Menu

Reklam1

Montag, 26. März 2018

Bu Evin Rabiyesi Hakkı için (Kar©glanin 24 Mart 2018 Vaazi)

Bu Evin Rabiyesi Hakkı için



(Kar©glanin 24 Mart 2018 Vaazi)





قُلْ إِنَّنِي هَدَانِي رَبِّي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِّلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul innenî hedânî rabbî ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin) dînen kıyamen millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn
Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.

Meali :

De ki: “Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”
“Muhakkak ki; benim namazım, kurbanım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 161. ve 162. ayet


---oOo---

Hakîm'in babası Muaviye îbni Hayde anlatıyor:

— Dedim ki, ya Resûlallah; kime iyilik edeyim?

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

— Annene, dedi. Kime iyilik edeyim? dedim.

— Annene, dedi. Kime iyilik edeyim? dedim.

— Annene, dedi. Kime iyilik edeyim? dedim.

— Babana; sonra en yakına, ondan sonra en yakına... dedi.

( Hadis-i Şerif , Tirmizî: Kitab'ül Birri ve's-Sılâ, Bab : Ma câ'e fi Birri'l-Valideyni Ebu Davud: Kitab'ül Edeb, Bab ; Birrü'l Valideyni. Hakîm: «Bu hadîs sahihdir.)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :



قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kul e gayrallâhi ebgî rabben ve huve rabbu kulli şey’in, ve lâ teksibu kullu nefsin illâ aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, summe ilâ rabbikum merciukum fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn

Meali :

De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir.

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 164. ayet)

RAB NEDİR?

Terbiye etmek, yetiştirmek, ıslah ve tamir etmek, yönetmek, sorumluluk almak, istediğini yapabilmek, başkan olmak, toplamak, yığmak, hazırlamak; malik ve sahip olmak, nimeti artırmak, üstünlük ve efendilik anlamlarındaki "r-b-b" kökünden türeyen Rabb, efendi, malik, sahip, terbiye eden, yetiştiren, düzene koyan, düzelten, tedbir alan, sorumluluk üstlenen, yöneten, nimet veren, ihtiyaçları gideren, kefil olan, seçkin, sözü dinlenen, otorite sahibi reis, melik, efendiliği ve üstünlüğü kabul edilen kişi demektir Çoğulu erbâbtır

Arap dilinde "rabb" kelimesi; itaat edilen efendi, bir şeyi ıslah eden, bir şeyin maliki ve sahibi anlamlarında kullanılmıştır Rabb kelimesi, terbiye anlamında mastar iken mübalağa kastı ile terbiye ediciye (mürebbî) isim olmuştur.

Rabb, levh-i mahfûz'un Arş ve 7 semadaki düzeninin işleyişini Allah'ın sevk ve idare etme sıfatı olarak da tanımlanabilir.

Rab kelimesi Arapça bir kelime olup, Kur'an'da Allah lafından sonra en çok kullanılan isimdir; 970 defa zikredilir.[1]

RABiYE NE DEMEKDiR ?

Rab Allahin Terbiyet ediciligini anlatan ismi ve sifatidir, öyle olunca, insanin iki Rabbi : Anasi ve Babasi demek olur , Hz Yusuf Babasina "Rabbim" diye itaf ederdi,
Rab aynen "mümin" erkek mümine(iman eden erkek kimselere) verilen isim ve "mümine" bayan mümine (iman eden bayan kimselere) verilen isim yani eril ve dişillik ifade eder, ve yine "Halim" erkek ismi ve "Halime" bayan ismi oldugu gibi Rab Erkek terbiyeci yani baba ve Rabiye ise dişi terbiyeci yani anne demek olur, Her ev birer Terbiyet okuludur ve öyle olunca Evdeki annen, baban, deden, ninen, sizleri terbiyet eden Mürebbilerin, veya rablerin demek olur, ve her ev en az dört terbiyet edici rabden oluşur, ve yine o yüzdende bir nevi Erbea arapca dört sayisini temsil eder, ve bu dört kimse ,dört terbiyet edici Rab ve Rabiye demek olur, ve öyle olunca bir anne, bir de kaynana anne, bir baba, birde kayin baba, etti iki baba iki anne, ve etti dört Büyük RAB ve öyle olunca



فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Felya’budû rabbe hâzâl beyt

Meali :

Öyleyse bu evin Rabbine kulluk edin.

(Sadakallahul Aziym KUREYŞ Suresi 3. ayet)

Ben dersemki "bu evin Rabbi ve Rabiyesi hakki icin" deyince o evin ana babasi, dede ninesi hakki icin demiş olurum, yani Rabiye Rabbin (Rab isminin) dişil halidir, anac halidir Rahim teceliyatli hali. ve ana terbiyesi ile baba terbiyesi farkli terbiyettir, ana : yemek yapmasini, bulaşik, yikamasini sökük dikmesini, cocuk bakmasini,.... ögretir. Erkek, yani baba ise odun kesmesini, tirpan bicmesini, kavga etmesini........... ögretir . Farkli terbiyet yetenekleri. Rablik işde insanin hayati idame edebilmesi icin gerekli ilk ve basit ana kurallari ögreten kimseler veya Allah in yani hepimizin Rabbinin o kimselerdeki tecelli ettigi hali demek olur.


Peki neden miras hukukunda kadina bir hisse, erkege iki hise, verildi anne ve baba ikisde ayni rab ise



يُوصِيكُمُ اللّهُ فِي أَوْلاَدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنثَيَيْنِ فَإِن كُنَّ نِسَاء فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَإِن كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُ وَلأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُ وَلَدٌ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُ أَبَوَاهُ فَلأُمِّهِ الثُّلُثُ فَإِن كَانَ لَهُ إِخْوَةٌ فَلأُمِّهِ السُّدُسُ مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ آبَآؤُكُمْ وَأَبناؤُكُمْ لاَ تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعاً فَرِيضَةً مِّنَ اللّهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيما حَكِيمًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yûsîkumullâhu fî evlâdikum liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni), fe in kunne nisâen fevkasneteyni fe lehunne sulusâ mâ terak(terake), ve in kânet vâhideten fe lehân nısf(nısfu). Ve li ebeveyhi li kulli vâhidin min humâs sudusu mimmâ terake in kâne lehu veled(veledun), fe in lem yekun lehu veledun ve varisehû ebevâhu fe li ummihis sulus(sulusu), fe in kâne lehû ıhvetun fe li ummihis sudusu, min ba’di vasiyyetin yûsî bihâ ev deyn(deynin). Âbâukum ve ebnâukum, lâ tedrûne eyyuhum akrabu lekum nef’â(nef’en), farîdaten minallâh(minallâhi). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ

Meali :

Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 11. ayet)


Bunu anlamak bu kadar zormu yani?

Burdaki ikiye bir hisse, cünkü her kadin, eger evlenirse, bir erkek onun kocasi olacak, ancak o kadin o evin masrafini karşilamak ile sorumlu degil, ne dedi peygamber

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Ashâbım! Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Vasiyyetimi tutunuz. Zira onlar sizin idarenize ve himâyenize verilmişlerdir.

Kesin olarak bildiğiniz bir ahlâksızlık yapmadıkları takdirde, onlar üzerinde zorbalık kurmaya hakkınız yoktur. Eğer ahlâk dışı bir hareket yaparlarsa, onları yataklarında yalnız bırakın. Bir yerlerini incitmeyecek şekilde dövün. Şayet size itaat ederlerse, artık onlara zarar verecek bir şey yapmayın.

Şunu bilin ki, sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır.

Sizin onlar üzerindeki haklarınız, yatağınızı yabancılardan korumaları, istemediğiniz kimseleri evinize almamalarıdır.

Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, giyim kuşam ve yeme içme konularında kendilerine iyi imkânlar sağlamanızdır.”

( Hadis-i Şerif ,Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 3)

Peki burdaki "darebe" dövmenin olamaycagini ileri sürenler, peki bunlara, "siz ey kadinlar! Empati yapalim ve şayet siz o boynuzlanan erkek olsaniz, ey kadin, sen ona, o zinakar kadina ne ceza verirdin, yahut onun evden gitmesinide istemiyorsun, amma birde ceza vermen lazim, yahut bir hakim bu konuda ceza yaptirimi uygulayacak, bu kadini hapise atin demesi mi lazim, ne yapalimda, bu kötü ahlakindan vazgecsin, ne yapalim Allah aşkina, biraz empati yapip siz söyleyin o zaman ey kadinlar, ne ceza verelim de, böyle ahlaksiz bir kadina ki, ahlakini düzeltsin, evine yuvasina sahip ciksin, nesli ve zürriyeti, kani ve hisimligi korusun degilmi, yarin yanlişlikla, bir kardeş bir kardeş ile evlenmesi durumuna düşmesin, olurda olur, o adam gider bir kadinla zina eder, ve oglan cocuk dogar, gider bir diger kadinlada zina eder, ondanda kiz cocuk dogar, amma kimsenin bundan haberi yok, sonra bu iki oglan kizda, yarin birbirine aşik olup evlenirse, nesil bozulur, cünkü kardeş kardeşle evlenince, bozuk mutasyon, hastalikli nesil, kan bozukluklari ortaya cikiyor, sakat cocuklar doguyor, 46 kromozomlu down sendromlu cocuklar doguyor.
Peki Hz Ayşe ye iftira atildiginda, Ayşe annemiz babasinin evine küs gitdi, peki bir rivayet varmi ki, Hz Muihammed Ayşe yi darebe ettide, dövdüde, ondan babasinin evine gitdi diye, yok. Peki dövmedi diye bir rivayet var mi, onu dövmedi diye var mi? yok. peki niye küs gitdi o zaman bilen var mi? yok. yani amma Allah kuranda hafifce dövün dediyse, o zaman muhammed kuranin ilk hadimi ise, o zaman muhammed kurana uyacak ilk kimse ise, ilk defa kadini bu yüzden hafifce döven olmali degilmi, varmi peki bunu inkar etcek bir hadis ayet? muhammed ayşeyi dövmedi diye varmi? yok o zaman anasinin evine küs gitcek kadar hafifce dövmüş olabilir mi? Evet Olabilir, Allah emrettiyse daha ne! uygulayacak ve yapacak o zaman, yada muahammed bunu, o hadise vuku bulunca böyle uydurdu demek lazim, peki size hangisi daha dogru geliyor bir tefekkür ediniz.
ikinci mesele burdaki kadinin hakki olan, onun yörenin giderine göre, yiyecegini, giyecegini barinagini temin etmek onun erkeginin üzerine borc, ve öyle olunca masraf erkege ait, öyle olunc msaraf evin yiyecegini giyecegni saglamak bir gider ve para ve kazanc meselesi, öyle olunca, erkek eger işde işi de yok ise, bu elde ettigi miras yolu ile kalan mal ile, işde en azindan, o evin reisi olarak, evin giderlerini karşilar, amma kadin bundan mesull degil, ancak kadin eger evlenmez ise, işde tek bir kadin veya dul kadin olursa, işde masrafda yariya inecegi icin, ona bir hisse, erkek ise kadinin ve cocuklarin masrafini ödemekle sorumlu oldugu icin, onun daha cok hisse veya iki hisse hakki var, yoksa burda yine Allah adaleti gözetmiştir, eger kadin iki hisse yada malin yarisni alirsa, burada her iki cocuk olan evde bir kiz bir erkek ise, malin yarisni kiza verildi, amm kiz vardigi evdeo evin masrafindan sorumlu degil, ve bu mirasdan aldigi parayi ne yapar? belkide lüks masraflarda kullanir, makyaj, moda vesaire gibi, halbuki erkek ise, yemek icmek giymek kira elektrik ve su parasi ödemekle sorumlu degil mi? öyle olunca onun, Erkegin bu hisseden iki hisse almasi demek işde, yeni kurdugu evindeki masraflarinda ona yardimci olmak demek olur, yine yeni kanun cikardilar, işde belli miktarin altinda mallari bölemezsiniz diyor o kanun koyucu, evet yani ne olcak o zaman peki , nasil hüküm sürülcek o zaman? mesela bir dönüm tarla var, amma oniki mirasci olsa, bir dönümü 12 ye bölünce, bir kaşik miras düşcek, o zaman bu bir kaşik kimin neyine yarayacak, yani öyle olunca burda tüzel kişilikler tayin edip, bu malin hukukunu, bu tüzel kişilik, eger miras kalan mal mesela tarla ise, onu ekip bicip, elde edilen hasat, veya kar edilen parayi, işde bu oniki mirasciya bölerek, mal bölünmemiş ama, kar bölünmüş olur, o malin bütünlügü bozulmamiş olur, hadi bunu (miras kalan Tarlayi) onikiye bölsek, ondan sonra, o her oniki kimseninde en az iki cocugu olsa, bu mali daha kaca bölecek, kalan zaten bir kaşik idi, o bir kaşigida ikiye bölünce, yarim kaşik mal kaldi her birine, ya sonra, birdaha sonra, mal telef olacak degilmi ? evet T a y ip amca ve adamlari bu kurali iyi koymuş ve haklilar.

