Menu

Reklam1

Montag, 30. Juli 2018

Herşeyden Bir Parça (Kar©glanin 29 Temmuz 2018 Vaazi)

Herşeyden Bir Parça

(Kar©glanin 29 Temmuz 2018 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn

Meali :

De ki; Allah’a ve Rasûl’ü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah kâfirliği sevmez.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 32. ayet


---oOo---
Zeyneb binti Cahş (r.a.) der ki:

Peygamber Efendimiz’e:

“–Ey Allah’ın Resûlü! İçimizde sâlihler bulunduğu hâlde biz helâk edilir miyiz?” diye sordum.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Fısk ve fücûr (günahlar) çoğaldığı vakit, evet!”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Enbiyâ, 7)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kutibe aleykumus sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn

Meali :

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Tâ ki (günahlardan) sakınıp takvâya erebilesiniz."

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 183. ayet)

Dedikki günah bagimlilikdir, oruc ilede insan bagimliliklarindan kurtulur, ve işde buna delil olcak kapi gibi ayet yukarda yazili, yani taaki günahlardan sakinip takvaya ermek için oruc tutun, yani insan oruc ile günah bagimliligindan, yine her ne bagimliligi varsa, oruc ile onlardan bir nevi kurtulur, ve bu bir ay olunca tedavi süreci kür halinde tamamlanmiş olur, yani bazı günahlar ise, bir aya bile gerek kalmadan, bu sayede terkedilebilir, elbet günahlarin da actigi yaralarin izi vardır bedende, mesela sigara icipde birakan birisi, yeniden agzina aldığı bir sigara ile, tekrar ayni tiryakiligine dönebilcegi gibi, günah daireside böyledir yani.

Ebû Hüreyre’den (r.a) rivâyet edildiğine göre

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“–İnsanı helâke sürükleyen yedi şeyden sakınınız!” buyurmuştu.

Sahâbîler:

“–Ey Allah’ın Resûlü, onlar nelerdir?” diye sordular.

Resûl-i Ekrem şöyle cevap verdi:

“Allah’a şirk koşmak, sihir ve büyü yapmak, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı bir insanı katletmek, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında harpten kaçmak, hiçbir şeyden haberi olmayan iffetli müslüman kadınlara zina iftirasında bulunmak.”

( Hadis-i Şerif ,Buhârî, Vasâyâ, 23; Tıb, 48; Hudûd, 44; Müslim, Îmân, 145. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 10/2874; Nesâî, Vesâyâ, 12)

Dedik ki, biz ahirzamandayiz, ve cennetin katmanlarindan, bir katmanida bizim vaktimiz dedik, daha ileri gelecek zamandaki vakitler de, cennetin daha ileri derecedeki katmanlari manasinda bir tez ve yorum yapmiştik, ve işde Eğer bizim vaktimiz cennet ise, ve bizler, Muhammed ve ashabini cennete bizden önce vardilar olarak bilmemiz lazim, en iyi cennetlik insanlar onlar, ve diğer peygamber azimuşşan efendilerimiz ve, onlarin ehli iman ashablari, ümmetleri de cennetlerde olmali degil mi? öyle olunca onlarinda bizim vaktimizde olmasi lazim degil mi? peki hani Muhammed nerde, Fatma nerde, Hatice annemiz nerede o zaman deyince, yani dedik ki, peygamberimiz hatice annemize buyurdu ki :

"(Hatice) Sen Cenneteki ilk hanınım olursun."

( Hadis-i Şerif )

Bakin bizim vaktimiz olan cennetteki binlerce hatice ile evli mehmedlere, ahmetlere, hamidlere, mustafalara bakin, birinci hanimi Hatce olmuş, yada tek eşi olmuş hatcelere bak, bunlardan sizinde bizimde tanidigimiz olarak onu sectim, mesela Hatice şendil mesela kocasinin tek eşi olmuş.

Yani ezan duasinda müminler yıllardır dua eder ki :

اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّافِعَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إَنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

Arapça okunuşu: "Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved dereceter refîate. vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tuhlifu'l-mîâd.

Türkçe anlamı: "Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda (Övülmüş bir makama) ulaştır, Muhakkak ki sen vaadinden dönmezsin"

Bakin Mahmud Ünlü, adi üstünde cübbeli hoca, cübbeli ahmet diye dünyaca ün kazanmiş, ünlü adam işde len, Allah birde bize tiyo veriyor, onun ismi ile "ünlü" diyor, yani övülmüş makam,yada taninmiş kimse olma makami, muhammedin, cübbeli ahmet oldugu övülmüş makamdaki hali işte, yine mustafa islamoglu taa kahirelerde okutmuş allah onu da galiba, ve onuda nerdeyse dünyaca taninmiş bir makama oturtmuş. bak dualarimiz kalbul olmuş, anla artik o bak makami mahmuda ulaşmiş bile, bizde dua ederiz şimdiki halinide daha ilerde dahada iyi makamlara ulaştirisin diye. Yine Fatmalarda erdi o makami mahmuda, hani muhammed o makama erdide fatmasi hatcesi gerimi kaldi? Hayir, yine ibrahim aleyhisselam ismail aleyhisselamlar gerimi kaldi, bak Fatma Girik taninmis övülmüş bir makamda ki Fatmalarindan birisi,
yine mesela ibrahim saracoglu taa viyanlarda grazlarda okumuş dünyaca taninmiş bir prof olmuş, bak övülmüş makama, makami mahmuda oturtmuş Allah onlarida, anla artik, eskilerin duasida bizim dualarimizda kabul oldu ve olmakda bile, dualar kabul oldu, sen de dua et işte.

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediklerinin aynısını siz de söyleyin. Sonra bana salâvat getirin. Çünkü bir kimse bana bir defa salâvat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan vesîleyi isteyin. Çünkü vesîle, cennette Allah’ın kullarından bir tek kuluna lâyık olan bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Benim için vesîleyi isteyen kimseye şefatim vâcip olur.”

( Müslim, Salât 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Salât 36; Tirmizî, Menâkıb 1; Nesâî, Ezân 37 )

Vesile nedir? Tefekkür Sorusu?

Hz. Hatice bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı idi. Yüce Rabbimiz onu Cennette köşkle müjdeledi.

Hz. Cebrail aleyhisselam Resulullah’a (sav) gelerek: “Ey Allah’ın Resulü” dedi. “İşte Hatice geliyor. Beraberinde bir kap var, içerisinde katık veya yiyecek, veya içecek mevcut. O yanınıza ulaştığı vakit, ona Rabbinden selam söyleyin ve onu gürültü ve yorgunluk bulunmayan cennette, içerisi oyulmuş inciden mamul bir evle müjdeleyin!”

( Hadis-i Şerif, Buhari, Menakıbu’l-Ensar 20, Tevhid 35; Müslim, Fezailu’s-Sahabe 71, 2432)

şimdi nice hatceler var mesal Hadise hatcenin bir harfini degiştir hadice halbuki ingilizce okursan hadise diye okunur yani "c" harfi "s" diye okunur öyle olunca hadise nin hizmetcisi vardır, saray gibi evi vardır, yine bu sadece bir örnek, nice hadceler vardır, o inci gibi korunakli evleri ve evlerinde hizmeltisi yorulmadan camaşirlari yikanir, yemegi yapilir, ceşit ceşit elbiseler esbablar, saraylar gibi evlerde oturan haticeler, ömerler, ahmetler, osmanlar, hafizeler, ayşeler, fatmalar,..... işde, sen onun hadice oldugnu bile bilmezsin belkide!

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve daraballâhu meselen lillezîne âmenûmraete fir’avn(fir’avne), iz kâlet rabbibni lî indeke beyten fîl cenneti ve neccinî min fir’avne ve amelihî ve neccinî minel kavmiz zâlimîn.

Meali :

Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.

(Sadakallahul Aziym TAHRİM Suresi 11. ayet)

yani şimdi nice Assiye ler Asya lar var artik, cennet diyarimizda, ev mal mülk sahibi olmuş, ve hatta firavun gibilerinin zulumundende artik kurtulmuş, rahat ve huzur icindeler artik.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أُوْلَئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ulâike yuczevnel gurfete bi mâ saberû ve yulekkavne fîhâ tahiyyeten ve selâmâ.

Meali :

İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.

(Sadakallahul Aziym FURKÂN Suresi 75. ayet)

Bazı günahları ve onların kabirdeki cezalarını bildiren şu rivâyet, konumuz açısından son derece mühimdir:

Semüre bin Cündeb (r.a) şöyle anlatır:

Resûlullah, ashâbına:

“–Rüyâ göreniniz var mı?” diye sorup, “gördüm” diyenin rüyâsını, Allah’ın dilediği şekilde tâbir ederdi. Bir sabah bize şöyle buyurdu:

“Bu gece rüyâmda iki kişi (Cebrâîl ile Mîkâîl) gelerek beni kaldırdılar ve «Haydi gidiyoruz» dediler. Ben de onlarla beraber gittim. Yanı üzerine yatmış bir adamın yanına vardık. Başka biri de elinde kocaman bir kaya ile onun başında duruyordu. Kayayı, yatan adamın kafasına vurup eziyor, taş bir tarafa yuvarlanınca arkasından gidiyor ve taşı alıp getiriyordu. O gelinceye kadar diğerinin kafası da iyileşerek eski hâline geliyordu. Adam, önce yaptığını aynen tekrarlayarak yerde yatanın başını her defasında ezip duruyordu. Meleklere:

«–Sübhânallâh, bunların hâli nedir?» dedim.

«–Yürü, yürü hele» dediler. Yürüdük. Derken sırt üstü yatmış bir adamın yanına vardık. Başucunda da, elinde demir çengel bulunan bir başkası duruyordu. Bu adam, yatan kişinin bir tarafına geçip elindeki çengelle avurdunu, burnunu ve gözünü tâ ensesine kadar yarıyor, sonra öbür tarafına geçip orasını da aynı şekilde parçalıyordu. Bir tarafını parçalarken diğer tarafı eski hâline geliyor, adam da sürekli aynı şekilde parçalamaya devam ediyordu. Ben:

«–Sübhânallah! Bu hâl nedir?» dedim.

«–Hiç sorma, devam et!» dediler. Yürüdük. Fırın gibi bir yapıya vardık. Orada ne söylenildiği anlaşılamayan çığlıklar, feryadlar birbirine karışıyordu. O yapının içinde çıplak bir sürü erkek ve kadınların bulunduğunu anladık. Altlarından alevler yükseldikçe, onlar çığlık atıyor, feryat koparıyorlardı.

Ben:

«–Bunlara ne oluyor?» dedim.

«–Yürü, yürü hele!» dediler. Yürüdük. Nihayet kandan bir nehire vardık. Nehrin içinde yüzen bir adam, kıyısında da yanına birçok taş yığmış bir başka adam vardı. Nehirdeki adam çıkmak isteyince, kıyıdaki onun ağzına bir taş atıyor ve onu yerine geri çeviriyordu. Çıkmak için kenara her gelişinde aynı şeyi yapıyor ağzına bir taş atıyor, o da geri dönüyordu. Ben, yanımdaki iki kişiye:

«–Bu ikisinin hâli nedir?» dedim.

«–Hiç sorma, yürü hele!» dediler. Yürüdük. Çirkin bir adamın -gördüğünüz adamların en çirkini de diyebilirsiniz- yanına vardık. Adam, sürekli ateş yakıyor ve ateşin etrafında dolanıp duruyordu. Ben:

«–Bu adam kim?» dedim.

«–Yürü, yürü hele!» dediler. Yürüdük; içinde baharın bütün çiçeklerinin bulunduğu geniş ve yemyeşil bir bahçeye vardık. Bahçenin ortasında gayet uzun boylu bir adam vardı. O kadar ki, göğe uzanan başını nerede ise göremeyecektim. Adamın etrafında, hayatımda hiç görmediğim kadar çok çocuk bulunuyordu. Ben:

«–Bu adam ve bu çocuklar kimlerdir?» dedim.

