altında, gönlünden Peygamberimizin kendisini müminlerin annelerinden kılacağı ümidi vardı. Lakin Rasûlullah’ın (s.a.v) böyle bir niyeti yoktu. Onu gücendirmek de istemiyordu. “Yarın sabah mescide en evvel kim gelirse onunla evlendireceğim.” buyurdu. Onunla evlenmek isteyen sahabeleri de ümitsizliğe düşürmek istemediğinden böyle bir yol takip etmeyi uygun görmüştü.

Ertesi gün hiç biri erken uyanamadı. ALLAH .(c.c) onlara uykudayken uyanma imkanı bahşetmedi. Rasûlullah (s.a.v) kimin geleceğini bekleyiverirken aniden Süheyb isimli, fakir, siyah renkli, görünüşü güzel olmayan, uzun boylu, zayıf ve ince yapılı olan sahabe geldi.

Hîfâ Hatun ise, zengin, güzel ve rağbet edilen biriydi. Namazdan sonra Hîfâ Hatunu çağırdı, durumu bildirdi. O da buna razı oldu. Hiç itiraz etmedi. Rasûlullah (s.a.v) hutbe okudu, nikahlarını akdetti. “Süheyb, kalk ve bu hanımın için bir şeyler al!” buyurdu. Lakin Süheyb, dünyalığı olmadığını söyleyince Hîfâ Hatun, kendi servetinden on bin dirhem gümüşlük bir kese getirtti. Onları Süheyb’e verdiler. O da gerekli şeyleri alıverdi. Sonra Rasûlullah (s.a.v) “Ey Süheyb! Hanımının elini tut, onu evine götür!” buyurdu.

Bu sefer Süheyb (r.a) dedi ki, Ya RasûlALLAH (s.a.v)! benim evim mesciddir. Hangi eve götüreyim?” Süheyb’in bu cevabını işiten Hîfâ Hatun, “filan yerdeki hazır konağı sana bağışladım. Kalk beni oraya götür.” dedi. Onun bu âlicenap tavrı ve hareketi Rasûlullah’ın (s.a.v) çok hoşuna gitti de ona dua etti. Sahabe de onun bu hareketini çok takdir ettiler ve onu övdüler.

Karı ve koca kalktılar ve birlikte konağa gittiler. Akşam olunca yemeklerini yediler. Rablerine hamd ettiler. Nihayet yatma vakti gelince, Hîfâ Hatun “Ey Süheyb! Bil ki, ben sana nimetim, sen bana mihnetsin. Sen bu nimete şükür, ben bu mihnete sabır için, gel bu geceyi ibadet ve taatle geçirelim. Sen şükrediciler, ben sabrediciler sevabına kovuşayım. Çünkü Rasûlullah (s.a.v) ‘Cennette yüksek çardak vardır. Bunda yalnız şükredenler ve sabredenler bulunur’ buyurdu.” dedi.

O gece ikisi de taat ve ibadet ile meşgul oldular. Sabah namazını eda için Süheyb mescide geldi.

Daha sonra cihada çağrı yapıldı.savaş meydanında Cüleybib de hazır oldu.Kendi eliyle 7 kafir öldürdü.Sonra Allah yolunda şehit oldu.Rabbinden,Onun Peygamberinden ve uğrundan can verdiği ilkelerden razı olarak toprağı kendisine yastık edindi.Rasulullah s.a.v savaşta ölenleri araştırıyordu.Ölüleerin ismi tek tek okundu fakat onun ismi unutuldu. Çünkü parlak ve meşhur birisi değildi.Fakat Allahın Rasulu Cüleybibi unutmamıştı.Cüleybibi göremiyorum dedi.Onun cansız bedeni toz toprak içindeydi.Yüzündeki toprağı sildikten sonra şöyle dedi.”Yedi kişiyi öldürdükten sonra mı öldürüldün??Sen bendensin ,ben sendenim.Sen bendensin,ben sendenim,sen bendensin ben sendenim “Peygamberin bu madalyası Cüleybibe mükafat olarak yeterdi.

Çirkin şansı diye bir şey var mı?


bazıları cirkin seviyor azizim, ve Ben bu resimdeki adam gibi kara ve en cirkin biri bile olsam bile, muhammedin hatirina deseler bile, yani bu cagda en cirkini, bu kadin gibi alip yemem (afrikaya gidip otu boku yiyecek diye yiyenler var, halbuki temizler temizler içindir) yani öyle olunca ben da hi bu adam gibi cirkin birisi bile olsam, bende o gibi en güzeli almak isterim, ve güzeli tercih ederim, ve cirkin güler güzel aglar gibi falan görünmüyor bak bu ikisi de, yani ikiside gülüyor memnunlar neden? amma Çirkin şansı diye bir şey var adamda da işde.

isa ya şeytan gelir : Hadi Allah için kendini dagdan aşagi birak, o seni seviyorsa, kurtaracaktir der.
isa da der ki: Allah insani sinar imtihan eder de insan Allahi sinayip imtihan etme hakkina sahip degil diye cevap verir. yani her kime haydi filan hatrina yardan aşagi kendini birak deseler, akilli adam birakir mi? kimin hatirina olursa olsun, ve bana muhammed hatrina cirkin ye diyen (BibBiiiiiib Kafa) , sen ye önce, ben bakan, begenirsem, ben öyle yerim, sen kendini yardan birak, Allah tutuyor mu bir gören ben, ben de o zaman belki birakirin, inanirsam bile birakmam len, garantisi var mi bunun.

Yani bak onlar Hifa Hatun ile süheyb veya cüleyb isimli iki ashabin örnegi ile, Hz. muhammed kainati nakiş nakiş dokuyor, ve bak hifa hatuna sana cenneti kazandircak amel, evlenmen deyince, yanliş mi dedi, ve onu kara adamla evlendirince yanliş mi yapti? ve ikisi bu hikmete sarilip katlaninca, hakikatten cenneti kazananlar mi oldular, yoksa muhammed uydurdu öyle birşey yokmu diyeceksin, bak da gör. ve onlar kainatin yapi taşlari, ana duvarlari, muster örnekler, ve muhammed kainata öyle bir desen vurdu ki, haala gecerli o desen, ve işte süheyl ile hifa hatun mehdi vaktinde ALTIN cagda cennette, yeniden dünyaya gelmiş, vaktimiz olan cennetteki Heidi Kulum ile sevgilisi, kocasi oldular işte, bakma öyle sen onlarin hiristiyan falan olduklarina, onlar onlarin yeni yüzü işte.
amma bak cennette yine onlar var (peygamberler ashablari ümmetleri ve iyi kimseler) bak bu ikisi işte hifa hatun ile süheyb ve muhammed ikisini evlendirmiş ve haala evlendirmeye devam ediyor, cirkin şansi len, en güzel kadini kapan cirkin adam olmak, ve sebebine gelince, sen en cirkin bile olsan, Eğer güzeli ve güzel insanlardan yana olmayi, yani muhammedden yana mehdiden yana olmayi tercih edersen, Allah sana cennetlerde böyle Heidi kulum gibi Victoria Secret mankeni kadini hatun yapar, aynisi kadin icinde gecerli, en yakişikli cagatay gibi birini koca da yapabilir yani, sen yeterki iyi ve iyilerden yana olmayi tercih et. ve cennetteler işte, bak hangi cirkin ile güzel kadin evli ise, işte ikisi onlarin yeni yüzü, sadece muhammede verilmedi cennetler, diğer peygamberler ve ümmetleri de buradalar, ve yine bir fakir köle ile sultan evlendiyse (ingiltere kraliyet ailesinden prens Harryi ile Meghan (kölenin Kizi nin Kizi)) onlarda yusuf ile züleyha gibiler,

Ya sen ve ben kimiz biz?

Yani insan bir cirkin bile olsa, en güzel kizi almak ister, bir cirkin kadin bile olsa, en güzel adamla ile evlenmeyi hayal eder, ister. öyleyse riyazetle, miyazetle Allaha ulaşacan diye kendini cirkinleştiren insanlar, bu cennet vaktinde bizden degildir. en cirkin kadinda güzeldir deniyor bu devirde, sadece bakimini yapmiyordur deniyor, ama birisi lokum gibi biri olmak varken, riyazet edip zayiflayip, kara kuru cirpi gibi, kendini cirkin hale soktuysa, ne gariptir. Allah ulaşacakken, Allah dan uzak kalmak, Allah in seni sevmesi ve, senin onu sevmen demek, aslen öyle riyazetle falan degildir, nasildir peki :

Allah kucaklanirmi, evet. Ben Allah i kucaklamak istiyorum, ben Rahman tabiatli (erkek olarak) bir Allah halifesi olarak evlenince, rahim tabiatli bir kadini (bayani) kucaklamam, sarilmam sevmem sevişmem, işte, Allahi kucaklamam degilde ne? O nunde beni kucaklamasi ayni yani, Allahi sevmek, ben rahman tabiati ile bir kizi sevdimi, işte Allahi sevdim, ve Allah a aşik oldum, o kizda beni sevdimi Allah da beni sevdi, yoksa bunlar olmadan, Allah bu dünyada, bunlar ile tecelli etmiyor mu? yani, herşey burdaaaaaaa, daha anlamadinmiz mi, öyleyse, riyezeti falan bırakın.

Allahi icimizdemi arayacagiz, dışımızdamı? benim dışım ise : Anmein içinden çıkmadım mı ben, o halde ben içdemiyim dışdamıyın? Allah iç de mi dışda mı nerede? Allah heryerdeyse, heryer neresi peki? içmi dışmı, ben cennetteysem, annemin içi benim cennetim,
şu an cennet burasıysa, benim cenentim annemin anamin içi demek degil mi? şu an zmanin sahibi ben isem bu dünya ben demek, ve cenentete benim dünyam ise (şu andaki cennet), sen benim cennetimdeki bir adamsin, benim tandigim bir adam, amma benle alakan olmsi benim cennetimde olmana sebeb oluyor. benim cenetimin icindeki birisi, sadece bana bilgi veren veya benimle alakali, ya ben onu aradim buldum, ya da o beni aradi ve buldu demek olur. amma benim cenetim anamin ici degilmiydi, o zaman o cennet acildi benim şu görünen bu dünya oldu, Allah burada mi, icde mi? yoksa dişdami? anem ise annesinin icindeydi degilmi? annem dış ise, ninem kim o zaman...
Allah nerdeeeeeeeeee semayami bakacaz, sema annemin karninin yada rahminin iciyse, oysa ben dişdayin zahir dünya burda, ben ice bakiyorsam, bu dünya olur, dünya yalanmi, yani benim icim yalan mi? anemin ici dogruda benim icim yalan mi buj en eskiye kdar gidince Hz Ademe ve Havvaya variriz.
Evvel Allah (Allahşu an Hz Ademde mi) yooksa ahir Allah, Allah ben de mi tecelli ediyor şu an. en son ahirde mi yoksa, yani benim de en son cocugumda mi, yoksa benim dedemin dedesinin dedesi........ ademde mi? evelmi Allah yoksa ahir mi Allah, nerde peki?

diyorlarki Salat(namaz) kelimesi için
essalat pers ceden(iran dilinden) gecse kuranda ne arayacak be adam, Allah perscedenmi caldi yani, iftira etme, herif sallu ne demek perscemi arapcami kuranda p var yani perscede arapcanin icinden bir parca zaten.