BU HAFTANIN TEFEKKÜR SORUSU

Biz öyle bir Allah a iman ediyoruz ki, Herşeyi işiten, ve herşeyi gören, ve herşeydan haberdar olan bir Allah a iman ediyoruz. öyle olunca Allah Türkiye Ankarada ki Ahmet amcanin her halini ve yaptiklarini ve yapacaklarini söylediklerini, ve söyleyeceklerini, duyan, gören, bilen, ve hisseden Allah, Almanyadaki Franz in da yaptiklarini yapacaklarini ve söyledklerini, ayni anda duyup görüp bilip hissdiyor, öyle olunca, peki dünyada herşeyi ayni anda, gören, duyan, bilen, ve hisseden ne var ki, biz ona diyelim ki, Allahin o üc sifati veya ismi, bu tek kimsede toplu tecelli ediyor dilyebilelim. kimdir bu halife? hangi halifesinde, bu üc veya dört isim, ayni anda tecelli ediyor?


فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَنِعْمَةً وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fadlen minallâhi ve ni’meten, vallâhu alîmun hakîm

Meali :

Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir herşeyin en işlere yaryaacagini , yani hikmetini de bilir.

(Sadakallahul Aziym HUCURAT Suresi 8. ayet)



يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tukaddimû beyne yedeyillâhi ve resûlihî vettekûllâh(vettekûllâhe), innallâhe semîun alîm

Meali :

Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.(Duyarakda bilir)

(Sadakallahul Aziym HUCURAT Suresi 1. ayet)



وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلاً لاَّ مُبَدِّلِ لِكَلِمَاتِهِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve temmet kelimetu rabbike sıdkan ve adlâ(adlen), lâ mubeddile li kelimâtihî, ve huves semîul alîm

Meali :

Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.(Duyarak bilir)

(Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 115. ayet)



يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhân nâsu innâ halaknâkum min zekerin ve unsâ ve cealnâkum şuûben ve kabâile li teârafû, inne ekramekum indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun habîr.

Meali :

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

(Sadakallahul Aziym HUCURAT Suresi 13. ayet)



أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lâ ya’lemu men halaka, ve huvel latîful habîr.

Meali :

Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.(hisleride hiseder bilir.)

(Sadakallahul Aziym MULK Suresi 14. ayet)

DEMIRE SU VEREREK SERTLEŞTiRME - Çelik Yapimi - stahl mit wasser härten

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dökülür. Bu su, vücutlarının içine nüfuz eder, öyle ki, karınlarına kadar ulaşır. İçlerinde ne var ne yok, söker atar ve ayaklarını delip geçer.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Cehennem, 4.)



هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِّن نَّارٍ يُصَبُّ مِن فَوْقِ رُؤُوسِهِمُ الْحَمِيمُ يُصْهَرُ بِهِ مَا فِي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُ وَلَهُم مَّقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ كُلَّمَا أَرَادُوا أَن يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ أُعِيدُوا فِيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ وَهُدُوا إِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوا إِلَى صِرَاطِ الْحَمِيدِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Hâzâni hasmânihtesamû fî rabbihim fellezîne keferû kuttıat lehum siyâbun min nâr(nârin), yusabbu min fevkı ruûsihumul hamîm. Yusheru bihî mâ fî butûnihim vel culûd. Ve lehum makâmıu min hadîd. Kullemâ erâdû en yahrucû minhâ min gammin uîdû fîhâ ve zûkû azâbel harîk. İnnallâhe yudhılullezîne âmenû ve amilus sâlihâti cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru yuhallevne fîhâ min esâvira min zehebin ve lu’luen, ve libâsuhum fîhâ harîr. Ve hudû ilât tayyibî minel kavli ve hudû ilâ sırâtıl hamîd.

Meali :

İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. Onlar için varilcak makam demirlik olmustur ve bir de onlara demirden topuzlar vardır ki. Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler,onlara demirden topuzlar ile vurularak oraya geri döndürülürler(demir işlernmek icin ateşe sokup sokup cikarilir) ve onlara, “Tadın yangın azabını” denilir.( ve baştaki gecen "Başlarının üstünden de kaynar su dökülür" meali ile onlara su verilir ki, daha iyi sert demir olsunlar, celik olsunlar) Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.(Hidayet olunmuşlar, yol gösterenin yoluna uymuş olanlaridir).

(Sadakallahul Aziym HACC Suresi 19-20-21-22-23 ve 24. ayet)

Gecen haftalarda dedik ki : ilerde bir vakitte, bilim adamlari ölümünde caresini bulacaklar dedik diye, bazi ilim adami ve alimler, dediler ki : hayir herkes ölümü tadacak, cünkü kuranda ayet var, ölümün caresi yok dediler. ölümün öldürülmesi ancak ahirette olcak dediler, peki ahiret ne be adam, ahiret dedigin ne ki? biliyormusun peki?



لُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn

Meali :

Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.

(Sadakallahul Aziym ANKEBUT Suresi 57. ayet)



كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kullu men aleyhâ fân. Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm.

Meali :

Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.

(Sadakallahul Aziym RAHMÂN Suresi 26. ve 27. ayet )


Abdullah b Ömer (ra) rivayet etmiştir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“ Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme vardıkları zaman ölüm getirilecek ve cennet ile cehennem arasında konulacak, sonra da kesilecektir. Sonra bir münadi nida edecek:
-“Ey cennetlikler artık ölüm yoktur! Ve ey cehennemlikler artık ölüm yoktur! Diye nida edecek. Böylece cennetliklerin sevinci bir kat daha artacak. Cehennemliklerin üzüntüsü de bir kat daha artacaktır.”

( Hadis-i Şerif ,Buhari, Rikak, 50.51;Müslim, K.Cennet, 43. 11/ 263.)

Yukardaki ayette diyor ki : onlar bu yaptiklari kafirlikle, kazana kazana, demir olma makamina erdiler, ve onlar ateşe, sokulup sokulup cikarilirlar diyor. peki burasi nereside, bazilari demirlige ermiş, ve yukardaki resimdeki gibi, ateşe maruz kaliyorlar, ahiret neresi, daha görmedinmi? haaalami görmüyorsun, ayetide mi anlamiyorsun.

ölüm kesilcek işde, ölümün caresi buluncak, belkide DNA da bir gen var, o gen kesilince, insan artik ölmiyecek, kesilecekden kasit ne olabilir, Allahu alem, zincirden o boncuk cikarilcak demek olur. yani sirat üstünde kesilcek deniyor, yani sirat, işde DNA ndaki, senin kader yazin demek olabilir, ve ölüm işin icinden cikinca, amma müminlerin sevinci artacak, kafirin ise, azabi artacak deniyor. ve mesela bugün artik adam bir hastaliga dücar olmuş, yahut bacagi kopmuş, yahut cigerini kavbetmiş, yada kalp pili kullaniyor, yani hasta, yahut böbrek hastasi, amma ölüm öldü, bunlarda artik ölümsüzleşecek, amma onlar icin, ayni azabi bitmez bir halde cekmek var , artik birisinin kolu yok, onun yerine kol taksalar ne fayda, orjinal kol yok, yahut böbrek yok, yada,,, hakeza hakeza, yani yine cennete ölmeden gecmek yok dedi cebrail, ilyas aleyhisselema, ona ölüm tattirildi, öyle cennete gecti diye rivayet olunur, ve bizim Raşidi Tarikatinda, kurandan bir ayet vardir, o zikrin sonunda belli bir süre okunur ki, artik bu cennet vakti kurulunca, orada cennete ve cennet vaktine gecmek icin, işde o ölüm acisi tattiriilir ki, aynen ilyas a tattirildigi gibi, ki cennete geciebilsin, bu mehdi cemaati ve raşidi tarikati mensublari icin böyle, yani öyle olunca, o zikri cekip o aciyi tatmiyan, bu cennet vakti yada Mehdi cagi olan altin caga gecemiyecek demekdir bu, ve yine ölümün ölmesi, cehennemliklerin azabini artiracakdan kasit ise

Ebu Derda (ra) anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cehennem ehline açlık musallat edilir. Bu, içinde bulundukları azaba eşit dereceye ulaşır. Açlığa karşı yardım talep ederler. Onlara besleyici olmayan ve açlığı gidermeyen dari’ denen dikenli bir ot verilir. Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de boğazda tıkanıp kalan bir yiyecek imdat edilir. Bu da boğazlarında takılıp kalır, ne ileri geçer ne de geri gelir. Derken, dünyada iken, bu durumda, bir içecekle takılan lokmalarını boğazından kaydırdıklarını hatırlarlar ve bir içecek talep ederler. Demir kancalar bulunan kaplarda kaynar su verilir. Bu kaplar, yüzlerine yaklaştırılınca yüzlerini dağlayıp atar. Su karınlarına girince içerilerini paramparça eder. Bu sefer de:
“Cehennem bekçilerini çağırın, ola ki azabımızı biraz hafifletirler!” derler. Onları çağırırlar. Onlar gelince:
“Size Peygamberleriniz bu halleri açıklayan haberleri getirmemiş miydi?” derler. Onlar:
“Evet, getirmişti ama dinlemedik.” derler. Bunun üzerine, bekçiler:
“Siz isteyin durun! Kâfirlerin istedikleri burada boşunadır.” derler. (Gafir su. 50) Cehennemlikler bekçilerden ümitlerini kesince:
“Cehenneme müvekkil melek Malik’i çağırın” derler. Malik gelince:
“Ey, Malik! Söyle de, Rabbin bizim hakkımızda ölümle hükmetsin.” Derler. Malik de onlara:
“Hayır! Siz burada canlı olarak ebedi kalıcılarsınız.” diye cevap verir. Zuhruf su. 77.
Bu hadisin ravilerinden A’meş (ra) der ki: “Bana bildirildiğine göre, cehennemliklerin Malik’e yalvarmaları ile Malik’in onlara verdiği cevap arasında bin yıllık zaman geçecektir. Cehennemlikler bu sefer aralarında:
“Rabbinize dua edin! Sizin için O’ndan daha hayırlı kimse yoktur!” diyecekler ve birlikte Yüce Allah’a şöyle yalvaracaklardır:
“Ey Rabbimiz! Bedbahtlığımız bize galebe çalmıştı. Biz gerçekten sapık kimselerdik. Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer yine küfre dönersek artık hiç şüphesiz ki zalimlerden oluruz.” (Mü’minun su.106-107) Yüce Allah (cc) o cehennemliklere şöyle cevap verecektir:
“Cehennemin içinde yıkılıp gidin! Bana bir şey söylemeyin”. Mü’minun su. 108.
Peygamber (sav) Efendimiz devamla şöyle buyurmaktadır:
“Bu cevap üzerine, cehennem ehli her çeşit hayırdan ümidini keserler. Hıçkırmağa, nedamet etmeğe, dövünüp yırtınmaya başlarlar.” Tirmizi, Cehennem, 5. (2589).

( Hadis-i Şerif )



وْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yevme nekûlu li cehenneme helimtele’ti ve tekûlu hel min mezîdin.

Meali :

O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.

(Sadakallahul Aziym KAF Suresi 30. ayet )

 
 Nilüfer Çiçegi Lotus Çiçeginin dinimizdeki Tarifi ve o Kimlerin cibilliyatidir

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar. Lakin günahları ve hataları sebebiyle ateşe duçar olan bir kısım kimseler vardır ki, ateş onları tamamen öldürür. Yanıp kömür olduktan sonra, kendilerine şefaat edilme izni verilir. Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar. Sonra: 'Ey cennet ehli! Bunların üzerlerine su dökün.' denilir. Bunlar, sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler."

( Hadis-i Şerif , Müslim, İman 306, (185))

Yani işde bu hadisde anlatilan kimseler su üstünde biten çiçek nilüfer çiçegi olurlar deniyor, yani öyle olunca ahiret, cennet ve cehenem ve sonrasi bu dünyada halden hale gecerek yaşanmakda yani.

Rabbim Teala vetekaddes hazretleri, Mehdi ve cemmaati, ahir zaman muhammed ümmetini, cehenneminden halas eylesin, ve cehhennemin "yokmu daha " dediklerinden olmakdan muhafaza eylesin, ölümün öldügü günlere erip, mutluluk ve sevincleri artacak müminler zümresine ilhak eylesin.



--------------------
DiPNOTLAR :
--------------------
[1] mumsema org/misafir-sorulari/202459-rab-ne-demektir-ne-anlama-gelir-aciklarmisiniz

--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--




Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec




Buraya TIKLA Dinle Veya Sag TIKLA indir dinle




Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 24 Mart 2018 Cumartesi

Original Kar © glan



Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



Üç aylarda ve Receb Ayında Yapılacak İbadetler


Üç aylarda ve Receb Ayında Yapılacak İbadetler

RECEB AYI ORUÇ, NAMAZ VE İBADETLERİ


Her kim haram aydan Perşembe, Cuma, cumartesi olmak üzere üçgün oruçlu olursa kendisine tuttuğu her gün için iki sene başka rivayete göre yediyüz yada dokuzyüz sene ibadet sevabı yazılır.
Receb ayından bir gün oruç tutup, bir gece dahi ibadette bulunan herhangi bir Müslümana mutlaka ALLAHu Teala bir senenin tüm günlerini oruç, tüm gecelerini ihya sevabı yazar.
Receb istiğfar, şaban namaz, ramazan ise Kur’an ayıdır.
Receb ayının ilk gününü, ortasındaki günü ve son gününü oruçlu geçirmek tamamını tutmuş gibi sevaptır.