«–Yürü, yürü hele!» dediler. Yürüdük, Gide gide büyük bir ağaçlığa vardık ki ben onun gibi güzel ve geniş bir ağaçlık görmüş değilim. Beni götürenler, «Gir oraya!» dediler. Birlikte girdik ve bir tuğlası altın bir tuğlası gümüşten örülmüş bir şehirle karşılaştık. Şehrin kapısına varıp açılmasını istedik. Kapı açıldı, içeri girdik. Bizi, vücutlarının yarısı bugüne kadar gördüklerinizin en güzeli, diğer tarafı da bugüne kadar gördüklerinizin en çirkini birtakım adamlar karşıladı. Yanımdaki iki kişi onlara:

«–Gidip şu nehre girin!» dediler. Bir de ne göreyim, suyu süt gibi, bembeyaz, enine doğru akan bir nehir. Adamlar gidip nehre girdiler sonra çıkıp yanımıza geldiler. Çirkinlikleri tamamen gitmiş, hepsi de son derece güzelleşmişti.

Beni götüren iki kişi:

«–Burası Adn Cenneti’dir, şurası da senin konağındır» dedi. Başımı kaldırıp baktım, bir de ne göreyim; beyaz buluta benzeyen bir köşk.

«–İşte burası senindir» dediler. Ben o iki kişiye:

«–Allah size büyük hayırlar ihsan etsin, bırakınız da oraya gireyim» dedim.

«–Hayır, şimdi değil! Sen oraya daha sonra gireceksin» dediler. Bunun üzerine ben:

«–Bu gece boyunca hayret verici şeyler gördüm. Gördüklerimin anlamı nedir?» dedim. Onlar:

«–Anlatalım» dediler:

«–İlk önce yanına vardığın kafası taşla ezilen adam var ya, o, Kur’ân’ı öğrendiği hâlde terk eden ve uyuyarak farz namazın (bilhassa sabah namazının) vaktini geçiren kimsedir.

Avurdu, burnu ve gözleri demir çengelle yarılan adam, evinden çıkıp etrafa yalanlar yayan kişidir.

(Diğer rivâyette şöyle buyrulur:

«O bir yalancı idi, dünyada devamlı yalan söylerdi. Onun yaydığı yalanlar âfâkı sarardı. İşte bu yalancı kıyâmet gününe kadar bu şekilde azâb görecektir.»)

Fırın içindeki çıplak erkek ve kadınlar, zina eden erkek ve kadınlardır.

Nehirde yüzüp yüzüp de taş yutan adam, faiz yiyen kişidir.

Yanındaki ateşi sürekli yakarak etrafında dolaşıp duran çirkin görünüşlü kişi, cehennem bekçisi Mâlik’tir.

Bahçedeki uzun boylu adam, Hz. İbrahim’dir. Etrafındaki çocuklar da İslâm fıtratı üzere ölen küçük yavrulardır.»”

Müslümanlardan biri:

“–Ey Allah’ın Resûlü! Müşrik çocukları da bunlara dâhil mi?” diye sordu. Resûlullah:

“–Müşriklerin çocukları da dâhildir” buyurdu ve devam etti:

“–Vücutlarının yarısı güzel, yarısı çirkin olan adamlara gelince bunlar, sâlih amellerin yanında kötü işler de yapan kimselerdir. (Ancak) Allah onları affetmiştir.” [1]

(Buhârî, Ta‘bîr, 48; Cenâiz, 93; Teheccüd, 12; Büyû’, 2; Cihâd, 4; Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 8; Tefsir, 9/15; Edeb, 69; Tirmizî, Rü’yâ, 10/2295)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.
1- Gul e’ûzu bi-Rabbi’l-felak.
2- Min şerri mâ halak.
3- Ve min şerri ğâsikın izâ vekab.
4- Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-ukad.
5- Ve min şerri hâsidin izâ hased.

Meali :

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
1- De ki: ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe sığınırım,
2- Yarattığı şeylerin şerrinden,
3- Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4- Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
5- Ve hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden. (Allah’a sığınırım).

(Sadakallahul Aziym Felak Suresi)

şeytan a dediler ki : gel sana tevbende vesile olalim, araci olalim, bu davandan vezgec, tövbe et dediler. o da ded iki : o nun cehennemin hatibi olduğunu söyledi, ondan memnun olduğunu söyledi, o da kendince övülmüş makamda idi, o na göre övülmüş bir makamdi orasida yani, yine firavunda zamaninin firavunu hatta müntesiplerince tanri dencek kadar ileri derce bir makamda idi, ve bu gününümüzün zalim yönetici ve firavunu olmakda bir makam, amma iyilerden olma makami ile, kötülerden olma makami farkli. Dün (sadece zaman olarak mecazdir) yunanistana kacan fetocu komutanlarin izi bulunmuş, ve yunanistanda ki o yanan adadalarmiş, ve ordaki bu fetoculari yakmak için orayi kundaklayan bu(Baş (BibBiiiiiib Amca1)askerleri, sucsuzlara acimayan bu firavun iyilerden olabilirmi Allah aşkina, onun canini yakacak olan fetocular yancak diye, binlerce börtü böcek, hayvan, kurt, kuş, agac, insan can verdi, kimin ugruna, buna baş kaldirdigini iddia ettikleri fetocu komutanlar yüzünden, ve böyle zalim firavun birisi övülmüş makamdamidir, yada zelil bir makadam (Erzel Reis hadisini unutmayin) olmasina ragmen, kendini en aziz sanan ahmakmidir, sigarisini yakmak için, yumurtasini pişirmek için, dünyayı ateşe veren neronlardami övülmüş makamdadir? siz söyleyin Allah aşkina. Fetocular zalimde, peki sen masum melekmisin, sen onlara zulmederek, zalimin taa kendisi degilde nesin,Atlar kan kan ile yikanmaz kanda su ile temizlenip yikanir demişler, ya sen (güya) onlarin zulumüne zulumle karşilik verince bir söyle iyi adam mi oldun be adam.

------oOo-------
Cennet Cehennem Kavramlarimiza Devam

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:

"Ekmeğe hürmet ediniz. Muhakkak o, yerin ve göğün bereketin- dendir. Sofradan düşen kırıntıyı kim yerse günâhları mağfiret olunur."

(Hadîs-i Şerîf, Feyzü'l-Kadîr)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bereket yemeğin ortasına iner, dolayısıyla siz yemeği ortasından değil, kenarlarından yiyin."

(Hadis-i Şerif , Ebu Davud)

zayif bir rivayette de ekmegin yüzünü yiyip alt kısmını birakanin, ahirette yüzünün o ekmek gibi yolunup alincagi rivayeti vardır. veya yemegin iyi yerini yiyip diğer yerlerini başkalarina bırakmak, karpuzun göbegini cekirdeksiz yerini yiyip, diğer yerlerini digerlerine bırakmak ahlaki gibi ahlaklarin cezasi olarak, bizim tezimiz ve yorumumuz ve tasvirimiz olarak Allahu ealem (Allah daha iyisini bilir de) böylelerinin cezasida, işde yüzü sivilceli, olup yüzündeki sivilceleri yolup yüzünü indirmekde olan insan olma cezasidir, yani artik bazı cezalar yarina kalmiyor, bu gün böyle davranirsan, iki hafta sonra sivilce cikar yüzünde ve yüzünü yersin yani, ve Allah, mehdi vaktinden bunlara da tenazül edilmemesi için, karpuzun da cekirdeksizini icad ettirdi de cekirdeksiz karpuz cikdi artik, herkese eşit, artik dograninca göbegini yiyecen kavgasi yok artik o nun vaktinde(Mehdi Vaktinde), artik karpuzun heryeri göbek gibi cekirdeksiz zahmetsiz.

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Temizlik imandandır."

( Hadis-i Şerif , Müslim, taharet 1; Darimi, Vudu 2; Müsned, 5/342,344; Acluni, Keşfu'l-Hafa, 291)

Cagimizdaki yaygin hale gelen Helikobakteri Hastaligi ve Tedavisi

Ve bu gün cima adetleri (alişkanliklari) degişti ve Oral seks adet halini aldi. Peki bu devirde cikan bir ahlakmi bu? yoksa yıllardır olan bir adet ve ahlak mi?
Oral seks bir kişinin cinsel organlarıyla diğer kişinin ağzı arasındaki temasla olan ilişkidir. Ağzın ve cinsel organların hassas erojen bölgeler olması ve birbirlerine verdikleri uyarının ve zevkin yoğun olması, bu ilişkiyi daha mucivevi yapıyor, bu tür buluşmayı birleşmeyi kaçınılmaz yapmaktadır ve böylce iki taraftaa dah cabuk ve dah zevkli doyuma ulaşmaktadir.
Ancak bunun yan tesiri olan bir hastalik ve mikrop yaratmiş ki Allah, bundada aşiri gidilmeye diye bir hastalik mahafizi koymuş ve nedir o? helikopbakter diye bir bakteri, tükrük yolu ile yutularak mide ve yemek borusu yoluna ve barsaklara dahil olmakda, orda mide üslerioninve mide yanmasinin ve gastridin sebebi olmakda, halbuki o bakteri cinsel organlari korumakla görevli iyi bir bakteri, ama görev alani degişince zararli hale geliyor, ve öyle olunca bu da mide yanmasi şeklinde bir hastaliga yol aciyor, ve bu oral (BibBiiiiiib) te temiz olmak lazimdir, her ne kadar agiz kutsal bir yer sayilsada! dün Kağıt ta kutsal idi, onun bugün kü gibi afedesiniz onunla kicini sildigni görse ashab seni kilicla dograrlar, cünkü ayet hadis yazcak Kağıt yokken, ona taharet bezi muamelesi yapani görseler elbet keserler öldürürler, bu gün ise, en yumuşak tuvalet kagidi yapmakta firmalar yariş yapar oldu, birak ki bu sebebden insan kesmeyi öldürmeyi. evet agiz kutsal, ordan kuran kelam ediliyor yemek yeniyor amma işde Allah çok şeyi multi funktion halinde halketmiştir, Allah bunu bugün bildirdi de insanlar bildi, şeytan dahi ilham etmiş olsa bile, ademi cennetten attiran şeytanin yapacaginida biliyordu Allah, bu sürecin başlamasi gerekiryordu diye iman eden birisi, bu oral (BibBiiiiiib) ide Allah biliyordu demesi lazim gelir, eskiden bunu bilen yokmu idi, yada muhammed ne bildide buna karşi tedavi metodu üretti, işde islami usul ile helikobakteriyi derhal yok eden bir tedavi yöntemi, patenti bize (bana karoglan hocaya ait) henüz patenti almadik ama allah katinda muhammedin bu yöntemini buna uygulayip bilebilen tek kimse olarak patent bana aittir, izinsiz alandan hakkimi dava eederim hak katinda. alin kullanin ama benlige gecirmeyin lütfen.
temiz olunursa, bu bakterinin yutulup görev alanin degişmesine sebeb olmazsiniz, amma işde o bölgeleri yikamadan yapilan bu oral (BibBiiiiiib) ile işde o cinsel bölgede görevli bakterileri yutmuş olursunuz, ve yine tükrügünü kullanarak yapilan mastürbasyondanda agiza temas ettiginden yine bu hastalik ortaya cikar, cünkü muhamed vaktinde bu sebebden bu hastalik vardi, bu bakteri vardi, ve bu hastaligi muhammed bildi ve ona tedavisi ögretildi.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Yemeğe tuzla başlamak ve bitirmek 70 hastalığa şifadır.

( Hadis-i Şerif ,R.Nasıhin)

işte helikobakteri hastaligina tutulmuş bir mümin, önce elini yikayacak, ve daha önce yaklaşik bir saat öncesine kadar birşey yememiş olcak, veya yani ac karnina sofraya oturcak, ve bir miktar tuz ile yemege başlayacak ve bir miktar mesela yarim dilim ekmek, bir dilim peynir yedikten sonrda bir miktarda su icip, sonundada midenin ve barsaklarin üstüne, yine yemegi tuz ile bitirip, üstüne tuz serperek, o bakterilerin tuz ile yok edilmesini saglayacak (ama dikat bu bakterilerin tamamen yok edilmesi ise tehlikeli onlar cinsel organlarda normal görevlerini yaparlar, cinsel organlari dişden gelcek mikroplara karşi korurlar, sadece görev alanlari degiştigi için zararli hale gelirler yani onlarin tamami yok edilmez, sadece görev alani digişenler mide ve yemek borusu yolunda olanlari ithaf etmek gerekir sadece) ve öyle mükellef bir sofra ile yemek yemek degil, acil tedavi için, bir miktar yiyip bu tuz uygulamasini yapan kimse Allahin izni ile ikinci vakte kadar bu hastalikdan ve bakterilerden kurtulur inşallah, ve kurtulan her mümimin, mehdiye ve muhammede salavat getirip, bize bir duada bulunursa memnun oluruz inşallah.