"esselah, tuveselah" ey namaz, ey namaz. mana oldumu, hayir tuvesellah ne peki, salah telah olmasi gerekli degilmiy di "tuve" deki ve nerden cikdi peki?
"too you" ne demek, "senin için" ve tuvesselah demek senin için kilinan namaz (yada senin namazin demek) ayni "too you" daki senin gibi demek, peki senin için namaz, ne zaman kilinir? ölünce cenaze namazi, hani namaz Allah için kiliniyordu, bak ölünce, senin için kiliniyormuş, ne oldu, bak kural degişdi degil mi!
ve şeytanin ademe secde etmedigi namaz, hangi namazmiş, önce kilinan namaz degil, adem ölünce, onun ceneze namaziymiş, ne oldu? cenaze namazi önce kilinirmi hic? ölmeden cenaze namazi kilinirmi, ama gece önce geldiği gibi, ölüden diri cikaran Allah, Hz Ademi önce ölü yaratti toprakdan ölü gibi testi gibi idi, namazini kildirdi ki, sonra can verdi. yani sonda baş var, başta da son var, evel allah ve ahir allah ve kilit.

Para Satan Dükkanlar Yahut da Bankalar

Sana desem ki, ben sana bir ev verecen, sen bana bunun için ne verirsin dersem, senin de evin olmasa, o ev için neler vermzsin, peki bunun için bir miktar fazla para vermen demekde, faiz oluyor, peki faiz niye burada haram olsun.
Dükkana gittin ekmek alacan ayni durum var degil mi, ekmekciye gittin ve bir ekmek istedin, temsili misal ile, sana dedi ki, sana ekmek verecen amma, sen bana bunun için ne verecen, sende on lira verecen dedin, temam dedi verdi, peki.
Bankaya gittin Adam sana para vercek, paraya karşilik daha degerli ne varki, sen onlara verebilesin, yani ona paray karşilik para verince, bunun ismi, neden faiz olsun, ve bu bugün mülgadir kalkmişdir, yani adam sana para satiyor kardeşim.
Faizden kasit sadece haksiz kazancdir, haksiz kazancin hepsi haramdir, yasakdir, insanligada, kişiyede, toplumada zarar verir.
nasıl cumartesi balik tutmayin emrini ihlal edenler, bugün cumartesi pazar tatilini bildi buldu koydu. israili boykot etcek adama sözüm: önce onlarin kurali olan, cumartesi pazar tatili yapmayacak, eşek gibi hergün calişcak ona iyi geliyorsa bunlar, bana öyle gelcek tavsiye etcek israili boykot edelim diye. (eşeklige raziysa, israilinin yerine haşari eşeklik yapcaksa bize, bütün yükü alcaksa üstüne, dünyanin yükünü len, denizlerin yükünü üstüne alan adamlar bunlar. Denizlerin dibindeki firavunun....)

Her kötüde de bir iylik vardır. Burak ve refrefe binipde cennettin oldugu yere gittiyse muhammed ve bu hizli bir binek ile olduysa asil mesele binek önce( ammmmm. var sage kadin gibi, bende var sage adam olarak kafani bir kariştirayim baken, ne olcak, onun(refref ve buragin) varacağı yer zaten burasiysa, burak ve refref ile nereye gideceksin bunu düşündünmü (BibBiiiiiib Kafa) ???) ice dogrumu dişa dogrumu hangi tarafa doguyami batiyami hangi tarafa??? ? allah nerde kible neresi allah kim...

---oOo---

Amerikada Bilim adamalari Allahi ariyor, ve bizim türkiyde ise daha ancak beyin gücünden söz ediyorlar beyinden degilde beyin göcünden, ve buna engel olmak lazim diyorlar, mühendisin çöpcülük yaptigi, kacak corap sattığı türkiyede, bu beyinleri burada vatanda tutmak ,ancak köreltmek olur, dünyanin ileri gitmesine engel olur, bize türkiye ye falan faydasi olmaz, Türkiyede kalsa çöpcülük etcek bilim adami aclikdan sirina palto alyman mehmet akifin türkiyesixne ne olcak edebiyatci olsan ne yazar en akilli adam olsan ne yazar, ne faydasi olur allah aşkina. (Baş (BibBiiiiiib Amca1) gibi cahillerin başta oturup konuşani kaynaşani milleti ezdigi bir türkiyede, ne olursan ol, bir ... yaramaz işte.

---oOo---
Kara deliler nasıl oluşur

insan dogmadan önce ölürse, yada dogup hemen ölürse, o zaman kara delik oluşu, yani sönük yildiz demek.
ruhun dünya ya gelince, akilli bir ruhun dogunca, geldiği adresin yanliş zaman ve yer olduğunu görünce, hemen geri dönmesi, ve yildizinda cökme olmasi, kara bir delik geri dönüş manevrasi ve ice dogru hizle giden bir ruhun başka ana arayişi için, ve ice dogu geri dönüşü yani, oysa oradan sadece, o ruhun dogacak cocuk oldgu yerdeki kainata giden izi takip edilebilir, yani başka bir zaman dilimine gidebilir, Eğer o ruh yolunu adrsini bulabilirse, Eğer kaybolursa sende kaybolursun. yine hizirinde bu delikler ile bir zaman diliminden diğer dilime gittiği yollarda olabilir. amma zamanda yolculukda keşfolmasi gereken ilk bilgi ise, o zamanda, o zamanin sahibi kim(vahdeti vücut kim) ona gitmeden, sen o sistme ve zamana gidemezsin, yani onun bedenine yolculuk edersen, onun cenneti olan dünyaya varirsin, yani yukardaki meselenin acilimi da budur yani.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dökülür. Bu su, vücudlarının içine nüfuz eder, öyle ki karınlarına kadar ulaşır; içlerinde ne var ne yok, söker atar ve ayaklarını delip, geçer. Bu hadise "Bununla karınlarının içinde ne varsa hepsi ve derileri eritilecektir" (Hacc 20) ayetinde zikri geçen) eritme (es-Sahru) hadisesidir. Sonra (eriyen cesedleri) eski haline iade edilir.

Ravi: Ebu Hureyre
Kaynak: Tirmizi, Cehennem 4, (2586)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Cennete en son giren kimse, bazan yürür, bazan ağlar. Ateş de arada sırada onu yalar geçer. Cehennemi tamamen geçince dönüp ona bir nazar eder ve: "Senden beni kurtaran Allah münezzehdir! Allah Teala hazretleri, bana evvelin ve ahirinden hiç kimseye vermediği şeyi verdi!" der. Derken ona bir ağaç gösterilir. "Ya Rabbi!" der, "beni şu ağaca yaklaştır da altında gölgeleneyim, suyundan içeyim." Allah Teala hazretleri: "Ey ademoğlu! Dilediğini versem benden başka bir şey istemezsin değil mi?" der. Adam: "Ey Rabbim, ondan başka bir şey istemeyeceğim!" der ve başka bir şey istemeyeceğine dair söz verir. Rabbi de onun özrünü kabul eder. Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür. Onu ağaca yaklaştırır. Adamcağız, onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra adama, evvelkinden daha güzel bir ağaç daha gösterilir. Dayanamayıp: "Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır, gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden başka bir şey istemeyeceğim!" der. Allah Teala: "Ey ademoğlu! Bana öncekinden başkasını istememeye söz vermemiş miydin? Ben seni yaklaştıracak olsam başka şeyler isteyeceksin!" der. Adam, başka şey istemeyeceği hususunda söz verir. Rabbi de onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür. Adamı ona yaklaştırır. Adam onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona cennetin kapısının yanında bir ağaç yükseltilir. Bu ağaç diğer ikisinden daha güzeldir. Adam yine: "Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, senden başka bir şey istemiyorum!" der. Rab Teala: "Ey ademoğlu! Sen, ondan başka bir şey istemeyeceğine dair bana söz vermemiş miydin?" der. Adam: "Evet, Rabbim! Senden, başka bir şey istemeyeceğim!" der. Rabbi onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceği bir şey görmüştür. Onu bu ağaca yaklaştırır. Adam ona yaklaştırılınca cennet ehlinin seslerini işitir. (Dayanamayıp): "Ey Rabbim! Beni cennete şok!" der. Rab Teala: "Ey ademoğlu! Beni senden kurtaracak şey nedir! Dünya kadarını ve beraberinde mislini versem razı olur musun!" der. Adam: "Ey Rabbim! Benimle istihza mı ediyorsun? Sen ki Alemlerin Rabbisin!"der." İbnu Mes'ud bu noktada güldü ve: "Niye güldüğümü sormuyor musunuz?" dedi. "Niye güldün söyle!" dediler. "Resulullah (asa) da böyle gülmüştü. "Niye güldünüz?" diye soruldu da: "Rabbülalemin'in, adamın "Sen ki Alemlerin Rabbisin, benimle istihza mı ediyorsun?" demesine gülmesine gülüyorum!" dedi. Allah Teala hazretleri: "Ben seninle istihza etmiyorum. Lakin ben, Azimüşşan dilediğimi yapmaya kadirim!" buyurdular."

Ravi: İbnu Mes'ud
Kaynak: Müslim, İman 310, (187)


"Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arasında yüz yıl(lık yürüme mesafesi) vardır."

Tirmizi, Cennet 4, (2531).

5067 - Ubâde İbnu's-Sâmit radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde Arş vardır. Allah'tan cennet istediğiniz vakit Firdevs'i isteyin."

Tirmizi, Cennet 4, (2533).

5068 - Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Cennette yüz derece vardır. Bütün alemler bunlardan birinin içinde toplansalar, hepsini de kuşatır, istiab eder."

Tirmizi, Cennet 4, (2534).

Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a: "Cennette at var mı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da:

"Allah Teâla Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yâkuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır" buyurdular. Bunun üzerine diğer biri de:

"Cennette deve var mı?" diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular:

"Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır."

Tirmizi, Cennet 11, (2546).

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ بَعْدَ إِصْلاَحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَتَ اللّهِ قَرِيبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tufsidû fîl ardı ba'de ıslâhıhâ ved'ûhu havfen ve tamaâ(tamaan) inne rahmetallâhi karîbun minel muhsinîn.

Meali :

Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.

(Sadakallahul Aziym A'RÂF Suresi 56. ayet)

Ne armegdonu falan filen, yahu(BibBiiiiiib Kafa)olmayin, diyoruz ki cennetler kurulmuş, ve haala isa bekleyen var, len isada burada muhammed de burda(BibBiiiiiib Kafa)burasi cenet diyoruz, daha haala niye bozgunculuk cikariyorsunuz, demedi mi yukarda ayette düzen kuruldukdan sonra, düzeni bozup bozgunculuk cikarmayin, artik yeni düzen işde, cennet ve cehennemler düzeni kuruldu, hepimiz icindeyiz, ya cenette, yada cehennemde, ve cehennemdeki cehennemde ebedi kalici degil, cennettekide güvende degil hava ile adem gibi bile sifir kilometre cennetten kovulduysa, sen ben kimiz ki,

bu hal ile yani artik düzeni bozmamasnii ne zaman ögrendiniz, asil cennet o zaman olacak, ve bütün mesale burayi cennete cevirebilmekdi zaten, dinin gayesi de o idi işte. ve düzen kurulmuş, çark işliyor, anla artik. armegedona falan ihtiyac yok, sen daha mehdi kim, isa kim, muhammed kim, tanimadin mi (BibBiiiiiib Kafa) , bütün peygamberler ve ashabi ve cennetlik ümmetleri onun bedeninde ve dünyasinda haşroldu işte, zamnin sahibi olan vahdeti vücut o, isa arasan o işte, musa ararsan, o işte, amma dişarda gezen binler isa, cristian, ve kristinalar var, yine cristophlar var, yine muhammed ler var, mustafalar var, ahmetler var, musalar var.... eski zaman peygamberleri ve ümmetleri onun vaktini gördü, ve onlar dediler Allah a : aman biz onlardan yap, amma Allah musa ya dedi, hayir sen musasin, sende musanin ümmeti, ibrahim dedi di beni onlardan yap, Allah dedi : hayir sen ibrahimsin, sende ibrahim ümmeti, yani öyle olunca, muhammed bile miracdas geldi gördü özendi mehdinin vaktine, ashab bile o ndan o nu ve vaktini dinlemekden yorulmadi, ona anlat anlat diye geceler sabahlara akşamlara döndü ve, o nun vaktini dinlediler, bak bunların oldugu bir devir, ne yok ki, hangi peygamber bu vakte özenmez len, hangi peygamber ve ümmeti özenmez ki, bu mehdi vaktine ve bereketine, (BibBiiiiiib Kafa) olmayin, sizin armegdonunuua falan tikdirmeyin bana, geri zekali ahmaklar.

##############
ALINTI
##########
Muhammed(sav) Ümmetinin Üstün Vasıfları:
Musa Aleyhisselam'ın konumuzla ilgili çok ilginç bir kıssası var:
“Musa Aleyhisselam, Tevrat'ı eline aldığı vakit onun baş tarafında Kalemin Levh'a ilk yazdığı yazıyı gördü ve dedi ki: “Ya Rab, ümmetlerin hayırlısını bildim. Onlarda vaz-u nasihat ile emr-i maruf ve nehy-i münker (iyiliği emreder ve kötülükten nehyeder) vaizleri vardır. Bütün kitaplara inanır ve Deccal'ı onlar öldürürler. O halde bunları benim ümmetim eyle” dedi.
Allah Teala: “Onlar ahir zaman peygamberi Muhammed'in ümmetidir” buyurdu.
Yine Musa (Aleyhisselam): “Ya Rab, öyle bir kavim görüyorum ki, yaptıkları iyiliklere bire on, yedi yüz ve kat kat daha çok mükâfatlar verirken, yaptıkları kötülüklere yalnız karşılığı ile ceza veriyorsun. Onlar kitaplarını ezberlerler. Namazda melekler gibi saf bağlarlar. Mescitlerde arı gibi vızıldaşır, okur ve seni tesbih ederler. Onlar cehenneme girmezler. Onları benim ümmetim eyle” dedi.
Allah Teala: “Onlar da ahir zaman peygamberinin ümmetidirler.” buyurdu.
Musa (Aleyhisselam), Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Selem) ve onun ümmetine verilen bu üstünlüklere hayranlığından: “ Hiç olmazsa beni de ona ümmet eyle” dedi.
Allah Teala: “ Ya Musa, seni aziz kıldım, seni peygamber yaptım, seninle konuştum, sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol. Tevrat'ı kendi kudret elimle yazdım. Bütün öğütleri açıklayarak sana verdim. Kavmine söyle, Salihlerden olsunlar. Benim yardımımla onlar hidayet bulmuşlardır” buyurdu.
Musa (Aleyhisselam), bunları dinleyince rahatladı, gönlü hoş oldu ve sonra da: “ Ya Rab, bu peygamberi görmek isterim” dedi.
Allah Teala: “Sen onun zamanına kadar yaşayamazsın” buyurdu. “İstersen ümmetinin seslerini sana duyurayım” buyurdu ve Hz. Musa'nın isteği üzerine Allah Teala: “ Ey Muhammed ümmeti!” diye seslenince onlar: “LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYKE LE ŞERİKE LEKE LEBBEYK İNNELHAMDE VENNİ'METE LEKE VELMÜLKE LE ŞERİKE LEKE” dediler.
Allah Teala: “Ey Muhammed ümmeti, Benim rahmetim gazabımı geçmiştir. Siz benden istemeden, ben size verir ve günahlarınızı bağışlarım” buyurdu.
Sehl b. Abdullah et- Tüsteri'nin anlattığına göre; Musa (Aleyhisselam), Allah Teala'dan, Muhammed (Aleyhisselam)'in ümmetinin derecelerini kendisine göstermelerini istedi.
Allah Teala: “ Sen onların hepsini görmeye dayanamazsın, fakat birisinin menzilini sana göstereyim” buyurdu. Göklerin sır ve gizliliklerinden perdeyi kaldırdı. Musa (Aleyhissalam) bir menzil gördü ve oradaki nurun parlaklığından hayretler içinde kaldı ve :” Ya Rab, bunlar bu dereceleri hangi amel sayesinde elde ettiler” diye sordu.
Allah Teala: “Onlar dünyayı terk etmekle bu menzile eriştiler” buyurdu.” (Envarül Aşıkin'den)
Kıssada anlatıldığı gibi; Muhammed ümmetini üstün ve özel kılan vasıfları, “dünyayı terk etmeleri” idi. Bilhassa Sahabe-i Kiram, dünyanın nefsanî, fani yüzüne bakmayarak, esma-i ilahiyenin tecellileri olma ve ahiretin tarlası olma cihetleri ile ilgilenerek; ebedi ahiret saadetini kazanabilmek için çalışmışlar, dünya zevklerine ve geçici dünya saadetine itibar etmemişler.


Ümmetine karşı son derece şefkatli olan ve bizi bizden daha çok seven Peygamber Efendimiz(sav), Ümmetinin ahir zaman fertleri yani günümüz Müslümanları hakkındaki endişelerini bakınız nasıl ifade ediyor:
1-Ebu Hüreyre (r.a.) Resulullahın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
“Ahir zamanda öyle adamlar çıkacak ki dinlerini dünya menfaatleri karşılığında satacaklardır. Bunlar yumuşak görünmek için koyun postuna bürünecekler, dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbi gibi katı olacaktır. Allahü Teala bunlar hakkında şöyle buyurur:
“Bunlar benim rahmet ve şefkatime bakıp aldanıyorlar mı, yoksa bana karşı çıkma cüretinde mi bulunuyorlar? Kendi adıma yemin ederim ki, onlara kendi içlerinden öyle bir bela ve fitne musallat edeceğim ki, en yumuşak huylu olanı bile şaşkınlığa düşürecektir.” (Tirmizi, Zühd :60.)
2-Ali (r.a.) rivayet ediyor:
Resulullah (a.s.m.), “ Ümmetim on beş şeyi yaptığı zaman bir takım belalara müstahak olur “ buyurdu.
Resulullah'a (a.s.m.), “ Bunlar nedir, ya Resulullah?” diye soruldu.
Resulullah (a.s.m.) şöyle cevap verdi:
(1) Devlet malının yalnız belirli kimselere verilip, diğerlerinin mahrum bırakılması,
(2) Emanetin ganimet sayılması,
(3) Zekâtın yerine getirilmesi kaçınılmaz bir zarar olarak düşünülmesi,
(4) Kocanın her hususta karısının emri altına girmesi,
(5) Kişinin annesine isyan etmesi,
(6) Arkadaşına (iyi kötü her hususta) itaat etmesi,
(7) Babasına sıkıntı vermesi,
(8) Mescitlerde yüksek sesle konuşulmaması,
(9) Aşağılık kimselerin milletin başına geçmesi,
(10) Bir kimseye kötülüğünden korkulduğu için ikramda bulunulması,
(12) İçkinin çok çok içilmesi,
(13) İpek elbiselerin giyilmesi,
(14) Çalgı aletlerinin yaygınlaşması,
(15) Bu ümmetin sonunda gelenlerin önce gelenlere lanet etmesi.
“İşte o zaman bir kızıl rüzgârı, yere batmayı ve suret değişmesi belalarını beklesinler.” (Tirmizi, Fitlen: 91.)
3-Ebu Said'den (r.a.) rivayet edilmiştir:
Resulullah (a.s.m.), “Sizin için en çok korktuğum şey, Allah'ın sizin için topraktan çıkarmış olduğu bereketlerdir.” buyurdu.
Resulullah'a (a.s.m.), “ Toprağın bereketleri nelerdir? ” diye soruldu
Resulullah (a.s.m.), “ Dünyanın güzellikleridir” diye cevap verdi.
Bunun üzerine orada bulunan birisi, “ Hiç hayır bir şey şer getirir mi? ” diye sordu.
Peygamberimiz (a.s.m.) cevap vermeyip sustu. Hatta kendisine vahiy nazil olacak sandık. Bir müddet sonra alnını sildi ve “ O soruyu soran nerede? ” dedi. O zat, “Benim, işte burada” dedi. Resul-ü Ekrem (a.s.m.) :
“Hayır, ancak hayır getirir. Şu dünya malı taze ve tatlıdır. Yağmurun yeşertip bitirdiği her şey insana şişkinlik vererek ya öldürür veya ölüme yaklaştırır. Ancak bitki ile beslenen hayvanlar böyle değildir. Çünkü onlar yerler, yerler; karınları şişince güneşe çıkarlar ve karınlarındakini çıkarıp ikinci defa yerler.
“ Dünya malı gerçekten tatlıdır. Kim onu helal bir şekilde elde eder ve onun zekâtını vererek hayırda harcarsa, sahibinin Allah rızasına nail olması için, ne güzel bir vesile olur! Ve her kim onu haramdan kazanırsa, yiyip de doymayan birisine benzer.” (Buhari, Rikak:7; Müslim, Zekât:122.)
4-“Ümmetim hakkında üç şeyden korkuyorum:
1-Âlimin hatası,
2-Münafığın Kur'anı alet ederek mücadeleye kalkması,
3-Kaderin inkâr edilmesi.” (Taberani'nin Kebir'inden)
5-“Benden sonra ümmetim hakkında üç şeyden korkuyorum:
1-Heva ve heveslerin kendilerini şaşırtması,
2-Mide düşkünlüğü ve şehvani isteklerine uymaları,
3-Hakikati bilip öğrendikten sonra gaflete düşmeleri.”(Hakim, Ebu Nuaym ve İbni Mende'den)
6-“Benden sonra ümmetim hakkında şu üç şeyden korkuyorum:
1-İdarecilerin zulme sapmaları,
2-Yıldızların tesirine inanmaları,
3-Kaderi inkâr etmeleri.” (İbni Asakir'den)
7-“Ümmetim hakkında en çok şu hususlardan korkuyorum:
1-Şişmanlık,
2-Uykuya düşkünlük
3-Tembellik ve iman zayıflığı” (Darekutni'nin Sünen'inden)
8-“Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey ağzı iyi laf yapan münafıktır.” (İbni Adiyy'in el-Kamil'inden)
9-“Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey nefsin isteklerine uymak ve ölümsüzlük hayalidir.” (İbni Adiyy'in el-Kamil'inden)
10-Ebu Hüreyre (r.a.) Resulullahın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Benim halim şu misaldeki zatın durumuna benzer. Ateşi yakmış ve ateş etrafı aydınlattığı zaman, irili ufaklı hayvanlar ateşin içine düşmeye başlamışlardır. O zat, bu hayvanların ateşe düşmesine mani olmaya çalışıyorsa da, hayvanlar baskın gelip sür'atle ateşe düşerler. İşte benimle sizin durumunuz da böyledir. Ben sizi ateşten korumak için eteğinizden tutuyorum, 'Ateşten uzak durun! Ateşten uzat durun!' diyorum. Sizler ise bana baskın gelip, düşünmeden ateşe atılıyorsunuz.” (İbnü's Sünni'den) [1]
######
ALINTI SONU
################

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ فِيهَا أَنْهَارٌ مِّن مَّاء غَيْرِ آسِنٍ وَأَنْهَارٌ مِن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَأَنْهَارٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ وَأَنْهَارٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَاء حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَاءهُمْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Meselul cennetilletî vuidel muttakûn(muttakûne), fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer ta’muhu, ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn(şâribîne), ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiratun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa em’âehum.

Meali :

Muttakilere vaat olunan cennetin durumu şöyledir; İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Rab’lerinden de bağışlama vardır. Hiç bu, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

(Sadakallahul Aziym MUHAMMED Suresi 15. ayet)

Karoglanin Cennet Tasvirlerine devam

Ve muhammedin vaktinde, isa nin vaktinde, musa nin vaktinde... buzdolabi ve buz muhafazasi diye birşey varmiydi, soguk su nerde lazim olur, yazin ve sicak olan yerlerde, yahutta sicak cehennemlerde, yani öyle olunca Arabistanda israil de brezilyada, afrikada, yazin şöyle karpuzunu koyup, serinletcek, yine suyunu şişelere koyup, serinletcek bir bozdolaplarimi vardi onlarin, ve bak mehdi vaktinde, altincagda suyunu buz gibi sogutabiliyorsun, ve likir likir buz gibi suyu, sicakda icince, canin tak diye düşmezmi, nasıl bir keyif degilmi aman allahim. şöyle kavvunu karpuzu sogutup, buz gibi dilimleri yutmak, nasıl bir tat ve keyif ve, vakit cennet vakti, ve bak bunlara biz sahibiz, ve yine ayran sogutup icebiloyoruz, binlerce gazoz ve soguk şeribler, şarablar, icecekler vakti, yani buz ve buzdollaplari, soguk hava depolari cennetindeyiz. yani ekmegi benim calişdigim ekmek fabrikasinda eksi 22 derece donduruyorduk, ve markete satiliyor, merkette buharli firin var, ve orada tezece pişiriyorlar, sabahlari kahvalti için sicak sicak satiyorlar.

Yani dondurma yöntemi ile, yine bircok mal uzun süreli dayanikli yine, meyva sebzeler için, buzhaneler yani, soguk hava depolari var, ve uzun süre meyva saklanabiliyor, hatta öyle ki, bir sene önceki meyvayi bile, bir sene sonra satabiliyorlar bu sayede.
yani ne cennetiymiş " Buz ve buzdolabi ve sogutucular, ve soguk icecekler cenneti" ndeyiz işte.

Yine muhammedin vaktinde tas tabak ne kadardi hemde kutsal emanetlerde su ictigi tas var agacdan oyma, onun dişindaki gümüşü osmanli hürmeten ve korumak için kaplamiş. bugün bizlerde, binler güzel celik veya cam, veya tatli tatli renkli porselen, naylon, mika emaye, tava tencere ve tabaklar, bardaklarimiz var yine, ve onlar için dün muhammed vaktinde diyordu ki, onlar cennetlerdekiler altin tabak ve kaselerden yer icerler, ve dünya da altin tabak tas kullanmak haram deniyordu. halbuki muhammed mehdi vaktine gelmiş ve yaldizli porselenleri görmüş, ve onlar altin ve gümüş taslardan yiyip iciyorlar demiş, cünkü celik tecncerelei o devirdekiler görseler, bunlar gümüş kaplardan yiiyip iciyorlar derler. yine altin yaldizli yada bakir kaplari görseler, yine altin kaplardan yiyip iciyorlar demezlermiy di, aynende öyle zaten yani. Halbuki altin kap kullanan çok az kimse var, saglikli degil, amma altin kaplama yaldizli kab kullanan çok, celik tencere, caydanlik, tas tabak kullanan çok degil mi bu devirde.

Rabbim dinleyenleri duyanlari haberi olanlari O nun (Mehdi nin) ve o nun vaktinin kiymetini bilenlerden eylesin


Dipnotlar :
[1]mumsema org/Peygamber Efendimizin Ümmeti Hakkındaki Endişeleri (Erturul Kocadağ)

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--



Vaazi mp3 olarak indirmek için linke sağ tikla farkli kaydeti sec  






 Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Eylül 2018 Çarşamba

Original Kar © glan

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

 



Dini Resimler V280920181802

Dini Resimler V280920181802

























Mittwoch, 19. September 2018

Pil Nedir - icadı ve Tarihçesi - Pil Hakkında Bilgiler



Pil Nedir - icadı ve Tarihçesi - Pil Hakkında Bilgiler

Pil, kimyasal enerjinin depolanabilmesi ve elektriksel bir forma dönüştürülebilmesi için kullanılan bir aygıttır. Piller, bir veya daha fazla elektrokimyasal hücre, yakıt hücreleri veya akış hücreleri gibi, elektrokimyasal aygıtlardan oluşur.

Bilinen en eski insan yapısı piller, Bağdat Pilleridir. MÖ 250 ve M.S. 640 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Pillerin gelişimi, 1800 yılında İtalyan fizikçi Alessandro Volta tarafından geliştirilen Voltaik (Voltaic) pil ile başlamıştır. Dünya çapında pil endüstrisi (2005 yılı yaklaşık değeri) 48 milyar A.B.D doları ciroya sahiptir.

İcadı

Günümüzde kullanılan en önemli araçlardan biri olan pil, 1800 yılında tesadüf sonucu bulunmuştur. Elektriğe ilişkin bilgiler, MÖ 6. yüzyıl yıllarına kadar gitmekle [kaynak belirtilmeli] birlikte bilimsel olarak ilk defa 17. yüzyılda ele alınmıştır. Ancak 19. yüzyıla kadar bilinen elektrik türü, bir kumaşa sürterek elde edilen ya da yıldırım elektriği olarak bilinen statik elektriktir. 19. yüzyılda buna elektrik akımı eklenmiş ve sürekli elektrik akımını mümkün kılan pil icat edilmiştir. Elektriğin bu dalındaki çalışmaları başlatan kişi, ünlü kurbağa deneyi ile tanınan Luigi Galvani (1737–1798)’dir.

1780 yılında yaptığı deneylerin sonuçlarını 1791’de açıklayan Galvani, "hayvansal elektrik" teorisini ortaya attı. Bu teorisini, rastlantı sonucu ölü bir kurbağanın bacağındaki sinirlerin neşter ile kesildiğinde kasıldığını gözleyerek oluşturmuştu. Buna göre, canlıları oluşturan hücreler elektrik içermekteydi.

1793'de Galvani'nin deneylerine devam eden Alessandro Volta (1745–1827) kurbağa bacağı kasılmalarının farklı iki metalden kaynaklandığını bulur. Bacağın uyarılması, birbirine benzemeyen iki farklı metalden ve hücrelerin sıvı içermesinden kaynaklanıyordu. O hâlde elektrik elde edebilmek için iki farklı metale ve sıvıya ihtiyaç olmalıydı. Bundan yararlanarak bakır ve çinko madenleri alarak aralarına tuzlu suya batırılmış süngerler yerleştiren Volta, elektrik akımını elde etmeyi başardı. Böylece Volta Pili adı verilen pili buldu (1800).

Böylece Volta, Galvani'nin biyolojik deneylerinin sonucu olan Hayvansal Elektrik Teorisi’ni ortadan kaldırdı. Galvani’nin deneyleri bilim tarihinin en ilginç olaylarından birisidir. Galvani ve Volta arkadaştılar ve Galvani asla Volta’ya kuramını ortadan kaldırdığı için kin duymadı. Volta da Galvani’nin deneylerinin güzel ve şaşırtıcı deneyler olduğunu yazmaktaydı. Çalışmalarından ötürü Napolyon onu ödüllendirdi ve Avusturya İmparatoru, onu Padua Üniversitesinde Felsefe Fakültesi Başkanlığına getirdi. Ölümünden 54 yıl sonra 1881’de Volt adı, elektrik gücü birimi olarak onun anısına ithafen kullanılmaya başlandı.
Çeşitleri

Genel olarak piller, kullanıldıktan sonra atılan (Non-rechargeable) ve tekrar şarj edilebilen (Rechargeable) piller olarak ikiye ayrılır.

Kullanıldıktan sonra atılan (şarj edilmeyen) piller:
Çinko-karbon pil - Düşük maliyetli - az enerji gerektiren uygulamalar için.
Çinko-klorid – Çinko–karbon pilden biraz daha uzun ömürlüdür.
Alkalin pil - Alkaline/manganez "uzun ömürlü" pillerdir , daha fazla güç ihtiyacı gerektiren uygulamalarda da kullanılabilir.
Gümüş-oksit pil – Genelde işitme cihazlarında kullanılır.
Lityum (Lithium) pil – Genelde dijital kameralarda kullanılır. Saat ve bilgisayar saatlerinde de kullanıldığı görülür.Çok uzun ömürlüdür, fakat pahalıdır.
Civa (Mercury) pil – Genelde dijital saatlerde kullanılır.
Çinko-hava pil – Genel olarak işitme cihazlarında kullanılır.
Isıl (Termal) pil – Yüksek sıcaklık depolar. Askeri uygulamalarda önem taşır.
Şarj edilebilen (tekrar kullanılabilen) piller:
Kurşun-asit pil – Araçlar, alarm sistemleri ve kesintisiz güç ihtiyacı olan yerlerde kullanılır.
Lityum-iyon pil – Oldukça yaygın olan türdür. Yüksek şarj yoğunluğu vardır. Dizüstü bilgisayar, cep telefonları, müzik çalarlar ve daha birçok taşınabilir dijital cihazda kullanılır.
Lityum-iyon polimer pil – Lityum iyon pilin temel karakteristiklerini taşır, farkı daha az şarj yoğunluğu olmasıdır. Bu pilin kimyası üreticinin ihtiyacına göre kullanım yeri avantajı yaratabilmesidir. (Örneğin; ultra –ince pil)
Sodyum-sülfür (NaS) pil
Nikel-demir pil
Nikel metal hidrit (Ni-MH) pil
Nikel-kadmiyum pil - Li-Ion ve Ni-MH pil tiplerinin tüm uygulamalarında kullanılabilir. Bu pil, uzun şarj adedine sahiptir (1500 defanın üzerinde). Fakat diğer tiplere göre daha az enerji yoğunluğuna sahiptir. Ni-Cd piller eski teknolojide kullanılmakta olup, hafıza sorunlarına yol açmalarından dolayı yerini modern pillere bırakmaktadır. Ayrıca içerdiği kadmiyum dolayısı ile kullanımı sınırlandırılmaktadır.

Sodyum-metal klorid pil
Nikel–çinko pil
Erimiş tuz pili


Pillerin bir araya gelerek oluşturdukları pil gruplarına "Batarya" denmektedir. 1960'lardan önceki lambalı radyo alıcılarında yaygın olarak kullanılmakta idi. Günümüzde ise taşınabilir bilgisayarda yaygın olarak bataryalar kullanılır. Cep telefonlarında ise, yeni çıktıklarında 3 hücreli bataryalar kullanılmakta idi. Ancak şu anda neredeyse tüm telefon modellerinde tek hücreli Lityum iyon piller kullanılıyorsa da, alışkanlık sebebi ile bunlar da hatalı olarak "batarya" diye adlandırılmaktadır.

Meyveden pil üretimi


Limondan ya da asit içerikli başka meyvelerden basit piller yapmak mümkündür. Bu tip pillere, kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürmeleri nedeniyle “voltaik piller” adı veriliyor. Piller, asidik bir çözelti içerisine iki farklı metalin yerleştirilmesi mantığıyla yapılır. Buna göre, limona örneğin çinkoyla kaplanmış bir çivi ve bakır bir madeni para batırıldığında, limon suyu gerekli asit çözeltisini oluşturur ve elektrik üretebilir. Ancak elde edilen elektrik akımı oldukça zayıf olup, LED’de hafif bir ışıma sağlamaya yetecek kadardır.

Çevreye etkisi
Pil geri dönüşümü


250 yıllık gelişiminden beri piller en pahalı enerji kaynakları arasında yer almaktadır, ayrıca bünyesinde çok pahalı ürünler hatta bazen cıva, kurşun, nikel gibi riskli kimyasallar bulundurmaktadır. Bu yüzden günümüzde kimyasal madde içeriği olduğu için insan metobolizmasını etkilemekte ölümcül sebeblere neden olmaktadır. Piller yutulduğunda tehlikeli ve ölümcül olabilirler.Artık çoğu bölgelerde kullanılmış pillerdeki toksit maddelerin geri kazanımı için geri dönüşüm merkezleri kurulmuştur.Çevreye atılan atık piller çevre kirliliğine sebep olduğu gibi güneş ısısının etkisiyle patlama olasılığı kaçınılmaz olduğu için patlama sonucu içindeki kimyasal maddelerin dışarı çıkması sonucu insan sağlığı için risk taşımaktadır.
Rohs Belgesi
Özellikle pil, batarya üretimi ve ithalatında bazı zararlı maddelerin kullanımının sınırlandırılması amacıyla pil ve batarya atıklarının çevreyle uyumlu olduğunu gösteren belge. Bu belgeye sahip olmadan hiçbir ithalatçı ya da üretici imalat ve ithalat yapamaz. Rohs Belgesi ile batarya ve pillerde aşağıda yazılı maddeler test ile aranır. Bunlar; Kurşun (Pb) Civa (Hg) Kadmiyum (Cd) Hexavalent krom (VI) (Cr (VI) Certain brominated flame retardants (BFR’s) Polybrominated biphenyls (PBB’s) Polybrominated diphenyl ethers (PBDE’s) Bu testler akredite laboraturlar tarafından yapılır.

Akıllı telefonlardan dizüstü bilgisayarlara, modern piller sıkça kullandığımız teknolojilerin en önemli parçaları arasında. Özellikle yeni telefonlarımızın her gün şarja ihtiyaç duyması nedeniyle pilleri unutmamız mümkün değil. Peki bu kadar sık kullandığınız bir teknoloji hakkında ne kadar bilginiz var?

Piller ve onlara nasıl davranmanız gerektiği konusundaki bilgilerinizi genişletmenin zamanı geldi.

Piller nasıl ortaya çıktı?

İşlevsel ilk elektromanyetik pilin ortaya çıkışı, 1800 yılına dayanıyor. Alessandro Volta'nın ürettiği ilk pil, tuzlu suya batırılmış kağıt disklerin ayırdığı bakır ve çinko levhalardan oluşuyordu. Bu kağıt diskler, bir süre için kararlı bir elektrik akımı üretebiliyorlardı. Voltaik pil olarak adlandırılan bu pil, peşinden gelecek pil denemelerinin öncüsü olacaktı.

Pil tasarımı 1836 yılında John Frederick Daniell tarafından standart haline getirildi. Sülfürik asit ve çinko elekrotla doldurulmuş, seramik konteynere batırılmış, bakır sülfat çözümüyle dolu bakır kap, genel-geçer pil standardı halini aldı ve sayısız elektrikli telgraf ağında kullanıldı.

1979'da ise Oxford Üniversitesi'nden Koichi Mizushima ve John Goodenough, pozitif elektrot için lityum kobalt oksit, negatif elektrot için lityum metali kullanan şarj edilebilen pili gösterdi. Böylece lityum hücrelerin öncüsü ortaya çıkmış oldu. Pilin ticari hale gelmesi, yıllar sonra 1991'de Sony ve Asashi Kasei tarafından gerçekleştirildi.


Modern pilin tanımı

Taşınabilir cihazlarımıza elektrik akımı sağlayan elektrokimyasal hücrelere modern pil adını veriyoruz. Piller, şu iki kategoriye ayrılırlar: Tek kullanımlık piller ve şarj olabilen piller.

Tek kullanımlık pillerin elektrotları kullanım sırasında geri döndürülemeyecek biçimde değişikliğe uğradığından, onları şarj etmek mümkün olmaz. Şarj edilebilen pillerin elektrotları ise ters akım ile tekrar yüklü hale getirilebilir.

Modern taşınabilir elektronik cihazların çoğu, lityum tabanlı pilleri kullanmaktadır. Bunlar arasında en çok rastlanan pil türü, lityum iyon (Li-ion) pillerdir. Zaman zaman lityum polimer (Li-Po) pillere de rastlayabilirsiniz - bu pillerin enerji yoğunluğu daha azdır ve üretilmesi daha maliyetlidir.

Li-Po piller, hafiflikleri, esnek tasarımları, düşük ve yüksek sıcaklıklarda daha iyi çalışabilmeleri sayesinde popülerliklerini hala korumaktadırlar. Li-ion piller genellikle ilk elektrot olarak lityum kobalt oksit (LiCoO2) ve ikinci elektrot olarak grafit ve elektrolit olarak bir organik çözücüden oluşurlar. Bu bileşimin kullanılmasının nedeni, yüksek enerji yoğunluğu ve pilin kullanımda olmadığı sırada enerjiyi daha yavaş kaybetmesidir.

Lityum tabanlı tüm piller, bir Basınç Sıcaklık Katsayısı'na sahiptir. Bu, pilin uç noktalarda veya aşırı kullanımda devre dışı kalmasını sağlayan bir mekanizmadır. Bu işlev devreye girdiğinde şarj/deşarj işlemini mümkün kılan kimyasal bileşimlere genellikle kalıcı olarak hasar verilir.

Şarj süreci

Yüksek güç yoğunluğu ve tekrar şarj edilebilme yetenekleri, taşınabilir teknolojilerde lityum tabanlı pilleri tercih sebebi haline getirdi.

Şarj işlemi sırasında lityum iyonlar, elektrolit içerisinden geçerek pozitif lityum kobalt oksit elektrot üzerinden negatif grafit elektrota ulaşırlar. Deşarj veya kullanım sırasındaysa iyonlar, elektrolit üzerinden geriye doğru, negatiften pozitife doğru akarlar. Bu işlem, AA pillerdeki 1,5 voltluk akıma göre daha yüksek bir voltajda, 3,7 voltta gerçekleşir. Lityum tabanlı pillerin tüketici elektroniklerinde sıkça kullanılmasının nedenlerinden biri de budur.

Lityum tabanlı piller, laptop gibi daha büyük cihazlarda da kullanılır. Bu tür cihazların pilleri, birden fazla lityum iyon hücresinden ve aşağıdaki ek bileşenlerden oluşur:

Sıcaklık sensörü: Hücrelerin güvenliğini ve kalıcılığını sağlamak için ısıyı takip eder.

Voltaj düzenleyici: Paketin içindeki her hücrenin çıkış voltajını düzenleyen sensör ve devre.

Pil şarj durumu: Şu anki şarj durumu (yüzde 59 gibi) hakkında işletim sistemini bilgilendiren sensör.

Konektör: Pili laptop'la bağlayan bağlantı noktası. Markaya göre değişiklik gösterir.

Pil bakımı

Lityum iyon pillerin çoğunda bulunan pozitif elektrot LiCoO2, hasar gördüğünde tehlikeli bir hal alır. Diğer pillerin aksine yanıcı, basınçlı bileşenler, istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Lityum iyon piller, bu sorunu çözmek için bir dizi güvenlik testine tabi tutulurlar.

Isı

Lityum iyon pillerin aşırı ısındıklarında alev alabildiklerine rastlanmıştır. Isı altında ve beklenmedik basınç veya kısa devreye maruz kalan piller, "patlayabilir". Bu durumda pil, kullanılmaz hale geldiği gibi, içerisinde bulunduğu taşınabilir cihaza da hasar verebilir. Lityum iyon pillerin içerisinde her hücreyi diğerinden ayıran bir ayırıcı bulunmaktadır. Bu ayırıcı, şarj ve deşarj süreçlerinde pozitif ve negatif elektrotları ayrı tutar. Ayırıcının hasar görmesi veya delinmesi, elektrotların temas etme olasılığını ortaya çıkarır. Bu durumda pil hızla ısınarak patlayabilir.

Piller, bu tür durumları engellemek üzere havalandırma mekanizmalarına sahiptirler, ancak kimyasal bileşimin doğası gereği patlama olasılığı tamamen ortadan kalkmaz.

Deşarj

Lityum iyon piller, "tam" deşarj olmaktansa, kısmen deşarj olmayı tercih ederler. "Şarj belleği" adı verilen etkiye sahip olmadıklarından, kısmi deşarj pilin gelecekteki performansını etkilemeyecektir. Bununla birlikte pili "tamamen" bitirmek, lityum tabanlı pilin voltajının düşmesine neden olabilir. Bu durumda pil, kalıcı olarak hasar görebilir.

Yaşlanma süreci

Lityum tabanlı piller, şarj/deşarj döngülerinin sayısına bağlı olarak 2 - 4 yıl ömre sahiptirler. Pilinizi kaç kere şarj ettiğinizi saymanıza gerek yok. Zira yeni bir pili hiç kullanmadan saklasanız bile, pil ömrü yine 2 - 4 yılı geçmeyecektir.

Yeni bir taşınabilir ürün satın alırken, pilinin ne kadar beklediğini kontrol etmenizde fayda var. Bir sene depoda bekleyen bir pilin, tahmin edeceğiniz üzere ömründen bir sene gitmiştir.

Li-Air (Lityum hava)

Lityum pillerin bir sonraki nesli, lityum hava kimyasallarından oluşacak. BU piller, çok yüksek güç yoğunluğu sunarken, çok hafif tasarımları da mümkün kılıyor. Li-Air piller, akımı teşvik etmek için oksijenden faydalanıyorlar ve bu sayede daha yüksek güç yoğunluğu elde edebiliyorlar. Ancak ne yazık ki Li-Air'in ticari hale gelebilmesi için birkaç önemli alandaki araştırmanın tamamlanması gerekiyor.

Son 400 yılın en önemli buluşlarından biri elektrik olmuştur. Ama burada akıla gelen soru elektriğin yaşamımızda bu kadar uzun zamandır olup olmaması ise cevap “evet, hatta daha uzun zamandır var” olacaktır. Şaşılacak bir gerçek ise tarihin en eski çağlarından beri bilinen elektriğin ancak 1800 lü yıllardan başlayarak insanlar için kullanılabilecek bir düzeye getirilmiş olmasıdır.
Pili kim icat etti?

Elektrik üretmede kullanıldığı bilinen en eski yöntem ise statik yüklemedir. “Elektrikli tabanca” da denen Alessandro Volta (1745-1827) buluşu olan düzenek içine elektrik teli konulduktan sonra metan gazı doldurulan bir şişeden oluşuyordu. Telden bir elektrik kıvılcımı yollandığında kıvılcım metan gazını ateşleyerek şişenin patlamasına yol açıyordu.

Daha sonraları Volta bu buluşunu Volta uzak mesafeler arasında haberleşme amacı ile kullanmayı düşündü, tabi ki yalnızca bir işaret iletebilen. Düşüncesine göre İtalya’da Como ve Milano şehirleri arasında tahta direkler üzerinde bakır tel çekilecek ve bir tarafında kıvılcım üreteci, diğer tarafında da metan dolu şişe bulunacaktı. Taraflar arasında kararlaştırılmış bir olay gerçekleştiğinde de kıvılcım jeneratörü çalıştırılıp öteki uçtaki şişe patlatılacak ve böylece olayın gerçekleştiği mesajı iletilmiş olacaktı. Fakat bu iletişim hattı hiç gerçeğe dönüştürülmedi.

Elektrik üretiminde sonraki kademe ise elektroliz yöntemi ile oluştu. Volta 1800 yılında bazı sıvıların metaller arasında kimyasal reaksiyon yaratıp devamlı elektrik üretimine yol açtığını fark etti. Daha sonrada bu üretim hücrelerini seri bağlayarak gerilimin arttırıldığını gördü. Bu gözlemler pilin keşfedilmesine öncülük etmiştir.

Pilin icadı ile deneyler artık kıvılcımların bir anlık etkisi ile sınırlı kalmaktan kurtuldu. Artık kesintisiz ve devamlı bir elektrik kaynağı elde edilmişti.

1800’lerin başında Fransa teknolojik gelişmelerin zirvesine ulaşmıştı. Yeni buluşlar ve fikirler siyasi arenadan da destek görmeye başlamıştı. Bir davet üzerine Volta Fransa Ulusal Enstitüsünde Napolyon Bonapart’ın da bulunduğu bir topluluğa bir dizi ders verdi. Bu dersler sırasında yapılan pillerden kıvılcım üretme, elektrik ile çelik bir teli eritmek, elektrik ile bir silahı ateşlemek ve suyu elemanlarına ayırmak gibi deneylerde Napolyon bizzat Volta’ya yardımcı oldu.

1802 de Dr. William Cruickshank seri üretilecek pilin tasarımını yaptı. Cruickshank aynı boyutlarda kare şeklinde kesilip uçlarından lehimlenmiş bakır ve çinko plakaları etrafı çimento ile sıvanmış tahta kutulara koyarak içini tuzlu su ya da su ile seyreltilmiş asitle dolduruyordu. Plakaların aralarındaki mesafeyi sabit tutmak için tahta yüzeyin üzerine oluklar yapılıyordu.

Sir Humphry Davy‘nin Londra Kraliyet Enstitüsü kasalarına çok güçlü pilleri yerleştirmesi yeni buluşların önünü açtı. Davy pilleri karbon elektrotlara bağlayarak elektrikle üretilen ilk ışığı elde etti. Bugün ark lambası dediğimiz düzeneğin çalışmasını izleyenler sonraları bu ışığın o güne kadar gördükleri en parlak ışık yayı olduğunu söylediler.
Şarj Edilebilen Pil

Tekrar doldurulamadıkları için yapılan bütün bu piller ilkel piller sınıfına giriyordu. 1859 da Fransız fizikçi Gaston Planté şarj olabilen pili icat etti. Bu pillerin çalışma prensipleri bugün hala kullandığımız akülerdeki kurşun/asit sistemi ile aynı idi.

Elektrik üretmede kullanılan üçüncü, ama en önemli olan, metot ise çok sonraları keşfedilen manyetik alan metodu idi. 1820de Fransız bilgin André-Marie Ampère (1775-1836) elektrik taşıyan tellerin bazen birbirlerini çektiğini bazen de ittiğini gördü. 1831 de İngiliz Michael Faraday (1791-1867) bir bakır diskin (bobin) kuvvetli bir manyetik alanın etkisi altında kaldığında nasıl elektrik ürettiğini görsel olarak örnekledi. Farada ve ekibi bobin ve mıknatıs arasında hareketliliğin devam ettiği sürece elektrik üretiminin de kesintisiz olarak devam ettiğini ortaya koydular.
Nikel-kadmiyum Pil

1899 da İsveçli Waldmar Jungner nikel-kadmiyum pili icat etti. 1947 de Neumann pil hücresini (gözesini) tam olarak sızdırmaz bir şekilde izole etmeyi başardı. Bu yenilikler bugün kullandığımız sızdırmaz nikel-kadmiyum pilin doğuşuna öncülük etti. Nikel-metal-hidrit pil sistemleri üzerindeki çalışmalar 1970’lerin ortalarında başladı. Fakat metal-hidrit alaşımlar hücre (göze) ortamlarında dengeli olamıyorlardı. 1980 ortalarında geliştirilen yeni hidrit alaşımları bu dengesizliği azaltarak bileşimin kararlılığını arttırdı. Bütün bu gelişmelerden sonra 1990′ arda nikel-metal-hidrit piller piyasaya çıktı.
Lityum İyon Pil

İlk lityum piller ise 1970’lerde ortaya çıktı. 1980’lerde bu pillerin şarj edilmesi üzerinde çalışmalar başladı ise de ortaya çıkan güvenlik sorunlarından dolayı vazgeçildi. Lityumun doğasında var olan dengesizlik özellikle şarj sırasında problemler, hatta tehlikeli durumlar, yaratıyordu. Bu yüzden araştırmalar lityum iyonları kullanan ve metal bazlı olmayan pillere kaydı. Aslında iyon bazlı lityumun enerji üretme yeteneği metal bazlı lityumdan düşük olmasına rağmen eğer şarj edilirken gerekli önlemler alındığında daha güvenli idi. 1991 de Sony lityum-iyon pili piyasaya sürdü.
Pilin tarihçesine bakıp ne kadar ilkel bir ortamdan bu günlere geldiğimizi düşünebiliriz. Ama günümüzdeki gelişme hızını göz önüne aldığımızda bizden sonraki nesillerinde bugün bizim modern kabul edip kullandığımız pil teknolojilerini ilkel bulmaları kaçınılmaz olacak gibi görünüyor.

Akıllı telefon bataryaları hakkında 5 efsane 5 gerçek

Taşınabilir cihazların teknolojisi geliştikçe pil teknolojisi de gelişiyor. Akıllı telefonlardan dizüstü bilgisayarlara kadar tüm taşınabilir cihazlarda kullanılan piller de zaman içinde büyük değişiklik geçirdi. Pillerle ilgili eskiden geçerli olan bazı durumlar artık değişti. Bu yüzden, eskiden doğru olan bazı şeyler hala devam ediyor gibi düşünülüyor. Piller hakkındaki efsanelerin bir bölümü de bunlardan kaynaklanıyor. Taşınabilir cihazlarımızda kullandığımız pillerle ilgili efsaneler ve bunların ardındaki gerçeklere birlikte göz atalım.

Efsane 1: Piliniz Tamamen Bitmeden Şarj Etmeyin
Piller eskiden şimdiki gibi akıllı değildi. Eski piller tam kapasitelerini unutabiliyor, bu nedenle de bir daha tamamen şarj edilemiyordu. Bu nedenle pillerin tam bitmeden şarj edilmemesi tavsiye ediliyordu. Akıllı telefon pilleri hakkında efsaneler arasında en çok dile getirilenlerden biri de buydu. Bu durum artık neredeyse tüm taşınabilir cihazlarda kullanılan lityum-iyon pillerle tarihe karıştı. Bu piller tamamen bitmeden şarj edilseler de tam kapasitelerini hatırlayabiliyor. Örneğin, pilinizin önce%75'ini kullandınız ve sonra şarj ettiniz diyelim. Daha sonra pilinizin%25'ini kullandığınızda bu tam bir şarj döngüsü olarak kabul ediliyor. Yani bir şarj döngüsünü tamamlamak için pilin%100'ünü tek seferde bitirmenize gerek yok. Parça parça yapsanız da pil bunu algılayabiliyor.

Yine de birçok üretici üç ayda bir pili tamamen bitirip tam şarj edilmesini tavsiye ediyor. Her şarjda pilim ömrü az da olsa azaldığı için cihazınızın işletim sisteminin bunu algılaması için bunun yapılması tavsiye ediliyor. Bu sayede piliniz için kalan süre daha doğru bir şekilde gösterilebiliyor.

Efsane 2: Dolu Pili Şarj Etmeye Devam Etmeyin
Birçoğumuz gece yatmadan telefonumuzu şarja koyuyoruz ya da ofiste kullandığımız dizüstü bilgisayarı sürekli prize takılı kullanıyoruz. Bu da cihazların pilleri doluyken şarj etmeye çalışmaya devam etmek anlamına geliyor. Fazla şarj etmenin pillerin aşırı ısınmasına hatta patlamasına neden olduğunu söyleyenler bile olmuştur fakat böyle bir durum söz konusu değil.

İlk lityum-iyon piller doluyken şarj edildiğinde aşırı ısınabiliyordu, bu doğru. Ancak artık piller eskisinden daha akıllı. Şarj cihazları ve cihazlar artık pil dolmuşken şarj devam ediyorsa ne yapacaklarını biliyorlar ve bunu engelliyorlar. Prize takılı cihaz pil harcamaya devam ettiği için böyle durumda cihaz aslında az da olsa şarj olmaya devam ediyor. Uzmanlar bunun pil ömrüne olumsuz etkisinin pili tamamen bitirip yeniden şarj etmekten daha az olduğunu belirtiyor.

Efsane 3: Uygulamaları Kapatmak Pil Ömrünü Uzatır
Akıllı telefonları her ne kadar cebimizdeki bilgisayarlar olarak görsek de aslında kullandıkları işletim sistemleri ve donanımlar açısından dizüstü bilgisayarlardan çok farklılar. Dizüstü bilgisayarınızın pili, aynı anda birçok program açıksa ve bunların bazıları internet bağlantısı gerektiriyorsa daha hızlı bitecektir. Buradan hareketle akıllı telefonlarda da aynı şeyin olması beklenir değil mi? Akıllı telefon pilleri hakkında efsaneler arasında bu da bulunuyor. Akıllı telefonlar bilgisayarlardan farklı çalıştığı için işin aslı böyle değil.

Örneğin iOS'ta bir uygulamayı kullanmayı bıraktığınızda o uygulama dondurulur. Yani hiçbir şey yapmaz, hiçbir kaynak kullanmaz. Bu yüzden onu seçip tamamen kapatmanın pil ömrüne bir etkisi olmaz. Aksine, uygulamaları kapatmak işlemci gücü gerektirdiğinden bunu yaparken pili biraz daha fazla kullanmış olursunuz. Ayrıca iOS'ta bir uygulamayı kapattığınızda bu uygulama telefonun RAM'inden kaldırılır. Uygulamayı yeniden açtığınızda verilerin RAM'e tekrar yüklenmesi gerekir. Bu kaldırma ve yükleme işlemi de pil harcanmasına neden olur. Buna ek olarak, iOS zaten daha fazla belleğe ihtiyaç duyduğu zaman o sırada kullanılmayan uygulamaları otomatik olarak kapatır. Tüm bunlar Android için de geçerli.

Piyasada bulunan "görev temizleyici" adlı birçok uygulama arka plandaki uygulamaları kapatarak pil ömrünü uzattığını iddia etse de aslında bunların işe yaramaktan çok pilin daha çabuk bitmesine yol açtığını söyleyebiliriz. Bunları kullanmak yerine pil harcayan çeşitli uyarılar, veri transferi ve senkronizasyon özelliklerini kapatmanız daha çok işinize yarayacaktır.

Piyasada bulunan "görev temizleyici" adlı birçok uygulama arka plandaki uygulamaları kapatarak pil ömrünü uzattığını iddia etse de aslında bunların işe yaramaktan çok pilin daha çabuk bitmesine yol açtığını söyleyebiliriz. Bunları kullanmak yerine pil harcayan çeşitli uyarılar, veri transferi ve senkronizasyon özelliklerini kapatmanız daha çok işinize yarayacaktır.

Efsane 4: Bluetooth, Wi-Fi ve Konum Servislerini Kapatarak Pil Ömründen Büyük Ölçüde Tasarruf Edersiniz
Başlıkta saydıklarımızın pil ömrüne etki ettiği doğru. Ancak bunların etkisini biraz abartıyor olabiliriz. Sanki bunları kapattığımızda pilimizin çok daha fazla dayanacağını düşünüyoruz ancak gerçek biraz daha farklı. Örneğin MacWorld tarafından yapılan bir testte uçak moduna alınan bir iPhone 5'in pilinin en fazla yarım saat daha fazla dayandığı tespit edildi. Böylece akıllı telefonlar hakkındaki efsaneler arasında yer alanlardan biri daha çürütülmüş oldu.


Aktif olarak kullanmadığınız uygulamaların konum servislerini kapatmanın ise pil ömrüne çok fazla etki etmediğini söylemek gerek. Ancak konumunuzu bir nedenden dolayı sürekli takip eden uygulamalara dikkat edin. İşte pilinizi bir çırpıda bitirenler onlar. Wi-Fi ve Bluetooth özellikleri ise artık eskisi kadar çok pil harcamıyorlar. Elbette kullanmadığınız zaman bunları kapatmak pilinizin daha yavaş tükenmesine neden olacak fakat aradaki fark çok büyük değil. Bu nedenle bunları kapatmadığınız zaman pilinizin anında biteceğini düşünmenize gerek yok. Pili en hızlı bitiren şeyin ekran olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Bu yüzden, piliniz uzun gitsin istiyorsanız ekranı kapatın ve telefonu gerçekten ihtiyacınız olduğu zaman kullanana kadar cebinize koyun. İşte bu akıllı telefon pilleri hakkında efsaneler arasından değil bizden bir uyarı.

Akıllı telefon üreticileri cihazınızla birlikte gelen şarj aletini kullanmanız konusunda ısrarcılar. Kullanma kılavuzuna göz atarsanız başka bir şarj aleti kullanmamanızın önemle tavsiye edildiğini görürsünüz. Ancak durum bundan biraz farklı. Elbette gidip de ucuz ve kötü şarj aletlerini kullanın demiyoruz fakat kaliteli diğer şarj aletleri de işinizi görecektir.


Modern USB şarj aletlerinin standartları belirlenmiştir. Bu standartlarda olan tüm şarj aletlerinin arasında pek fark yoktur. Şarj etme süresi şarj aletinden şarj aletine değişebilse de bunun pil ömrüne bir etkisi yoktur. Belirli değerler arasındaki USB şarj aletlerinin telefonunuzun piline zarar verme olasılığı çok düşük. Mevcut telefonlar şarj aletinden ihtiyacı olduğu kadarından fazlasını almayacak şekilde tasarlandığı için, doğru seviyede akıma sahip herhangi bir şarj aleti ısınmaya neden olmadan düzgün bir seviyede şarj edebilir. Yani dememiz o ki, standartlara uygun bir şarj aletiyle telefonunuzu şarj etmeniz mümkün. Çok daha fazla para verip telefonunuzla aynı marka bir şarj aleti satın almanız şart değil. Güvenilir başka bir marka da kullanabilirsiniz.

iPhone Pili ve Performansı

iPhone aygıtınızın performansı ve bunun pilinizle olan ilişkisi hakkında bilgi edinin.

iPhone'unuz sade ve kullanımı kolay bir deneyim sunmak için tasarlandı. Bu ancak ileri düzey mühendislik süreçleri ve gelişmiş teknolojinin bir araya gelmesiyle mümkün olabiliyor. Teknoloji ile ilgili önemli alanlardan biri de pil ve performanstır. Piller karmaşık teknoloji ürünleridir. Pil performansını ve buna bağlı olarak iPhone performansını etkileyen birçok değişken söz konusudur. Tüm şarj edilebilir piller tüketim mallarıdır ve sınırlı bir kullanım ömrüne sahiptir. Bir süre sonra kapasiteleriyle birlikte performansları düşer ve değiştirilmeleri gerekir. Pil yaşının artması iPhone aygıtınızın performansında değişikliğe neden olabilir. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler için bu makaleyi hazırladık.
Lityum iyon piller hakkında

iPhone pilleri için lityum iyon teknolojisi kullanılmıştır. Eski nesil pil teknolojileri ile karşılaştırıldığında lityum iyon piller hızlı şarj olur, uzun süre dayanır ve küçük boyutta daha fazla pil ömrüne olanak sağlayan yüksek bir güç yoğunluğuna sahiptir. Şarj edilebilir lityum iyon teknolojisi şu anda aygıtınız için en iyi teknolojiyi sunar. Lityum iyon piller hakkında daha fazla bilgi edinin.

Pil performansını en üst düzeye çıkarma

"Pil ömrü", bir aygıtın şarj edilmesi gereken zamana kadar çalışmaya devam ettiği süredir. "Pil kullanım ömrü", bir pilin değiştirilmesi gereken zamana kadar geçen süredir. Aygıtınızla gerçekleştirdiğiniz işlemler, pil ömrünü ve kullanım ömrünü etkileyen faktörlerden biridir. Aygıtınızı nasıl kullanırsanız kullanın pilinizden en iyi şekilde yararlanmanızı sağlayacak yöntemler mevcuttur. Bir pilin kullanım ömrü "kimyasal yaşı" ile ilgilidir ve bu, yalnızca belirli bir sürenin geçmesiyle sınırlı değildir. Şarj döngülerinin sayısı ve bakım gibi farklı faktörleri de içerir. Pil performansını en üst düzeye çıkarmak ve pil kullanım ömrünün uzamasına yardımcı olmak için bu ipuçlarından faydalanın. Örneğin, uzun bir süre boyunca kullanılmayacak olan iPhone aygıtlarının pilini yarıya kadar şarj edin. Ayrıca iPhone'u, sıcak ortamlarda (doğrudan güneş ışığına maruz kaldığı ortamlar da dahil) uzun bir süre boyunca şarj etmekten veya bırakmaktan kaçının.

Piller kimyasal olarak yaşlandığında

Tüm şarj edilebilir piller tüketim bileşenleridir ve bu bileşenler kimyasal olarak yaşlandıkça daha az etkili hale gelir.

Lityum iyon piller kimyasal olarak yaşlandıkça daha az şarj tutar. Bu durum, bir aygıtın şarj edilmesi için gereken sürenin kısalmasına neden olur. Bu, pilin maksimum kapasitesi ile (aygıtın yeni alındığı zamana kıyasla pil kapasitesi ölçümü) ilişkilendirilebilir. Ayrıca pillerin maksimum anlık performans veya gereken "en yüksek gücü" sunma yeterliliği azalabilir. Bir telefonun düzgün çalışması için elektronik parçaların pilden anlık olarak yük çekebilmesi gerekir. Pilin empedansı, bu anlık güç iletimini etkileyen özelliklerden biridir. Yüksek empedansa sahip bir pil, güç sağlaması gereken sisteme yeterli düzeyde güç sağlayamayabilir. Kimyasal yaşının fazla olması pilin empedansını artırabilir. Şarj düzeyi düşük olduğunda ve soğuk bir ortamda pil empedansı geçici olarak artar. Kimyasal yaşın da fazla olduğu durumlarda empedans artışı daha da önemli bir hal alır. Bunlar pil kimyasının özellikleri olup sektördeki tüm lityum iyon piller için geçerlidir.

Güç çekilen bir pilin empedans düzeyi ne kadar yüksekse pilin voltajı da o kadar fazla düşer. Elektronik bileşenlerin düzgün çalışması için belirli bir düzeyde voltaj sağlanması gerekir. Buna aygıtın dahili depolama alanı, güç devreleri ve pilin kendisi dahildir. Güç yönetim sistemi, pilin bu gücü sağlama kapasitesini belirler ve işlemleri sürdürmek üzere yükleri yönetir. İşlemler, güç yönetim sistemi tarafından sağlanan tam kapasite ile sürdürülemeyecek duruma gelirse sistem, bu elektronik bileşenlerin korunması için kapatılır. Sistemin kapatılması aygıt tarafından gerçekleştirilse de kullanıcı için beklenmedik bir durum olabilir.

Beklenmedik kapanmaları önleme

Pil şarjının az olması, kimyasal yaşın fazla olması ve düşük sıcaklıklar kullanıcıların beklenmedik kapanmalarla karşılaşma olasılığını artırır. Olağanüstü durumlarda sistem daha sık kapanabilir. Bu da aygıtın güvenilirliğinin veya kullanılabilirliğinin büyük ölçüde kaybedilmesine neden olur. iPhone 6, iPhone 6 Plus, iPhone 6s, iPhone 6s Plus, iPhone SE, iPhone 7 ve iPhone 7 Plus modellerinde iOS, aygıtın beklenmedik şekilde kapanmasını önlemek ve kullanılmaya devam etmesini sağlamak için en yüksek performans durumlarını dinamik olarak yönetir. Bu performans yönetimi özelliği iPhone'a özgüdür ve diğer Apple ürünleri için geçerli değildir.

Bu performans yönetimi yaklaşımında aygıtın sıcaklığına, pilin şarj durumuna ve pil empedansına bakılır. Yalnızca bu değişkenler için gerekli olması durumunda iOS, beklenmedik kapanmaları önlemek için bazı sistem bileşenlerinin (CPU ve GPU gibi) gösterdiği maksimum performansı dinamik olarak yönetir. Sonuç olarak aygıttaki iş yükleri kendi kendini dengeler ve bir anda daha büyük ve hızlı performans artışı sunmak yerine sistem görevlerinin daha düzgün bir şekilde dağıtılmasına olanak sağlar. Bazı durumlarda kullanıcılar aygıtın günlük performansında farklılıklar görebilir. Algılanan farklılık düzeyi, belirli bir aygıt için ne kadar performans yönetimine ihtiyaç duyulduğuna bağlıdır.

Üst düzey performans yönetiminin gerekli olduğu durumlarda kullanıcılar aşağıdaki gibi etkileri fark edebilir:

Uygulamaların başlaması için geçen sürenin uzaması
Kaydırma sırasında kare hızının düşmesi
Arka aydınlatmanın azaltılması (Denetim Merkezi'nde geçersiz kılınabilir)
Hoparlör ses yüksekliğinin -3 dB'ye kadar düşmesi
Bazı uygulamalarda kare hızının aşamalı olarak azalması
En alışılmadık durumlarda kamera flaşı etkisizleştirilir ve bu, kamera arabiriminde görülebilir
Arka planda yenilenen uygulamalar, başlatıldıktan sonra yeniden yükleme gerektirebilir

Bu performans yönetimi özelliği çoğu önemli alanı etkilemez. Bunlardan bazılarını aşağıda bulabilirsiniz:

Hücresel arama kalitesi ve ağ aktarım hızı performansı
Fotoğraf ve video çekme kalitesi
GPS performansı
Konum doğruluğu
Jiroskop, akselerometre ve barometre gibi sensörler
Apple Pay

Pildeki şarj düzeyinin düşük olmasına ve ortam sıcaklığının azalmasına bağlı olarak performans yönetiminde görülen farklılıklar geçicidir. Bir aygıtın pili kimyasal olarak yaşlanmışsa performans yönetiminde görülen değişiklikler daha kalıcı olabilir. Bunun nedeni, tüm şarj edilebilir pillerin tüketim malı olup sınırlı bir kullanım ömrüne sahip olması ve bir süre sonra değiştirilmesi gerekmesidir. Böyle bir sorunla karşı karşıyaysanız ve aygıtınızın performansını artırmak istiyorsanız aygıtınızın pilini değiştirmeyi düşünebilirsiniz.
iOS 11.3 için

iOS 11.3, beklenmedik kapanmaları önlemek için gerekli olan performans yönetimi düzeyini düzenli aralıklarla değerlendirerek bu performans yönetimi özelliğini geliştirir. Pil sağlığı, gözlemlenen en yüksek güç gereksinimlerini karşılayabilecek durumdaysa performans yönetimi düzeyi düşürülür. Aygıt tekrar beklenmedik bir şekilde kapanırsa performans yönetimi düzeyi artırılır. Sürekli devam eden bu değerlendirme süreci, daha uyarlanabilir bir performans yönetimine olanak sağlar.

iPhone 8, iPhone 8 Plus ve iPhone X modellerinde genel sistem performansını en üst düzeye çıkarmak için hem güç gereksinimlerini hem de pilin güç kapasitesini daha doğru şekilde tahmin etmenizi sağlayan gelişmiş bir donanım ve yazılım tasarımı kullanılmıştır. Bu, iOS'in beklenmedik kapanmaları öngörmesine ve bunları önlemesine daha kesin bir şekilde izin veren farklı bir performans yönetimi sistemine olanak tanır. Sonuç olarak, performans yönetiminin etkileri iPhone 8, iPhone 8 Plus ve iPhone X modellerinde daha az fark edilebilir. Zamanla, tüm iPhone modellerindeki şarj edilebilir pillerin kapasiteleriyle birlikte en yüksek performans düzeyi azalır ve pillerin değiştirilmesi gerekir.



Pil Sağlığı (Beta)

iPhone 6 ve sonraki modeller için iOS 11.3'e pil sağlığının yanı sıra pilin değiştirilmesinin gerekip gerekmediğini gösterecek yeni özellikler eklenecek. Bu özelliklere Ayarlar > Pil > Pil Sağlığı (Beta) bölümünden ulaşabilirsiniz.

Ayrıca kullanıcılar, beklenmeyen kapanmaları önlemek için maksimum performansı dinamik olarak yöneten performans yönetimi özelliğinin açık olup olmadığını görebilir ve bu özelliği kapatmayı seçebilir. Bu özellik yalnızca, pili maksimum anlık güç sağlama özelliği azalmış bir aygıtta beklenmedik bir kapanma olması durumunda etkinleştirilir. Bu özellik iPhone 6, iPhone 6 Plus, iPhone 6s, iPhone 6s Plus, iPhone SE, iPhone 7 ve iPhone 7 Plus modellerinde kullanılabilir.

(Not: Yazılımı iOS 11.3'e güncellenen aygıtlarda performans yönetimi özelliği başlangıçta devre dışıdır ancak daha sonra aygıt beklenmedik bir şekilde kapanırsa yeniden etkinleştirilir.)

Pilin ve genel sistemin tasarlandığı gibi çalışması ve dahili bileşenlerin korunması için tüm iPhone modellerinde temel performans yönetimi özelliği bulunur. Yüksek veya düşük sıcaklıklarda davranışın yanı sıra dahili voltaj yönetimi de buna dahildir. Bu performans yönetimi özelliği, hem güvenlik hem de aygıtın beklenen şekilde çalışması için gereklidir ve kapatılamaz.

Pilinizin maksimum kapasitesi

Pil Sağlığı ekranında, maksimum pil kapasitesinin yanı sıra en yüksek performans kapasitesi ile ilgili bilgiler bulunur.

Maksimum pil kapasitesi, aygıtın yeni alındığı zamana kıyasla pil kapasitesinin ölçümünü gösterir. İlk kez kullanılan bir pilin kapasite düzeyi %100'dür ve pilin kimyasal yaşı arttıkça bu kapasite azalır. Belirli bir süre sonra aygıtın birkaç saatte bir şarj edilmesi gerekebilir.

Normal bir pil, normal koşullar altında çalışıp 500 tam şarj döngüsüne ulaştığında başlangıçtaki kapasitesinin %80'ine kadarını koruyacak şekilde tasarlanmıştır. İki yıllık garantiye, kusurlu piller için sunulan servis kapsamı dahildir. Aygıt garanti kapsamı dışındaysa Apple, ücret karşılığında pil servisi sunar. Şarj döngüleri hakkında daha fazla bilgi edinin.



Pilinizin sağlığı azaldıkça en yüksek performans sunma yeterliliği de azalır. Pil Sağlığı ekranında bulunan En Yüksek Performans Yeterliliği bölümünde aşağıdaki iletilerle karşılaşabilirsiniz.

Performans normal

Pil durumu, olması gereken en yüksek performans düzeyini destekleyebiliyorsa ve performans yönetiminin uygulanması gerekmiyorsa şu iletiyi görürsünüz:

Piliniz şu anda olması gereken en yüksek performansı destekliyor.

Performans yönetimi uygulandı

Performans yönetimi özellikleri uygulandığında şu iletiyi görürsünüz:

Bu iPhone, pil gereken en yüksek gücü sağlayamadığı için beklenmeyen bir şekilde kapandı. Bunun yeniden olmasını engellemeye yardımcı olmak için performans yönetimi uygulandı. Etkisizleştir…

Performans yönetimi özelliğini etkisizleştirmeniz halinde tekrar açamayacağınızı unutmayın. Beklenmedik bir kapanma görüldüğünde bu özellik otomatik olarak tekrar etkinleştirilir. Bu özelliği etkisizleştirme seçeneği de mevcuttur.

Pil sağlığı durumu bilinmiyor

iOS aygıtın pil sağlığı durumunu belirleyemiyorsa şu iletiyi görürsünüz:

Bu iPhone pil sağlığı durumunu belirleyemiyor. Bir Apple Yetkili Servis Sağlayıcısı pilinizin bakımını sağlayabilir. Servis seçenekleri hakkında daha fazlası…

Bu, pilin düzgün takılmamasından veya bilinmeyen bir parçasının olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Performans yönetimi özelliği kapatıldı

Uygulanan performans yönetimi özelliğini etkisizleştirirseniz şu iletiyi görürsünüz:

Bu iPhone, pil gereken en yüksek gücü sağlayamadığı için beklenmeyen bir şekilde kapandı. Performans yönetimi korumalarını elle etkisizleştirdiniz.

Aygıtta başka bir beklenmedik kapanma görülürse performans yönetimi özellikleri yeniden uygulanır. Bu özelliği etkisizleştirme seçeneği de mevcuttur.

Pil sağlığı azaldı

Pil sağlığı önemli ölçüde azalırsa aşağıdaki ileti görüntülenir:

Pilinizin sağlığı önemli ölçüde azaldı. Bir Apple Yetkili Servis Sağlayıcısı tam performans ve kapasite için pilinizi değiştirebilir. Servis seçenekleri hakkında daha fazlası…

Bu ileti bir güvenlik sorunu olduğu anlamına gelmez. Pilinizi kullanmaya devam edebilirsiniz. Ancak daha gözle görülür pil ve performans sorunları yaşayabilirsiniz. Pilinizin değiştirilmesiyle daha iyi bir deneyime kavuşabilirsiniz.



Kaynaklar
Wikipedia
Sabah Gazetesi
Chip Dergisi
apple com