RECEB AYININ İLK GECE VE GÜNDÜZ İBADETLERİ


Receb ayının ilk gecesini ibadetle geçiren sabaha bağışlanmış olarak çıkar.
***Kalplerin öldüğü günde recebin ilk gecesini ihya edenin kalbi ölmez. ALLAHu Teala onun üzerine başının tepesinden hayırları yağdırır, anasının kendisini doğurduğu gibi günahlardan çıkar ve günahkarlardan cehennemi hak etmiş yetmişbin kişiye şefaatçi kılınır.***
Recebin ilk gününün orucu üç senenin günahlarına, ikinci günü iki senenin günahlarına, üçüncü günü bir senenin günahlarına kefarettir. Sonraki her gün bir aylık bağışlamadır.
Recebi ilk gününü oruçlu geçiren kimseden cehennem gökle yer arası kadar uzaklaşır.

NAMAZI: her kim ilk gecesinde akşamı kıldıktan sonra; 1 fatiha, 1 ihlas ile 20 rekat namaz kılar ve 2 rekatta selam verirse onun sevabı ALLAHu Teala onu, canı,malı,ailesi şekilde sıratı şimşek gibi geçer.

RECEB AYININ İLK PERŞEMBESİ


Recebin ilk perşembesini oruçla geçireni cennete sokmak ALLAHu Teala üzerine bir hak olur.

Her kim ilk perşembesini oruçla geçirir, sonra Cuma gecesi olan o gece akşamla yatsı arası 12 rekat kılar, her rekatta 1 fatiha, 3 Kadir süresi, 12 kerede ihlas süresi ( her rekatta bu sürelerin hepsi okunacak) okuyup 2 rekatta bir selam verip namazı bitince
Oturduğu yerde 70 kere “ALLAHümme salli ala muhammedinnebiyyil ümmiyyi ve ala alihi ve sellim
Sonra secdeye kapanır 70 kere “ Sübbühun guddusün rabbül melaiketi verruh
Secdeden başını kaldırıp oturduğu yerde 70 kere “ Rabbiğfir verham vetecavez amma ta’lemü feinneke entel azizül a’zam”
Sonra tekrar secdeye kapanıp 70 kere birinci secdede söylediğini okursa bittiğinde ALLAHu Teala’dan muradını isterse dileği muhakkak yerine getirilir. denizlerin köpükleri, kum taneleri, dağların ağırlığı, yağmurların damlaları, ve ağaçların yaprakları kadar fazla olsa da onun bütün günahlarını mağfiret eder. Bu kişi hane halkından 700 kişi hakkında kıyamet günü şefaatçi kılınır.

Recebin ilk Cuma gecesinin namazından gafil olmayın. O gecede namaz kılana ALLAHu Teala ve melekleri gelecek seneye kadar salatta bulunurlar. ALLAHu Teala kime salatta bulunursa o kişi dünyadan ancak imanla çıkar.

RECEB AYININ İLK CUMASI ( REGAİB GECESİ )

Receb ayının ilk cumasından gafil olmayın. O gecenin üçte biri geçince göklerde ve yerde bir melek bile kalmayıp hepsi Kâbe ve civarında toplanırlar. O anda ALLAH onlara bir tecelli ile “ ey meleklerim! Benden dilediğinizi isteyin.” Der. Onlarda “senden dilediğimiz receb orucunu tutanları bağışlamandır” derler. ALLAHu Teala” mutlaka bunu yaptım” der.
Recebin ilk cuması öğle ile ikindi arası 4 rekat namaz vardır. Her rekatta 1 fatiha, 7 ayetel kürsi, 5 felak, 5 nas, 5 ihlas okunur. Selam verince
“ La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azimil kebiril müteali.” Zikri okunur. Sonunda “estağfirullahe ve etübü ileyhi” diye 10 kere tevbe edilir.

RECEB AYININ 13.14.15. GÜNÜNÜN ORUÇLARI

Receb ayının onüçüncü gününün orucu 3bin sene, ondördüncü gününün orucu 10bin, onbeşinci gününün orucu 13bin seneye denktir.

RECEB AYININ 15. GECESİ
Her kim recebin yarı günü namusunu koruyarak ve malından tasadduk da bulunarak, oruçlu ve zikir üzere geçirirse onun için cennetten başka bir karşılık yoktur.
Her kim recebin yarı gecesinde (15. gecesi) 14 rekat namaz kılar, her rekatta 1 fatiha, 20 ihlas, 3 felak, 3 nas sürelerini okur; namaz bitince 10 kere salat, 30’ar kerede “SübhanALLAH, Elhamdülillah, ALLAHu Ekber, La ilahe illALLAH” derse ALLAHu Teala ona sevaplarını yazmak, Firdevs Cennetinde kendisi için ağaçlar dikmek üzere bin melek yollar. O geceye kadar yaptığı bütün günahları siler, bir dahaki seneye kadar günah yazmaz, her okuduğu harfe karşılık cennette ona köşk bina eder, her rekata karşılık cennette ona şehir verir .
RECEB AYININ 27. GECESİ

Recebte öyle bir gün var ki o günü oruçlu geçirip, gecesini, ibadetle kaim olan kişi zamandan yüz seneyi oruç, yüz seneyi de kıyamla (gece ibadeti) geçirmiş gibi olur ki; o gün recebin bitmesine 3 gün kaladır.
Her kim recebin 27.günü oruç tutup o gün sadaka verirse ALLAHu Teala orucuna karşılık kişiye bin hasene, ikibin köle azadı yazar.
Her kim 27.gecesi 12 rekat namaz kılar her rekatta 1 fatiha ve1 tane Kur’an’dan bir süre okur her iki rekatta bir selam verir namazı o şekilde kılıp sonra 100 kere
“SübhanALLAHi velhamdülillahi vela ilahe illALLAHu vALLAHu ekber” diyip 100 istiğfar, 100 defa salat okursa bu kişi herhangi istediği bir duada bulunursa sabaha da oruca niyet ederse bir günah için dua etmemişse bütün duaları kabul olur.
Her kim 27. gecesi 2 rekat namaz kılıp her rekatta 1 fatiha, 20 ihlas okur, namazdan sonra 10 selavat getirirse kalblerin öldüğü günde onun kalbini diri tutar.

HER 10 GÜNDE 1 KERE KILINAN NAMAZ

Bir imanlı kişi 1 ile 10’u , 10 ile 20 arasında,20 ile 30 arasında 10’ar rekat olmak üzere ve her rekatta 1 fatiha 3 ihlas 3 kafirun sürelerini okursa mutlaka günahları silinir, ayın tamamını oruç tutmuş gibi olur, gelecek seneye kadar devamlı namaz kılanlardan sayılmış olur. Kendisi için her gün Bedir şehidlerinden bir şehid ameli yükseltilir.

RECEB ŞERİF DUA,ZİKİR VE NAFİLE İBADETER

Üç aylar girince recebden başlayarak ramazan sonuna kadar şu dua okunmalıdır.
“ ALLAHümme barik lena fi recebe ve şa’bane ve belliğna ramazan”

Her 10 gününün zikirleri: 100 kere
1 ile 10 arası : Subhanel hayyil gayyum—10la 20 arası : SubhanALLAHil ehadis samed
20 ile 30 arası : SubhanALLAHi-r raufi
*--Recep ayında sabah akşam her gün 70kere istiğfarda bulunmak gerekir.
“ ALLAHümmeğfirli verhamni ve tüb aleyye” istiğfarını çekmelidir.
*--Her kim recep ayında 1 kere bile ihlas süresin okursa elli senelik günahı silinir.
*--Bu ayda özellikle 27. günü sadaka vermelidir. Bin hasene ve ikibin köle azadı sevabı verilir.
*--Her kim receb ayının başında, ortasında ve sonunda GUSL alırsa anasından doğduğu gündeki gibi günahlarından çıkar.
*--Bu ayda dili muhafaza etmeli dedikodu – gıybet etmemeli, sılahi
rahim yapmalı, hasta ziyareti yamalı, yedirip içirmeli, fakir giydirmeli, yetime ikram etmeli ve Kur’an hatmi yapmalıdır.

Üç Ayların başlaması Miladi takvime göre dün yani 19 Mart Pazartesi günü başladı. Üç aylardan ilki Recep ayı... Recep ayı içerisinde ise Regaib Kandili ve Mirac kandili bulunuyor. Ragaib Kandili'nin idrak eileceği tarih ise 22 Mart'ı 23 Mart'a bağlayan gece... Mirac Kandili ise 13 Nisan'ı 14 Nisan'a bağlayan gece idrak edilecek.

Şaban ayı içerisinde ise Berat Kandili bulunuyor. Berat Kandili 30 Nisan'ı 1 Mayıs'a bağlayan gece idrak edilecek. Ramazan ayının başlangıç tarihi 16 Mayıs 2018, Kadir Gecesi ise 10 Haziran'ı 11 Haziran'a bağlayan gece idrak edilecek.


Recep, Şaban ve Ramazan ayı olarak bilinen üç ayların başlamasıyla birlikte Mülüman alemi yapılacak ibadetler ve okunacak duaların hangileri olduğunu büyük bir heyecanla merak ediyorlar.
MÜBAREK “ÜÇ AYLAR”DA OKUNACAK DUALAR

“Bi’smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Allâhümme bârik lenâ fî recebe ve şa‘bân ve belliğnâ ramazân. Vahtim lenâ bi’l-îmân ve yessir lenâ bi’l- kur’ân.”
Türkçe Anlamı:
Rahman ve rahim Allâh’ın adıyla.
Allâh’ım! Bizlere Receb ayını Şa‘ban ayını mübarek kıl. Bizi Ramazan’a kavuştur. (Ömrümüzü) Îmân ile bitirmeyi nasîb eyle. Kur’ân’ı bize kolaylaştır.

“Sübhâna’llâhi’l- hayyil- kayyûm.”
Türkçe Anlamı:
Ezelî ve ebedî hayat sâhibi Allâh’ım! Yaratıkların her işinde hâkim ve kâim olan Allâh’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

“Sübhâna’llâhi’l- ehadi’s- samed.”
Türkçe Anlamı:
Tek olan ve herkesin kendisine muhtaç olduğu Rabbim Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

“Sübhâna’llâhi’l- gafûri’r- rahîm.”
Türkçe Anlamı:
Ey merhameti bol olan ve çok affedici olan Allâh’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

ÜÇ AYLARI ORUÇLA KARŞILAMAK

Recep ayının 1.günü ile başlayan üç ayları karşılamak isteyen müslümanlar bu günü oruç ile geçirirler. Regaip gecesinin içinde olduğu Recep ayında bolca oruç tutulmalıdır. Bu aya 'Recebü'l-asabb' da denilmiştir. Yani; iyiliklerin isabet ettiği Recep ayı. Recep ayına 'tövbe' ismi de konulmuştur. Mümin bu ayda ve özellikle de Regaip Kandili'nde günahlarını bolca kendine itiraf edip tövbe etmelidir.

Herhangi bir zorunluğu olmayan üç ayları karşılama orucu kişinin hürriyetine kalmıştır. Tutulduğu vakit bir sevaba vesile olan üç ayların ilk günü tutulan oruç, eğer Cuma gününe denk geliyorsa Perşembe yahut Cumartesi eklenerek tutulmalıdır. Hz.Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmuştur;

"Allah'ım Recep, Şaban'ı bize mübarek eyle, bizi Ramazan'a ulaştır.' (Ahmed, Müsned) Bu gece (Regaip gecesinin gündüzü) oruç tutana birçok sevap haberi verilmiştir.

RECEP AYININ HANGİ GÜNLERİ ORUÇ TUTULUR?

Bir ihtiyar ayağa kalkıp: “- Yâ Resûlallâh! Ben Receb ayının hepsini oruçlu geçiremem.” deyince Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz:

“- Sen Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut. Hepsini tutmuş sevâbına kavuşursun. Çünkü sevâblar on misli yazılır. Fakat sen, ilk cuma gecesinde gâfil olma ki melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir.

O gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâbe’ nin etrafında toplanırlar. Allâhü Te‘âlâ onlara hitâb eder:

‘Ey meleklerim, Benden dilediğinizi isteyiniz!’ der. Onlar da:

‘- Dileğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir’ derler. Allâhü Te‘âlâ da:

‘- Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim’ buyurur” diye buyurdular.

“Receb’de bir gün ve bir gece vardır ki o günde oruç tutan ve o gecede namâz kılan kimse için yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibâdet etmiş gibi sevâb verilir.” (Hadis-i Şerîf)

Peygamber Efendimiz oruç ayı olan Ramazan'ın dışında en çok Recep ve Şaban aylarında oruç tutmuştur. Recep ayına girildiğinde ise bu duayı dilinden düşürmemiştir. "Allahümme bârik lena fî recebe ve şa'bân ve belliğna ramazan" (Allah'ım Recep ve Şaban ayını bize bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.)

ÜÇ AYLARDA HANGİ NAMAZLAR KILINIR?