Ve dün muhammed vakti, Hz. Fatima el degirmeninde bugday ügütüp un yapip da ekmek yaparken, bu gün biz gidip bakkaladan marketten bir paket yada hatta bir cuval hazir ögütülmüş un alabiliyoruz, bu cennet degilde ne, bre (BibBiiiiiib Kafa) . yine dün terayagi yapmak için, ya ayrani, yada sütü cirpa, cirpa, alincak yag için, saatlerce yayikda ayran cirpmak, el ile ayran cirpmak gerekirken, bugün mikser diye aletler icad oldu ve yapildi, ve al ayrani, kat icine, ve hic yorulmadan beş dakika cirp, al sana saf halis tereyag, yada schlagobersi cirp, al sana tereyag, yani öyle saatlerce cirpmaya gerek yok, yine muzu sütün icine kat, ve beş dakika bile degil, iki dakika cirp, muzlu süt oldu, yine makarna dokuz dakikda hazir deniyor, degmenler modern yarim satte cuvallarca un ögüten degmenler var, yani öyle olunca dünkü eski toprak yorulmayan insanlr yerine, yeni cocuklar işde böyle, iki dakiklaik muzlu süt cirpmasi gibi, iki dakikda oral (BibBiiiiiib) ile yogrulan sexten olan cocuklar vakti, o kadar elli saat yogurmadan doyuma ulaşiyor ve doyuma ulaşan bir ciftinde cocugu olunca işde cabuk yogrulmuş insanlar, yani işde orala sexde bu devrin hallerinden bir hali ,elli saat dabay daaya ihtiyaca yok iki dakika da oral (BibBiiiiiib) işi bitiriyor, yani muzlu süt kardeşim, muzlu süt miksere koy, elli saate gerek yok fatma gibi bir ekmek yapmak için saatlerce ugraşmaya gerek yok artik bak makarna dokuz dakika artik hizli insanlar ve hizli üretim ve hizli cocuklar bebeler vaktindeyiz, herşey hizli, modern cagdayizn yani yasak ne? haram ne bakda ögren. dün öyle iki saatte yayikda yag yapınca, o insanlar iki saat yogruluyordu, yorulmayan anne babalar dedelirimiz meydana geldi, onu yiyen ninemiz dedemizden de o yyorulmayan cocuklar meyda geldi amma bu gün mikserde muzlu süt cirpan biri ise, iki dakikalik insanlariz artik, yani öyle dokuz saatlik dünya gezisi degil artiik, iki dakikada beş dakika fest food vakti işde, ym,egi oturupda yemeye bile vakti yok insanlarin, yine cocuklar bu artik. ve cildi gaymak gibi cocukmu yapacak olan, alcak kaymagi yani schalagobersi iki dakika mikserde cirpip yiyecek, ama işde iki dakikalik kaymakdan olcak cocukda öyle saatlerce tepinmekle olmayacak artik işde anla artik, yada saatlerce alcan eline yayik aletini yorulasiya ayran cirpacan, eski toprak bir adem cikaracan meydana ameliniz meyvaniz olcak ey insanoglu.
Bunlara inanmadinizmi, bak herşeyin cennetindeyiz bizler, dün Kağıt yokdu yazcak dedik, ve Kağıt olmayinca hafizlara ihtiyac vardi, ve hafizlik yani kurani ezberlemek, hadisleri ezberlemek işi. Hafizlik öyle iki saatlik bir amel degil, yıllar süren bir amel, ve muhammed den sonraki, kurani ve hadisleri Hıfz görevini üstlenen bütün Allah askerlerine coookca teşekkür ediyorum, bu dini bize kadar ulaştirdilar, ama onlar zahmetini cekdi biz şimdi cennetindeyiz, nasilmi? bu gün bilim adamlari bilgisayari buldu, ve bilgisayara takilan festplate, yada cd ler, dvd ler ve SD kartlar buldu, ve bir externe festplatte diyor 3GB alni var , ve bütün sahihi buhariyi icine koy, yine bütün kurani koy, hem seslisini koy, hem yazilisini hem videolusnu koy, bütün tefsirleri koy, meallari koy, yine o hafizdan bu karidan kuran okuyan mp3leri koy hepsini alir icine, ve yani artik öyle yedi sene zahmet cekerek hafiz olcak hafizlara hifzedeneelre de gerek kalmadi, bir Hafıza karti bunların tümünün görevini görüyor. eee cennet degilde ne bu, (BibBiiiiiib Kafa) görmüynumu Bunları. peki Bunları bir müslümanmi yapti? hayir, o senin gavur sandiklarinmi yapti yoksa! iyilige teşekkür etmeyi bilmeyen (BibBiiiiiib Kafa) , Allaha şükretmesinide bilmez dedi muhammed. öyleyse hepimiz kardeşiz, insansiniz, adem evladiyiz, nedir bu kavga, gel mahsun söyle bize, kürt cingen, almanm ingiliz amerikan, hepimiz kardeşiz, bak kedi ile köpek bile dost oldu, artik yilan ile ayni yatakda yatabilen insanlar da var bu devirde, hayvanlarin vahşileri bile bildi vaktin onun vakti olduğunu, mehdi vakti olduğunu, sözden insandan anlar oldular, ve dostluk bilenlerler hali aldi

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâl vuhûşu huşirat.

Meali :

ve vahşi hayvanlar bile yeninde haşroldugu zaman.

(Sadakallahul Aziym TEKVÎR Suresi 5. ayet)

Dünyada ceşitli yerlerde Evcil Hayvan Mezarlığı yapilmaya başladi artik, insanlar gibi hayvanlarda haşrolacakmiş, onlara da ölümsüzlük ve cennet var artik, haşrolcaklar demek, yeniden beden bulcaklar demekdir.

Bu zamanimiz cenet degilde ne? amma siz haala ahmaklik ederseniz, artik son noktayi Rab oraya koyacakdir, bu nimetlerin degerini bilmezseniz, adem ile havvanin elinden cennetin alindigi gibi, sizin elinizden de bu cennet vakti (Mehdi Vakti Altin Çağ) aliniverir, kiymetini bilin artik.

Dehr Allahdir, zaman da Allahdir veya Allah tandir, öyleyse zamanin kiymetini ve degerini biliniz, zamandan geri kalmayiniz, eski kafali olmayin ey askerim, وَالْعَصْرِ asr suresinde asra yemin budur, zamana yemin eden Allah, zamanin ve bulundugunuz zamanin kiymetini bilin diyor, cünkü onda o zamandan daha ileri gidip kurtluşa erecek olanlar sabredenler ve birde iman edip salih amel işleyenlerdir buyuruyor Rabbimiz. yani öyle olunca, adam bak fest platte keşfetti dijital hafizlar, ve bak salih amel bu işte. yine bilgisayar buldu salih amel gecerli ve kalicive faydalı amel, yine televizyon buldu, salih amel, gecerli amel, yine youtube, facebok,.. buldu gecerli ameller, salih amel, günümüzde zamanimizdaki makbul gecerli ameller. salih amel işde azmaninda gecerli akce gibi, gecerli amel demek, mesela dün transistörlü televizyon, bu gün gecer akce yada salih degil artik, o gecerliligini kaybetti, ama bugüna işik tutugu için ise salih amel, yapan adam kutsal ve cennetlik adam, televizyonu bulan adamin isminde binler adam vardır bugün yani oda cennetimizde artik, bu ilimin bulunmasinda faydalı oldugu için borcu ödenmez bir ameldir, bulana borcu ödenmez bir salih ameldir, ve onun yasalarini geliştirerek ancak daha ilerir gidebiliriz bu amel hususunda.

Öyle olunca; ey Mehdi askeri! Rabbim sizlere zamaninin kiymetini bilip, salih amelleri işleyecek akil ve idrak versin inşallah, bizlerde dahil, sevenlerimiz, sevdiklerimiz ve ehli beytimizde dahil.

DipNotlar :

[1] islamveihsan com buyuk-gunahlarla-ilgili-ayet-ve-hadisler


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Vaazi mp3 olarak indirmek için linke sağ tikla farkli kaydeti sec 

Vaazi Youtubeden Seyretemk için Linke TIKLA

https://www.youtube.com/watch?v=p4Ke7wrXMY0&feature=youtu.be

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 29 Temmuz 2018 Pazar

Original Kar © glan


Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan
 
 
 



dgfghjk

Dini islami Resimler Resim_V280720182104 Serisi

Dini islami Resimler Resim_V280720182104 Serisi
















لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ

leyse ke mislihî şey’un

O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.

ŞÛRÂ Suresi 11. ayetten pasaj

Dini, dini button, dini grafik, Dini Resim, Dini Resimler, dini yazi, Efsane1turk, Flatcast, forceturk, gif resim, grafik, Hakkalyakin, hareketli resim, Harika, hat tezhib, hat yazili, hat yazisi, Her Renkte, islami, islamic, islamic art, Karoglan Design, Karoglan Dizayn, karoglan.com, kuran ayeti, muhammed, Muhammed yazili, muhtesem,leyse ke mislihî şey’un, لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ,O’nun benzeri hiçbir şey yoktur,V280720182104 Serisi

Sonntag, 22. Juli 2018

Zıt Kutuplar Birbirini Çeker (Kar©glanin 20 Temmuz 2018 Vaazi)

Zıt Kutuplar Birbirini Çeker



(Kar©glanin 20 Temmuz 2018 Vaazi)




أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Em men yucîbul mudtarra izâ deâhu ve yekşifus sûe ve yec’alukum hulefâel ard(ardı), e ilâhun meallâh(meallâhi), kalîlen mâ tezekkerûn

Meali :

Herkim birine zarar vermeyi planlayip, bunun olmasini cagirip durup isterse, ona o kütülügün yollarini da acariz, ve o yapacagi kötülügü keşfeder, ve onu yeryüzündeki kötülere halife yapariz, Allah in ilahligi yaninda, onunki de ne ola ki sanki, Ne kadar az düşünüyorsunuz (Ne kadar KIT akillisiniz.)

Sadakallahul Aziym NEML Suresi 62. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir''

( Hadis-i Şerif , (Müslim, İman, 78; Tirmizî Fiten. 1I- Nesaî iman 17 İbn Mâce, Fiten, 20)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمِن كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerû

Meali :

Ve Biz, herşeyden (zıttıyla kaim kılarak) çift yarattık. Umulur ki böylece siz tezekkür edersiniz.

(Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi 49. ayet)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الَّذِينَ تَتَوَفَّاهُمُ الْمَلائِكَةُ ظَالِمِي أَنفُسِهِمْ فَأَلْقَوُاْ السَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوءٍ بَلَى إِنَّ اللّهَ عَلِيمٌ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne teteveffâhumul melâiketu zâlimî enfusihim fe elkavûs seleme mâ kunnâ na’melu min sûin, belâ innallâhe alîmun bimâ kuntum ta’melûn.

Meali :

Melekler, zulmeden Zalimlerin canlarını alıpda vefat ettirecekleri zaman onlar teslim olurken : “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler ) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.”

(Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 28. aye)

zalimlere ve kafirlere bile firsat veren Allah buyurdu ki :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اذْهَبْ أَنتَ وَأَخُوكَ بِآيَاتِي وَلَا تَنِيَا فِي ذِكْرِي هَبَا إِلَى فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَى فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَى الَا رَبَّنَا إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفْرُطَ عَلَيْنَا أَوْ أَن يَطْغَى قَالَ لَا تَخَافَا إِنَّنِي مَعَكُمَا أَسْمَعُ وَأَرَى فَأْتِيَاهُ فَقُولَا إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَاكَ بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكَ وَالسَّلَامُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İzheb ente ve ehûke bi âyâtî ve lâ teniyâ fî zikrî. İzhebâ ilâ fir’avne innehu tagâ. Fe kûlâ lehu kavlen leyyinen leallehu yetezekkeru ev yahşâ. Kâle lâ tehâfâ innenî meakumâ esmau ve erâ. Kâlâ rabbenâ innenâ nehâfu en yefruta aleynâ ev en yatgâ. Fe’tiyâhu fe kûlâ innâ resûlâ rabbike fe ersil meanâ benî isrâîle ve lâ tuazzibhum, kad ci’nâke bi âyetin min rabbike, ves selâmu alâ menittebeal hudâ.

Meali :

Sen ve kardeşin, âyetlerimle (mucizelerimle)(Firavuna) gidin ve Benim zikrimi (Beni zikretmeyi) ihmal etmeyin (daimî zikirde olun). Firavuna ikiniz gidin. Muhakkak ki o, azdı. O zaman ona, yumuşak söz söyleyin. Böylece o, tezekkür eder (anlar) veya huşû duyar. (O ikisi): “Rabbimiz gerçekten biz, onun bize (karşı) ifrata (aşırı) gitmesinden veya azgın davranmasından korkuyoruz.” dediler. (Allahû Tealâ): “İkiniz (de) korkmayın! Muhakkak ki Ben, sizinle beraberim, işitirim ve görürüm.” dedi. O halde ikiniz ona gidin ve ona şöyle söyleyin: “Muhakkak ki biz, senin Rabbinin iki resûlüyüz. İsrailoğulları’nı artık bizimle beraber gönder ve onlara azap etme! Sana Rabbinden âyet (mucize) getirdik. Ve hidayete tâbî olanlara selâm olsun.”

(Sadakallahul Aziym TAHA Suresi 42. ayetten 47. ayete kadar 47 dahil)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Bana hayat bahşeden Allah'a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez"

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388)

"Sizde iki sarhoşluk ortaya çıkmadıkça Allah tarafından gelen hak din üzere devam edersiniz: Cehâlet sarhoşluğu ve dünyaya aşın düşkünlük. Siz iyiliği emreder, kötülüğe engel olur ve Allah yolunda cihad ederken içinizde dünya sevgisi oluşuverince iyiliği emretmez, kötülüğe engel olmaz ve Allah yolunda cihadı bırakırsınız. O gün Kitap ve sünnetin emirlerini yaymaya çalışanlar Ensâr ve Muhâcirlerden İslâm'a ilk giren kimseler gibidirler''

(Bezzâr, Mecmau'z Zevâid, VII, 271)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İyileriniz zâlimlerinize yardakçılık eder; Fıkıh kötülerinizin, saltanat da küçüklerinizin eline geçer. İşte o zaman fitnenin hücumuna uğrar ve birbirinize düşersiniz" (a.g.e., VII, 286); ''(Bu durumda ise) açık günahlar herkese zarar verir, kötüler iyilere musallat olur, iyilerin de kalbi mühürlenir, lânetlenirler. Fitne günlerinde ise sabırlı olmak ateşi kor halinde elde tutmak gibidir"

( Hadis-i Şerif , Kenzü'l-Ummâl, II, 68-78)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İsrailoğulları bir kısım günahlar işlemeye başlayınca alimleri onları bu işlerden menettiler. Ancak onlar dinlemediler, vazgeçmediler. Zamanla alimler de onlarla oturmaya, dayanışmaya ve beraber içmeye başladılar. Allah da bunun üzerine, berikinin dalaletini öbürüne katarak, biriyle diğerinin küfrünü artırdı. "Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle onları lanetledi..." (Maide, 78) Sonra, ayakta bulunan Resulullah (sav) oturarak sözünü tamamladı: "Hayır, nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin ederim, onları hak adına kötülüklerden men etmezseniz (siz de rızaya eremezsiniz)".
Ravi: İbnu Mes'ud
( Hadis-i Şerif ,Ebu Davud, Melahim 17, (4336); Tirmizi, Tefsir, Maide (8050); İbnu Mace, Fiten 20, (4006)
Karoglanin "Zıt kutuplar birbirini çeker" Risalesi

ЯR bak bu şarkıdaki (Kan ve Gül Şarkısı) gibi, benim logoda böyle, sırt sırta dönmüş iki R, amma bak, benim ebirinci R nin yönü batıya bakarken ikinci R doğuya bakıyorsa işde "R" nin biri ben biri sen, yani mıknatıs aynı kutup olan pozitif pozitifi iter sen negatif ben pozitif isem farklı kutup isek birbirini böyle iki ´"R" sırt sırta olcak şekilde çeker amma sen sistemin soğuk ucu kış burcu, ben ise sıcak ucu merkür isem, böylece yani iki zıt ve, iki çekici kuvvet birbirini ceker, amma sen ne kadar beni, ben seni çeksemde sırt sırtayız yüz yüze değil belki ondandır bu ...
halbuki birinci R batıyaikinci R doğuya bakınca biz ikimiz zıt olmamıza rağmen ЯR yüz yüze bakıyoruz demek olur, R nin bacağını al, iki P yüz yüze P, yani popolar ise bir alta doğru biri üste doğru yada biri doguas biri batiya dogru qp yani biz kavuşmusuz ezelde haberimiz yok yahu Güneşimin eşi olan ikizi kim acaba? P deki yarım daireler güneşimin yarısını temsil ediyor benimki ile seninki bir araya gelirse qp şemse şemse karışınca mevlananın dediği gibi şumuuuus oluruz . şurda güneşe(şumuuuus olmaya) ne kaldıki?

Ey okuyucu ve dinleyici Bu sadece yorumdur kişilerle alakalandırmayınız lütfen, o hal üzeri olan kimseler elbet ......

iyi kimselere zulmedip, haksizlik edip, onlarinda kendisi gibi kötü olmaya aliştirmak ahlaki, şeytanin ahlaki, yoldan cikarmak şeytan ahlaki :
Mesela sigara icmeyen birini sigaraya aliştirmak, yine alkol almayan birini alkole aliştirmak, zina etmeyeni zinaya aliştirmak demek, mesela
Türkiyede trafik sagdan işlerken, ingilteredeki trafik ise, direksiyon sagda fakat, tarfik soldan işler, ve öyle olunca, işde bu başkasini günaha ve kötü ahlaka aliştiran birisinin cehennemi ve cezasi, sadece temsili bir misal ile, ingilterede ehliyet alip, direksiyoni sagdan direksiyonlu arabaya ve soldan tarafige alişan bir adami, yada kadini al gel, Türkiye yada trafigin sagdan işeledigi memlekete, sonra bu adami trafige cikar, alişasiya kadar, ona ne kadar işkence gibi olursa,yada tam tersi ile türkiyede ehliyet alip sagdan gitmeye alişan birini al git ingilterde trafige sok, soldan gitmek ona nasil işkence olursa, işde sagdan giden iyi birini, soldan gitmeye zorlamakda ve cezasida, sanki benim kanaatimce ve tezime görede budur işte.

Günah bagimlilik demekdir bu iyde olabilir kötüde olabilir allah iyilere stop dmekle sana bagimliliklarindan kurtulmanin yöntemini ögretiyor,
hergün kahvaltida iki dilim ekmek biraz peynir biraz zeytin, öglen sulu bir yemek, akşam mükellef bir ziayfet ile doyuyorsan, ramazan orucu ile Allah sana diyorr ki: bunlarda sende alişkanlik oldu, artik onlari biraz terket ki bagimlilik yapmasin diye, oruc emretmiş, ve sen orucla agzina ve beline sex ihtiyacina gem vurursun yine kötü söz söylememek icin diline gem vurursun, oruc tutki bunlara biraz ara ver ve alişkanligin sona ersin emridir o oruc, yoksa cennetlerde bimem yatlar katlar huriler falan, hepsi fasa fiso hikayeler, oruc sana bu dünyada fayda verir, ve seni bagimliliklarindan kurtarir, ne ahireti, hangi ahiret, bak ahiret yurduda burasi dedik, anla artik.
Nefis demek Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü , şoför Manasindadir. ve Bu Motor ve araba yaptiklarindan hesaba çekilcek
olduğu için,

onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptirilabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir.Yani sürüş kurallarini ögrenmek gekekir. ve burada islamin şartlari olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayi, yani nefis atina, motoruna gem vurmayi, veyahut arabasinda, nasil fren sistemini kullanmasi gerektiğini öğrenir. ve oruç ile yemeye helal olan birşeye gem vurulur. daha sonra cima ya gem vurlur, yani frene basmasi öğenilir. ve bunu öğrenince, artik insan islamin haram ve yasak dediği durumlarda, frene basip nefis atinin gemini çekerek onu durdurur. ve nefis kazandiği derece ile makam kazanir ve terbiyet ehli olur.

ve işde Ne gariptirki ben bile dönüp ardim bakinca gecmiş bircok günahimdan müebbet yemişim, ve artik onun cezasindan kurtulamiyorum, mübbet müebbet, mesela ilk versionunda dünya para ve ömür diyen birine ceza olarak kargalik verirler, bir lokma icin bir ömür karklar durur, ama sabah akşam sokakda iki ayak üstü, hani ilkokulda tek ayak üstünde durma cezasi verilirdi ya, yani karaglik 500 sene iki ayak üstünde durma cazasi, yani şöyle yan gelip yatamaz dinlenemez, bir sonra iki lokmaya talip, kar kiş kiyamet hep sokakda, ücüncüsü ömürde beşyüz sene, bundan kacman cikman kurtulmanda mümkün degil, meger ölesin, ölüncede seni yeni baştan tekrar karga olarak başlatmayacaklarininda garantisi yok.

Fiili Dua meselesinde deniyor ki, öyle el acip dilden dua etmekle bir fiil meydan gelmez, istedigini gidip alman, yada calişman, isteginin olmasi icin konmuş prosedürleri yerine getirmen lazim ki, istegin yerine gelsin, istegini dua ile Allah tan istiyorsun ama, Allah kim gercek manada
bilmiyorsun, kimden istedigini bile gercek manada bilmiyorsun, amma fiili duada, istedigin şeyin nerde oldugunu bilmen lazim, oraya gitmen lazim, ve yine sen oraya gitmeden, orda onun bitmiş olmamsi lazim, yada sen varmadan yok edilmiş olmamasi lazim. Mesela sen suriye şam a gidecektin ama, teröristler sen varmadan orayi yikdi yumdu, harap ettiler, senin oraya varman artik derdine care olmaz ki. Fiili dua : sebebler zincirine yapişip istegine varman lazimdir, ama zincirde kirilan halkalar, senin ona ulaşmana engel olur yine.

"kaldiramayacagin yükün altina girmeyceksin, cünkü : elin,kolun, belinden ziyade kalbin incinir.

(Karoglan sözü 01.07.2018)

Bak biz burdan kendimizce Mehdilik taslarken elin adamlarinin mehdiligine bak, bir eli balda, bir eli yagda, onu asiyor, bunu kesiyor berikini hapse atiyor(Deccalin Bir elinde cennet olcak bir elinde cehennem) berikinin malinin üstüne abaniyor, kimsenin gıkı bile cikmiyor, agada o paşa da o, padişah da o oldu artik hepsi o, hattaa az sonra firavun gibi tanrida o olursa şaşmamak lazim, yani mehdilik bu degilmi! dünyayi karmaşaya sokmak, tabi canim, o yani mehdi dünyayi ferah ve mutluluk ve bolluga erdirmek icin degilde, insanligi fereha degil karmaşaya sokmak icin geldi dünyaya! yani biz ise bu halimizle öylelerine muhalefet partisi oluyoruz ancak, bak askerim bak ancak muhalefet edebiliyoruz, iktidar ise onlar, şeytan bile bir iktidara sahipken, mehdiye sadece 312 yada 313 asker verilcek olmasi ne aci ne garip degilmi amma hikmet burda skli işde, 312 asker bir köy kadar belki, yada köy bile degil, yani köyün en büyügü muhtardir, cumhurbaşkani yada padişah degilki, bugün iktidar olup ve 80 milyona padişahlik taslayanlara duyurulur , hatta küstahlik edip, "eeeey amerika" "eeeey almanya" ... diyeck kadar ileri gidip dünya padişahligina yeltenen bu küstah adamin götü yiyorsa, sadece bir köye gidip muhtar olsun, ondan sonra mehdilik taslasin, yani askeri 312 kişi olcak adam, komutan olsa ancak yüzbaşidir belki sadece, yada köy sahibi ise muhtardir belki, degildir öyle cumhurbaşkani yada padişah, cünkü 312 kişiye padişah ne gerek saray ne gerek dalkavuk ne gerek, israf yani.