Üç aylar bu namaz ile karşılanır...

Üç ayların başlangıcı olan Recep ayının ilk günü Allah rızası için iki rekat nafile namaz kılınır. Sonra samimiyetle günahlara tövbe edilir. 111 defa “Allahümme salli ala Muhammed” diye Peygamber Efendimize salat-ü selam getirilir. 1660 defa “ya Allah” diye tesbih çekilir. "Yüceltilmiş, içine ikramlar konulmuş ay" ve "hazırlanmak" anlamına gelen Recep ayının hilali ile birlikte feyizler bereketler müminlerin üstüne yağmur gibi iner.

Selman-ı Farisi (ra) rivayet ediyor:

Receb-i Şerif'in hilali girdiğinde Efendimiz (sav) bana hitaben buyurdular ki:

-''Ey selman! Her kim ki Receb ayında her rekatta BİR FATİHA, ÜÇ İHLAS ve ÜÇ de KAFİRUN SURESİ'ni okuyarak otuz rekat namaz kılarsa Allhü teala (cc) hazretleri o kimsenin günahlarını af ve mağfiret eder. Ona senenin tamamını oruç tutmuş sevabı verir. Gelecek seneye kadar namaz kılanlardan yazılır. Her gün onun için bedir şehitlerinden bir şehidin ameli kadar ameli yükselir.''

Recep ayında kılınacak namazlar

Bir imanlı kişi 1 ile 10’u , 10 ile 20 arasında,20 ile 30 arasında 10’ar rekat olmak üzere ve her rekatta 1 fatiha 3 ihlas 3 kafirun sürelerini okursa mutlaka günahları silinir, Recep ayın tamamını oruç tutmuş gibi olur, gelecek seneye kadar devamlı namaz kılanlardan sayılmış olur.

Recep ayının ilk Cuması kılınan namaz

ecebin ilk cuması öğle ile ikindi arası 4 rekat namaz vardır. Her rekatta 1 fatiha, 7 ayetel kürsi, 5 felak, 5 nas, 5 ihlas okunur. Selam verince “ La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azimil kebiril müteali.” Zikri okunur. Sonunda “estağfirullahe ve etübü ileyhi” diye 10 kere tevbe edilir.

REGAİP GECESİ NAMAZI nasıl KILINIR?

Leyle-i Regâib’den evvelki perşembe günü oruç tutulup akşam birkaç lokma iftar edip akşam namazını edadan sonra iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” suresi ve oniki kere “İhlâs” sûresi okunacaktır.

Veyahud bir kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.

Namaz tamam olduğunda yetmiş kere:

“Allah’ım, ümmî nebî Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır.

Sonra secde edilip secdede yetmiş kere:

“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”

Secdeden baş kaldırıp otururken yetmiş kere:

“Rabbim, beni mağfiret et, bana rahmet et, bildiğin bütün kusurlarımdan geç, onları bağışla, şüphesiz Sen en yüce ve en kerîmsin.” duâsı okunacak.

Tekrar secde edip yine yetmiş kere:

“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.” duâsı okunacak. Ve sonra secdede iken dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak –celle ve alâ– Hazretleri’nden niyaz edilecektir. Sonra kişi secdeden başını kaldırıp namaz ve duâsı tamam olmuş olur.

MİRAÇ GECESİ NAMAZI nasıl KILINIR?

Receb-i Şerîf’in yirmiyedinci gecesine müsadif olan mübarek Leyle-i Mi’rac’da oniki rek’at nafile namaz kılınması müstahsen görülmüşdür. Her rek’atda Fâtihâ-i şerîfeden sonra başka bir sûre okuyarak iki rek’atda bir selâm vermeli ve sonra yüz kere:

“Allah’ı tesbih ederim/bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür.” zikrini okumalı.

Sonra yüz kere istiğfar etmeli ve yüz kere de Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Efendimiz’e salât ve selâm göndermelidir. Bunlardan sonra da kendisi için istediği şekilde dua eder.

Gündüzünde de oruçlu bulunmalıdır. Ma’sıyete dâir olmaksızın yapılacak her duânın kabulü inâyet-i ilâhiyyeden umulur. (İbn-i Asâkir, Fadlu Receb, no: 12)

HZ.PEYGAMBER ÜÇ AYLARDA ŞU DUALARI ETMİŞTİR...

Peygamber Efendimiz üç ayların manevi değerlerine işaret etmiştir. Söylenene göre Hz.Peygamber mübarek üç aylara girerken şu duayı etmiştir, "Allah'ım, mübarek kıl bize Recep ve Şaban'ı; affımıza vesile eyle Şehr-i Ramazan'ı"

“Ey Allah'ım! Recep ve şabanı bize mübarek kıl, bizi ramazana kavuştur." (Ahmet b. Hanbel, Müsned, I, 259)

“Allah'ım! Bizleri Regâible Sana rağbet eden, Miraç ile yücelen, Berat ile kurtuluşa eren, Kadrini idrak ederek Ramazanın sonunda cenneti hak eden kullarından eyle!"

Peygamber Efendimiz diğer bir hadis-i şerifinde, “Recep Allah"ın ayı, şaban benim ayım, ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, I, 423, Hadis No: 1358) buyurmuştur.

“Bi’smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Allâhümme bârik lenâ fî recebe ve şa‘bân ve belliğnâ ramazân. Vahtim lenâ bi’l-îmân ve yessir lenâ bi’l- kur’ân.”
Türkçe Anlamı:
Rahman ve rahim Allâh’ın adıyla.
Allâh’ım! Bizlere Receb ayını Şa‘ban ayını mübarek kıl. Bizi Ramazan’a kavuştur. (Ömrümüzü) Îmân ile bitirmeyi nasîb eyle. Kur’ân’ı bize kolaylaştır.

“Sübhâna’llâhi’l- hayyil- kayyûm.”
Türkçe Anlamı:
Ezelî ve ebedî hayat sâhibi Allâh’ım! Yaratıkların her işinde hâkim ve kâim olan Allâh’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

“Sübhâna’llâhi’l- ehadi’s- samed.”
Türkçe Anlamı:
Tek olan ve herkesin kendisine muhtaç olduğu Rabbim Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

“Sübhâna’llâhi’l- gafûri’r- rahîm.”
Türkçe Anlamı:
Ey merhameti bol olan ve çok affedici olan Allâh’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır. Regaib gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine, Mirac gecesi, Recep ayının yirmi yedinci gecesine, Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesine, Kadir gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar.

REGAİB KANDİLİ ORUCU

Bir ihtiyar ayağa kalkıp: “- Yâ Resûlallâh! Ben Receb ayının hepsini oruçlu geçiremem.” deyince Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz:
“- Sen Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut. Hepsini tutmuş sevâbına kavuşursun. Çünkü sevâblar on misli yazılır. Fakat sen, ilk cuma gecesinde gâfil olma ki melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir.
O gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâbe’ nin etrafında toplanırlar. Allâhü Te‘âlâ onlara hitâb eder:
‘Ey meleklerim, Benden dilediğinizi isteyiniz!’ der. Onlar da:
‘- Dileğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir’ derler. Allâhü Te‘âlâ da:
‘- Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim’ buyurur” diye buyurdular.
“Receb’de bir gün ve bir gece vardır ki o günde oruç tutan ve o gecede namâz kılan kimse için yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibâdet etmiş gibi sevâb verilir.” (H.Şerîf)


ÜÇ AYLARDA HANGİ ZİKİRLERİ ÇEKİLMELİDİR?

Üç aylar boyunca her gün 1100 kere "la ilahe illallah", 100 kere de "Muhammedürresulullah" diye tesbih etmekte hayır vardır. Üç ayların sonunda ise 90 bin kelime-i tevhid çekilir.

Recep ayında sabah akşam her gün 70 kere istiğfarda bulunmak gerekir. “Allahümmeğfirli verhamni ve tüb aleyye” istiğfarını çekmelidir.

ÜÇ AYLAR nasıl İHYA EDİLMELİDİR?

Bu günlerde nefisler hesaba çekilmeli, ana sermayemiz olan ömrümüzün nerede ve nasıl tüketildiği gözden geçirilmeli, amel defterimize neler yazıldığı, Mahşer günü kurulacak büyük divanın tek Hâkimi Yüce Allah'ın (cc) hakkımızda nasıl bir hüküm vereceği düşünülmelidir.

Bu aylar dua ve tövbelerimizin kabul edilme ümidini daha fazla hissedeceğimiz aylardır.

– Kur'an-ı Kerim okunmalı, okuyanlar dinlenmeli, uygun mekânlarda Kur'an ziyafetleri verilmeli, Kelamullah'a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

– Peygamber Efendimize (s.a.s.) salât ve selâmlar getirilmeli, O'nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

– Tefekkürde bulunulmalı, "Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah'ın benden istekleri nelerdir" gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

4 Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli, manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk'a niyazda bulunulmalı

– Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı, gönüller alınmalı, kederli yüzler güldürülmeli.

– Günahlara samimi olarak tövbe ve istiğfar edilmeli, idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamette bulunulmalı.

– Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı, vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

– Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

-Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli, iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

– Hayattaki manevî büyüklerimizin, hocalarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, mesaj yahut e-mail çekerek tebrik edilmeli, duaları istenmeli.

-Başta bütün insanlık olmak üzere kendimize ve sevdiklerimize mümkün mertebe ismen dualar etmeli.

HZ.PEYGAMBER ÜÇ AYLARDA ŞU DUALARI ETMİŞTİR...

Peygamber Efendimiz üç ayların manevi değerlerine işaret etmiştir. Söylenene göre Hz.Peygamber mübarek üç aylara girerken şu duayı etmiştir, "Allah'ım, mübarek kıl bize Recep ve Şaban'ı; affımıza vesile eyle Şehr-i Ramazan'ı"

“Ey Allah'ım! Recep ve şabanı bize mübarek kıl, bizi ramazana kavuştur." (Ahmet b. Hanbel, Müsned, I, 259)

“Allah'ım! Bizleri Regâible Sana rağbet eden, Miraç ile yücelen, Berat ile kurtuluşa eren, Kadrini idrak ederek Ramazanın sonunda cenneti hak eden kullarından eyle!"

Peygamber Efendimiz diğer bir hadis-i şerifinde, “Recep Allah"ın ayı, şaban benim ayım, ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, I, 423, Hadis No: 1358) buyurmuştur.

ÜÇ AYLARDA OKUNACAK DUALAR...

“Bi’smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm. Allâhümme bârik lenâ fî recebe ve şa‘bân ve belliğnâ ramazân. Vahtim lenâ bi’l-îmân ve yessir lenâ bi’l- kur’ân.”
Türkçe Anlamı: Rahman ve rahim Allâh’ın adıyla. Allâh’ım! Bizlere Receb ayını Şa‘ban ayını mübarek kıl. Bizi Ramazan’a kavuştur. (Ömrümüzü) Îmân ile bitirmeyi nasîb eyle. Kur’ân’ı bize kolaylaştır.

“Sübhâna’llâhi’l- hayyil- kayyûm.”
Türkçe Anlamı: Ezelî ve ebedî hayat sâhibi Allâh’ım! Yaratıkların her işinde hâkim ve kâim olan Allâh’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

“Sübhâna’llâhi’l- ehadi’s- samed.”
Türkçe Anlamı: Tek olan ve herkesin kendisine muhtaç olduğu Rabbim Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

“Sübhâna’llâhi’l- gafûri’r- rahîm.”
Türkçe Anlamı: Ey merhameti bol olan ve çok affedici olan Allâh’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

ÜÇ AYLARDA HANGİ NAMAZLAR KILINIR?

Üç aylar bu namaz ile karşılanır...

Üç ayların başlangıcı olan Recep ayının ilk günü Allah rızası için iki rekat nafile namaz kılınır. Sonra samimiyetle günahlara tövbe edilir. 111 defa “Allahümme salli ala Muhammed” diye Peygamber Efendimize salat-ü selam getirilir. 1660 defa “ya Allah” diye tesbih çekilir. "Yüceltilmiş, içine ikramlar konulmuş ay" ve "hazırlanmak" anlamına gelen Recep ayının hilali ile birlikte feyizler bereketler müminlerin üstüne yağmur gibi iner.

Selman-ı Farisi (ra) rivayet ediyor:

Receb-i Şerif'in hilali girdiğinde Efendimiz (sav) bana hitaben buyurdular ki:

-''Ey selman! Her kim ki Receb ayında her rekatta BİR FATİHA, ÜÇ İHLAS ve ÜÇ de KAFİRUN SURESİ'ni okuyarak otuz rekat namaz kılarsa Allhü teala (cc) hazretleri o kimsenin günahlarını af ve mağfiret eder. Ona senenin tamamını oruç tutmuş sevabı verir. Gelecek seneye kadar namaz kılanlardan yazılır. Her gün onun için bedir şehitlerinden bir şehidin ameli kadar ameli yükselir.''

Recep ayında kılınacak namazlar

Bir imanlı kişi 1 ile 10’u , 10 ile 20 arasında,20 ile 30 arasında 10’ar rekat olmak üzere ve her rekatta 1 fatiha 3 ihlas 3 kafirun sürelerini okursa mutlaka günahları silinir, Recep ayın tamamını oruç tutmuş gibi olur, gelecek seneye kadar devamlı namaz kılanlardan sayılmış olur.

Recep ayının ilk Cuması kılınan namaz

ecebin ilk cuması öğle ile ikindi arası 4 rekat namaz vardır. Her rekatta 1 fatiha, 7 ayetel kürsi, 5 felak, 5 nas, 5 ihlas okunur. Selam verince “ La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azimil kebiril müteali.” Zikri okunur. Sonunda “estağfirullahe ve etübü ileyhi” diye 10 kere tevbe edilir.


REGAİP GECESİ NAMAZI nasıl KILINIR?


Leyle-i Regâib’den evvelki perşembe günü oruç tutulup akşam birkaç lokma iftar edip akşam namazını edadan sonra iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” suresi ve oniki kere “İhlâs” sûresi okunacaktır.

Veyahud bir kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.

Namaz tamam olduğunda yetmiş kere:

“Allah’ım, ümmî nebî Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır.

Sonra secde edilip secdede yetmiş kere:

“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”

Secdeden baş kaldırıp otururken yetmiş kere:

“Rabbim, beni mağfiret et, bana rahmet et, bildiğin bütün kusurlarımdan geç, onları bağışla, şüphesiz Sen en yüce ve en kerîmsin.” duâsı okunacak.

Tekrar secde edip yine yetmiş kere:

“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.” duâsı okunacak. Ve sonra secdede iken dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak –celle ve alâ– Hazretleri’nden niyaz edilecektir. Sonra kişi secdeden başını kaldırıp namaz ve duâsı tamam olmuş olur.

MİRAÇ GECESİ NAMAZI nasıl KILINIR?


Receb-i Şerîf’in yirmiyedinci gecesine müsadif olan mübarek Leyle-i Mi’rac’da oniki rek’at nafile namaz kılınması müstahsen görülmüşdür. Her rek’atda Fâtihâ-i şerîfeden sonra başka bir sûre okuyarak iki rek’atda bir selâm vermeli ve sonra yüz kere:

“Allah’ı tesbih ederim/bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür.” zikrini okumalı.

Sonra yüz kere istiğfar etmeli ve yüz kere de Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Efendimiz’e salât ve selâm göndermelidir. Bunlardan sonra da kendisi için istediği şekilde dua eder.

Gündüzünde de oruçlu bulunmalıdır. Ma’sıyete dâir olmaksızın yapılacak her duânın kabulü inâyet-i ilâhiyyeden umulur. (İbn-i Asâkir, Fadlu Receb, no: 12)

RECEP AYININ HANGİ GÜNLERİ ORUÇ TUTULUR?

Bir ihtiyar ayağa kalkıp: “- Yâ Resûlallâh! Ben Receb ayının hepsini oruçlu geçiremem.” deyince Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz:

“- Sen Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut. Hepsini tutmuş sevâbına kavuşursun. Çünkü sevâblar on misli yazılır. Fakat sen, ilk cuma gecesinde gâfil olma ki melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir.

O gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâbe’ nin etrafında toplanırlar. Allâhü Te‘âlâ onlara hitâb eder:

‘Ey meleklerim, Benden dilediğinizi isteyiniz!’ der. Onlar da:

‘- Dileğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir’ derler. Allâhü Te‘âlâ da:

‘- Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim’ buyurur” diye buyurdular.

“Receb’de bir gün ve bir gece vardır ki o günde oruç tutan ve o gecede namâz kılan kimse için yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibâdet etmiş gibi sevâb verilir.” (Hadis-i Şerîf)

Peygamber Efendimiz oruç ayı olan Ramazan'ın dışında en çok Recep ve Şaban aylarında oruç tutmuştur. Recep ayına girildiğinde ise bu duayı dilinden düşürmemiştir. "Allahümme bârik lena fî recebe ve şa'bân ve belliğna ramazan" (Allah'ım Recep ve Şaban ayını bize bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.)

ÜÇ AYLARDA YAPILACAK İBADETLER NELERDİR?


Hicri takvime göre Recep, Şaban ve Ramazan ayını kapsayan aylara mübarek üç aylar denmiştir. Müslümanlar için mübarek olan geceleri de içine alan üç ayları ibadet ve şükür ile geçirmek tavsiye edilmiştir. Regaip, Miraç, Berat ve Kadir Gecelerini de içine alan üç aylarda yapılacak ibadetler merak ediliyor. Müslüman alemi için büyük önem taşıyan üç aylar Recep aynın ilk günü yani miladi takvime göre 19 Mart Pazartesi günü başladı. 16 Mayıs yani Ramazan ayının ilk günü sonrasında 14 Haziran'da yani arefe günü ise üç ayları uğurlayacağız.

Receb'i "Allah'ın ayı" olarak nitelendiren Peygamberimiz s.a.v.'e bunun hikmeti sorulduğunda, "Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda Allah Tealâ peygamberlerinin tevbelerini kabul buyurmuştur. Bu ayda peygamberlerini düşmanlarından korumuştur." buyurur.

ÜÇ AYLARI ORUÇLA KARŞILAMAK

Recep ayının 1.günü ile başlayan üç ayları karşılamak isteyen müslümanlar bu günü oruç ile geçirirler. Regaip gecesinin içinde olduğu Recep ayında bolca oruç tutulmalıdır. Bu aya 'Recebü'l-asabb' da denilmiştir. Yani; iyiliklerin isabet ettiği Recep ayı. Recep ayına 'tövbe' ismi de konulmuştur. Mümin bu ayda ve özellikle de Regaip Kandili'nde günahlarını bolca kendine itiraf edip tövbe etmelidir.

Herhangi bir zorunluğu olmayan üç ayları karşılama orucu kişinin hürriyetine kalmıştır. Tutulduğu vakit bir sevaba vesile olan üç ayların ilk günü tutulan oruç, eğer Cuma gününe denk geliyorsa Perşembe yahut Cumartesi eklenerek tutulmalıdır. Hz.Peygamber bir hadisinde şöyle buyurmuştur;

"Allah'ım Recep, Şaban'ı bize mübarek eyle, bizi Ramazan'a ulaştır.' (Ahmed, Müsned) Bu gece (Regaip gecesinin gündüzü) oruç tutana birçok sevap haberi verilmiştir.

ihram Nedir? (Hac Elbisesi) - Nerelerde ihrama Girlilir ? (Mikat Mahalli) - ihramlıya Yasak Olan Hareket ve Fiiller


ihram Nedir? (Hac Elbisesi) - Nerelerde ihrama Girlilir ? (Mikat Mahalli) - ihramlıya Yasak Olan Hareket ve Fiiller

İhram:
Hac ve umre yapmak amacıyla kutsal toprakların ziyaret edilmesi esnasında erkeklerin giyinmiş olduğu, iki parçadan oluşan, beyaz renkli dikişsiz bir örtüdür.

İhrama girmek demek, hac ve umre için niyet eden Müslümanların bazı davranış ve hareketlerini kendilerine haram kılmaları anlamına gelmektedir. İhram’ın yasakları, hac ve umre için, niyet edip ihrama girildiği zaman başlar. Hac ve umre ibadetlerinin gerektiği gibi yapılabilmesi ve ibadetlerin boşa gitmemesi için, ihram kurallarının çok iyi öğrenilmesi gereklidir.

Hac ve umre için niyet eden erkek Müslümanlar,önce beden temizliklerini tamamlarlar,.abdest alırlar,bütün kıyafetlerini çıkarırlar,başları açık kalacak şekilde ihrama girmeye başlarlar.beden temizliği: tırnaklar kesilir,saç ve sakal traşı yapılır.ve bütün vücut temizlenir.izar ve rida denilen, iki parçadan oluşan beyaz dikişsiz örtü giyilir.

Kadınlar ise, hac ve umre yaparken ihrama girme zorunluluğu olmadığı için, günlük kıyafetleri ya da tercihlerine göre uzun ve beyaz giysilerle de, ibadetlerini yerine getirirler.

İhram, iki parçalı beyaz örtüden, çok daha derin ve manevi anlamlar içerir. Her şeyden önce temizliği ve arınmışlığı sembol eder.

İhram, kötülüklerden, fesatlıktan, bencillikten ve kibirlilik duygularından temizlenerek Allah’a saf bir şekilde yönelmeyi teşvik eder.

İhrama girildiği zaman farklı devletlerden aynı gaye için gelen bütün Müslümanlar arasında hiçbir fark olmadığı herkesin eşit olduğu mesajını verir. İhrama girildiği anda, bütün Müslümanlar arasında dil, kültür, makam, mevki, ekonomik durum, gelir düzeyi gibi tüm farklılıklar ortadan kalkar ve herkesin nasıl eşit olduğu duygusu hâkim olur.

Mekke çevresinde ihrama girmek için belirlenmiş yerler vardır. Bu yerlere ‘mikat’ denir. mikat sınırları dışından hacca veya umreye gelenler, bu sınırları

İHRAM YASAKLARI


İhrama girildiği andan itibaren ihramdan çıkıncaya kadar, ihram yasakları olarak bir dizi yasak başlar. Mümkün olduğu kadar bu yasaklardan uzak olmaya çalışılmalıdır.

Harem bölgesinin(Mekke ve çevresi) doğal bitkilerini kesmek, ağaçlara zarar vermek, av hayvanlarını avlamak, korkutmak, ihram elbisesi dışında elbise giymek, erkeklerin başlarını örtmesi, kadınların yüzlerini örtmesi, erkeklerin ayakkabı, çorap, eldiven giymeleri, tırnak kesmek, saç tıraşı olmak, sakal tıraşı olmak, bıyıkları düzeltmek, vücudun herhangi bir yerinden kıl koparmak, koku sürünmek, parfüm kullanmak, eşiyle cinsel ilişki, ya da yol açacak davranışlarda bulunmak, gibi… Bütün bunlar ihramlı kişi için yasak olan durumlardır.

Ayrıca, başkalarına zarar vermek, kavga etmek, küfür etmek gibi davranışlar ihramlı için hoş olmayan ve ceza gereken durumlardır.

İhrama nerede girilir? İhrama girilen yerler nerelerdir?

HAREM BÖLGESİ


Mekke-i Mükerreme’yi çevreleyen Harem bölgesinin sınırlarını ilk defa Cebrail’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim belirlemiş, sınırları gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygamber tarafından yenilenmiştir. Bu sınırların Kâ’be’ye en yakını, Mekke’ye 8 km. mesafede Medine istikametinde “Ten‘îm”; en uzak olanları ise Tâif yönünde “Ci‘râne” ve Cidde istikametinde Hudeybiye yakınlarında “Aşâir”dir. Diğerleri; Irak yolu üzerinde “Seniyyetülcebel”, Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” ve Arafat sınırında “Batn-ı Nemîre”dir.[3]

Yani velhasil kelam, ihram veya harem bölgesi demek, orada bitkilerin, insanlarin, hayvanlarin emniyette oldugu, onlara, hicbir zarar ziyanin, ullaşmamsi gereken bölge veya yer demekdir, yani bu sadece bize bir örnek teşkil eder, bu gün kötü bilim adamlari bitkilerin "DNA" sini bozarak onlari yiprattilar, ve yine hayvanlari klonlayip, genini bozarak, yine zararli türler meydana getirdiler, ve insanida neredeyse klonlmak için, bütün gayretleri ile ugraşiyorlar, amma bu harem bölgesi demek, işde dünyada öyle yerler meydana getirin ki, oradakilere zarar verilmesin, ve güvenli eminyetli bölge olsun, bunu Rabbimiz Mekke ve kabe civari için yapmiş, amma bu, sadece bir örneklik içindir, ve bugün böyle, hayvan neslininn, insan neslinin ve bitlikilerin korundugu, ve dogal hallerinde yaşadigi, emniyletli bölgeler yapmamiz, ve oralari, hatta asker ve polisler ile korumamiz gerekliligini gösteriyor, yoksa bu kötü bilim adamalri bütün dünyayı fesada ugratacaklar, ve artik neredeyse, dogal hicbirşey kalmayacak hale geldi, ve size Fatih Sultan Mehmet Han in babasina dedigi gibi diyorum : beni sizden biri olarak görüyorsaniz, size sadece bunu tavsiye ediyorum, yok bizi mehdi olarak kabul ediyorsaniz, size bunu emrediyorum, böyle "Harem Bölgeleri" oluşturun, her bölgede, yörede, oranin bitki örtüsünü, hayvanini koruyacak, emniyetli alanlar oluşturun, "dogal yaşam merkezleri", ve var gücünüzlede buralari koruma altina alin, ve polisinizle, askerinizle buralari beklemek sureti ile koruyunuz, yoksa dünyain sonunu siz düşünün.......

Zaten Cennet ne demekdir : Kirden, pisden, günahdan, günahkardan, kötülerden, ve şeytanlardan, yani bir nevi mikroplardan, ve kafir cinlerden, yani kötü gazlardan... arindrilimiş bir bölge demekdir, Eğer siz dünyada böyle bölgeler oluşturursaniz, birinin ismine, nimetler ceneti "Naim Cenneti" adini veririz, digerine "Me've Cenneti" yani dünyanin burunu yani havasi temiz cennet adini veririz, birisine, en iyiler diyari, "şehitler cennti," yani kokusu gitmemiş yiyecek, giyecek, hayvan ve insanlr cenneti veya diyari harem bölgesi deriz, bir digeri bozulmamiş kirlenmemiş gazlar yani havasi bozulmamiş diyar yada cennet, digerine bozulmamiş topraklar cenneti, yani velhasil, sizler harem bölgeleri kurarsaniz, artik böyle daha ileri dogru giden yolumuzda, ahiret baki kalanlarin diyari olur işde, yoksa bu kafir bilim adamlari bize, ceneti dar etcekler, ve cennet yerine kiyameti başimiza getirmeye ugraşiyorlar. akillanin artik ey insanoglu


ihramsız olarak geçemezler. Mikat yerleri şunlardır:

Zulhuleyfe: Mekke’ye Medine yönünden gelenlerin mikatıdır.
Cufe: Şam yönünden gelenlerin mikatıdır.
Zat-ı ırk: ırak yönünden gelenlerin mikatıdır.
Karn:necid yönünden gelenlerin mikatıdır.
Yelemlem: yemen yönünden gelenlerin mikatıdır.

Doğrudan Mekke’ye gidecek giden hacı adayları, uçaklar Cidde’ye indiği ve Cidde de mikat sınırları içinde olduğundan, uçağın kalktığı havaalanında ya da evlerinde ihrama girerler. Gerekirse uçak, mikat sınırını geçmeden uçağın içinde de ihrama girilebilir.

İhram Nedir Nasıl Giyilir.


İhram: Niyet ve telbiyeden ibarettir ki hacca yahut umreye veya kırana göre her ikisine niyet ederek harama dâhil olmaktır. Bu esnada erkeklerin büründükleri rida ve izar denilen iki parça örtüye halk arasında ihram denilmektedir (hanımların ihramları normal elbiseleridir). Hac ve umre ibadetlerini eda etmek için bir kısım mubahları haram kılmaktır. (İnaye c.2,s.429)
İhrama girmenin esrarı ve hikmeti: Dünya ziyneti olan elbiselerden soyunarak; doğumu ve ölülerin diriltilmesini, mahşer yerini, hesap gününü, mizanı düşünmek, temiz olarak fuyuzatı ilahiyyeye nail olmaktır. İhramsız hac ve umre yapılamaz.

İhramın Sahih Olmasının Şartları
1- Niyet etmek.
2- Telbiye getirmek veya telbiye yerine geçen bir zikirde bulunmak.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Telbiyede bulunan hiç bir Müslüman yoktur ki, onun sağında ve solunda bulunan taş, ağaç, sert toprak onunla birlikte telbiyede bulunmasın, bu iştirak (sağ ve solunu göstererek) şu ve şu istikamette arzın son hududuna kadar devam eder".(Tirmizi, Hac, 14/828.)

İhramın Vacibleri
1- Mikat hududunu geçmeden ihrama girmek.
2- İhramın yasaklarından korunmak

İhramın Sünnetleri
1- İhrama girmeden önce, koltuk altı ve kasıkkıllarını temizlemek, tırnak kesmek ve güzel koku sürünmek.
2- İhrama girerken gusletmek veya abdest almak.
3- Erkekler,izar ve rida denilen iki parça örtüye sarınmak.
4- İhrama niyyet ettikten sonra kerahet vakti değilse iki rek'at ihram namazı kılmak.
5- İhramlı bulunduğu surede her fırsatta telbiye söylemek.
6- Telbiyeyi üç defa tekrarlamak.
7- Telbiyeden sonra teşrik tekbiri, salevat-ı şerife, dua ve niyazda bulunmak.

İhram'ın Müstehapları
1- Gusul'e ihram için niyet etmek.
2- İhramın beyaz, yeni veya yıkanmış olması
3- Nalin veya naline benzeyen terlik giymek
4- Misvak kullanmak.
5- Saclarını taramak.
6- Bıyıklarını sünnete uygun kesmek.

İhram'ın Mübahları
1- Kan aldırmak.
2- Kıl koparmadan vücudun herhangi bir yerini veya başını kaşımak.
3- Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak.
4- Sıcaktan korunmak için bir ağaç, ev, çadır altına sığınılabileceği gibi, başa değdirmeden şemsiye taşımak.
5- Kemer takmak, silah kuşanmak, yüzük ve saat takmak, kokusuz sürme çekmek.
6- Topukları ve üzeri açık ayakkabı giymek.
7- Diş çektirmek, iğne vurdurmak.
8- Kollarını giymeden palto veya ceket gibi bir elbiseyi omuza almak.
9- Yorgan, battaniye veya herhangi bir örtü ile, yüz ve baş hariç vücudun diğer kısımlarını örtmek.

İhram'ın Yasakları
Bir kimse hac veya umre için niyyet edip, telbiye yapmakla ihrama girmiş olur. İhramdan çıkıncaya kadar kendisine bazı fiil ve davranışlar haram olur. Bu haramlara ihram yasakları denir.

A- İhramlının kendi vücudu ile alakalı yasaklar:

1- Koku sürünmek,
2- Kokulu sabun kullanmak,
3- Traş olmak, bıyıkları kesmek,
4- Süslenmek maksadıyla kına sürmek, ruj ve oje gibi maddeler kullanmak,
5- Tırnakları kesmek,
6- Vücudundan herhangi bir yerinden kıl koparmak veya kesmek.
7- Kasık ve koltuk altı kıllarını yolmak veya traş etmek.

B- Giyim kuşam ile alakalı (erkeklere) yasaklar:

1- Başa takke giymek veya sarık sarmak,
2- Pantolon, palto, gömlek gibi dikişli elbiseler giymek.
3- Çorap, eldiven veya üstu ve topukları kapalı ayakkabı giymek.

C- Cinsi yasaklar:

1- Cinsi münasebette bulunmak,
2- Öpüşüp, oynaşmak,
3- Cinsi münasebete sebep olabilecek söz, fiil ve davranışlarda bulunmak.

D- Başkalarına zarar veren yasaklar:

1- Kavga etmek,
2- Münakaşa ve mücadelede bulunmak,
3- Sövüp saymak, hakaret etmek, gönül kırmak.

E- Harem bölgesi ile alakalı yasaklar:

1- Kendiliğinden biten yeşil otları ve ağaçları koparmak, budamak, ezmek,
2- Zararsız hayvanları öldürmek. (Muhit-i Burhani, 2/458.)

F- Kara hayvanlarının avı ile alakalı yasaklar:


1- Eti yensin veya yenmesin her turlu kara hayvanını avlamak,
2- Avcıya işaretle bile olsa yardımda bulunmak,
3- Av hayvanlarına zarar vermek.
İhram'a Nerede Girilir?
İhrama girmek için muayyen yerler vardır.
Bunlara "Mikat mahalli" denir. Beytullah'a ulaşmak isteyen afakinin, Kabe-i Muazzama'ya ta'zim için ihramlı olması ve mikat mahallinden ihrama girmesi lazımdır. Mikat hususunda insanlar üç kısımdır:
1- Afaki olanlar: mikat mahallerinin dışından gelenlerdir.
2- Hill ehlidir: mikat mahalleri ile harem arasında ikamet edenler.
3- Harem ehlidir: Mekke ve civarında ikamet edenler.

İhram'a Nasıl Girilir?

İhrama girecek kimse evvela tırnaklarını keser, koltuk altı ve kasık kıllarını temizler, gerekiyorsa saç ve sakal traşı olup, bıyığını düzeltir. Mümkünse gusleder. Gusletme imkanı yoksa yalnız abdest alır. İhrama girerken yapılacak gusul sunnet-i müekkededir. Bu gusul, hadesten taharet için değil, maddi temizlik içindir. Bu bakımdan hayız ve nifas halindeki kadınlar da gusledebilirler. Gusülden sonra vücutta renk ve iz bırakmayan güzel bir koku sürünür. Vücud sadece izar ve rida ile örtülür.
Baş açık ve ayaklar çıplak bırakılır. Ancak ayaklarına topukları ve üzeri açık terlik giyer. İzar ve ridaya büründükten sonra 2 rekat namaz kılar: Birinci rek’atta Fatiha-i Şerife'den sonra Kafirun suresini, ikinci rek’atta Fatiha-i Şerife'den sonra ihlas suresini okur. Namazdan sonra kıbleye dönüp hac veya umreden hangisine niyet edecekse ona niyet eder. (Vekil ise falan kimse adına der) Ara vermeden 3 kere:
“Lebbeyk, Allahumme lebbeyk, lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnnel-hamde ve’n-ni‘mete leke ve’l-mülk. La şerike Lek.” diye telbiye getirip peşinden tekbir ve Salavat-ı şerife okur. Boylece ihrama girilmiş olur. Artık yol boyunca telbiye, Peygamber Efendimiz’e bol bol salavatlar getirilir, dualar yapılır; zikir, tesbih ve tehlilde bulunulur. Farz namazların ardından da çokça telbiye getirilir. Telbiyeleri yüksek sesle söylemek, erkekler için müstehaptır. Kadınlar seslerini yükseltmeden söylerler.

Hanımların İhramı
İhram ile alakalı aşağıdaki hususların haricinde kadınlar da erkekler gibidir.
1. Her türlü dikişli elbise, eldiven, çorap ve mest giyebilirler. Başlarını örtebilir, fakat yüzlerini açık bulundururlar.
2. Telbiyede seslerini yükseltmezler.
3. Tavafta remel de bulunmaz ve sa'yda hervele yapmazlar.
4. Başlarını tahlik yani kökten kazıtmazlar ancak kısaltırlar.
5. İzdiham varsa Hacer-i Esved'i öpmeden istilam ederler. Erkekler topluluğundan kaçarlar.İzdihamlı zamanlarda Makam-ı İbrahim'in yanında namaz kılmazlar.
6. Hayız ve nifas halinden dolayı veda tavafını terk ettiği veya ziyaret tavafını tehir ettiğinden kurban kesmeleri gerekmez. (Lubab Şerhi s.78)

İhramdan Nasıl çıkılır?
İhramdan çıkmak için erkekler saçlarını ya ustura ile tıraş ettirirler veya en az saçlarının dörtte birini, parmak uçları kadar (1,5-2 santim) kısalttırırlar. Başı tıraş ettirmek, kısalttırmaktan efdaldir. Kadınlar ise tıraş olmazlar, saclarının uçlarından 1-2 santim kısaltırlar. Böylece ihramdan çıkmış olurlar.

İhram Yasakları ve Cezalar

İhram: Haccın şartlarından biridir. Hacı adayının, başka zamanlarda işlenmesi mubah olmayan bazı fiil ve davranışları, belirli bir süre için kendisine haram kılması, yasaklamasıdır. Bu niyetle giyilen özel elbiseye de ihram denir. İhramlı olunan sürede uyulması gereken kurallar vardır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde cezaları yerine getirmek gereklidir.

HAC BOZULMASINA SEBEP OLAN KUSUR

Hac için niyet edip ihrama girdikten sonra, Arafat vakfesine başlamadan önce cinsel ilişki de bulunan kişi haccın bozulmasına yol açar. Bu duruma düşen kişi, bozulan bu haccı yarım bırakmaz, haccı tamamlar. Bunun yerine gelecek yıllarda bu haccı kaza etmesi gerekir. İşlediği bu fiilden dolayı bir koyun veya keçi(dem)kurban etmesi gerekir.

Umre için ihrama girdikten sonra, umre tavafını yapmadan cinsel ilişkide bulunan kişinin de aynı şekilde umresi bozulmuş olur. Bu şekilde umresi bozulan kişinin umreyi bırakmaması ve tamamlaması gerekir. Daha sonra ise bunu kaza eder ve işlediği bu fiilden dolayı yine bir koyun veya keçi kesmesi gerekir.

DEVE VEYA SIĞIR KESMEYİ GEREKTİREN KUSUR

İhrama girip, Arafat vakfesini yaptıktan sonra, tıraş olup ihramdan çıkmadan önce, cinsel ilişki de bulunan kişinin, ceza olarak bir deve ya da sığır kesmesi gerekir.

KOYUN VEYA KEÇİ KESMEYİ GEREKTİREN KUSUR

İhramlı iken, Arafat vakfesinden sonra tıraş olup henüz ziyaret tavafını yapmadan cinsel ilişki de bulunmak, eşini şehvetle öpmek, okşamak gibi cinsel ilişkiye yol açabilecek davranışlarda bulunmak, saç veya sakalın dörtte birini ya da vücudunda başka bir yerini tıraş eden, tırnak kesen, elbise olarak dikilmiş giysileri on iki saat veya daha fazla bir süre giyinen, başı yüzünü örten, ayakkabı giyinen, vücudunda her hangi bir yerine koku, yağ, jöle süren, kına yakan, saç ve sakal boyayan bir kimsenin ceza olarak bir koyun veya keçi kesmesi gerekir.

FITIR SADAKASI VERMEYİ GEREKTİREN KUSURLAR

İhramlı olan bir kişinin, on iki saatten az bir süre her hangi bir elbise ya da ayakkabı giymesi başını örtmesi, saç veya sakalın dörtte birinden az kısmını tıraş etmesi, el veya ayağının tırnaklarının bir kısmını kesmesi, ceza olarak fıtır sadakası kadar, sadaka vermeyi gerektirir.

BEDEL ÖDEMEYİ GEREKTİREN KUSURLAR

İhramlı iken, karada yaşayan av hayvanlarını avlayan, yaralayan, yumurtalarını kıran, avlayanlara yardımcı olan, avcılara av yerlerini gösteren kişilerin ceza ödemesi gerekir. Ceza olarak ise av hayvanlarının kıymeti kadar tayin edilir.

Özür nedeniyle(hastalık, kaza gibi)olan durumlardır. Bu durumda olanlar ceza konusunda muhayyerdir.

Pi Sayısı Nedir? - Pi Sayısı Hakkında Bilgiler - 3.14 'Pi' Günü Ne Zamandır?


Pi Sayısı Nedir? - Pi Sayısı Hakkında Bilgiler - 3.14 'Pi' Günü Ne Zamandır?


Pi sayısı ( π {\displaystyle \pi } \pi), bir dairenin çevresinin çapına bölümü ile elde edilen irrasyonel matematik sabiti'dir. İsmini, Yunanca περίμετρον (çevre) sözcüğünün ilk harfi olan π den alır. Pi sayısı, Arşimet sabiti ve Ludolph sayısı olarak da bilinir.

Tarihi
Fabrice Bellard, 2010 yılında Chudnovsky algoritması kullanarak sayının ilk 2.699.999.990.000 basamağını bulmuştur. Arşimet, 3 tam 1/7 ile 3 tam 10/71 arasında bir sayı olarak hesapladı. Mısırlılar 3,1605, Babilliler 3.1/8, Batlamyus 3,14166 olarak kullandı. İtalyan Lazzarini 3,1415926, Fibonacci ise 3.141818 ile işlem yapıyordu

Pi, her türlü matematik işlemince büyük önem taşıyan çok ilginç bir sayıdır. Matematiğin birçok hesaplamasında örneğin; daireler, yaylar, pendulumlar gibi… pi sayısına rastlarız.

Genellikle bilinen en basit pi sayısı pek fazla birşey ifade etmese de yaygınca kullanılır ve bu bakımdan anlamlıdır. Bu sayı aslında bir orandır ve dairenin çevresinin çapına bölümünden elde edilir. Bu oran 3,14 olarak bilinir. Bunu kendiniz de ölçebilirsiniz, mesela evde herhangi bir dairesel cisim bulun fakat mümkün olduğunca büyük olmasına dikkat edin. Elinizde bir bardak var diyelim, eğer bir mezura ile bardağın önce çevresini daha sonra da çapını ölçüp bölerseniz her zaman 3.14 sonucuna ulaşırsınız. Tabi sonucun aslına en yakın olması için gerçekten hassas bir ölçüm yapmak gerekir.







Yukarıdaki animasyonda pi sayısının ispatı olarak 1.27 inçlik çapa sahip bir dairenin doğrusal olarak açıldığında 4 inçlik bir mesafeye karşılık geldiği gösteriliyor. Anlaşılacağı üzere 4 inç(çevre) / 1.27 (çap) = 3.14’tür.

Görüldüğü üzere pi sayısı aslında çok basit bir temele sahiptir ve değiştirilemez bir sabit orandır. Fakat aynı zamanda Pi sayısı bir irrasyonel sayı olduğundan, hiçbir zaman sonlu bir tamsayı düzeninde ifade edilemez ve virgülden sonra sonsuz sayıda tekrarsız rakam içerir. Babilliler’den beri ortadoğu ve akdeniz uygarlıklarının pi sayısının varlığından haberdar oldukları bilinmektedir. Farklı antik uygarlıklar pi sayısı için farklı sayıları kullanmıştır. Örneğin MÖ 2000 yılı dolaylarında Babilliler π = 3 1/8, Antik Mısırlılar ise π = 256/81 yani yaklaşık 3,1605’i kullanmaktaydı. Yine de çok uzunca bir süre π’nin bir irrasyonel sayı olup olmadığı anlaşılamamıştır. 1761 yılında Johann Heinrich Lambert’in yayımladığı ispatla sabitin irrasyonel bir sayı olduğu kanıtlanmıştır. Günlük kullanımda basitçe 3,1416 olarak ifade edilmesine rağmen gerçek değerini ifade etmek için periyodik olarak tekrar etmeyen sonsuz sayıda basamağa ihtiyaç vardır. İlk 65 basamağa kadar ondalık açılımı şöyledir:

3, 14159 26535 89793 23846 26433 83279 50288 41971 69399 37510 58209 74944 5923

Günümüzde pi sayısının virgülden sonraki en fazla basamağını hesaplayabilmek üzere birtakım yarışmalar yapılmaktadır. Şu an rekorun virgülden sonra 73 milyar basamak olduğu bilinmektedir.

Tarihçe

Pi sayısı Babiller, Eski Mısırlılar ve pek çok eski uygarlık tarafından biliniyordu. Onlar, tüm çemberlerin çevresinin çapına bölümünün sabit bir sayıya eşit olduğunu fark etmişlerdi. Bu sabit sayının bulunması artık çapı bilinen her çemberin çevresinin hesaplanmasına imkan tanıyordu. M.Ö. 2000 yılı civarında Babiller p sayısını 31/8 ya da 3,125 olarak kullanıyordu. Eski Yunanda karekök 10 ya da 3,162 sayısı kullanıldı. Arhimedes ise (M.Ö 287 �” 212) 3 10/71 ve 3 1/7 sayısını p sayısı olarak kullandı.

M.S. 500 yılı civarında p sayısı için 3,1415929 olarak kullanıyordu. 1424 yılında İran’da virgülden sonraki on altı basamağı doğru olarak biliniyordu. 1596 yılında Alman Ludolph van Ceulen, p nin virgülden sonraki yirmi basamağını hesapladı ve bu sayı Avrupa’da Ludolph sabiti olarak bilindi. O tarihten sonra p sayısının virgülden sonraki milyarlarca basamağı hesaplanmıştır.

NEDİR Pİ SAYISINI ÇEKİCİ KILAN?

Pi, kültürel açıdan matematiksel sabitler içersinde en çok etki yaratanıdır. Bunu en basit nedenleri çok eskiden beri bilinmesi, çember gibi çok yaygın bir geometrik cisimle ilgili olmasi ise de bir başka nedeni de görünüşe göre bir kural izlemeyen ondalık açılımının insan aklını zorlayan kavranışıdır.

Her ne kadar matematiksel açıdan π çok az bir gizem içerse de popüler kültürde bunun aksini işleyen eserler bolca mevcuttur. Ayrıca Eski Ahit’in bir bölümünde Pi sayısının değerinin 3 olduğu ima edildiğinden, kökten dinci hristiyanlar arasında π’nin değerinin okullarda 3 olarak öğretilmesini savunanlar da vardır.

Pİ SAYISININ ADI NEREDEN GELİYOR?

Pi sayısı ismini, Yunanca περίμετρον yani “çevre” sözcüğünün ilk harfi olan π harfinden alır. Bu harf Latin Alfabesi’nde Pİ ile sembolize edilir. Ayrıca pi sayısı Arşimet sabiti ve Ludolph sayısı olarak da bilinir.

Pİ SAYISININ TARİHÇESİ

Kaynaklar pi sayısı için, ilk gerçek değerin, Archimedes tarafından kullanıldığını belirtir. Archimedes; pi sayısının değerini hesaplamak için bir yöntem vermiş ve pi değerini 3+1/7 ile 3+10/71 arasında tespit etmiştir. Bu iki kesrin ondalık sayı karşılığı 3,142 ve 3,1408 dir. Bu iki değer, pi sayısının, bugünkü bilinen gerçek değerine çok yakın olan bir değerdir. Ancak Archimedes’in gençlik yıllarında Mısır’da uzun bir süre öğrenim gördüğü bilinmekte.

Archimedes’in sağlığında İskenderiye’de Öklid’den ders aldığı, Öklid’in de Eski Mısır ve Mezopotamya Babil yöresinde uzun yıllar dolaşan bir matematikçi olduğu, bilinen tarihi bir gerçektir. İskenderiyeli tarihçi Herodot, metrika adlı eserinde pi sayısı için verdiği değer 3,71’dir. Bu değer, İskenderiyeli Heron’dan sonra gelen, eski Yunan ve ortaçağ matematikçileri tarafından farklı değerler kullanılmıştır. İskenderiyeli Heron’un verdiği yaklaşık değerin de, Mezopotamya menşeli olması ve Mezopotamyalılar’dan alınma takribi bir sonucu temsil etmesi muhtemeldir.

Pi sayısı üzerinde, Babilliler’in çok eski zamanlardan beri, kullanılan yaklaşık bir bilgiye sahip oldukları anlaşılmıştır. Genel olarak pi=3 değerini kullanıyorlardı. Bazı tabletlerde pi=3,125 değeri ne de rastlanılmıştır. Aydın Sayılı, adı geçen eserinde, “Mezopotamyalılar’da, idealleştirilmiş çemberlerle üçgenlerdeki geometrik münasebetler aracılığıyla, çözümlenen problemlerde teorikleştirilmiş ve soyutlaştırılmış bir durum mevcuttur” der. Böyle problemlerde sonuç hesaplanırken pi sayısı için, değerinin kullanılmış olduğunu belirtir.

Bu değeri; Mezopotamyalılar takribi sonuçlar için kullanmaktaydılar. Daha iyi yaklaşık sonuçlar elde etmek istedikleri zaman pi=3,125 değerini uygularlardı. Ancak pi sayısının; Mısırlılar’ınkinden ve Susa tabletlerinin gösterdiği değerden oldukça daha iyi bir değeri, ilkin Archimedes tarafından bulunmuştur. Kaynaklar; Mezopotamyalılar, yamuk alanı hesabı ile, silindir ve prizma hacim hesaplarını bildiklerini ve pi için de 3 değerini kullandıklarını belirtir. Fakat eski Babil çağına ait olup, Susa’da bulunmuş olan tabletlerde pi için kabul edilen değerin 3,125 olduğu anlaşılmaktadır.

Yunanca’da çevre sözcüğünün ilk harfi olan π simgesinden alan, bir dairenin çevresinin çapına bölünmesi sonucu, matematikte kullanılan sayıdır. Değerinin tam olarak bilinmezken genel bir ifadeyle 3 ya da 3,14 olarak kabul edilen, sürekli kullanılış tarihi 250 yıl kadar önceye dayanan sabit kılınan bu sayı 'Pi Sayısı' olarak anılmaktadır.

Eski Mısır’da Rhind Papirüsü’nde isminin geçtiği pi sayısı, Ludolp sayısı ya da başka bir deyişle Arşimet Sabiti olarak da söz edilmektedir. Pi sayısını Babilliler 3 ya da 3,125 olarak kabul etmişlerdir. Eski medeniyetlerden Mısırlılar ise 3,1604 şeklinde sabitlemiştir. Türk matematikçisi olan Semerkandlı Gıyaseddün Cemşid El Kaşi, ilk defa 1436 senesinde Pi sayısının değerini 16 ondalığa kadar hesaplamış bir isimdir.

Pi sayısı için günümüzde yaygın olan yaklaşım 3,14'tür. Gerçek değeri ise 3,141592653589793238462643383... şeklinde sonsuz devam etmektedir. Çemberin çevresinin ve alanın hesaplanması başta olmak üzere matematik, geometri ve fizik gibi bilimlerde büyük bir öneme sahiptir.

Pİ SAYISI NE ZAMAN KUTLANIR?

Pi Sayısı gününü 14 Mart'ta çeşitli etkinlikler düzenleyerek kutlanılır. Matematikçiler açısından bugün özel gündür. 14 Mart olmasının nedeni ise Pi Sayısının 3.14 olmasından dolayıdır. Bugün tüm dünyada 14 Mart'ta kutlanılır. Pi Günü San Frincisco'da ünlü fizikçi Larry SHAW tarafından kutlanmıştır. Ülkemizde ise 2007 yılında Pi Günü kutlanmıştır. Amerikalılar ise Pi Günü'nü 12 Mart 2009 olarak ulusal Pi Günü ilan etmiştir.

Dünya da her yıl 14 Mart’ta matematikçiler tarafından kutlanan Pi Günü, matematikte kullanılmakta olan sabit pi sayısı anısına kutlanır. 14 Mart günü Pi Sayısı olan 3,14’e benzemesi, bu tarihin bütün dünyada Pi Günü olarak anılmasına vesile olmuştur.

3.14 'Pi' Günü Ne Zamandir?


Bugün yani 14 Mart dünya "Pi Günü", ünlü matematik sabiti Pi sayısı anısına özel kabul edilmiştir ve her yıl 14 Mart'ta kutlanmaktadır. Bunun sebebi ise Amerikan tarih formatında bu günün 3/14 olarak geçmesi ve bu tarihin pi sayısının en yaygın kullanımını anımsatmasıdır. Galeriye göz atarken Pi'yi 3 alabilirsiniz.
Bu sayı aslında bir orandır ve dairenin çevresinin çapına bölümünden elde edilir.

Pi sayısının nasıl ve kim tarafından bulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bunun sebebi pi sayısının farklı devirlerde farklı milletler tarafından kullanmasıdır. Babillerden beri Orta Doğu ve Akdeniz uygarlıklarının Π sayısının varlığından haberdar oldukları bilinmektedir ve farklı uygarlıklar Π sayısı için farklı sayılar kullanmıştır.

Sembolü, Yunan alfabesinin 16. harfidir. Bu harf, aynı zamanda, Yunanca çevre (çember) anlamına gelen “perimetier” kelimesinin de ilk harfidir. İsviçreli matematikçi Leonard Euler, 1737 yılında yayınladığı eserinde, daire çevresinin çapına oranı söz konusu olduğunda, bu sembolü kullandı. Leonard Euler’den önce gelen bazı matematikçiler tarafından da, bu sembol kullanılmıştır. Ancak, Leonard Euler’den sonra gelen, tüm matematikçiler bu sembolü benimseyip kullandılar

M.Ö. 2000 yılı dolaylarında Babiller Π= 3,125; Antik Mısırlılar ise Π=256/ 81 yani yaklaşık 3,1605′ i kullanmaktaydı. Eski Yunanda √10 ya da 3,162 sayısı kullanıldı. Archimedes ise (M.Ö. 287- 212) 3.10/71 ve 3.1/7 sayısını Pi sayısı olarak kullanmıştır. M.S. 500 yılı civarında Pi sayısı için 3, 1415929 olarak kullanılıyordu. 1424 yılında İran’ da virgülden sonraki 16 basamağı doğru olarak biliniyordu. 1596 yılında Alman Ludolph van Ceulen, Pi’ nin virgülden sonraki 20 basamağını hesapladı ve bu sayı Avrupa’ da Ludolph sabiti olarak bilindi. O tarihten sonra Pi sayısının virgülden sonraki milyarlarca basamağı hesaplanmıştır.

Pi, kültürel açıdan matematiksel sabitler içerisinde en çok etki yaratanıdır.

Bunun nedenleri;

Çok eskiden beri bilinmesi,

Çember gibi çok yaygın bir geometrik cisimle ilgili olması,

Bir kural izlemeyen ondalık açılımın insan aklını zorlayan kavranışıdır.

Matematiksel açıdan Π çok az bir gizem içerse de popüler kültürde bunun aksini işleyen eserler bolca mevcuttur. Eski Ahit’ in bir bölümünde Pi sayısının değerinin 3 olduğu ima edildiğinden, kökten dinci Hristiyanlar arasında Π’ nin değerinin okullarda 3 olarak öğretilmesi gerektiğini savunanlar bile vardır.

Pi’nin rakamlarını belleme de çok kişinin ilgisini çekmiştir. Bu konudaki rekor pi’nin ilk 67 890 rakamını bellemiş olan Lu Chao adındaki bir Çinliye aittir. Guinness Dünya rekoru olarak kayda geçen bu olay 24 saat 4 dakika almıştır. 2006 yılında Akira Haraguchi adında bir Japon pi’nin 100 000 rakamını ezberlediğini söylemişse de bu durum resmen izlenip bir rekor olarak kayda geçmemiştir.

Pi edebiyata da girmiştir. İngilizcede “pilish” pi sayısı ile kısıtlamalı bir teknikle şiir veya yazı yazmaktır. Şiirde arka arkaya gelen her kelimedeki harf sayısının pi sayısındaki sırada olması demektir.

Bu şiirin başlığındaki 5 kelimesinde harf sayısı 3,1415 olarak hemen görülür. İlk bölümleri aşağıda verilen bu şiirin geri kalan kelimelerinin de pi ile nasıl uyuştuğunu kendiniz görebilirsiniz.

One

A Poem

A Raven

Midnights so dreary, tired and weary,

Silently pondering volumes extolling all by-now obsolete lore.

During my rather long nap - the weirdest tap!

An ominous vibrating sound disturbing my chamber's antedoor.

"This", I whispered quietly, "I ignore".

En uzun philish metin aynı yazar tarafından 2010’da yayınlanan “Not a wake” kitabıdır ve pi’nin ilk 10 000 rakamına karşı düşmektedir.

İlk kez 1733’de bir Fransız matematikçi, Georges Buffon tarafından ortaya konan ve onun adıyla anılan deney 1812’de LaPlace tarafından bir probleme dönüştürülmüştür. Problem şöyle. Önünüze bir temiz kağıt alıp üstüne “a” aralıklarla paralel çizgiler çizin. Sonra elinize, boyu “a”dan küçük olan bir iğne alın. İğnenin boyuna da “b” diyelim. (b<a) İğneyi rasgele kağıdın üstüne çok kez atın. İğneyi kaç kez attığınızı ve kaç kez iğnenin çizgilere değip değmediğini not edin. Bir çizgiye değen iğnelerin, toplam sayıya oranı b2b/πa olarak verilmektedir.

Bu deneyi 1901’de İtalyan matematikçi Lazarini yapmış ve 3408 iğneden sonra 3,1415929 oranını bulmuş. Ancak sonradan bu deneyin bağımsız gözlemcilerce görülmediği için, Lazzarini’nin sayımlarda taraflı davrandığı iddia edilmiş.

En uzun pi hesaplama rekoru Fabrice Bellard tarafından hesaplanmıştı ve 2 trilyon 700 milyar rakamdan oluşuyordu. Pi sayısı 1.24 trilyonuncu basamağına kadar hesaplandı ki bu hesaplanan rakamı bile bilgisayara yazmak için 310 milyon sayfa, 2.4 TB harddisk yeri gerekti. Yani 1 milyon mp3 kadar.

Tamamen rassal özelliği bulunduğu varsayılırsa, pi yeterince uzunlukta yazıldığında, her rakam dizisini pi içinde bulabilirsiniz. Yani doğum gününüzü, telefon numaralarınızı, ya da rastgele yazacağınız her hangi bir sayı pi’nin bir yerlerinde vardır. Daha da ileri gidelim. Harflerle sayıları birbirine dönüştüren bir kod üretildiğinde kuramsal olarak her hangi kişinin veya kurumun adını, bir sözü, cümleyi, hatta bir kitabı pi içinde bulabilirsiniz.

Pi ile turtanın ingilizcesi "Pie"ın okunuşu aynı olduğu için yurt dışında pi ile turta arasında sıkı bir ilişki vardır. Pi günü Pi turtaları ile kutlanır.

Bilindiği üzere ovalarda akarsular kıvrıla kıvrıla akar. Mendereslerin oluşması ile nehrin uzunluğu iki türlü ölçülmektedir. Biri kaynaktan döküldüğü noktaya olan kuş uçuşu düz uzunluktur. Diğeri ise gerçekten suyun gittiği eğri mesafedir. Amazon’dan Thames’e birçok nehir için bu oranı hesaplayan Hans-Henrik Stolum ortalama 3,14 değerini bulmuş.

Yönetmenliğini Darren Aronofsky'nin yaptığı, 1998 yapımı "Pi" isimli filmi izleyerek pi dünyasında yolculuğa çıkabilirsiniz. "Life of Pi" filmi de size pi sayısı ile ilgiliymiş gibi gelebilir ancak değil.

Bonus 1: Pi'nin bir milyarıncı basamağı 9'dur

Bonus 2: Pi 4 olsa daha kolay olmaz mıydı?

Pi sayısı hakkında bilgi

Eğitim öğretim gördüğümüz öğrencilik hayatımızda, ortaokul süreçlerindeki eğitimlerimizden başlayarak lise çağı ve üniversite çağında matematik derslerinde hiç kuşkusuz sıklıkla karşımıza çıkan terimlerden biri de pi sayısıdır. Pi sayısı başta matematik olmak üzere, bunun yanında mühendislik alanında veya istatistik alanında örneklendirilebilecek şeyler gibi daha pek çok alanda kullanımının şart olduğu durumlar içermektedir.

Geçmişten günümüze bilim dünyasında pi sayısına ne denli büyük bir önem verildiği, pi sayısına ait bir günün kutlanmasından da rahatlıkla anlaşılabilir. Bu gün 3. ayın 14. gününde kutlanmaktadır. Çünkü günümüzde pi sayısı hesaplamalarda ortalama olarak 3,14 olarak kabul edilmektedir.

Pi sayısının bir daire yapısının çevresinin çapına bölünmesiyle elde edilen bir sayı olduğu söylenebilmektedir. Daire büyüklüğü fark etmeksizin, her daire için bu sayı sabit alındığından pi sayısı matematiksel sabit bir terim olarak da kabul edilmektedir.

“Π” işareti ile sembolize edilen pi sayısı tamamı hesaplanacak şekilde işlem yapılmaya başlandığında, bu sayının tamamen basamaklarının belirlenmesi adına pek çok bilim insanı ve matematikçi bir takım çalışmalarda bulunmuş, ancak her biri birbirinden farklı basamaklara kadar hesaplama yapabilmişlerdir. Günümüzde pi sayısının belirlenebilmiş basamakları 1.24 trilyon civarlarındadır.
Pi sayısının tarihçesi

Pi sayısının ifade edildiği “Π” işareti, Yunanca’dan gelmektedir. “Π” harfi, Yunanca alfabesinde de “pi” ismiyle anılmaktadır ve Yunan harflerinin yazılmasının sorun yarattığı durumlarda o harfin yerine kullanılmaktadır. Bunun dışında “Π” harfi Yunancada yer alan “çevre” sözcüğünün de ilk harfidir.

Bu keşfedilen sayıyla ilgili ortaya atılan ilk bilgilerin Arşimet tarafından ortaya çıkartıldığı öğrenilmektedir. Arşimet’in pi sayısının asıl değerini hesaplamak adına kendi kendine bir yöntem geliştirdiği, bu yönteme göre de pi sayısının değerini yaklaşık olarak “3+1/7” ile “3+1/10” arasında bir yerde olduğunu dile getirmiştir.
Arşimet’in pi sayısı hakkındaki bilgi kaynağı

Bahsi geçen bu iki tane kesirli sayının da ondalık olarak ifade edilme şekilleri “3,142” ile 3,1408″dir. Ortaya atılan bu değerler, pi sayısının günümüzde belirlenmiş olan değerlerine çok yakın değerlerdir. Tabi Arşimet’in bu hesaplamalara bu kadar yakınlaşmasına sebep olarak gençliğinde bir dönem Mısır’da aldığı matematik dersleri, Öklid’den aldığı dersler de yakın ilişkili olarak gösterilmektedir. Herşeyden önce Öklid, o dönemlerde Babil ve Eski Mısır’da uzun süre eğitim veren iyi bir matematikçi olarak anılmaktaydı ve bununla bağlantılı olarak da Arşimet de bu eğitimin sonucundan tam verimli olarak yararlanabilmiştir.

pi-sayisi-onemi

Bunun dışında, pi sayısıyla bağlantılı olarak çok iyi bir tarihçi olarak bilinen Heredot’un da pi sayısıyla ilgili ortaya çıkardığı bir takım çalışmaları olmuştur. Kendisi “Metrika” isimli bir eser ortaya çıkarmış ve o eserde de pi sayısından 3,71 olarak bahsetmiştir. Bahsedilen bu durum, Eski Ortaçağ matematikçileri ve Eski Yunan matematikçileri tarafından da değerleri değiştirilerek kullanılan bir hesaplama yöntemi olmuştur.

Son olarak pi sayısı için Babilliler’in de bir fikri olduğu, bu topluluğun çok geçmiş zamanlardan beri bu bilginin izinden giderek hesaplama yapabildikleri ortaya çıkmıltır. Babilliler’in pi sayısını yaklaşık değer olarak 3 olarak kabul ettikleri, nadir olarak onlardan geriye kalan tabletlerde pi sayısından bahsedilirken yaklaşık olarak 3,125’lik bir değer kullandıklarından da söz ettikleri görülmüştür.

Yaklaşık değeri

Pi Sayısının İlk 1000 Basamağı

1415926535 8979323846 2643383279 5028841971 6939937510 5820974944 5923078164 0628620899 8628034825 3421170679 8214808651 3282306647 0938446095 5058223172 5359408128 4811174502 8410270193 8521105559 6446229489 5493038196 4428810975 6659334461 2847564823 3786783165 2712019091 4564856692 3460348610 4543266482 1339360726 0249141273 7245870066 0631558817 4881520920 9628292540 9171536436 7892590360 0113305305 4882046652 1384146951 9415116094 3305727036 5759591953 0921861173 8193261179 3105118548 0744623799 6274956735 1885752724 8912279381 8301194912 9833673362 4406566430 8602139494 6395224737 1907021798 6094370277 0539217176 2931767523 8467481846 7669405132 0005681271 4526356082 7785771342 7577896091 7363717872 1468440901 2249534301 4654958537 1050792279 6892589235 4201995611 2129021960 8640344181 5981362977 4771309960 5187072113 4999999837 2978049951 0597317328 1609631859 5024459455 3469083026 4252230825 3344685035 2619311881 7101000313 7838752886 5875332083 8142061717 7669147303 5982534904 2875546873 1159562863 8823537875 9375195778 1857780532 1712268066 1300192787 6611195909 2164201989

Pi sayısının bazı yaklaşık değerleri şu şekildedir:

















 

fdghj