Ve 95 yillik cumhuriyetimizi bu k... yikdi ve adini modern padişahlik yaptilar, ve birde halk infiale gelmesin diye, padişahliga oturdugu gün dişariya gezmeye gitti, olurda olur birisi cikar vurur falan yada ayaklanma falan olurda linc edeerlse diye gezmrye gitt beyefendi götünü korkusundan erkenden kactiki öyle bir durumda kacmasi kolay olsun, amma kalmamiş ki öyle Türk adami taşşakli Türk, sonra feto ipn... akil verdi bu ib... ve dedi türkiyenin bütün illerinde kapak olcak olaylar ve haberlerler kargaşa meydana getircek olaylar meydan getirin dedi ki, ki halk onlarla meşgul olurken, gündemi degiştririn yani, ve arkadan rejim ve istiklal ve cumhuriyet yikilimiş olsun, cumhuriyet kimin kurdugu rejim? tabiki Atatürk ün. Atatürk en düşman kim, saidi nursi, adam Atatürke deccal diyecek kadar ileri giden bagnaz adam, tipsiz kö.. ve ve yillardir, o dava ve kin neferet sürdü, ve bunlar feto ve tayyip i.. bir olup, fetoyu şeytan gösterip, sucu onun üstüne atip, onun sirtindan, onu köprü yapip, saidi nursinin emeline yani atatürk ve cumhuriyetini yikma emeline ulaşdilar, ve artik sonunda Atatürk ü yendik deme durumuna geldir, Halbuki gavurlari dize getiren adam, böyle bir tipsize falan yenilcek bir adam degil amma, gavurlarda amacina bunlara destek vererek. gayesine erdi, yenemedikleri Atatürkü sanki güya yenmiş oldular, artik 95 sene sonra yenmiş oldular, atatürke ait herşeyi bir nevi yok ettiler, ciftiliginede saray kurdurdular, emanetinin üstüne her gün siciyor artik, ve onun kurdugu meclisini, babasinin kahvehanesine cevirdi, ve Atatürk ün devletini, mason ve yahudilere hizmet eden uşak durumuna getirdi, 15 temuzda oynadiklari seneryo ile de, askeri , güya Türk askerini iki keci sakal yikdi endirdi, Türk askeri afedesiniz dünyada silahinin tetigini cekemeyen korkak, yada sikini dogrultamayan iktidarsiz durumunua düşdü, ve bunlar bu feto ve tayyip avenesi birlikte amaclarina ulaşdilar, bizim saf vatandaş da bunlara yalakalik ye yaltaklik ederler de, neye kime hzimet ettiklerinide bilmezler, ve gündem bu kah. ip.. cocuklarinca degiştirildi, ve artik rejim ve cumhuriyetimiz yikildi, o unutuldu da hatta aylardir secim sandiklarini bekleyin diyen insanlarin sözü sesi de kesildi, ve gündemde onlarin yaptigi tren kazasi, ve benzeri ve ve ölenler kalnlar, birde Adnan Oktar ve kedicikleri konu ve kapak haberi oldu, artik bütün gündemimiz adnan ve kedicikleri,onlar o kadar büyük örgüt güya ki, ve bunlari yakalayinca Türkiye kurutuldu da peki, ya Tayyip k.. ve avenesi Cumhuriyetimizi yikarkan yaptigi ne olcak, ve o kibrisa geziye gidecek, zeykirli zeykirli gezecek bir şey olursa nallari kiracak paralarda dişardaki bankalarda yatiyor zaten, ve gıkı cikan olm ayincada döndü ve artik padişahlik yapacak, uyuyan Türk uyaaan, uyutuluyorsun, ve kapak haberi ve gündem olarak sanada adnan ve kedicikleri koyuldu, sen gibi uyuz köpegin önüne iki kemik atti ve adnan ve kedicikleri diye, ve arkada 95 yillik cumhuriyetini yikdi gecti, ve sen uyuyursun, ve sesinde cikmiyor artik, ve unutuldu rejimin degiştigi falan unutuldu, unutttttttuk,unutturulduk, uyan TÜÜÜÜÜÜÜRK!!!!!




 
Ve ben Karoglan Raşit Tunca Hoca olarak, benim özgür bir devlette, bayragimiz dalgalanirken, hür bir insan (Kafir ve gavurlarin pesentisinde olmayan, hür bir insan) ve müslüman olarak dogmama, ve 18 yaşima kadar yetişmemde vefa borcum olan, ve o özgür ve hür vatan ve bayragi bize ve Türk genclerine emanet etmiş olan Yüce Atam, Atatürk ve Silah arkadaşlarinin emanetine sahip cikamaminin, keder ve üzüntüsü icerisindeyim, ve bu ip... yaptiklari bende bir yerlerde kapanmaz yarelere meydana getirdi ve, muhammedin dişinda hicbir peygamber tam iktidarini kuramamişken, bende zamanin sahibi olarak, onlarin zümresini katilmiş oldum, ve hatta kurulmuş istiklal ve cumhuriyeti muhafaza edemeyip, saidi nursi gibi tipsizin, mezarda dahi kini bitmeyen bu gavur ip.. istiklal ve cumhuriyetimizi yikmasina şahit olmakdan büyük keder ve üzüntü duymakdayim. iktidarini ve medinesini kuramamiş bir muhammed veya muhammed askeri olmak beni derinden üzüyor.


Rabbim bana verdiklerinle elimle gelen ancak budur, artik Atamin ve benim düşmanlarimi sana havale ettim, ben inaniyorumki senin intikamin cok aci olur, senki Azizünzüntikamsin.



--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--
 
Vaazi mp3 olarak indirmek için linke sağ tikla farkli kaydeti sec

Bu haftanin vaazini seslendirmeyecegim cünkü bol bol sövecen sayacan birilerine kayarlayacan, artik o zamanda vaaz vaazlikdan cikacak
kendine sahip olacak güzelce sözü söyleyebilcek arkadas ve dostlar varsa onlar seslendirsin artik

Vaazi Youtubeden Seyretemk için Linke TIKLA

Bu haftanin vaazinin youtube videosuda olmayacak


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20 Temmuz 2018 Cuma

Original Kar © glan


Samstag, 14. Juli 2018

Burak ve Refref Kimdir Nedir? (Kar©glanin 12 Temmuz 2018 Vaazi)



Burak ve Refref Kimdir Nedir?



(Kar©glanin 12 Temmuz 2018 Vaazi)



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilâl mescidil aksallezî bâraknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr.

Meali :

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 1. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında yatıyordum. Uyku ile uyanıklık arasında bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. (Bu sözünü söylerken boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı gösteriyordu.) Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi îman ve hikmetle dolu, altından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve Zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi îman ve hikmetle doldurulup tekrar yerine kondu…”

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Bed’ü’l-Halk 6, Enbiyâ 22, 43; Müslim, Îman 264)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَى ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى فَأَوْحَى إِلَى عَبْدِهِ مَا أَوْحَى مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ven necmi izâ hevâ. Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ. Ve mâ yentıku anil hevâ. İn huve illâ vahyun yûhâ. Allemehu şedîdul kuvâ. Zû mirratin, festevâ. Ve huve bil ufukil a’lâ. Summe denâ fe tedellâ. Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ. Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ. Mâ kezebel fuâdu mâ raâ.

Meali :

Hava üzre olan o yıldıza (Ufukta görülen Merküre) andolsun. Sahibiniz arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı dalâlete düşmedi ve azmadı. Onun o Heva üzre olan yildiz hakkinda (merkür) hakkinda anlattiklari, nutuk ettikleri (yalan degildir). o nutuk (o anllattiklari) bizim ona vahyettiklerimizdir.(Burdakai vahiyden kasit yani hay ve diri olarak gösterdiklerimizdir buyuruyor, yani vahyuh yahutta hayyun yani hay diri ve canli canli live streaming, yani canli yayin halinde ona gösterdiklerimiz, cünkü o gelecege gitti, gelecek daha o gün olmadiysada, ona kasetin ilerisine sarilip streaming, canli canli live streaming yapilarak, vahyun yuha, yani canli canli, icine müdahale edilme hikmeti halinde gösterildi yani) Onu kuvvetleri pek şiddetli olan (Allah) öğretmiştir. ona gercekler defalarca merrelerce istiva odasindan, yani yönetim odasi, yada reji odasindan gösterildi, ayni matrixin mimarin odasina vardığı yerdeki gibi, yani reji odasinda istiva odasinda, yönetim odasinda, mirra yani "rae" filinin "mirrae" olmuş hali, rae, merru, ve mir ae, yani gösterildi demekdir o da) o en yüksek ufukda idi, yani ufuk yildizi merkürdür o da herzaman gözükmez, amma dünyamizda en parlak yildiz olarak, bir jüpiter, birde merkür parlak olarak gözükür, yani merkür için yildiz ismi kullanilyor, ve güneşden önceki yildiz, veya şimdiki agiz ile gezegen, yani öyle olunca ayetin devami, Summe denâ fe tedellâ. yani sonra o dünyada dogdu yada, o dünyaya daldi, dane dünya demek, yani merkür dünyasina daldi, yada merkürün yörüngesine girdi, ufuk yildizinin yörüngesine girdi, burdaki ayette gecen "tedalle" kelimesinin manasi ise, bir başka ayet ile ispat edilir, yani nedir o الَّتِي تَطَّلِعُ yani hümeze suresindeki "Elletî tettaliu" daki "tettaliu" kelimesi ayni amma ancak önceki ayetteki halinda sadece TI harfi yumuşatilipda dal, harfine dönmüş hali, aynen bizim dilimizdeki " ahmet yarin gelecek" deki gelecek kelimesindeki sondaki k harfini başka bir cümle olan" ben yarin geleceğim" cümlesinde o "k" harfi yumuşayip yumuşak "ğ" ye döndügü gibi, o ayeteki TI da dala dönüp yumuşamiş sadece, yani talal bedur daki cümle yani dogmak, "ay dogdu üzerimize" ilahisindeki, tala a kelami işte yani, amma orda dal olmuş sadece cümlenin gelişinden dolayi, öyle olunca yukardaki mana olur, öyle olunca ufukdaki merkür demek, yani dünyanin bir sonraki hali, ileri ve gelecege giden hali, merkürde gizli, merkür aynen tavugun icindeki yumurtalarin, sira ile oluşup, sirasi gelenin tavugun götünden cikmasi gibi, gelecekde işde önce merkür gibi oluşup, sonra, biz merkür dünyasinin konumuna geceriz, ilerde yeni bir merkür yumurta oluşur şeklinde gelecek inşa olmakda, ve o zaman demek olur ki, ufukdaki en yüksek ufuk yildizi demek, dünyanin en sona hallerinden bir hali olan gelecek merkür, yada gelecek dünyadaki kabe kavesyne indi, yani kabecike indi, yani kabenin o yeni geleckdeki dünyadaki yeri olan eve, yani merkez kabeye, yada merkez, zamanin sahibinin evi olan eve yaklaşdi, yani mehdinin kalbine yada evine yakinlaştirildi, ve o zamanin sahibi olan mehdinin halleri ile, o anki durumuna müşahede ettirildi reji odasinda, live stremining ile, ve orada kullarda, candan cana dolaştrilip canli olarak, onlara gerekeni sormak, istedigini sorup, ögrenerek streaming edildi, amma o görüntüler aslinda daha gelecekde olanlar işde, yani filimin sonu idi, amma ona daha filimin başindan hizlica gecerek bazı önemli yerleri gösterildi, ve öyle bir streamning ki, öyle bir televizyonki, onlara, orada girip soru sorabiliyor yahut bazı hallerine müdahle edebiliyordu. yani ordaki kullar evha evha, bir bir hay oldular, canlandilar, yani daha canda degillerken, ona live streaming edilince, bir bir canlandilar, ve gelecekde olacak olanlar ona göründü. bütün Bunları o fuad gözü ile gördü, yani alninin ortasindaki, iki kaşin arasindaki, ücüncü göz ile gördü, yani fuad gözü ile gördü, yani iki yay yani iki kaş ve arasindaki fuad, yani dedikya gecen hafta, cennetin alimler kapisi demek, agizdan giripde beyne gidecek lokmalar, yada cocugun beynini oluşturacak lokmalar dedik, işde burasida beynin en üst seviyesi, nefs cakrasi, yada 3. göz, yada epifiz bezi, yada fuad demekdir işde, yani fuadi ile müşahede edip gördü bütün Bunları.
(Sadakallahul Aziym NECM Suresi 1 den 11. ayete kadar)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“−Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim… Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.

«−Gelen kim?» denildi.

«−Cibrîl!» dedi.

«−Berâberindeki kim?» denildi.

«−Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.

«−Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.

«−Evet!» dedi.

«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.

Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm.

«−Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi.

Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana:

«−Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.

Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.

Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

«−Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi. Ben onu geçince, ağladı. O’na:

«–Niye ağlıyorsun?» denildi.

«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden Cennete girecek olanlar, benim ümmetimden Cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.[3]

Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

«−Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver!» dedi.

Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra:

«−Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.

Daha sonra bana:

«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara Cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de Cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.

Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.

Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:

«−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.”

Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.

«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum. Cebrâîl -aleyhisselâm-:

«–Şu iki bâtınî nehir, Cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır!»[4] dedi…” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)

Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl -aleyhisselâm-:

–Ey Allâh’ın Resûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi. Resûlullâh:

“–Niçin ey Cibrîl?” diye sordu.

O da cevâben:

“–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi.
(Râzî, XXVIII, 251)
Yani orasi güneşe varmadan önceki son durak, yani merkür kapisi, ve burak ile ancak oraya kadar gidiliyor, yani Burak ise, Allahu alem bizim tezimiz ve tasvirimiz ile ise, o ilerde porsche ve ferrari tarafindan geliştirilip keşfedilcek olan, iki at araba, yani hiz sinirini aşan, ucan araba, yani ferraride logo olarak kanat yok, amma porschede kanat var, yani ayni ilk motorlu uçağı icat edenler Wright kardeşler, ve onlarla birlikde dünyanin bir başka yerinde iki adam daha ayni şekilde uçak icadinda gayret ettiler, birisi hizli davranip erken buldu, ötekide buldu amma işde ilk başaran Wright kardeşler oldugu gibi, bende logiolarina bakip, bu iki araba üretici firmasi olan at logolu resimli ferari ve porscheye görevi yüklüyorum, calişin ve "white porsche burak" , ve ayni ezevaci ve rakibi olan, ferraride gri "ferrari burak" i keşfedin ve kanatli olacaklar, yani o arkadaki spoilesi yani, işte onun(spoilenin) oldugu yerde iki yada dört tane füze motoru olacak, yani kanatli ve ucan araba, ve hiz sinirini aşmiş olacaklar, gözün gördügü kadar hizli giden bir araba olacak, ve iki tane ki ezvac ve rakib, ve o siyah ise, beriki beyaz ki, bu sistemde dünyamizda gelişip, cookca üretilip yaygin ve ucuz hale, herksin alabilecegi hale gelsin, yani ayni gecen haftalardaki anlattigmiz huri gilman vaazindaki huri robotlar ve ucuz robot ve huriler gibi, ucuz ucan araba "Buraklar" zamanina varalim yani.






Sidre-i Müntehâ

Efendimiz’e soruldu:

“–Yâ Resûlallâh! Sidre’yi kaplayan ne gördün?”

Buyurdular ki:

“–Altundan pervânelerin onu bürüdüğünü ve her yaprağında bir meleğin oturup Allâh’ı tesbîh ettiğini gördüm.” (Taberî, XXVII, 75; Müslim, Îman, 279)

Peygamberimizin Allah Teâla’yı görmesi

İbn-i Abbâs -radıyallâhu anh-’tan gelen rivâyete göre Resûl-i Ekrem:

“Ben, yüce Rabbimi gördüm!” buyurmuştur. (Ahmed, I, 285; Heysemî, I, 78)

Bir başka rivâyette Peygamber Efendimiz “Rabbini gördün mü?” sorusuna cevâben:

“Bir nûr gördüm!” buyurmuşlardır. (Müslim, Îman, 292)

Yetim Malı Yiyenler

Allâh Resûlü, Miraç’ta bir topluluğa uğradılar ve gör­düler ki, onların dudakları deve dudağı gibidir. Birtakım vazîfeli memurlar da onların du­daklarını kesip ağızlarına taş koyuyor.

“–Ey Cibrîl! Bunlar kimlerdir?” diye sordu.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Bunlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir!” dedi. (Taberî, XV, 18-19)

Gıybet Edenler

Resûlullâh, başka bir topluluğa rastladı. Onlar da bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı:

“–Ey Cebrâîl! Bunlar kimlerdir?” diye sordu.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Bunlar, (gıybet etmek sûretiyle) insanların etlerini yiyenler ve onların şeref ve nâmuslarıyla oynayanlardır.” cevâbını verdi. (Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4878)

Zinâ Edenler

Peygamber Efendimiz orada; zinâ­kârları, leş yiyen bedbahtlar olarak; fâiz yiyenleri, karınları iyice şişmiş ve şeytan çarpmış rezil bir vaziyette; zinâ edip çocuklarını öldüren kadınları da, bir kısmını göğüslerinden, bir kısmını baş aşağı asılı hüsrâna dûçâr olmuş bir hâlde gördü. (Bkz. Taberî, XV, 18-19)

Borç Sadakadan Üstündür

Resûlullâh yine Miraç’ta yaşadığı müşâhedelerle alâkalı bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“Miraç gecesinde Cennetin kapısı üzerinde şu ibârenin yazılı olduğunu gördüm:

«Sadaka on misliyle, borç vermek ise on sekiz misliyle mükâfâtlandırılacaktır.»

Ben:

«−Ey Cibrîl! Borç verilen şey niçin sadakadan daha üstün oluyor?» diye sordum.

«−Çünkü, sâil (çoğu kere) yanında para olduğu hâlde sadaka ister. Borç isteyen ise, ihtiyâcı sebebiyle talepte bulunur.» cevâbını verdi.” (İbn-i Mâce, Sadakât, 19)

Cennete Girenlerin Ekserîsi

Peygamberimiz diğer bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“(Mîrâc esnâsında) Cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenler ekseriyâ fakirler idi. Zenginler de (hesap vermek için) mahpus idiler. Bunlardan cehennemlik olanların ise ateşe atılmaları emredilmişti. Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin ekserisi kadınlardı.” (Buhârî, Rikâk, 51; Müslim, Zühd, 93)

Abdurrahmân bin Avf’ın (r.a.) Cennetle Müjdelenmesi

Hadîs-i şerîfte buyrulur:

“O gece (Mîrâc Gecesi’nde) Abdurrahmân bin Avf’ı gördüm. Cennete, oturduğu yerde emekleyerek giriyordu. Ona dedim ki:

«–Niçin bu kadar ağır geliyorsun?»

Dedi ki:

«–Yâ Resûlallâh! Malımın hesâbı dolayısıyla, çocukları bile ihtiyarlatacak kadar ağır sı­kıntılar geçirdim. Öyle ki, bir daha sizi göremeyeceğimi zannettim…»” (Muhammed Pârsâ, Faslu’l-Hıtâb, s. 403)

Kaderi Yazan Kalem

Hadîs-i şerîflerinde buyurur:

“(O gece) göğe yükseltildim. Öyle bir makâma çıktım ki, orada kalemlerin gıcırtıla­rını duyuyordum.” (Buhârî, Salât, 1)

Hz. Ebu Bekir Efendimiz’in Tasdîki

Varlık Nûru, Kâinâtın Sürûru Efendimiz, İsrâ ve Mîrâc hâdisesini Kureyş müşriklerine haber vereceği zaman:

“–Ey Cebrâîl, kavmim beni tasdîk etmez!” dedi.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Ebûbekir Sen’i tasdîk eder. O sıddîktır.” dedi. (İbn-i Sa’d, I, 215)

---oOo---

iman demek inanmak demek peki neye inanmak? Allahin varligina birligine, Allah in melekleri olduguna, Peygamberler gönderdigine ve hicbir peygamberi digerinden ayirmadan bütün peygamberleri olduguna inanmak, ve peygamberlerinin bazilarina kitaplar gönderdigine, ve insanligin iyi ve adaletli ve güzelce, hem kendisi, hem etrafini, hem dogayi yaşatip, yaşayabilmesini saglayacak, kurallar zincirini icinde barindiran, kitap ve sahifeler olduguna inanmak, ahiret gününe, yani gelecekdeki iyi günlere inanmak, (haklinin hakkinin alindigi, cezasi gerekenin, ceza ülkesi cehenneme, ve sevap ve güzel işler işleyenlerinde, cennet ülkesine kavuşup ödüllendirilceklerine) inanmak, kadere inanmak yani olan biten her ne varsa, hepsinin rabbimizin takdirinde meydana geldigine inanmak, onun kudreti dişinda başka bir güc bulunmadigina iman etmek yani kisaca "La havle vela kuvete illa billlah" a inanmak, Hayrin ve şerrin yalnizca Allahin kudreti ile meydana gelipde, aciga ciktigina inanmak, ve son şartta öldükten sonra dirilmeye, yani velbeas olmaya inanmak (Bunu birileri reenkarnasyon diye anlatmasina ragmen, bazı salak dinciler, reenkarnasyon yokdur deyipde, birde iman ettik derler, halbuki işde "velbeas" demek, zaten reenkarnasyonun, Din dilindeki ismidir karşiligidir.

Müslüman ne demek ise Allaha ve onun peygamberlerine, Peygamberleriyle gönderdiği tüm hükümlerine inanan kişidir.

Müslüman, İslâm dinini kabul eden, Allah'a teslim olmuş kişidir. Allah Teâlâ'nın, peygamberleri vâsıtasıyla gönderdiklerine ve Muhammed aleyhisselâma îmân eden kişiye denir.

İman kalb işi olduğu halde, İslâm daha çok imanın amel olarak dışarıya yansımasını ifade eder. Nitekim Cibril hadisinde, iman tarif edilirken; "Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, kıyamet gününe, hayır ve şerrin Allah Teâlâ'dan olduğuna inanmandır." buyurulurken; İslâm'ın tarifinde, topluma ilân edilen ve amel olarak yapılması gereken prensipler, yani İslâm'ın beş şartı sayılır:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İslâm, Allah'tan başka hiç bir ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed'in Allah'ın rasûlü olduğuna şehadet etmen, namazı kılman, zekâtı vermen, ramazan orucunu tutman ve gücün yetiyorsa hac farizasını yerine getirmendir."

(Hadis-i Şerif , Buhârî, İmân, 34, 37, Şehâdat: 26, Tefsîru Sûre: 31/2; Müslim, İmân: 5, 7, 8; Ebû Dâvud, Sünne: 16; Tirmizî, İmân: 4).

Müslümanlagin giriş kapisi olan Kelime-i şehadette islami kabul eden birisi diyor ki: Ben şahid oldum ki, Allah dan başka ilah yokdur, ve Muhammed de onun elcisi peygamberidir diye Kabul edip, dil söyleyip kalp ile tasdik etmekle olur, amma sen bunu daha girişde söylediginde sen neyi gördünde, Allah in tek ilah olduguna şahitlik ediyon, muhammedi ne kadar tanidinda, O nun Allahin gercekden elcisi rasulu ve peygamberi olduguna şahitlik ederim diyorsun, dayanagin ne? kuranda bunlar varsa bile, Hz. Hatice, ve Hz. Ali, Hz. Ömer gibi ilk inananlar için, daha kurandan birkac ayet var, bunlarda daha bunun delili olcak bir alamette degil, onlar ne gördüde iman ettiler, biz ise kuranin tamamini hazir bulduk, yine peygamberin, binlerce kurani tefsir eden hadisleri varken, bize durum böyleyken böyle, o yüzden haaala iman edemeyenler var, amma onlar canlarini feda edecek kadar iman derecesini erecek bir alamet yok daha o gün, Hz. Muhammed, ben Allahin rasuluyun dedi diye inanmadilar onlar ki, tevrat ve incildeki son peygamber gelecek sözünü duyup, bununda o, yani Hz Muhammed olduguna inananlar, yoksa ortada bir kac ayet varken, bunlarda, daha insani ikna edecek kadar bir ayet degil. o ayetleri git müslüman olmayan degil bir kac, git 10 milyon insana oku, kac kisi bunu anlayipda hemen iman eder bir düşün, yani ilk müslümanlar, ancak olsa olsa, isa ve musa müslümanlari, cünkü tevrat ve incilin müslüman ettigi adamlar, oysa bizler ya anadan, ya babadan, yada bizzat kitabin bütünü kurandan ihya olupda müslüman olanlariz yani, kitabin tamami elimizde var bugün, yine hiristiyanlikda öyle, isavilik yani, ve yine yahudilik veya musavilikde böyle, kitabin tamami elmimizde mevcut.

Bunuda şu örnekle izah edelim : Mesele iki insan, yada iki şirket arasında bir binanin yapilmasi hususunde bir antlaşma yapilip imzalaninca, mesela der ki bir taraf, benim şu şu şartara sahip bir binaya ihtiyacim var, bunu benim için sen şu.. miktar paraya bana yaparmisin der, öbürüde kabul edip antlaşma yapip imza atinca, işlemler başlar, ancak o binanin yapilmasi belki aylar, belkide yıllar alabilir degilmi, yani öyle olunca işde, müslüman olup şehadet eden birinin gercek şehdeti, ve imani, belki aylari yillari alabilir, gün gün Allahin varligini birligini peygmbelerinin hak olduğunu, kitaplarinin hak olduğunu talim ederek, şehadeti ve imani artarak ziyade olacaktir. yoksa o bina yapilmaya bir tugla üstüne bir tugla konarak başladi ve zaman ila yapilcak oldugu gibi, iman ve tasdik ve bunlara şehadet ise zamanla olacak durumdur yani.

yine iman ile kuranda gecen "Kalu Bela" daki, Allah in, hepimizin Rabbi olduguna şahitligimiz, o kuran meallarinde dendigi gibi sülbünden cikaripda denen meselenin asli ise, hani Eğer hepimiz Hz. Ademin cocuguysak, o zaman Hz. Adem Cennetten dünya inip, arafatta havvayi bulupda, müzdelifede ilk zifaf gecesi olupda, Hz Adem orgazm olup ilk menisi fişkirip, Hz Havva annemizin rahimine dahil olunca, onun sülbünden bütün insanlık ilk defa cikmiş oldu, o meninin icinde, onunn icinde o, onun icinde beriki, diye binler katman icinde, mesal 1453 te istanbulu fethetcek olan Fatih sultan mehmet te o meninin icinde sakli ve gizli idi, yalniz onun aciga cikmasi ancak taaa dogacagi sene ana babasina, yeniden vaaz olunca, olcak olan acilimda ortaya çıkacak bir bebe ve insan idi, öyle olunca, bu kuran da ki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn

Meali :

Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

(Sadakallahul Aziym A'RÂF Suresi 172. ayet )
diye tercüme edilen ayetin manasini biz karoglan hoca Raşit Hoca olarak şöylece anladik ki, yani yukarda ve gecen haftaki vaazda gecen muhammedin miracda gördükleri, istiva odasindaki, yönetim ve reji odasindaki, filimin tümü, veya önemli noktalari ona gösterildi dedigimiz mesele ile, filimin sonunda Rabbimiz katinda, matrix filimindeki mimarin odasinda, yada reji odasinda seneryo ve filim belli, ve filim bitirildi ancak, bazı düzetlemeler yapilmak için, sadece geri ileri sardiralarak bakilmakda ise, o zaman, filimin sonunda ise ahiret yurdu denilen cennet diyari ve iyilerin cenetteki hali, cehenem halini gören muhammed in miraci ile, o zaman bütün o meninin in acilip acilip, en son insan da kabugunu catlatip insan oldukdan sonraki hali, ve artik hesabin görülüp, herkesin rabbimzi görüp bildigi, iyi ve kötü herkesin onu bildigi, iyilerin cennete gittiği, kötülerinde cehenneme ilhak oldugu bir filim var, öyle olunca işde, o sülbünü cikaripda misak alinmasi, benim kanaaatimce filimin sonunda olan hal, yani bütün insanlık ademin o menisinden cikdikdan sonraki hal, ahiret yurdunda olan olay, yani Eğer ömür yetse idi, o günlere dogru gider, rabbimizi müşahede ettigimizi bizzat şahid olur iman ederdik, artik ogün rabbi kabul edememek diye bir durum yok, cünkü anya konya artik belli oldugu gün, o gün, kim şüphe edebilir, Allahin Rabbimiz olduğunu o gün, elbet herkes "kalu bela" demek durmunda kalacak olanlariz yani. cünkü sen, deden babani, ninene vaaz etmeden önce, sen dedenin menisinin icindeydin, ordan baban dogdu, babaandanda annene gecdin, annenden sen dogdun, yine bu silsile halinde taaa ademe kadar gidiyor yani.

---
islam fitrati nedir?

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar"

( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvut, Sünne - 17)

Agacdaki elmada önce doguyor, yani elma cicegini ari dölleyince, cekirdigein dişisinin karni şişip, hamile kalir, sonra o elma oluyor, sonra iş bittimi, hayir güneşe tabi olup, güneşden işigini yeterine alinca, erip tatli yada ekşi bir elma, fitratina uygun bir elma oluyor. o zaman elmada doguyarsa, elmada islam fitarti üzre dogdu demek olmazmi "Küllü mevlûdun yüledü alâ fıtratil islâm." o zaman köpekde dogdu, kedide dogdu, kedi namazmi kiliyorki, müslüman olsun, cünkü islamin 5 şartinden biri, namaz, yada orucmu tutuyorki islam olsun, yada kedininde hac etmesi lazimki fitarti islam olsun demek Lazım degilmi, amma burdaki islam fitratindan anlaşilcak olan, müslüman elma, müslüman kedi, müslüman köpek, müslüman ahmet, müslüman franz degil, burda fitrattan kasit, Allah in murad ettigi gibi olmasi, elmanin, elma olmasi icine balik karişmamiş hali, yine kedinin, köpekle karişmamiş orjinal hali, insanin klonlanipn yada döllenip bozulmadigi halin işde Allahin, ne murad için halkettiyse, o hali, islam fitrati. hatta o hadisde islam fitari yokdur, belkide sadece fitrat üzre kelimesi varken, alimler bunu, parantez icine islam fitrati diye genişletmiş oldukladirindan, bu karmaşa cikdi belki, öyle olunca

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلِلّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاللّهُ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lillâhi mulkus semâvâti vel ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in kadîr

Meali :

Ve göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Ve Allah her şeye kaadirdir.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 189. ayet)

Ayette gectigi gibi, bizim elimizden, mali mülküde bu rezil köpek alip, sonrada bak, mal mülk bizim degil allah in deyipte, kendisi malimizi mülkümüzü diş devletlerdeki bankalara yatirirsa, yarin başi zor durumda kalincada kacip gidip, bizim malimizi mülkümüzü, paramizi citir citir yerken, bizler cezasini cekeriz, burdaki "Allah bütün mülkün sahibidir" iyide kardeşim bak dedik Allah bakkal amca, çiftci amca, tirci sebze kamyoncusu ile, aşci nuriye teyze ile seni doyuruyor tmsili misal ile, Allah hüccetiyle melekleri ile inip gelipde, seni doyurmuyor, biri ekdi, biri bicti, biri pişirdi, birileride yedi işde, onlar doydu, amma kimin eli ile, amma doyuran Allah tamam iman ettik, burdaki bütün mülkün sahibi demekde ayni, bak ben gömlek giyiyorsam, gömlek benim degil, Allahin diye cikarmammi Lazım, giderken kefen giyip gidiyoruz tamamda, ölene gömlek ne gerek, daha bu dünyadayken, muhammed gibi son kuruşa kadar vermek degil kardeşim, Allah mal mülk edinmeyinmi dedi bu dünyada, yoksa bu Dünya nasıl mamur olcak, senin birşeyin yok, benim birşeyim yok, o zaman ne araba icad olur, ne uçak, ne tarla ekilir, devlet baba o zaman ekde bicde yyiyelim olur, devlet bababa o zaman fabrikada calişda üret, yani devlet Allahmi, hayir devlette Allah degil, eee bu mali mülkü kime vercez o ayete göre, bütün mali kime teslim etcez, allah aşkina bir söyleyin, yani bak bu gömlegi almanin yolu olarak, benim calişip kazanip almam, yahut hayvandan alinin yünü, örüp dikip gömlek yapmam ile Allahin sünnetullahinda, bize elde etme yöntemi olarak konmuş, bir gayret bir zahmet var işin ucunda, yoksa Allah diledigine mülkü verir, dilediginden alir ayeti varn alimran suresinde :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr.

Meali :

De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.”

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 26. ayet)

Yani mülk Allah in ama, dildegini mülk sahibi yapanda Allah miş, öyle olunca, benim gömlegim, bana ait, Allah verdi bana, ve kominizm rejimi ile ben gömlegim eskidimi, devletten gömlek istemeye gitmem Lazım. oysa kazandigim para ile gider dükkandann özgür secme hakkim ile, al yada mor yasda turuncu bir gömlek alabilirim, giyebilirim, yani cünkü Allah beni mal mülk para sahibi yapti ve buna da kapitalizm demişler, mülk kişilere ait, halbuki Allah in sünnetullahida bu zaten, insanlara ögretmek istedigi, ayni cumartesi yasagi yasasi gibi, buydu zaten. insanlar artik ögrendimi? ögrendi ve uyguluyor bile. yani muhammedin, o son kuruşa kadar vermesi benim görüşüme göre, şu güne göre, yanliş, nasıl sen kadinini coluk cocugunu, sağ iken, bir yerden bir yere giderken bile, ele emanet edemezken, o coluk cocugun, sen ölünce ellerin elinde kepaze olsa, dilenci durumuna düşse çok mu iyi, sen mali mülkü Allah in diye dagit, coluk cocuk muhtac kalsin, bu nasıl hadis len? ya hadis yanliş, ya muhammed yanliş yapti, hagisi diogru şimdi sen karar ver.

Din Nedir? Din ve deyn yani dünya kelimesinden türemedir, ve yani dünya işlerini idame etme kurallaridir, yani bir makine yada beyaz ev eşyasi aldin, bak icine bir tane kullanaim kilavuzu koymuşlar, okurda dikkatlice kullanirsan, o alet erdavatin faydasindan, en iyi şekilde faydalanip, aletinin de cabuk bozulup zarar görmesinin önüne gecmiş olursun, amma okuyup kurallara dikkat etmezsen, belki yanliş bir hareketin, aletinin hemencecik bozulevermesine sebeb olur, dinde işte insanlarin, dünyada birbirine saygili, hayvanlara saygili, dogaya saygili, ve biribirine faydalı işler yapip, dünyayı imar edip, rahatca, cennet gibi bir dünyayai inşaa etmek için, kullanim kurralalrininin icinde oldugu, ilahi bir ferman ve bildiridir.Bize verdiği dünyanin kullanim kilavuzudur yani.

--------
ve kuran cihana şumul ve bütün insanlga indi deniyor, ama kuranda bölgesel kurallar da yaziyor, Eğer Allah bu kitabi bütün insanlık için indirdi isen o zaman bir yörenin adeti ile kurali ile ugraşmayip, genel kurallar bildirmesi Lazım, oysaki kuranda babalarinizin boşadigi kariyi almayin diye bir yasak oldgu söyleniyor:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالاَتُكُمْ وَبَنَاتُ الأَخِ وَبَنَاتُ الأُخْتِ وَأُمَّهَاتُكُمُ اللاَّتِي أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَاتُكُم مِّنَ الرَّضَاعَةِ وَأُمَّهَاتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَائِبُكُمُ اللاَّتِي فِي حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ اللاَّتِي دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُواْ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلاَئِلُ أَبْنَائِكُمُ الَّذِينَ مِنْ أَصْلاَبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُواْ بَيْنَ الأُخْتَيْنِ إَلاَّ مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ اللّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Hurrimet aleykum ummehâtukum ve benâtukum ve ehavâtukum ve ammâtukum ve halâtukum ve benâtul ahi ve benâtul uhti ve ummehâtukumullâtî erdâ’nekum ve ehavâtukum miner radâati ve ummehâtu nisâikum ve rabâibukumullâtî fî hucûrikum min nisâikumullâtî dehaltum bihinn(bihinne), fe in lem tekûnû dehaltum bihinne fe lâ cunâha aleykum, ve halâilu ebnâikumullezîne min aslâbikum, ve en tecmeû beynel uhteyni illâ mâ kad selef(selefe). İnnallâhe kâne gafûran rahîmâ.

Meali :

Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 23. ayet)

Bu ayette annelerinizle evlenmeniz yasak edildi kurali var, yani muhammedin bölgesel gördügü bir karar degil, ayet koskoca bir delil, ve hüccetki, bütün insanliga hitabdir, bu öyle yöresel bir yasak degildir, oysaki Allahdan başkasina tapmayin kurali, sanki yöresel gibi, cünkü araplarda puta tapma hatasi vardi, amma bu hata yahudilik ve hiristiyaanlik dinini bilen biri için olamaz, onlar zaten Allah a inanirlar, yani Allah dan başka allah olduguna inanan araplar idi, ki onlara yasak edilen yöresel bir yasakdir, amma bilen zaten Allah in birligine inaniyor, öyleyse kuranada bazı yöresel yasaklarda var, muhammedin kerih görüp, o konuda ici sizladigi yerler kurana girmiş, ve yasak edilmiş gibi gözüküyor, o yüzden muhammedin yasak koyma hakki vardır gibi bir kural var kuranda :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ.

Meali :

Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.

(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 80. ayet)

Yani bu ayete göre, muhammed de yasak koyup, bazı şeyleri haram etmiş olabilir, ve muhamed elbette arap yarimadasinda yaşadigi, ve bir bizans ve romayi ve kurallarini, adetlerini, ne kadar bilebilirki, hele birde o devirde, iletişimin ve ulaşimin o kadar yaygin olmadigi o devirde, öyle olunca araplarda ve yaşadigi memlekette gördügü kötü fiilleri yasak ettiyse, yani din bir nevi birde muhammedin o anki milleti yönetmek için kullandigi rejimi, ve anaysasi gibi, yada medeni yasalari gibi, kurallari ihtiva ediyor, elbet rabbimizin bildirdikleri var, amma Allah O nuda bazı hukuklarin görülüp konmasinda musavi birakip, ona uyan bize uymuş olur kurali formülü getirmiş, cünkü onun yanliş yapmayacagini sanki garanti altina almiş, amma o günkü haller ile, bugünkü haller bir degil, ve bak dedik yukarda, son meteligine kadar sadaka diye verirsen ardinda birakdigin, el degil, senin karin coluk cocugun, ve onlar senden sonra ne yapacaklar, nasıl kazanaip nasıl yiycekler, hatta daha ikinci ögünü yiyecek lokmalari olmaz, devletmi bakacak bunlara, yada birde daha ergin olmamiş cocuklar falan varsa, kadin calişcak durumda degilse, bunlar kepaze olur kardeşim, onlar sen hayattayken coluk cocugunduda ölünce elin cocugumu oldular be adam, yani ya muhamed o gün öyle gördü, öyle yapti, ve bugün ise bu dogru degil ,yada o hadis yalan ve uydurma, ve muhammed öyle bir yanliş yapmaz dememiz Lazım gelir. kuran cihan şümul olabilmesi için muhammed in bütün dünyayı gezip tanimiş, heryerde bir mikdar yaşamiş olmasi Lazım ki oranin yanlişlarini gördün, ve oranin halkina, bakin bu yaptginiz yanliş diye kural koysun, oysaki muhammedin gördügü, belki iki devlet üc devlet, o daha ilerisini bilemezki, öyle olunca, incilde böyle tevratta böyle, bir nevi sanki yöresel rejim kurali gibi, amma kuranda rabbimizin bizzat bilip parmak bastigi ana kurallar onu cihan şumul yapıyor.
mesela bir adam doktor ve hijyen üstüne hijyen yapmak zorunda iken, bir adamda tuvalet bekcisi, ve o adam onun bunun, afedesin sictigini işedigni sicratip batirdigini temizlemekle sorumlu, Bunları temizlerken, ne kadar dikkat edersen et, elbet o da üzerine eline koluna sicranti olacakdir, ve o zaman o doktor gibi hassas birine gecerli olan hijyen kurali, bu adama gecerli olurmu, adam dalgic kiyafeti giyipdemi temizlik yapcak bu tuvaleti ha! yani o hadisde gecen
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kabir azabının çoğu idrar sıçramasındandır"

( Hadis-i Şerif , Buhârî, Vudu, 55; İbn Mâce, Tahâret, 26)
kurali bu iki adamda ayri ayri tezahür gösterir, ve ikisindeki ayri haller, birine helal olan, digerine yasak olur yani, öyle olunca yöresel bir kuralda bir başka memlekette uygun degildir, mesele güneşlik bir toprakdaki bitkiyi, iki günde yada, hatta her akşam sulamak gerekirken, gölgelik bir ortamdaki cicege, öyle her akşam su verirsen, cicegin kökü cürür ve ölür, rahmet len, rahmet, Allahin rahmeti işde, birini yaşatirken, birini cürütüp öldürüyor, öyle olunca, birine yasak olan, digerine sevap bile olabilir, o yüzden kurallar, bireylere, zamana, mekana ve birde kişilere göre farklilik gösterir. daha önce yazdik aspirin bir hastaliga iyi gelirken, yada domates fayda verirken, bir başkasina zarar verebilir dedik, yani kuraninda cihan şumul olmasi, bir nevi biraz zorlaşiyor, bu hususda, yani dedikya, birine yasak olan bir hal niye başkasina helal olsun demeyin, bak ev yapan biri için yer cekim kuvveti çok mühim ve elzem iken, uçak yapip uçmak isteyen için, yercekimi çok kötü bir durum bunu aşip kirip yenmek Lazım, ve kuranda cihan şumul kurallar oldugu gibi yöresel kurallarda var, ve tevratin bazı hallerinin incilde kalkmasi, olmayan bazı hallerin de eklenmsi, yine incilde olmayan bazı hallerin kuranda olmasi, yine incilde helal olan şarap, ve benzeri bazı helallerin kuranda yasak olmasi, işde yörsel ve kişisel bazı hallerden dolayi, yani dün transistörlü radyo icad edildiydi, transistörlü televizyon vardi, bu gün daha iyileri bulundu, artik o kocaman transistörlü radyoya ihtiyac yok, gelişdi artik insanlık, haala biz büyük transistörlü radyo kullancaz demek ahmaklilk olur bu gününmüzde yani, dinde reform varmidir vardır tabiki, incil ile tevrata reform getiren Allah, kuran ile de incile reform getirildi ve bu günümüzdede bazı kurallara bak abdestsiz kurana dokunma kurali, ve geldik icinde ezan ve kuran yüklü cep telefonlarivaktine ve ezan okuyan kuran okuyan, kuran yüklü telefonla tuvalete girmek çıkmak hali, abdestsiz taşimak hali, bu reform olmadan nasıl anlaşilcak bugün, ve evet reform vardır, kimler reform getirebilir, tabiki zamanin sahibi mehdi bu görevi ancak üstlenebilir ondan daha fakih ve alim kimse o devirde olmayacakdir, öyle olunca dinde reform nerelerde gerekir bakip incelemek, ve gerekli hususlari reforme etmek lazimdir .
-------
Allah kuran ile "R" harfine bir kural koymuş, arapcada r kalin harfdir ve "RA" diye okunur re olmaz ri olmaz "RI" olur halbuki ingilizcde i var I yok ne yapcaz
bunu da şu örnekle aciklayalim : mesela avusturya elektrik yasalardina ana hattan eve cekilcek saatten önceki elektrik kablosu en az 10 mm² yada 16 mm² kalinlikda olcak diyor kural koyan, yoksa yangin cikarma tehlikesi var, ve amma eve elektrik hatti girdikden sonra, saatten sen buzdolabinin fişini takacagin pirize 1,5 mm² kablo cekebilirsin, amma ana hat diyor 16 mm² olcak diyor, öyle olunca, yani ra harfide işde kalin olcak, öyle buzdolabi pirizi kablosu gibi re yada ri olmayacak ra ana hat kabolsu kalin olcak diyor rab, ve kuranda rab isiminde ra kalin, rahmanda kalin, rahimde kalin rauf da kalin, refik ince diyorlar halbuki refik isimi rafakattan geri türemedir, refakat degil rafakattir onun asli, yani o zamadan rafik olur, refik olmaz, ve carptigi harf ince olunce, kef ince bir harf olunca, ayni zile comagi vurunca cin cin dedgi gibi, davula vurunca dom dom dedigi gibi, refikde de r kefe carpinca ince bir se cikarir olmuş, yani o yüzden asli rafakat olan kelime refik olmuş yani incelmiş yani, oda ici elektrik kablosu için artik 16 mm2 gerek yok, artik ev icinde 1,5 liyada indirebilirsin artik hatti demek gibi yani. bizde raşid ismi ile dünyadaki kalin raaairin temsilicisi olarak dünyada "RA" lari cogaltmak ile sorumluyuz, ve rabbim, görevimizi kabul olmuş amellerden eyleyip "RA" larimiza hududu aşmadan bereket versin inşallah.
elif lam mim ra daki , mim insan spermi yani insan olmadan önceki hali, ondan önce hayvan hali var lam, yani egik Sırtı yukarı namazda ruku, ondan önce mimin önünde r var, yani sperm denen şey afedesiniz r borusununun icinden gecipde fişikiriyor, yani ra ise ulu (BibBiiiiiib) ulu rahman demek, yada ulu rahim demek r hali. sperm olsa rahman ve rahim olmasa görev tamam olmazki, ve elif ise, artik o tohumun ra lardan gecipde adem ve insan oldugu hali demekdir.


ref ref ise yürüyen merdiven, yada asönsör demek, ve matrixde var sage kadina, kahine giderken, neonun dejavu yaşadigi, iki kedi gördügü yerdeki asansör, veya yada yürüyen merdiven, artik varilcak yere varmadan önce ki yürüyen merdiven,
diyorki hadisde: Allahu Teala Hz. Muhammede miracda, 12 imam ve onücüncü mehdiyi gösterdi, mehdi çok parlakti nurlu idi, öyle olunca bu kim diye muahammed sordu, Allahu Teala: o mehdi dedi, ve mehdinin özelliklerini saydi, ve muhammede mehdiyi görmek istermisin diye sordu. Hz. Muhammed de evet diyor , öyle olunca biraz daha yürü diyor yani yürüdükce gelecege yürüyen muhammed, ve tavugun yumurtalarinin oluşmadan önceki hani yumurtaninin icindeki kviricik bir kanli damar olurya, yani kivircik yer, yani damar, yada hat, yada asansör, yada yürüyen kivicrik merdiven, işde yani gelcege varmadan önce gecilcek asansor ,ve o da refref yada raf raf, yani yürüyen bir merdiven, hatta her merdiven raf ve, raf raf üsütünde raf halindedir, öyle olunca, raf uzatildi, ve raf, ref, rauf, rauf, rauf demek yukarı yükseltildi yani. "Himmelsleiterr" yani.

Rabbim, rahman ve baba olacklara, rahim ve anne olacak olanlara, rab ve ana baba ata olcak olanlara, yine raşid olacak olanlara ve biz gibi raşit olacak olanlara ve raf raf ile yüksletilceklere, rauf ismini taşiyacaklara (RAFRAF) mehdiye ve askerine merdiven ve asansör, araba ve binek olcak olanlara bereket versin inşallah.

--------------------------------

Dipnotlar:

[1] Cenâb-ı Hakk’ın kasem ettiği yıldız kelimesi ile alâkalı olarak müfessirler birtakım îzahlarda bulunmuşlardır. Bunların en mühimi olarak da “yıldız”ın Hazret-i Peygamber, ya da Kur’ân-ı Kerîm’den kısım kısım inen âyetler olduğunu zikretmişlerdir. Bu durumda yıldıza kasemin mânâsı şöyle ifâde edilmiştir:

1- Mîrâc’a çıkmış ve inmiş olan Muhammed Mustafâ üzerine yemin olsun!
2- Kur’ân’ın nüzûlü esnâsında her gelen vahyin inzâl zamânına yemin olsun!

[2] Ayrıca bkz. Buhârî, Tefsîr 17/3, Eşribe 1, 12; Nesâî, Eşribe 41.

İsrâ ve Mîrâc hâdisesi ile, İslâm’ın bir fıtrat dîni olduğu te’kîd edilmiş; içi bozuk ve kalbi hasta kimselere semâvât kapılarının açılmayacağı beyân olunmuştur.

[3] Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-’ın ağlaması hasetten kaynaklanan bir durum değildir. Elde edemediği bir kemâl hâline hüzünlenmesi sebebiyledir.

[4] Bir görüşe göre Nil ve Fırat nehirlerinin Resûlullâh tarafından Cennette müşâhede edilmesinin mânâsı şudur:

İslâm’ın nûru yeryüzüne yayılacak; İslâm, Nil ve Fırat havzasındaki bereketli topraklara hâkim olacak, o bölgeler İranlıların ateşperestliğinden ve Bizans’ın teslis inancından kurtulacaktır. Bu vâdinin ahâlîsi nesiller boyu tevhîdin sancaktarlığını yaparak İslâm’a hizmet edecektir.



mhd-mhd-mhd-mhd

mhd-mhd-mhd-mhd

mhd-mhd-mhd-mhd


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

 




Vaazi mp3 olarak indirmek için linke sağ tikla farkli kaydeti sec


https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar_1/Vaazlar/abcd1.mp3



 
 Vaazi Youtubeden Seyretemk için Linke TIKLA

https://www.youtube.com/watch?v=YwQtnVJVDWo&feature=youtu.be


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 12 Temmuz 2018 Perşembe

Original Kar © glan


Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN


https://radyo.karoglan.com

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan