Menu

Sponsor2

Samstag, 2. Dezember 2017

Abdest Nedir? Farzlari Sünnetleri ,Teyemmüm Nedir? Farzlari Sünnetleri



Abdest Nedir?

Su ile yapılan, yüzü, kolları, ayakları yıkamak ve başı da mesh etmekten ibaret olan özel bir temizliktir.
Abdestin maddî - mânevî birçok faydaları vardır. Günde en az 5 sefer abdest alan bir Müslüman, temizliği îtiyad hâline getirmiş olur ki, bu, onu hastalığa sebeb olacak hallerden korur, mikroplardan arındırır. Bu, abdestin maddî faydasıdır. Abdestin mânevî faydaları da pek çoktur.
Peygamber Efendimiz, Enes bin Mâlik Hazretlerine hitaben: "Oğulcuğum! Abdestini tam al ki, Hafaza melekleri seni sevsin ve ömrün uzatılsın" buyurmuşlardır.
Abdest, aynı zamanda yüze nur, kalbe sürurdur. Küçük günahların afvına bir vesiledir. Bu hususu Resûl-i Ekrem (asm) Efendimiz şöyle belirtmişlerdir:
"Kim emredildiği şekilde abdest alır, yine emredildiği şekilde namaz kılarsa, geçmiş bütün küçük günahları afva uğrar."
Abdest, mü'minin mânevî silâhıdır. Onunla kendini kötü his ve arzulardan korur. Zihnine hücum eden vesvese ve menfî fikirlerin te'sirinden kurtulur. Yeter ki, her vakit abdestli olmaya dikkat etsin.
Abdestli kimseler, çoğu zaman habis ve şerli varlıkların şerrinden abdestleri hürmetine kurtulur, kötülüklerinden uzak kalırlar.
Bir hadîs-i şerîfte, abdestli iken vefat edenin şehidlik mertebesine çıkmasının dahi mümkün olacağı beyan buyurulmuştur.
Müslümanların abdest âzalarının mahşerde ayın on dördü gibi parlak ve beyaz, yüzlerinin nurlu olacağı, yine hadîs-i şerîflerle sâbittir. Bu, diğer ümmetlere verilmeyen bir hususiyettir.
Abdest, Mâide sûresinin 6. âyeti ile farz kılınmıştır.
Abdestin Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?

Sahih bir abdest için, şu üç şartın bulunması gereklidir:
1. Temiz olan suyun cilt üzerine tamamen nüfuz etmesi ve cildi kaplaması. Yani, abdestte yıkanması farz olan uzuv üzerinde hiçbir kuru yerin kalmaması. Yoksa abdest sahih olmaz. Peygamberimiz, abdest alırken topuklarına su değmemiş kimselere hitaben, "Vay o topukların Cehennem'den başına gelenlere..." buyurmuştur.
2. Abdeste münâfi, abdesti hükümsüz kılıcı hallerin ortadan kalkması. Yani, hayız ve nifas hâlinin sona ermesi. Abdest alacak olan kimseden idrar ve kan akıntısı da abdeste münâfi hallerdendir. İdrar ve kan kesilmeden abdest alınmaz. Bu durum, mükellefte bir özür teşkil ediyorsa, bunun hükmü ayrıdır. Burada kasdettiğimiz özür sâhibi olmayanlar hakkındadır. Bu sebeble küçük su döktükten sonra, idrar sızıntısı tamamen kesilmeden abdest alınmamalıdır.
Abdest alındıktan sonra gelecek olan en ufak bir akıntı bile, abdesti bozar.
3. Mum, içyağı, hamur, yapışkan, v.s. gibi suyun deriye ulaşmasına engel teşkîl eden şeylerin ciltten kazınması...
Abdestin Farzları Nelerdir?

Abdestin rükünleri, yani, farzları dörttür:
1 - Yüzü bir kere yıkamak...
2 - Elleri dirseklerle beraber bir defa yıkamak...
3 - Ayakları iki topuklarıyla beraber bir defa yıkamak...
4 - Başın dörtte birini bir kere meshetmek...
Yukarıda saydığımız abdest uzuvlarından kol, yüz ve ayakları en az birer kere yıkamak farzdır.
Yıkama işini üçe çıkarmakla farzın yanında sünnet de îfa edilmiş olur.
Yüzün Yıkanacak Kısmı Neresidir?

Yüzün abdestte yıkanacak kısmı, uzunlamasına alnın üstündeki tüy biten kısımdan çene sonuna kadardır. Genişlemesine ise iki kulak yumuşağı arasında kalan sahadır. Sakal başları ile kulak arasında kalan kılsız yerler de yüzden sayılır, yıkanması gerekir.
Sakallı Olan Kimseler Çenelerini Nasıl Yıkarlar?

Çeneyi yıkarken seyrek sakallıların sakal tüylerinin diplerindeki deriyi de yıkamaları gerekir. Sakalı seyrek olmayıp gür olanlar ise, tüy diplerindeki deriyi yıkamak mecburiyetinde değillerdir. Onların sadece sakallarını ıslatmaları kâfidir.
Gözlerin İçini, Kaş ve Bıyıkların Altındaki Derinin de Yıkanması Gerekli midir?
Hayır. Gözlerin içini yıkamak gerekmez. Bu bakımdan lens takanların abdest alırken lenslerini çıkarmaları icab etmez. Kaş ve bıyıkların ise, üstten kıllarının ıslatılması kâfidir. Alttaki derinin ıslanması gerekmez.
Ancak gusülde bıyık ve kaşların altındaki derinin de ıslanması lâzımdır.
Başı Meshetmek Ne Demektir?

Mesh, lügatte, bir şey üzerinde el gezdirmek demektir. Silmek mânasını da taşır.
Dinî mânası ise, başka bir yerde kullanılmamış bir yaşlığı, bir yere değdirmekten ibarettir. Değdirilen yer, baş olur, ayağa giyilen mest olur veya yara sargısı olabilir. Dikkat edilecek nokta, yaşlılığın başka bir yerde kullanılmamış olmasıdır. Meselâ, kolları yıkamaktan artan yaşlık başa sürülmekle, baş meshedilmiş olmaz. Çünkü, bu yaşlık önce kollarda kullanılmıştır. Elin yeniden ıslatılarak başa meshedilmesi gereklidir. (Ancak başın meshinden artan yaşlık ile kolların meshedilmesine cevaz verilmiştir.)
Başın Meshi Farz Olan Miktarı Ne Kadardır?

Başta meshedilmesi farz olan miktar, başın dörtte biridir. Resûlüllah Efendimiz, alnının üst tarafını, yani, başının ön kısmını mesh etmişlerdir. Bu yüzden ön kısmın meshi sünnet olmuştur. Fakat dörtte birden az olmamak ve bir de kulaklardan aşağı olan kısım mesh edilmemek şartıyla, başın herhangi bir kısmı da meshedilebilir. Çünkü, başta meshin yeri, iki kulağın üst kısmında kalan kısımdır. Bu kısmın herhangi bir tarafından dörtte biri meshedilse, mesih tamamdır.
Abdeste Mâni Olmayan Haller:

* Abdest âzalarından biri veya birkaçı tamamen eksik olursa, o kimseden bu âzaları yıkamak sâkıt olur. Ancak kesik olan âzada, tamamı kesik olmayıp bakıyye varsa, o bakıyyenin yıkanması gerekir. Meselâ, eli kesik bir adam, kolunu dirseklere kadar yıkamalıdır. Kolu kesik bir adamdan ise, artık o kesik kolunu yıkamak mecburiyeti kalkar.
* Abdest aldığını kesinlikle bilip, abdestinin bozulduğunda ise, şübhesi olan bir kimse, abdestli sayılır. Çünkü, yakîn, şek (şübhe) ile ortadan kalkmaz. Tersi olursa, yani abdesti bozulduğunu kesin olarak bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığında şübheli ise, o kimse abdestsiz sayılır.
* Abdest sırasında veya abdest aldıktan sonra bâzı uzuvlarını yıkayıp yıkamadığında şübheye düşen kimse, eğer vesveseli biri değilse, o yıkamadığını zannettiği uzuvlarını yıkar, noksanını giderir. Eğer vesveseli biri ise, şübhesine itibar edilmez. Abdesti tam sayılır.
Boyacıların tırnaklarında kalan boyalar, zaruret sebebiyle, abdestlerine zarar vermez. Fakat bir zarurete müstenid olmayıp tırnakların üzerinde ince bir tabaka teşkîl eden ve altlarına suyun geçmesini önleyen boyalar, abdestin sıhhatine mânidir.
* İyi olmuş, ancak kabuğundan henüz ayrılmamış olan çıbanın içi yıkanmaz.
* Parmaklar geçici bir sebeble, arasına su geçirmiyecek şekilde birbirine yapışıksa veya tırnak uzayıp ters dönmüş ve parmak ucunu kapamışsa veya yıkanması gereken uzuvlarda suyun deriye ulaşmasına engel olan mum, hamur, tutkal, yağlı boya gibi yapışkan madde bulunuyorsa,
Bu mânilerin yok edilmesi gerekir.
* Tırnak kiri ve beden kirleri, pire ve sinek pislikleri abdeste mâni sayılmazlar.
* Parmakta dar olan yüzüğü oynatmalı, yüzüğün altına suyun geçmesi sağlanmalıdır.
* Abdest veya gusül aldıktan sonra kıl yerlerini traş etmekle, o yerlerin tekrar yıkanması ve meshi gerekmez.
* Abdest ve gusülden sonra tırnak kesmek, bıyık kırpmak ve deri kaldırmakla da abdest bozulmaz.
Abdestin Sünnetleri Nelerdir?

Abdestin başlıca sünnetleri şunlardır:
1 - Abdeste başlarken ilk olarak temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak... Eğer eller temiz değilse, onu yıkamak farzdır. Çünkü, eller temizleme âletidir. Başka uzuvları kirletmemesi için öncelikle yıkanması gerekir.
2 - Abdeste "Eûzü - Besmele" ile başlamak... Besmelenin, abdestin başlangıcında, elleri yıkarken çekilmesi gerekir. Unutulsa, sonra hatırlandığında söylense, sünnet yerine getirilmiş olmaz. Çünkü, abdest fiili, yemek fiili gibi değildir. Abdest bütünüyle tek bir fiildir. Halbuki yemekte her lokma bir fiildir. Yemeğin başlangıcında besmele unutulsa da, sonradan hatırlandığında söylense, sünnete riâyet edilmiş olur.
Hadîs-i şerîf'te, abdeste başlarken, besmele çekmeyenin abdestinin tam ve kâmil bir abdest olmayacağı belirtilmiştir.
Bir diğer hadîste ise, "abdestini besmele ile alanın her tarafı temiz ve pâk olur. Besmele çekmeyenin ise, sadece abdest yerleri pâklanır" buyurulmuştur.
* Hanbelîlere göre, abdestin başlangıcında, besmele çekmek vâcibdir. Kasden terkedilirse, abdest bozulur. Unutularak terkedilirse, abdest bozulmaz, ancak sevabı noksanlaşır.
Aslında besmele, "her hayrın başıdır." İslâm nişanı olan bu mübârek kelimeyi sadece abdest, namaz gibi ibadetlerde değil, hayırlı ve meşrû' olan her işin başlangıcında söylemek gerekir. Nitekim hadîs-i şerîfte, "Allah'ın ismi ile başlanmamış bütün işlerin hayır ve bereketten uzak, noksan ve kısır kalacağına" işaret buyurulmuştur.
3 - Niyet etmek.
Niyet, elleri veya yüzü yıkarken olmalıdır. Niyetten kast, abdest aldığının kalben şuurunda olmak ve bilmektir. Dil ile söylenmese bile, kalbde abdest almak arzusunun bulunmasıyla niyet tamam olur.
* Mâlikîlere ve Şâfiîlere göre, abdestin başlangıcında niyet etmek farzdır. Şâfiîlerde bunun yüz yıkanırken yapılması gerekir. Hanbelîlere göre ise, niyet, abdestin sıhhatinin şartıdır. Niyetsiz abdest sahîh olmaz.
4 - Abdestin başlangıcında misvak kullanmak, yani, dişleri temizlemek...
Dişleri olmayan veya dişleri olup da diş etlerindeki rahatsızlık sebebiyle misvak veya fırça kullanmaktan eziyet duyan veya abdest aldığı anda yanında fırça veya misvağı bulunmaya bir kimse, dişlerini ve diş etlerini baş ve şehadet parmakları ile iyice ovalayarak yıkar.
Resûlüllah Efendimizin beyanına göre misvakla dişleri temizleyerek kılınan namaz, diş temizliği yapılmadan kılınan namazdan yetmiş derece daha fazîletlidir.
Kadınların oruçlu olmadıkları zaman, sakız çiğnemeleri, misvak yerine geçer.
5 - Üç kere mazmaza, üç kere de istinşak yapmak...
Mazmaza, ağzın içini su ile doldurmak ve bu suyu ağızda dolaştırıp ağzın her tarafını ıslattıktan sonra atmaktır.
İstinşak ise; suyu burnun içine çekerek yumuşak yerlerine ulaştırmaktır.
Suyu burnuna nefesle çekmek şart değildir. Burna akıtmak suretiyle de istinşak gerçekleşir. Mazmaza ve istinşak sünnet-i müekkededir. Önce mazmaza, sonra istinşak yapılmalıdır. Ve her biri üçer kere olmalıdır. Her seferinde de ağza ve burna yeni su alınmalıdır. Bu hususlardan biri terkedilirse, bu sünnet yerine getirilmiş olmaz.
Abdestte sünnet olan mazmaza ve istinşak, gusülde farzdır.
6 - Mazmaza ve istinşakda mübalâğa yapılması...
Yani mazmazada suyu boğaza kadar vardırmak ve istinşakda suyu burnun katı yerine kadar çekmektir. Oruçlu kimseye mübalâğa gerekmez. Çünkü, boğaza su kaçıp da orucu bozma tehlikesi vardır.
7 - Abdesti tertip üzere almak...
Yani önce yüz, sonra kollar, sonra başa mesh, sonra da ayakları yıkamak tertibiyle abdest almak... Bu tertibe riayet edilmese de abdest câizdir. Ancak sünnet terkedilmiş olur.
Şâfiîler ve Hanbelîlere göre tertibe riâyet farzdır.
8 - Yıkamaya sağdan başlamak...
Yani kol ve ayakların önce sağ, sonra sollarını yıkamak. Bu sünnet çift âzalar içindir.
9 - Yıkamayı üçlemek...
Yani abdestte yıkanan her âzayı ayrı üç su ile üç kere yıkamak. Bunlardan birinci yıkayış farz, diğerleri sünnettir.
10 - El ve ayakları yıkamaya parmak uçlarından başlamak...
11 - El ve ayakları yıkarken parmakların arasını hilâllemek, yani parmak aralarını ovmak.
El parmaklarının hilâllenmesi; yıkanmayan elin parmaklarını, yıkanan elin parmaklarının arasına geçirerek ovmaktır.
Ayakların hilâllenmesi ise, el parmaklarından birini ayak parmaklarının aralarına sokup ovmaktır. Ayakları hilâllemenin en güzel şekli; hilâllemeye sağ ayağın serçe parmağından başlayarak sol ayağın serçe parmağında bitirmektir. Ayaklar akar suya sokulsa bile, hilâllemek müstahsendir.
12 - Yüz, üç kere yıkandıktan sonra, sık olan sakalı bir avuç su ile alttan hilâllemek...
Sakalın hilâllenmesi, sakalın arasına alttan parmak sokularak kılların aşağıdan yukarı doğru ayrılmasıdır.
13 - Başın tamamını bir su ile meshetmek.
Buna kaplama mesh denir. Yapılışı şöyledir: Her iki el tamamen ıslatılır. Sonra bu iki elin küçük ve orta ve adsız parmakları birbirine birleştirilerek başın ön tarafına parmak uçları birbirine değecek şekilde yerleştirilir. Ve bu parmaklar başın ön tarafından enseye kadar çekilir. Sonra da iki elin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir. Bu suretle kaplama mesh yapılmış olur.
14 - Kulakları meshetmek...
Kulakları mesh için, ayrı suya lüzum yoktur. Başın meshedildiği ıslaklık ile kulaklar da meshedilir. Kulakların dışı ve arkası baş parmak ile, içi ise şehadet parmakları ile meshedilir. Serçe parmakları da oyuk içine sokulup kımıldatılır.
* Hanbelîlere göre, kulakların içini meshetmek farzdır. Zira onlar, kulağı başa dahil sayarlar.
* Şâfiîlere göre, başa yapılan meshi üç kere tekrar etmek sünnettir.
15 -Boynunu iki elin arkası ile meshetmek...
Boğaz meshedilmez. Boynun meshi, el yeniden ıslatılmadan, elin arkasındaki yaşlık ile yapılır.
16 - Abdest âzalarını, üstüne su döktükçe ovalamak...
17 - Abdest âzalarının yıkanmasına aralıksız devam etmek.
Yani, âzalardan herhangi biri kurumadan diğerlerini de yıkamalıdır. (Buna "vila" veya "müvalât" denir). Ancak havanın sıcaklığı sebebiyle yıkanan âza hemen kurursa, bu sünnet terkedilmiş olmaz.
* Mâlikîlere göre, müvalât, abdestin farzlarındandır.
Abdestin Âdâbı (Müstehabları) Nelerdir?

Şu hususlar abdestin âdâbındandır. Yâni, yapılırsa sevab kazanılır. Yapılmazsa hiçbir ceza, itab ve kınama yoktur.
1 - Abdest alırken suyun sıçramasından korunmak için yüksek bir yere çıkmak.
2 - Kıbleye doğru yönelerek abdest almak.
3 - Abdest alırken kimseden yardım istememek. Yani abdest ibadetini, kimsenin yardımı olmaksızın bizzat kendi yapmaya çalışmak. Hastalık v.s. gibi başkasının yardımını zarurî kılan özür hâli bundan müstesnadır. Bir de kişi kendisi yardım taleb etmeden, başka birinin ona gönüllü olarak yardım etmesinde de bir mahzur yoktur. Âdâb ihlâl edilmiş olmaz. Nitekim ashaptan bâzılarının, Resûlüllah Efendimize -Resûlüllah'tan bir yardım isteği gelmediği halde- abdest alırken ibrikle su döktükleri ve duâ-yı Nebevîye mazhar oldukları hadîs kitablarında kayıtlıdır. Bu da gösteriyor ki, başkasının gönüllü olarak yaptığı, abdest suyunu hazırlamak ve dökmek gibi herhangi bir hizmeti kabûlde mahzur yoktur.
4 - Zaruret olmadıkça abdest alırken konuşmamak. Çünkü dünyevî lâkırdı, insanı abdest dualarını okumaktan alıkor.
5 - Abdest almaya kalben olduğu gibi dil ile de niyet etmek ve bu niyeti abdestin evvelinden nihayetine kadar unutmayıp kalbde tutmak.
6 - Her uzvu yıkarken ayrı besmele çekmek ve seleften nakledilen abdest dualarını okumak. Eğer bu duaları bilmiyorsa, Peygamber Efendimize salât ü selâm getirmek...
7 - Dar olmayan, altına su nüfuz edebilen yüzüğü oynatmak. Dar olan yüzük, zaten altına suyun geçebilmesini sağlamak için oynatılmalıdır.
8 - Ağıza ve buruna su vermeyi sağ el ile yapmak...
9 -Buruna çekilen suyu, sol el ile atmak.
10 - Abdest alırken suyu ne israf derecede fazla ve ne de uzuvlardan, hiç damlamayacak kadar az kullanmak. Yani israf da etmemek, çok da kısmamak...
Resûlüllah Efendimiz bir gün Ashaptan Sa'd bin Ebî Vakkas'ı suyu bol bol dökünerek abdest alır halde görmüş ve ona hitaben:
- Bu israf nedir ki? demiştir. Sa'd de bunun üzerine hayret dolu bir sesle:
- Abdestte israf olur mu ya Resûlâllah? diye sormuştur.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Sad'e şu cevabı vermiştir:
- Evet, akan bir nehrin kenarında bile abdest alsan, suyu fazla harcadın mı, israf olur..."
11 - Özür sahibi olmayan için, ibâdete hazırlık olmak üzere, vakit girmeden abdest almak veya her vakit abdestli bulunmaya gayret etmek.
Vakit girmeden abdest almak, çok faziletlidir. Çünkü, bu durum onu ruhen ibâdet havasına hazırlar, kalben ibâdete müteveccih kılar.
Devamlı abdestli bulunmak ise, çok büyük sevablara ve mânevî faydalara vesiledir. Çünkü, böyle bir kimse, abdestle işlenmesi gereken sâlih amellerden hangisini dilerse, nerede olursa olsun, kaçırmadan işleyebilir. Cemaatle namaz kılabilir, nafile namaz kılabilir, cenaze namazı kılabilir, tilâvet secdesi yapabilir, istediği zaman Mushaf'ı tutabilir. Kısacası her türlü sâlih ameli işlemek, bu sayede mümkün olur. Ayrıca abdestli iken vefat ederse, şehidlik mertebesine nâil olması da umulur.
Hadîs-i şerîf'te, daima abdestli bulunan ve yatağa abdestli olarak yatanlar için, meleklerin devamlı istiğfarda bulundukları zikredilmiştir.
Abdeste devam eden kimseye, yedi hasletin ihsân edileceği rivâyet edilir:
* Melekler onun sohbetine rağbet ederler.
* Kalem ona sevab yazmaktan asla boş durmaz.
* O kimsenin bütün âzaları tesbih ederler.
* Câmi ve cemaatten geri kalmaz.
* Melekler, onu gece karanlığında kendisine isabet edebilecek zararlı şeylerden muhafaza ederler.
* Sekerat hâlinde ölümü kolay olur.
* Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve emânında olur.
12 - Abdest üzerine abdest almak... Hadîs-i şerîf'te bir kimse abdestli iken bir daha abdest alsa, ona on sevab yazılacağı beyan edilmiştir.
13 - Abdestin sonunda kıbleye karşı ayakta olarak şehadet getirmek ve:
"Allahümme'c'alnî minettevvâbîne ve'c'alnî mine'l-mütetahhirîn" (*) diye dua etmek.
14 - Güneşte ısınmış su ile abdest almamak. Güneşteki gözle görünmeyen zararlı ışınların suya geçeceği, abdest alan kimsenin sıhhatına zarar vereceği söylenmektedir.
15 - İbrikle abdest alanların, ibriklerini boş bırakmayıp, diğer abdest için su ile doldurmaları... Bu, namazın geciktirilmesi hususunda şeytanın tama'ını ve ümidini kesmesine sebeb olur, denilmiştir.
16 - Abdest sonunda kelime-i şehadeti söyledikten sonra Kadr sûresini üç kere okumak.
17 - Kolları, yüzü ve ayakları yıkamakta mübalâğa yapmak. Yani kolları yıkarken omuza kadar
yıkamak, ayakları yıkarken dize kadar suyu çıkarmak, yüzü yıkarken suyu boyna kadar indirmek de, âdâbdandır. Bunun sebebi, kıyâmet gününde Muhammed (asm) ümmetinin yüzlerinin ve abdest âzalarının parlak ve nurlu olmasıdır. Bu, sadece İslâm ümmetine verilmiş bir özelliktir.
Abdest âzalarındaki bu parlaklığı, nur ve beyazlığı daha da arttırmak ve büyütmek için hadîs-i şerîf'te abdest âzalarının yıkanmasında mübalâğa edilmesi istenmiştir:
"Muhakkak, ümmetim kıyâmet gününde gurra ve tahcil sâhibi, yani, yüzleri nurlu ve abdest âzaları abdest eserinden bembeyaz olarak geleceklerdir. Sizden kim bu nur ve beyazlığını uzatabilirse uzatsın".
18 - Abdestten sonra, kerâhet vakti değilse iki rek'at nafile namaz kılmak da âdabtandır.
Abdestin Mekruhları Nelerdir?

Abdestin sünnet ve âdâbına muhalif düşen herşey abdestin mekruhlarından sayılır. Biz burada bu mekruhların başlıcalarını kaydediyoruz:
1 - Suyu israf etmek; ihtiyacından ve lüzumundan fazla su kullanmak.
2 - Suyun miktarını kısmak, yani, yıkanacak âzayı sanki mesh edercesine çok az su ile yıkamak.
3 - Suyu âzalara çarparak kullanmak.
4 - Lüzumsuz yere abdest arasında söz söylemek.
5 - Zaruret yokken başkasından yardım istemek.
Bir keresinde Resûl-i Ekrem (asm) abdest için kuyudan su çekmekteydi. Bunu gören Hz. Ömer, ona yardım etmek için yanına koştu. Fakat Allah'ın Resûlü onu durdurdu:
"Dur ya Ömer! Ben namaz için kimsenin yardımını istemem" buyurdular.
Bununla beraber, zaruret hâlinde veya başkasının, taleb olmaksızın, sırf kendi arzusuyla yardımda bulunmak istemesi durumunda, bu gibi yardımları kabûl etmek câizdir.
Abdesti Bozan Şeyler Nelerdir?

1 – İdrar ve dışkı yollarından idrar, dışkı, meni, mezi, kan gibi bir necâsetin, herhangi bir sıvının veya maddenin çıkması.
2 – Dışı yolundan gaz çıkması (yellenme).
3– Ön ve arka yolların dışında, bedenin herhangi bir yerinden kan, irin, sarı su gibi akıntıların gelmesi... Vücuttan çıkan kan akmadığı veya çıktığı yerin çevresine dağılmadığı sürece abdesti bozmaz. Yaradan çıkan irin ve sarı su da böyledir. Çıktığı yerin dışına kendiliğinden dağılmayan bu sıvıların silinmesi halinde de abdest bozulmaz. Hacamat yoluyla kan aldırmak, sülük tutmak da, abdesti bozar.
Kan, irin ve sarı sudan başka olan akıntılara gelince, bunlar ancak bir dert ve hastalık sebebiyle akıyorlarsa, abdesti bozarlar. Meselâ bir göz hastalığından dolayı gözleri sulanan kimselerin abdesti bozulur. Bir hastalığa bağlı olmayarak gelen akıntılar ise, abdesti bozmazlar. Meselâ, ağlama ve çok gülmekten dolayı akan gözyaşı veya havanın soğukluğu sebebiyle burundan gelen akıntı abdesti bozmaz.
Vücuttaki kabarcıklardan çıkan safi su, bir görüşe göre, kan gibidir, abdesti bozar. Diğer bir görüşe göre ise, abdesti bozmaz. Bu ikinci görüşte, uyuz olanlar ve çiçek çıkaranlar için kolaylık vardır. Zaruret halinde bu görüş ile amel edilmesinde bir sakınca olmadığı, İmam-ı Hulvanî’den nakledilmiştir. Mayasıl ve eksama yaşlığı ve parmak araları pişintisi ise, abdesti bozmaz.
* Şâfiîlere göre, önden ve arka yoldan başka herhangi bir uzuvdan gelen kan, irin, sarı su gibi akıntılar abdesti bozmazlar.
4 – Ağız dolusu kusmak. Kusmuk; yemek, su veya safra gibi bir madde olabilir. Kusuntunun, azar azar geleni dahi bir araya toplanınca ağız dolusu miktarına ulaşıyorsa, abdesti bozar.
5 – Ağızdan, tükrüğe eşit veya ona galib gelecek miktarda kan gelmek. Galibiyet veya eşitlik, renkten belli olur: Renk sarı ise, tükrük fazladır. Kırmızılık eşitliği gösterir. Kızıllık ise, kanın galib olduğunu... Tükrük kandan fazla ise, abdest bozulmaz. Ayva, elma, v.s. gibi şeyleri ısırmakla, onlarda kan eseri görülse bile abdest bozulmaz.
6 – İnsanın kendine hâkimiyetini kaybettiren uyku abdesti bozar. Bu uyku ister yan üstü yatarak, ister sırtüstü yatarak, ister yüzü koyun yatarak, ister oturup dirseğine dayanarak olsun hüküm aynıdır. Yanında konuşulanları duyacak derecedeki hafif uyuklamalar ise abdesti bozmaz.
Bir şey’e dayanarak uyuyan kimsenin, dayanmakta olduğu şey çekildiği takdirde düşecek derecede uykuya dalmışlığı varsa, abdest bozulur.
7– Az veya çok süreli baygınlık.
8 – Namazda gülmek. Tebessümle gülmek ayrıdır. Gülmek seslidir, işitilir. Bu yüzden namazda abdesti bozar. Abdest bozulunca namaz da bozulmuş olur. Tebessüm sessiz olduğu için, namazı da, abdesti de bozmaz. Yalnız kendi duyup işiteceği kadar hafif gülmek ise, namazı bozar, fakat abdesti bozmaz.
* Şâfiîlere göre, namaz içindeki kahkaha ile bile abdest bozulmaz.
9 – Cinsî münasebet veya fâhiş (aşırı) temas ve dokunma. Hanefîler'e göre erkekle kadının tenlerinin birbirine değmesi ile abdest bozulmasa da çıplak olarak veya arada bedenlerin sıcaklığının hissedilmesini engelleyecek bir giysi bulunmaksızın erkek ve kadının aşırı derecede şehevî teması, oynaşma ve kucaklaşması abdesti bozar. Hanefî fakihlerinin çoğunluğu temasın aşırılığında erkeğin cinsel organının sertleşmesini ölçü alırken, İmam Muhammed mezi gibi bir yaşlık çıkmadıkça abdestin bozulmayacağı görüşündedir. Şâfiîler'e göre erkek ve kadının tenlerinin birbirine değmesi, Mâlikî ve Hanbelîler'e göre ise dokunmada cinsel haz duyulması halinde abdest bozulur.
10 – Teyemmüm etmiş kimsenin suyu görmesi, teyemmümle alınan abdesti bozar.
11 – Özür sâhipleri için namaz vaktinin çıkması ile abdestleri bozulur.
12 – Esrar veya içki içerek sarhoş olmak da abdesti bozar. Bu gibi sarhoş edici içkileri kullanmak kesin şekilde haram olmakla birlikte, insanı sarhoş etmeyen miktarı abdesti bozmaz.
Abdesti Bozmayan Şeyler Nelerdir?

1 – Önden ve arkadan başka bir yerden kan çıkıp, çıktığı yerde kalır, etrafa dağılmazsa, bu kan abdesti bozmaz. Bu kanın el veya pamuk ile silinmesi de zarar vermez.
2 – Yaradan akıntısız pıhtı hâlinde kan, et veya deri düşmesi.
3 – Avret yerlerine el sürmek. El sürülen, ister kadının avret yerleri olsun, isterse erkeğin, farkı yoktur. Sadece el sürmekle abdest bozulmaz.
* Şâfiîlere göre, bir erkek veya kadın, kendisinin veya başkasının ön veya arka avret yerini elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur.
4 – Kadının avret yerleri dışında vücudunun herhangi bir yerine dokunmakla da abdest bozulmaz. Ancak bu dokunma sebebiyle tahrik olup mezî denen yaşlık çıkmamalıdır. Mezi gelirse abdest bozulur.
* Erkeğin kendi mahremi olmayan bir kadına dokunması, Şâfiî mezhebinde abdesti bozar. Kadın erkeğin mahremi ise, ona dokunmak ittifakla abdesti bozmaz.
5 – Ağız dolusundan az olan kusmalar.
6 – Balgam çıkarmak... İmam-ı A’zam ile İmam-ı Muhammed’e göre, balgamın az veya çok olması neticeyi değiştirmez.
7 – Hâkimiyetini kaybetmiyecek şekilde oturarak uyumak. Oturağını yere iyice yerleştirip uyumak gibi...
8 – Ağlamak abdesti bozmadığı gibi, namaz dışında gülmek de bozmaz.
9 – Pire, kene, sivrisinek, karasinek gibi haşerattan birinin doyuncaya kadar emdiği kan.
10 – Namazda iken tebessüm etmek.
11 – Bıyıkların veya saçların traş edilmesi, tırnakların kesilmesi (Abdestli iken).
12- Bir kimse abdest aldığını kesin olarak bilse de abdestinin bozulup bozulmadığında tereddüt etse, Mâlikîler'e göre abdesti bozulmuş olur, diğer üç mezhebe göre ise bu durumda abdest bozulmuş sayılmaz.
Abdestin bozulup bozulmadığıyla ilgili görüş ayrılığı bulunan konularda ihtiyatlı davranmak uygun olur. Özellikle imam olan kimselerin abdestinin diğer mezheplere göre de bozulmamış olmasına özen göstermesi şart değilse de yerinde bir davranıştır.
Kaç Çeşit Abdest Vardır?

Şer'î vasıf itibariyle üç çeşit abdest vardır:
1 - Farz olan abdestler,
2 - Vâcib olan abdestler,
3 - Mendub olan abdestler.
Farz Olan Abdestler:

Abdesti olmayanın namaz kılmak için abdest alması farzdır. Kılınacak namaz ister nafile, isterse cenaze namazı olsun.
Tilâvet secdesi ve Kur'an'a el sürmek için de, abdestli bulunmak şarttır.
Vâcib Olan Abdestler:

Kâ'be-i Mükerreme'yi tavâf için (abdestsiz olana) abdest almak vâcibdir. Kâ'be, abdestsiz olarak tavâf edilirse, bu tavaf sahih olur. Ancak abdestin terkinden dolayı, tavâfın nev'ine göre kurban kesilmesi veya sadaka verilmesi îcabeder.
Tefsîr kitablarına el sürmek için abdest almak da, Kur'an'a hürmeten vâcibdir.
Mendûb Olan Abdestler:

Yukarıda saydığımız hususlar dışında pek çok halde de abdest almak mendûb (müstehab) olur. Bunlardan bâzılarını sıralayalım:
* Fıkıh, Hadîs ve Akâid gibi dinî kitabların elle tutulabilmesi için abdest alınması mendubdur. Bu kitabları okumak için abdest almak, dinî ilimlere hürmet içindir.
Selef ulemâsı bu hususa çok dikkat ederlerdi. İmam-ı Hulvanî, "Biz ilimde bu pâyeye ve mertebeye ilme karşı duyduğumuz saygı ve hürmet ile nâil olduk. Çünkü ben abdestsiz olarak elime kâğıt dahi almadım" der.
İmam Sarahsî ise, bir gece bağırsaklarından rahatsızlanmıştı. "İlmî çalışmama devam edebilmem için, o gece on yedi kere abdest aldım" der.
* Uyumadan önce abdest almak da mendubdur.
* Uykudan kalktığı vakit abdest almak...
* Devamlı abdestli bulunmak için abdest almak.
* Abdestli iken abdest üzerine abdest almak.
* Kazara yapılan gıybet, söylenilen yalandan, koğuculuktan, sövmek gibi günahlardan sonra abdest almak.
* Kahkaha ile güldükten sonra abdest almak.
* Öfkeyi gidermek için abdest almak.
Bu hususta Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Öfke Şeytan'dandır. Şeytan da ateşten yaratıldı. Ateşi de ancak su söndürür. Bu hâle göre biriniz öfkelenirse hemen abdest alsın."
* Ezbere Kur'an okumak için abdest almak.
* Hadîs okumak ve hadîs rivâyet etmek için abdest almak.
* Şer'î ilimlerden birini okumak veya okutmak için abdest almak.
* Arafat'ta vakfede durmak ve Safâ ile Merve arasında sa'y etmek için abdest almak.
* Kadına dokunmak gibi mezhebler arası abdesti bozup bozmayacağı ihtilâflı mes'elelerden
kurtulmak için abdest almak.
* Cenazeyi yıkamak ve tâkib etmek için abdestli olmak.
Abdest Nasıl Alınır?

Abdestin farz, sünnet ve âdâbını bu şekilde gördükten sonra, tertip ve usûlüne uygun bir abdesti nasıl alacağımızı görelim:
* Abdest almaya niyetlendikten sonra, Eûzü - Besmele çekilerek eller bileklere kadar yıkanır. Parmakta yüzük varsa, bu arada kımıldatılır, altına suyun geçmesi sağlanır.
* Üç defa sağ avuca su doldurularak bu su ile ağız çalkalanır. Abdeste başlamadan önce dişler misvak ve fırça ile temizlenmemiş ise, ağza su verme işlemi sırasında parmaklarla dişler ovulabilir.
* Bundan sonra üç defa sağ el ile burna su çekilir, sol el ile de etrafı rahatsız etmiyecek şekilde sümkürüp temizlenir.
* İki avuca su alınarak üç defa yüzün her tarafı yıkanır.
* Dirseklerle birlikte, önce sağ kol, sonra sol kol üçer defa yıkanır.
* Eller ıslatılıp sağ elin içi ile başın ön kısmına meshedilir.
* Başın meshinden sonra elde kalan yaşlık ile veya el yeniden ıslatılarak kulak ve boyun da meshedilir.
* Önce sağ ayak, sonra da sol ayak topuklarla birlikte üçer kere iyice yıkanır. Parmak aralarına su geçirtilir.
Gerek abdest sırasında, gerekse abdestten sonra, abdest dualarının okunması çok sevablıdır.
Abdest Duâları

Abdeste başlarken önce niyet edilir, sonra eûzü-besmele çekilir. Sonra da her bir âzayı yıkarken şu duâlar okunur:
Elhamdü lillâhi'llezî ce'ale'l-mâe tahûran ve'l-İslâme nûran.
Suyu temizleyici, İslâmı da nûr kılan Allah'a hamdolsun.
* Ağıza su verirken:
Allahümme einnî alâ tilâveti'l-Kur'ân ve zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik.
Ey Allahım, Kur'an okumak, seni zikir ve sana şükür etmek, sana olan ibâdeti güzelleştirmek hususlarında bana yardım et!..
* Buruna su verirken:
Allahümme erihnî râihate'l-Cenneti ve lâ türihnî râihate'n-nâr.
Allahım, bana Cennet kokusunu duyur, Cehennem kokusunu hissettirme!
* Yüzü yıkarken:
Allahümme beyyid vechî yevme tebyaddu vücûhün ve tesveddü vücûh.
Allahım, yüzlerin kiminin ak, kiminin kara olduğu o günde, benim yüzümü kara değil, ak çıkar!
* Sağ kolu yıkarken:
Allahümme a'tinî kitâbî biyemînî ve hâsibnî hisâben yesîrâ.
Allahım, kitâbımı sağımdan ver, hesabımı da kolay eyle!
* Sol kolunu yıkarken:
Allahümme lâ tu'tinî kitâbî biyesarî ve lâ min verâi zahrî.
Allahım, kitâbımı solumdan ve arkamdan verme.
* Başı meshederken:
Allahümme ezillenî tahte zilli arşike yevme lâ zille illâ zillü arşik.
Allahım, Arşının gölgesinden başka gölge olmadığı günde, beni Arşının gölgesinde gölgelendir.
* Kulaklara meshederken:
Allahüme'c'alnî mine'llezîne yestemiûne'l-kavle feyettebiûne ahseneh.
Allahım, beni sözü dinleyip de en güzeline uyanlardan eyle.
* Boynu meshederken:
Allahümme a'tik rekabetî mine'n-nâr.
Allahım, boynumu Cehennem ateşinden âzâd eyle!
* Ayakları yıkarken:
Allahümme sebbit kademeyye ale's-sırâti yevme tezillü fîhi'l-akdâm
Allahım, ayakların Sırat üstünde kaydığı günde, ayaklarımı sırat üstünde sâbit eyle, kaydırma!..
Özür Ne Demektir?

Sürekli devam eden abdest bozucu hallere özür denir. Meselâ, idrarını tutamama, devamlı gaz çıkarma, sık sık burnu kanama, yarasından devamlı su akma gibi haller, birer özür hâlidir.

Kendisinde bu gibi abdest bozucu bir özür bulunan kimseye ise, sâhib-i özür (özür sâhibi) veya ma'zur (özürlü) denir.
Özürlü Sayılmanın Şartı Nedir?

Kişinin özürlü sayılabilmesi için, abdest bozucu bir hâlin, tam bir namaz vakti boyunca devam etmesi, yani, abdest alıp namaz kılacak kadar kısa bir süre dahi olsun kesilmemesi şarttır. (Bu özrün başlamasının şartıdır.) Bundan sonra da, her namaz vaktinde, en az bir kere aynı hâl ortaya çıkmalıdır. (Bu da özrün devamının şartıdır.)

Bunu bir misalle îzah edelim:

Bir kimsenin burnu, öğle vaktinin başlangıcından itibaren kanamaya başlasa ve bu hal, öğle vakti geçinceye kadar hiç kesilmeden devam etse, bu kişi için özür hâlinin başlama şartı gerçekleşmiş olur. Artık bundan sonraki her namaz vakti içinde en az bir kere bu kanama hâli görülse, o kimse "ÖZÜRLÜ" sayılır.

Çünkü, her namaz vakti içinde özür hâli tekerrür ettiği için, özrün devam ettiği ortaya çıkmış, özürlü sayılmanın ikinci şartı da böylece gerçekleşmiştir.

Özür durumunun ortadan kalkması için, özür hâlinin bir namaz vakti içinde tamamen ortadan kalkması, hiç görülmemesi gereklidir. Böyle olan kimse, artık özürlü sayılmaktan çıkmış olur.
Özür Sâhipleri İle İlgili Hükümler Nelerdir?

Özür sâhipleri için, dînimiz büyük bir kolaylık göstermiştir. Bunların abdestleri, abdest bozucu özürleri devam ettiği halde bozulmaz. Bu halde iken namazlarını kılarlar. Abdest bozucu kan, irin, idrar gibi akıntıların kirlettiği yeri tekrar temizlemekle de mükellef tutulmazlar. Çünkü, bu kirler temizlendikten hemen sonra yeniden vâki olmaktadır. Meselâ, devamlı idrarı gelen bir kimsenin, abdestini idrar akıntısı bozmadığı gibi, gelen bu idrarın kirlettiği yeri yıkamak mecburiyeti de yoktur. İdrar kirletmesi mevcut olduğu halde namazını kılar.

Dînimizin özür sâhiplerine sağladığı bu kolaylığa karşı, onların da dikkat edecekleri bir husus vardır. O da şudur:

Özürlü olduğunu tesbit eden kimse, her namaz vakti için, ayrı abdest alır, o vakit için aldığı bu abdestle dilediği kadar nafile veya kaza namazı kılabilir. Vitir ve cenaze namazlarını edâ edebilir.

Özür sâhibinin aldığı abdest, sadece içinde bulunduğu namaz vakti süresince geçerlidir. Bir namaz vaktinin çıkıp diğer vaktin girmesiyle abdesti bozulur. Giren yeni vakit namazı için, yeniden abdest alması gerekir. Meselâ; bir özür sâhibi sabah namazı için vaktinde abdest alsa, bu abdesti sabah namazının vaktinin çıkmasına kadar muteberdir. Vaktin çıkmasıyla, yani, güneş doğmasıyla abdest bozulur, hükmü kalmaz. Artık bu abdestle hiçbir namaz kılamaz.

Özür sâhiplerinin dikkat edecekleri bir husus da, özürlü olmayanlara imamlık yapamıyacaklarıdır. Bu bakımdan özürlüleri imamlığa zorlamak doğru olmaz.

Özürlülerin sabah namazı için aldıkları abdest, güneş doğmasıyla bozulduğu için, bayram ve kuşluk namazları için ayrıca abdest almaları gerekir.

Özürlü kimsenin bu sebeple elbisesine bulaşan idrar, kan özür devam ettiği sürece namazın sıhhatine engel olmaz. Kadınlar için aybaşı ve loğusalık hali farklı fıkhî hükümlere tâbi olup bunun dışında kalan kanamalar ve devamlı akıntılar (istihâze) özür hali sayılır.

İmam Şâfiî'ye göre özürlü kimsenin her namaz için ayrı abdest alması gerekir.

------------------
Abdestsiz Olarak Yapılması Yasak Olan Ameller

1.Namaz kılmak.
2.Gur’ân-ı Kerîm’e el sürmek.
3.Gur’ân-ı Kerîm’e bakarak yüzünden okunması.
4.Tilâvet secdesi veya secde yapmak.
5.Cenaze namazı kılmak.
6.Kâbe’yi tavaf etmek.


CÜNÜP OLAN KİMSEYE YASAK OLAN ŞEYLER NELERDİR?
Cünüp olan kadın ve erkeğe veyahut hayız ve nifas hâlindeki kadınlara yapmaları haram olan dini vazifeler şunlardır:

l— Namaz kılmak.
Cünüp olan kimse, oruç tutmakla beraber, hayız ve nifas hâlindeki kadın, oruç da tutamaz.

2 — Kur'an okumak.
Ezberden veya Mushaf'a bakarak bir âyet dahi olsa Kur'an okumak (tilâvet) haramdır: Ancak Kur'an'daki dua ve sena âyetlerini tilâvet kasdı olmaksızın dua ve sena niyyetiyle ezberden okumak caiz görülmüştür. Meselâ, cünüp bir kimsenin dua ve sena âyetlerini ihtiva eden Fatiha sûresini tilâvet kasdıyla okuması haramdır. Dua ve sena niyyetiyle okuması ise caiz olur.
* Kelime-i şehadet getirmek, teşbih ve tekbir kelimelerini söylemek de caizdir.

3— Kur'an okumak caiz olmadığı gibi Kur'an-ı Kerîm'e el sürmek de caiz değildir. İsterse el sürülen bir âyet olsun, isterse yarım âyet. Ancak Kur'ân-ı Kerîm bir mahfaza içinde olduğu takdirde el sürmek caiz olur.

4 — Kâbe-i Muazzama'yı tavaf etmek.

5 — Zaruret olmaksızın câmi-i şerifin içine girmek veya camiin içinden geçmek.

----------------------
ABDEST

İslâm'da bazı ibâdetlerin yerine getirilmesi için yapılan ve bizzat kendisi ibâdet olan temizlenme. Abdest kelimesi Farsça'da su anlamına gelen "âb" ile el anlamına gelen "dest" kelimelerinden oluşmuş birleşik bir isimdir. Arapça karşılığı olan "vudû" kelimesi hadislerde kullanılmıştır. Kur'ân-ı Kerim'de ise temizlik anlamında "tahâret" ve "zekâ" kelimeleri geçmektedir. Vudû' kelimesi güzellik ve temizlik anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ibâdete başlanmadan önce insanın iç dünyasını güzelleştirmesi ve dışını da iyice temizlemesi gerekir.

İslâm'da abdestin farziyetine "Ey iman edenler, namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinizle birlikte ellerinizi yıkayın. Başınıza meshedin. Her iki topuğunuzla birlikte ayaklarınızı da (yıkayın)..." (el-Mâide, 5/6), âyeti delâlet etmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in abdest almadan hiç bir iş yapmadığını görüyoruz (Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, II, 1583). Ancak abdest her amel ve ibâdet için değil başta namaz olmak üzere bazı ibâdetler için farz kılınmıştır. Fakat müslümanın sürekli abdestli bulunması sünnettir.

Abdest her şeyden önce her türlü pislik ve kirlilikten kurtulmak, yani maddî ve manevî bütün pislik ve mikroplardan uzak kalmak için İslâm'ın emrettiği önemli bir ibâdettir. Mikrobun en kolay ürediği yer ağızdır. Ağızdan başlayarak el, yüz ve ayakların günde beş defa temizlenmesi İslâm'ın temizliğe verdiği önemi gösterir. Böylelikle İslâm yüzyıllar önce temizliğin üzerinde durup insanoğlunu maddî-manevî her türlü pislik ve mikroptan korumayı hedeflemiştir. Bunun yanında abdest alan bir insan, kendini manen temiz ve rahat hisseder ve bu güzel his ve temiz duyguyla Allah'a ibâdete durur. Bu da ruhun temizliğini sağlamaktadır. İnsanın yaratılış gayesi olan Allah'a kulluk böyle bir temizleme ameliyesi ile başlayınca insanoğluna vereceği zevk ve rahatlığın değeri sonsuzdur.

İnsan abdestle bedenen ve mânen temizlendikten sonra Allah'ın huzuruna çıkar. Böyle bir temizlenme ile günlük bütün yorgunlukları ve yükleri geride bırakır.

Abdest almakla, dünyevî ve uhrevî birçok fazilet ve güzellikler elde edilir. Hz. Peygamber (s.a.s.) abdestle ilgili olarak şöyle buyururlar:

"Bir müslüman abdest alıp yüzünü yıkadığında, yüzündeki âzaların işlediği bütün günahları; el ve ayaklarını yıkadığında el ve ayaklarıyla işlediği bütün hata ve günahları, su damlalarıyla beraber akıp gider ve kendisi de tertemiz olur. Hatta kirpik ve tırnak diplerindeki günahlarından eser kalmaz. Âdâp ve erkânına uymak suretiyle abdest alıp kıbleye dönerek: "Eşhedü en lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerike leh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasûlühü" diyen bu kul için cennetin kapıları açılmıştır; o, cennet kapılarının dilediğinden içeri girer."(Müslim, Tahare, 32, 33; Tirmizî, Tahâre, 2).

Abdestin Farzları

1- Yüzü Yıkamak

Yüzün bir defa yıkanması farzdır. Yüzün sınırları, saçın bittiği yerden sakal veya çene altına, kulakların köklerine kadar olan bölümdür. Gözlerin içine suyun ulaştırılması gerekmez. Ancak abdest alırken gözler sıkılmaz, tamamen açık bırakılmaz. Normal bir şekilde yüz yıkanır. Dudaklar yumulduğu zaman, dışarda kalan kısımlar yüzün sınırlarıdır. Sakal, bıyık ve kaşın altına suyu ulaştırmak gereklidir.

2- Kolları Yıkamak

Parmak uçlarından kol dirseklerine kadar -dirsekler de dahil- olan kısmı bir defa yıkamak farzdır. Eğer iğne ucu kadar kuru bir yer kalırsa veya tırnağının altına suyu geçirmeyecek (hamur, boya, çamur vb.) bir madde bulunursa, abdest alınmış sayılmaz. Ancak boyacıların tırnaklarındaki boyalardan kaçınmanın mümkün olmamasından dolayı bunlar abdeste zarar vermez. Tırnaklar parmak uçlarından dışarı taşacak kadar uzamış olursa o fazlalığı da yıkamak gerekir. Bir kimse abdest aldıktan sonra bu uzamış tırnağı keserse abdestini yenilemesi gerekmez. Parmakta yüzük var ve bu geniş ise abdest alırken bunu oynatmak sünnet, eğer yüzük dar ve altına su geçirmeyecek kadar parmağa oturmuşsa onu oynatmak farzdır.

3- Başı Meshetmek

Mesh, sözlükte eli bir şeyin üzerinden geçirmek demektir. İbâdet hukukunda ise suyun bir vücut organına isâbet etmesidir. Başın meshedilmesindeki farz oranı alın miktarıdır. Bu miktar ise başın dörtte biridir. Meshederken üç veya daha fazla parmağı kullanmak gerekir. İki parmakla yapılan mesh câiz değildir.

Başa giyilen sarık veya takke üzerine meshetmek geçerli değildir. Kadınlar da baş örtüleri üzerine meshedemezler.

4- Ayakları Yıkamak

Sağlam ve çıplak ayakları topuklarıyla birlikte bir defa yıkamak farzdır. Yaralı veya mestle örtülü ayakları yıkamaya gerek olmayıp sadece meshetmek yeterlidir. Mâide Sûresi 6. âyette geçen topuk = ka'b, ayağın iki tarafından incik kemiğine bitişik kemiktir. Rasûlullah (s.a.s.): "Vay ateşten o topukların haline... " (Buhârı, İlim 30; Vudû', 27,29; Müslim, Tahâre, 25-28,30; Ebû Davud, Tahâre, 46) buyurduğu ve ayakların tamamen yıkanmasını emrettiği bilinmektedir.

Bir kimsenin ayağında yarık varsa ve o yarığa su sızdırmayan bir ilaç sürülmüşse, o kimse ayağını yıkadığı zaman, su yarığın altına geçmezse bu durumda su, ayağa zarar verecekse abdest yerine getirilmiş sayılır ve bu câizdir. Ancak su zarar vermiyorsa abdest tam olarak alınmış sayılmaz. Dolayısıyla zarar vermediği takdirde yarıklara su ulaşacak şekilde yıkamak gereklidir .

Abdestin Sünnetleri

1- Niyetle Başlamak

Niyet, bir şeyi yapmayı kalbinden geçirmektir. Kalpden niyet etmeden, yalnız dil ile niyeti söylemek yeterli değildir. Abdest için niyet müstehap bir sünnettir. Ancak Şâfiî mezhebine göre niyet, başlı başına bir ibâdet olduğundan abdeste niyet de farzdır. Bu sebeple niyetsiz abdest olamaz.

2-Abdeste Besmele ile Başlamak

Abdeste başlarken Allah'u Teâlâ'nın ismiyle yani besmele ile başlamak sünnettir. Rasûlullah (s.a.s.): "Allah'u Teâlâ'nın ismini zikretmeyen kimsenin abdesti yoktur." (Ebû Davud, Tahâre, 48; Tirmizî, Tahâre, 20; İbn Mâce, Tahâre, 41) buyurarak besmelenin faziletini belirtmiş olmaktadır. Besmeleyi abdeste başlarken okumak esastır. Çıplak bir hâlde iken veya tuvalette besmele okunmaz. Bir kimse abdestin başında "Lâilâhe illallah" veya "Elhamdülillah" dese besmele yerine geçer (Fetevâyı Hinddyye, 1,7).

3-Önce Bileklere Kadar Elleri Yıkamak

Rasûl-i Ekrem (s.a.s.): "Sizden birisi uykusundan uyandığı zaman, kat'iyyen elini yıkamadıkça su kabına daldırmasın. Çünkü o, eli nerede gecelemiştir bilemez" (Buhârî, Vudû', 26; Müslim, Tahâre, 87-88; Ebu Davud, Tahare, 49) buyurmuştur. Ayrıca insanın eli, temizleme hususunda bir araçtır. Dolayısıyla ilkin onu temizlemeye başlamak sünnettir. Bilindiği üzere, elleri, dirseklere kadar yıkamak (dirsekler dahil) farzdır. Fakat önce bileklere kadar yıkamak tertip olarak sünnettir.

4-Misvak Kullanmak

Rasûlullah (s.a.s.): "Eğer ümmetime zorluk vereceğinden çekinmeseydim, her namazdan önce onlara misvak kullanmayı mutlaka emrederdim." (Müslim, Tahâre, 15; Ahmed İbn Hanbel, II, 250, 400) buyurmaktadır. Dişleri parmakla yıkamak misvağın yerini tutmaz. Ancak misvak bulunmazsa sağ elin bir parmağı ile dişleri temizlemek misvak yerine geçerli olabilir.

5- Ağzı Yıkamak

Abdest alırken Rasûlullah (s.a.s.)'in ağzını üç defa yıkadığı (mazmaza yaptığı) bize ulaşan bilgiler arasındadır. Bunun sınırı, suyun ağzın tamamını kaplamasıdır. Ayrıca her seferinde suyu yenilemek de sünnettir.

6- Burnu Yıkamak

Yine Hz. Peygamber (s.a.s.)'in abdest alırken burnuna da üç defa su çektiği bilinmektedir. Burna su çekerek sol eli ile suyu dışarıya verip yeniden su çekerek burnu sol el ile temizlemek sünnettir.

7- Kulakların Meshedilmesi

Baş meshedilirken kulakların da aynı şekilde sayılarak meshedilmesi sünnettir. Ayrı bir su ile meshedilmesini sünnet olarak kabul edenler de vardır.

8- Yıkanması Gereken Uzuvları Üçer Defa Yıkamak

Yıkanması farz olan yüz, eller ve ayaklar gibi organlarımızı üçer kere yıkamak sünnettir. Bu organlarımızdan her birini yıkamaya başlayınca ilk yıkama farzdır. En sağlam ve geçerli görüşe göre ikinci yıkama ise sünnettir. Abdest alırken, yıkanmakta olan organa su ulaşır ve ondan damla damla dökülüp akarsa, yıkamanın tamam olduğu tam anlamıyla anlaşılır.

9- Parmakların Arasını Yıkamak

"Parmaklarınızın arasını hilâlleyiniz ki onların arasına Cehennem ateşi girmesin ve onları hilâllemesin" (Ebu Davud, Tahâre 56, 59; Tirmizî, Tahâre, 30; Savm 68; Nesâî, Tahâre 91) buyuran Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bu buyruklarıyla belirtilen işi yapmak sünnet olmaktadır. Bu aynı zamanda, farz olan yıkamanın da kâmil anlamda gerçekleşmesini sağlar.

10- Sakalı Ovmak

Abdest alırken sakalı bulunanların sakallarını, parmaklarını sakalın içine sokarak alt taraftan üst tarafa doğru hareket ettirmesi hilâllemek olarak tanımlanmaktadır. Rasûlullah (s.a.s.): "Müşriklere muhâlefet edin, bıyıkları kısaltın, sakalı uzatın." (Müslim, Tahâre, 56; Ebû Davud, Tahâre, 29; Tirmîzî, Edeb, 14; Nesâi, Zinet, 1, 56) buyurarak mü'minler için sakalın gerekçe ve önemini belirtmiş olmaktadır. Dolayısıyla mü'minler sakallarını sünnete göre uzatmak ve sakal bırakmak konusunda duyarlı olmak zorundadırlar.

11- Abdest Almaya Sağ Taraftan Başlamak

"Şüphesiz ki Allah'u Teâlâ, her şeye sağdan başlanmasını sever. Hattâ ayakkabılar giyilirken ve saçlar taranırken dahi." (Buhârî, Vudû', 31) buyuran Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bu uyarısına göre de abdeste sağdan başlamak sünnettir.

12-Tertibe Uymak

Abdest alırken, Mâide Sûresinde beyan buyurulan sıraya uymak ve bu sıraya göre abdest almak da sünnettir. Yani önce elleri ve akabinde yüzü yıkamak, ardından da başı meshetmek ve en son olarak da ayakları yıkamaktır. İmam Şâfiî (rh.a) bu sıraya uymanın farz olduğu kanaatindedir. Şâfiî'nin bu içtihadı ile âlimler abdestin farzının altı olduğunu tesbit etmişlerdir ki bunlar şöylece sıralanmaktadır: Niyet, ellerin yıkanması, yüzün yıkanması, başa meshedilmesi, ayakların yıkanması ve tertibe uymaktır.

13-Başın Tamamını Bir Defada Meshetmek

Abdest alan bir kimse, iki avucunu ve parmaklarını başının ön kısmından başlayarak arka kısmına kadar, başın tamamını kaplayacak bir şekilde arkaya doğru çekerek mesheder. Bu sünnettir. Başın tamamını devamlı olarak meshetmek ve özürsüz bir şekilde terk etmek günah olur.

Muvalât ise, organları ara vermeden birbiri ardında yıkamak demektir. Öyle ki ılıman bir havada ilk yıkanan organ, abdest tamamlanmadan kurumamalıdır.

Abdestin Çeşitleri

1- Farz Olan Abdest

Namaz kılmak, Kur'ân-ı Kerim'e el sürmek ve tilâvet secdesi yapmak için abdest almak farzdır. Cünüp veya abdestsiz olan kimsenin Kur'ân-ı Kerim'i eline almasının helâl olamayacağı hususunda İslâm bilginleri arasında ittifak vardır.

2-Vâcip Olan Abdest

Kâbe-i Muazzama'yı tavaf* etmek için abdest almak vaciptir. Bir kimsenin Kâbe'yi abdestsiz tavaf etmesi vacibi terk ettiğinden dolayı sorumlu olmakla beraber yaptığı bu tavaf câiz ve geçerlidir. Ancak bu hususta Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır:

"Tavaf, namaz gibidir. Fakat tavaf sırasında konuşmak câizdir. Tavafta konuşan kimse hayırlı söz söylesin." (Tirmîzî, Hacc, 112; Nesâî, Menasik, 126) .

Farz olan tavaf abdestsiz olarak yapıldığı takdirde bir küçükbaş hayvan kurban etmek gerekir. Cünüb olan kimsenin ise böyle bir farz tavafı yapması hâlinde bir büyükbaş hayvan kurban etmesi lâzımdır. Ancak bu farz tavaf, abdest alınarak yeniden yapılırsa böyle bir kurbana gerek kalmaz. Fakat farz günler dışında tekrar yapılması hâlinde geciktirilmiş olduğundan dolayı kurban kesmek gerekmektedir .

Yapılması vacip olan vedâ tavafını abdestsiz olarak yapan kimse bir miktar sadaka vermelidir. Fakat vacip olan tavafı cünüb olarak yapanın bir küçükbaş hayvan kurban etmesi lâzımdır.

3- Mendup Olan Abdest

Uykudan önce veya uykudan kalktıktan sonra, cenâze yıkamak, cenâze taşımak, cenâzeyi yıkadıktan sonra, cinsel temastan önce, ezberden Kur'ân okumak, hadîs okumak, Cenâb-ı Allah'ı ta'zim veya tesbih etmek için veya kızgınlık sırasında kızgınlığını gidermek gayesiyle abdest almak ve sürekli abdestli olmak niyetiyle abdest almak menduptur.

Abdestin Mekruhları

1- Abdest alırken gereğinden fazla suyu boş yere tüketmek.

2- Gereği yokken suyu âdetâ âzaları mesheder gibi çok az kullanmak.

3- Suyu abdest âzalarına hızlı çarpmak, etrafa su sıçratmak.

4- Abdest alırken gereksiz yere konuşmak.

5- İhtiyacı olmadığı halde abdest almak için başkasından yardım ve su dökmesini istemek.

6- Temiz olmayan pis ve kirli bir yerde abdest almak.

7- Abdestin sünnetlerini bilerek terk etmek.

Abdestsiz Olarak Yapılması Yasak Olan Hususlar

1- Namaz kılmak.

2- Kur'ân-ı Kerim'e el sürmek.

3- Tilâvet secdesi yapmak.

4- Cenâze namazı kılmak.

5- Kâbe'yi tavaf etmektir.

Abdestin Edepleri (Âdâbı)

Edeb; nezâket, zarâfet, insanlara sözle ve davranışla yardımda bulunmak, gönüllerini okşamak demektir. Abdestin edepleri ise yapılması halinde sahibine sevap kazandıran hususlardır. Yapılmamaları halinde ise kişiye günah yazılmaz. Abdestin edepleri şunlardır:

1- Abdest alırken başkasından yardım istememek.

2- Abdest alırken suyun sıçramaması için dikkatli davranmak.

3- Kıbleye doğru yönelmek.

4- Gereksiz yere konuşmamak.

5- Niyet ederken dil ile niyet etmek.

6- Her uzvu iyice ovmak.

7- Abdest dualarını okumak.

8- Kullanılmış bir su ile abdest almamaya dikkat etmek.

9- Her uzvu yıkarken niyeti korumakla birlikte "Bismillâh" demek.

10- Kulağını meshederken serçe parmaklarının uçlarıyla kulak deliklerini meshetmek.

11- Burna ve ağıza suyu alırken sağ eli kullanmak.

12- Sol el ile sümkürmek.

13- Özür sahibi olmayan kimsenin namaz vaktinden önce abdest alması.

14- Abdest bittikten sonra kıbleye karşı ayakta kelime-i şehâdet getirmek ve dua yapmak, biraz su içmek.

15- Durgun veya akarak yer değiştiren sular ile birikinti hâlindeki sulara ve Kıble'ye karşı abdest bozulmaz.

Abdest Namazı

Abdest namazı abdest aldıktan sonra abdest âzaları henüz yaş iken iki rek'at nafile namaz kılmaktan ibarettir.

Abdesti Bozan Durumlar

1- İdrar veya dışkı yollarından yani ön ve arkadan herhangi bir şeyin çıkması. Mâide sûresi 6. âyetinde "...sizden birisi abdest bozmaktan geri dönmüşse..." ve Hz. Peygamber (s.a.s.)'e "Hades nedir?" diye sorulduğunda; "Her iki yoldan çıkandır" cevabını vermeleri, ön ve arka yollardan birinden çıkan idrar, dışkı, yel, vedi, mezi, meni, kurt ve diğer hususların abdesti bozduğunu ifâde eder.

2- Aklın idrak gücünü gideren hususlar; uyumak, bayılmak, delirmek, sarhoş olmak vs.'dir. Ancak oturduğu yerde kıpırdamadan uyuyan kimsenin abdesti bozulmaz. (Müslim, Vudû', 2; Ahmed b. Hanbel, 1, 256).

3- Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin veya sarı su çıkması ve etrafına yayılması. Ağızdan akan kana bakılır, şâyet bu kan tükrük kadar veya tükrükten fazla ise abdesti bozulur.

4- Ağız dolusu kusmak. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) "Kusuntu abdesti bozar" (Tirmizî, Tahâre, 64) buyurmaktadır. Kusma ağız dolusu değilse abdest bozulmaz.

5- Cinsî münasebette bulunmak.

6- Tam olarak cinsî ilişki olmasa bile kadın ve erkeğin çıplak veya ince bir elbise ile vücutlarının veya tenâsül uzuvlarının birbirine değmesi.

7- Teyemmüm yapan kimsenin su bulması .

8- Namazda sesli olarak gülmek. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: "Sizden biriniz namazdayken kahkaha ile gülerse abdesti ve namazı birlikte iade etsin. " Kahkaha namazın dışında olursa abdesti bozmaz.

Bir kimse abdest alırken bazı organlarını yıkayıp yıkamadığı konusunda endişe ederse, şayet bu ilk defa karşılaştığı bir şüphe ise o organını yeniden yıkar, yok eğer sürekli şüpheye düşüp duruyorsa bu şüphesinin önemi yoktur. Abdestini tam almış sayılır. Abdestinin bozulup bozulmadığını tam hatırlayamayan kişi kesin olarak abdest aldığını hatırlıyorsa abdestli demektir. Çünkü kesin olarak bilinen bir husus şüphelerle yok olmaz.

Ayrıca namaz haricinde abdestinden şüpheye düşenin abdest almasının takvaya daha yakın olduğu; fakat namaz içinde bulunan kimsenin ise abdestinden şüpheye düşmesi hâlinde namazını bozup abdest alması gerekmediği âlimler tarafından ifâde edilmiştir.

Abdesti Bozmayan Durumlar

1- Kişinin ön veya arka yollarından başka vücudunun herhangi bir yerinden kan çıkıp, bir damla halinde kalması.

2- Kabuk bağlamış bir yaranın kan çıkmadan kabuğunun düşmesi.

3- Yaradan, burundan yahut kulaktan bir vücud kurdunun düşmesi.

4- Tenâsül uzvuna (cinsî organına) el sürmek.

5- Kadın vücudunun herhangi bir yerine dokunmak.

6- Ağız dolusu olmayan kusuntu.

7- Ağızdan çıkan balgam.

8- Oturduğu yerde veya namazda uyumak .

9- Ağlamak.

Abdest Nasıl Alınır?

Farz, sünnet ve edeplerini yukarıdaki maddelerde verdiğimiz abdesti tertip ve usûlüne göre ancak şöylece alabiliriz:

Abdeste başlarken şu dua yapılmalıdır:

"Bismillâhilazîm ve'l hamdülillâhi alâ dini'l İslâm" .

"Yüce Allah'ın ismini anarak başlarım. Beni İslâm dini ve akidesi üzere yarattığı için hamd ederim."

Abdest almaya niyetlendikten sonra, eûzü besmele çekilerek eller bileklere kadar yıkanır. Parmakta yüzük varsa, kımıldatılır. Altına suyun geçmesi sağlanır.

Uzuvların yıkanması sırasında bizden öncekilerden nakledilen şu duaları okumak abdestin edeplerindendir.

A- Mazmaza=Ağıza su verme sırasında: "Allâhümme einnî alâ tilâveti'l Kur'ân ve zikrike ve şükrike ve hüsn-i ibâdetike."

"Allah'ım, Kur'ân-ı Kerimi okumada, seni zikretme, sana şükretme ve sana güzel şekilde kulluk etmede yardımını istirham ederim."

B- İstinşak = Buruna su verme sırasında: "Allâhümme, erihnî râyihate'l Cenneti verzuknî min neîmihâ."

"Allah'ım, bana Cennetin kokusunu koklat. Cennet nimetlerinden beni rızıklandır."

C- Yüzü Yıkama Sırasında

"Allâhümme, beyyid vechî binûrike yevme tebyaddu vücûhun ve tesveddü vücûh."

"Allah'ım, bir kısım yüzlerin ağarıp nurlandığı, bir kısım yüzlerin ise karardığı gün, benim yüzümü nurlandır, ağart."

D- Sağ Eli Yıkama Sırasında

"Allâhümme, a'tınî kitâbî biyemînî ve hâsibnî hisâben yesîrâ."

"Allah'ım, kitabımı -amel defterimi- sağ elime ver ve hesabımı kolaylaştır."

E- Sol Eli Dirseklere Kadar Yıkama Sırasında

"Allâhümme, lâ tu'tinî kitâbî bişimâlî velâ min verâi zahfi."

"Allah'ım, kitabımı -amel defterimi- sol elimden ve arkamdan verme."

Sonra sıra başı meshetmeye gelir.

Kaplama mesh için, eller ıslatılır, küçük parmakla üç parmak uc uca getirilir. Önden başlayarak başın üstü sıvazlanıp arka ve yan taraflarda böylece meshedilir.

F- Kulakları Yıkarken

"Allâhümmec'alnî minellezîne yestemîune'l-kavle feyettebiûne ahseneh."

"Allah'ım, beni hak sözü dinleyenlerden ve onun en güzeline uyanlardan eyle." denilir ve kulaklar yıkanır.

G- Boyuna Mesh Etme Sırasında

"Allâhümme a'tik unuki (veya rakabeti) mine'n-nâri."

"Allah'ım, boynumu Cehennem ateşinden azad buyur."

H- Ayakları Yıkama Sırasında

"Allâhümme, sebbit kademeyye ales'sırâtı yevme tezûlü Fhi'l-akdâm."

"Allah'ım, Sırat köprüsünde ayakların kaydığı günde ayaklarımı kaydırma, sabit eyle..."

Abdest alıp bittikten sonra Rasûlullah (s.a.s.)'e salavât getirilmeli ve şu dua okunmalıdır:

"Allâhümmec'alnî minettevvâbîne vec'alnî mine'l-mütetahhirîn."

"Allah'ım, beni, tevbe eden ve günahlarından temizlenen kullarından eyle. . ."


-------------------

Teyemmüm Nedir?


Teyemmüm, lügatte, kasıd mânasınadır. Dinî ıstılahtaki mânası ise; pâk ve temiz toprak ile, kolları ve yüzü, özel bir şekilde meshetmek demektir.Teyemmüm, sadece bu ümmete mahsus bir kolaylıktır. Mü`minler su yokluğunda veya su bulunmakla birlikte hastalık v.s. gibi suyu kullanmanın imkânsız hâle geldiği bâzı durumlarda, hades (cünüplük veya abdestsizlik) hâlinden teyemmüm vasıtasıyla kurtulurlar. Böylece ellerinde olmayan bir sebebden dolayı, Allah`a ibadet ve kulluktan geri kalmamış olurlar. Teyemmümün, bu ümmete Allah`ın hususî bir lütfu ve ihsanı olduğunu, Resûlüllah Efendimiz şu şekilde belirtmişlerdir: "Benden önce kimseye verilmeyen beş şey bana verildi: Bunlardan birisi de, yerin (toprağın) bana mescid ve temizleyici kılınmasıdır. Binaenaleyh kime nerede namaz vakti gelirse, hemen orada namazını kılsın." (Eski ümmetler ancak Kiliseler gibi ibâdete mahsus yerlerde ibâdet edebilirlerdi.) Bu hadîsten anlaşıldığı gibi, toprak, Müslümanlar için, hem üzerinde namaz kılabilecekleri temiz bir madde (namaza mâni bir pislik olmamak şartı ile), hem de aynı zamanda su bulunmaması hâlinde teyemmüm vasıtasıyla suyun yerini tutacak temizleyici bir unsur kılınmıştır. Teyemmüm, Hicrî 5. veya 6. yılda meydana gelen benî Müstalik seferi sırasında, Mâide sûresinin altıncı âyetiyle meşrû` kılınmıştır. Teyemmümün hükmünü bildiren âyet-i kerîmenin sonunda: "Allah, bununla size güçlük dilemez. Fakat sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Tâ ki şükredesiniz", buyurulmaktadır. Bu ifadeden, teyemmümün mü`minlere kolaylık ve rahmet olduğu, mü`minlerin mânevî temizliklerini ihmâl etmemelerine vesile teşkil ettiği anlaşılmaktadır.

Sual: Teyemmümü gerektiren haller nelerdir?
CEVAP
Abdest almak veya gusletmek için, su bulunmazsa veya su olduğu halde kullanılması mümkün olmayan durumlarda, temiz toprak, kum, kireç ve taş gibi toprak cinsinden temiz bir şey ile Hanefi’de vakit girmeden önce de teyemmüm edilir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce caiz değildir.

Teyemmümü gerektiren başlıca haller şunlardır:
1- Abdest ve gusül için temiz su bulamamak (Şehirde her zaman su aramak farzdır.)
2- Su kullanmaya mani olan hastalık, su kullanınca soğuktan ölmek veya hasta olma tehlikesi.
3- Suyun yanında zarar verecek olan düşman veya yırtıcı, zehirli hayvan bulunmak.
4- Hapiste olup, su kullanamamak.
5- Ölümle tehdit edilmek.
6- Yolcu olup, yanında içme suyundan fazla su bulunmamak.
7- Kuyu olsa da, su çıkarma imkanı olmamak.

Sual: Teyemmümün farzı kaçtır?
CEVAP
Teyemmümün farzı üçtür:
1- Niyet etmek.
2- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını mesh etmek.
3- Elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.
Teyemmümün farzı ikidir, diyenlere göre, ikinci ve üçüncü farz, bir farz olarak söylenir.

Sual: Teyemmümün sünnetleri nelerdir?

CEVAP
Teyemmümün sünnetleri şunlardır:
1- Toprağa avucun içini koymak.
2- Avuçları toprak üzerinde ileri ve geri çekmek.
3- Avuçta toprak varsa, toprak kalmayıncaya kadar, iki eli, baş parmakları ile birbirine çarpmak.
4- Elleri toprağa koyarken parmakları açmak.
5- Besmele ile başlamak.
6- Önce yüzü, sonra kolları mesh etmek.
7- Abdest alır gibi, çabuk yapmak.
8- Misafir bir mil [1920 metre] içinde su bulunduğunu bilirse, araması farz, zan ederse sünnettir.
9- Önce sağ, sonra sol kolu mesh etmek.
10- Elleri, toprağa vurarak, kuvvetle koymak.
11- Kolları aşağıda anlatılan şekilde mesh etmek.
12- Parmakların arasını mesh etmek ve bunu yaparken yüzüğünü oynatmak.

Sual: Teyemmümde dikkat edilecek hususlar nelerdir?
CEVAP
Teyemmümde dikkat edilecek hususlar şunlardır:
1- Abdestsiz bir kimse talebesine göstermek için, teyemmüm ederse, bununla namaz kılamaz.

2- Teyemmüm ile namaz kılabilmek için, yalnız teyemmüme niyet etmek yetişmez. Namaz için de niyet etmek gerekir.

3- Bir topraktan birkaç kimse teyemmüm edebilir. Çünkü, teyemmüm edilen toprak ve benzerleri müstamel olmaz. Teyemmümden sonra elden, yüzden dökülen toz müstameldir.

4- Şafii ve Hanbeli’de teyemmüm yalnız toprak ile yapılır. Diğer mezheplerde, toprak cinsinden olan her temiz şey ile, üzerinde bunların tozu olmasa bile, teyemmüm edilir. Yanıp kül olan veya sıcakta eriyebilen şeyler, toprak cinsinden değildir. O halde, ağaç, ot, tahta, demir, pirinç, yağlı boya sıvalı duvar, bakır, altın, cam ile teyemmüm edilemez. Kum ile olur. İnci, mercan ile olmaz. Kireç ve alçı ile yıkanmış mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen çanak çömlekle, çamur ile olur. Yalnız çamur varsa, suyu yarıdan az ise, bununla teyemmüm edilir.

5- Bir teyemmüm ile çeşitli namaz kılmak caizdir.

6- Misafir, iki kilometreden az uzakta su bulunacağını alametlerle veya akıllı, baliğ ve adil bir Müslümanın haber vermesi ile, çok zan ettiği zaman, her tarafa doğru iki yüz metre giderek veya birini göndererek araması farz olur. Çok zan etmezse, suyu araması lazım olmaz.

7- Bir kimse, suyu sormadan teyemmüm edip, namaza dursa, sonra yanında bulunan adil bir şahıstan, su olduğunu haber alsa, abdest alıp, namazını iade eder.

8- İki kilometreden uzakta su varken, teyemmüm ile namaz kılmak caizdir.

9- Eşyası arasında su bulunduğunu unutan, şehir ve köyde değilse, teyemmüm ile namaz kılabilir.

10- Suyun bittiğini sanan, namazdan sonra suyunu görse, teyemmüm ile kıldığı namazı iade eder.

11- Çölde, yollarda içmek için konulan su varken, teyemmüm edilebilir.

12- Cünüp, teyemmümden sonra, abdesti bozulsa, cünüp olmaz. Az su varsa, yalnız abdest alır.

13- Cünüp kimsenin vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara veya çiçek, kızıl gibi ise teyemmüm eder. Derisinin çoğu sağlam ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkaması mümkün ise, gusleder. Yaralı kısımları ıslatmadan yıkanamazsa yine teyemmüm eder.

Sual: Teyemmüm nasıl yapılır?

CEVAP
1- Önce cünüplükten veya abdestsizlikten temizlenmek için niyet edilir.

Teyemmüm ile namaz kılabilmek için, yalnız teyemmüme niyet etmek yetişmez. İbadet olan bir şeyi, mesela, cenaze namazı, secde-i tilavet yapmak için veya abdest için veya gusül için teyemmüm etmeye niyet gerekir.

Teyemmüme niyet ederken, abdest ile guslü ayırmaya lüzum yoktur. Abdest için niyet etmekle, cünüplükten de temiz olur. Cünüplükten temizlenmeye niyet edilen teyemmüm ile namaz kılınabilir. Abdest için ikinci teyemmüme lüzum yoktur.

2- İki kolu dirseklerinden yukarı sıvalı olarak, iki elin içini temiz toprağa, taşa, toprak veya kireç sıvalı duvara sürüp, en az üç parmağı değmek üzere, iki avucu ile yüzünü bir kere mesh etmek, yani sığamak. Eli, yüzünün iğne ucu kadar yerine değmezse, teyemmüm yapılmış olmaz.

Yüzü tam mesh edebilmek için, avuçlar açık ve dört parmak birbirlerine yapışık ve iki elin ikişer uzun parmaklarının uçları birbirlerine değmiş olarak, avuç içleri saç kesimine koyup, çeneye doğru yavaşça indirilir. Parmaklar yatay vaziyette alnı, göz kapaklarını, burnun iki yanını ve dudakların üzerlerini ve çenenin yüz kısmını iyice sığamalıdır. Bu esnada avuç içleri de yanakları sığar.

3- İki avucu tekrar toprağa sürüp, birbirine çarparak, tozu toprağı silkeledikten sonra, önce sol elin dört parmağı içi ile, sağ kolun alt yüzünü, parmak ucundan dirseğe doğru sığayıp sonra, kolun iç yüzünü, sol avuç içi ile, dirsekten avuca kadar sığamak ve sonra sol baş parmak içi ile, sağ baş parmak dışını sığamaktır. Yüzüğü çıkarmak gerekir. Sonra, yine böyle sağ el ile, sol kol sıvanır. El ayasını toprağa sürmek gerekir. Toprağın, tozun elde kalması lazım değildir.

Abdest ve gusül için teyemmüm aynıdır.

Sual: Teyemmümü bozan şeyler nedir?
CEVAP
Teyemmümü gerektiren özür hali ortadan kalkınca, su bulununca, abdesti ve guslü bozan hallerde, teyemmüm de bozulur.

Sual: Su olup olmadığını sormadan namaz kılan, yanında su olduğunu görse namazını iade eder mi?
CEVAP
Yanında adil biri bulunduğu halde, su var mı diye ona sormadan teyemmüm edip namaza duran, sonra su olduğunu haber alsa, abdest alıp namazı iade eder.

Sual: Su kuyusu varken, suyu çıkaramayan, teyemmüm edip namaz kılsa, sonra suyu çıkarma imkanına kavuşsa namazı iade eder mi?
CEVAP
Kuyudan su çıkarmak için, kova, ip veya para ile su bulamayan kimse, teyemmüm eder ve su bulunca, namazı iade etmez.

Sual: Salih bir tabibin yıkanmasını yasakladığı hasta, gusül için teyemmüm eder mi?
CEVAP
Evet eder.

Sual: Teyemmüm bile edemeyen felçlinin namaz kılması gerekir mi?
CEVAP
Hizmetlerini yapan teyemmüm ettirir. Namazı ima ile kılar. Gerekirse iki namazı cem eder.

Sual: İğne ucu kadar yere el değmezse teyemmüm sahih olur mu?
CEVAP
Bilirse sahih olmaz. Ama bilmeden daha çok yer kalsa teyemmüm sahih olur.

Sual: Teyemmümde, şüphelenip birkaç defa sıvamak caiz mi?
CEVAP
Evet. Fakat vesvese etmemelidir.

Sual: Çok yaşlı ve hasta abdest aldırılınca çok yoruluyor. Yorulmaması için, teyemmüm etse caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual: Kibrit kutusu kadar bir tuğla ile teyemmüm caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Sual: Tahta külü ile teyemmüm caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Sual: Nöbetçi iken, mescitte yatıyorum. Sık sık dışarı çıkmam gerekiyor. Her defasında abdest almam gerekir mi?
CEVAP
Hayır. Sonraki girişlerde teyemmüm etmek iyi olur.

Sual: Parmakları arızalı olup teyemmüm ederken el değmeyen yer kaldığını sanan ne yapar?
CEVAP
Şüphe edince başkasına yaptırır. Başkası yoksa yapabildiği kadar yapar.

Sual: Sudan bir mil kadar uzaktakinin arabası olsa, yine teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Evet.

Sual: Teyemmüm ederek mest giyen, su ile abdest alırken mestlere meshetmesi caiz mi?
CEVAP
Teyemmümle mest giyen, su ile abdest alırken, mesh edemez. Ayaklarını da yıkaması gerekir.

Sual: Gusledince, hastalık artacaksa ve iyileşme gecikecekse teyemmüm etmek caiz olur mu?
CEVAP
Hastanın, abdest almak veya gusletmek veya hareket etmek ile, hastalığının artacağı veya iyi olması uzayacağı, kendi tecrübesi ile veya uzman ve salih bir doktorun söylemesi ile anlaşılırsa, teyemmüm eder.

Sual: Guslederken avret yerini başkalarının görmesi haram mıdır?
CEVAP
Evet. Gusletmek için, zaruret olunca erkek, erkekler arasında, kadın da, kadınlar arasında avret yerini açamaz. Gusül yerine teyemmüm eder. Çünkü bir emri yapmak, bir haram işlemeye sebep olursa, haramı işlememek için, o emir terk edilir, yapılmaz. Bir sünneti yapmak için, mekruh veya haram işlemek zorunda kalanın da sünneti terk etmesi lazım olur.

Sual: Abdest almış olan kimse, teyemmüm etmiş olan imama uyabilir mi?
CEVAP
Abdest alan, teyemmüm etmiş olana; ayakta kılan, oturarak kılana uyabilir.

Sual: Sağlamken kazaya kalmış namazları hasta iken teyemmüm edip kaza etmek caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir. İma ile kaza etmek de caizdir.

Sual: Cuma namazını kaçırmamak için teyemmüm etmek caiz midir?
CEVAP
Abdest almak için vakit az olup, Cumayı kaçırmamak için, teyemmüm etmek, caiz değildir. Çünkü Cuma namazını kılamayan öğle namazını kılar.

Sual: Su bulamadığı için teyemmüm eden kimsenin abdesti bozulsa cünüp mü olur?
CEVAP
Hayır, Hanefi’de cünüp olmaz. Maliki’de cünüp olur.

Sual: Kışın çok soğukta arazide, gusledince hastalanacağını bilen kimse ne yapar?
CEVAP
Gusledince, soğuktan ölmek veya hastalanmak tehlikesi varsa, gusül için teyemmüm eder ve su ile abdest alır. Şehirde olup hamam parası yoksa ve başka çare bulamazsa, yine gusül için teyemmüm eder ve su ile abdest alır.

Sual: Su yanında tehlike varsa, abdest veya gusül için teyemmüm edilir mi?
CEVAP
Su yanında düşman, yırtıcı veya zehirli hayvan, ateş veya nöbetçi varsa veya kendisi hapis ise veya (abdest alırsan seni öldürürüz, malını alırız) diye korkutulursa, teyemmüm ederek namazını kılar. Fakat bu sebepler kul tarafından olduğu için, gusül ve abdest alınca, bu namazları tekrar kılması gerekir. Vakti içinde kılmak mümkün olmazsa, vakti çıktıktan sonra da kılmak gerekir. (Redd-ül-muhtar)

Sual: Alınan bir teyemmüm ile bu teyemmüm bozuluncaya kadar birkaç vakit namaz kılınabilir mi?
CEVAP
Hanefi’de, bir teyemmümle, dilediği kadar farz kılabilir. Yani teyemmüm bozulana kadar birkaç vaktin namazı ve istenildiği kadar kaza namazı kılınabilir. Diğer üç mezhepte, ancak vakit girdikten sonra teyemmüm edilir ve bir teyemmümle sadece vaktin farzı kılınır, aynı vakit içinde kaza namazı kılınsa yine teyemmüm etmek gerekir, fakat istediği kadar nafile veya sünnet kılabilir. Sünnetleri kılarken kazaya da niyet edilince, yeniden teyemmüm almak gerekir. Yeni bir vakit girince de tekrar teyemmüm edilir. (Mizan-ül Kübra)

Sual: Vücudumun 3 yerinde, bacaklarımda ve yüzümde ağır derecede dikişler var. Bu yüzden gusül ve normal abdest alamıyorum. Dikişlere su değmesi yasak. Namazı kazaya bıraksam olur mu?
CEVAP
Namazları şer’i bir özür olmadan kazaya bırakmak haramdır. Yaraların üstünü kapatarak da yıkanma imkanı yoksa, teyemmüm edilip namazlar ima ile kılınır. Oturarak kılınma imkanı yoksa yatarak kılınır.

Sual: Vitir namazını gece yarısından sonra kılmaya niyetlenen kimse kalktığında cünüp olduğunu görse fakat suların kesik olması sebebiyle evde gusledecek kadar su bulunmasa teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Şehirde su bulamamak mazeret değildir, teyemmüm caiz olmaz. 2-3 litre su ile rahat gusledilir. Bu kadar su da bulunabilir. Yani memba suyu içme suyu bulunur. Komşudan istenebilir. Bunun gibi veya başka acil durumlar için tedbir almalı, evde su bulundurmalıdır. Su ve elektrik kesintisi şehirlerde her zaman olabilecek şeylerdir. Tedbirli olmalıdır.

Sual: Namaz vaktinin çıkacağından korkan kimse, su varken teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Su varken teyemmüm edilmez. Namazı kaçırsa da abdest alması gerekir. (Kuduri)

Sual: Ameliyat oldum, abdest alamıyorum. Teyemmüm topraktan başka hangi maddelerle yapılır?
CEVAP
Teyemmüm toprakla veya toprak cinsinden olan kum, kireç, alçı, taş, mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen, sırsız çanak çömlekle, tuğla yahut kiremitle olur. Kireçli, topraklı veya taşlı duvara elleri sürmekle de teyemmüm edilir. Hangisi kolaysa o yapılır.

Sual: Bir toprak ile kaç defa teyemmüm edilebilir?
CEVAP
Bir topraktan birkaç kimse teyemmüm edebilir. Çünkü, teyemmüm edilen toprak ve kum ve benzerleri, müstamel olmaz. Yani o toprakla aylarca teyemmüm edebilir. Teyemmümden sonra, elden, yüzden dökülen toz müstameldir.

Sual: Diğer hak mezheplerimize göre teyemmümün hükümleri nasıldır?
CEVAP
Teyemmümde besmele çekmek Hanbeli’de vacip, diğer mezheplerde sünnettir. Hanefi’de teyemmüm toprak cinsinden olan kum, kireç, alçı mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen çanak çömlekle, tuğla ile olur. Kireçle badana edilmiş duvardan teyemmüm edilir. Toprak tozu olan eşyalarla da olur. Şafii’de teyemmüm yalnız toprakla yapılır. Hanbeli’de de yalnız toprakla olur. Fakat toprak, yanmamış, gasp edilmemiş ve tozlu olmalıdır. Maliki’de kum, ot, ağaç ve karla da olur.

Hanefi’de, bir teyemmüm ile, dilediği kadar farz kılabilir. Diğer üç mezhepte, teyemmüm, namaz vaktinden önce alınmaz ve bir teyemmüm ile birden fazla farz kılınmaz.

Sual: Vücudu yaralı olan kimse, nasıl gusleder?
CEVAP
Vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara olan gusül için teyemmüm eder. Azı yaralı ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkanması mümkün ise, su ile gusledip, yaraların üzerini mesh eder. Mesh zarar verirse, üzerine koyduğu bezi mesh eder.

Sual: Abdest uzuvlarının bir kısmı yaralı olan nasıl abdest alır?
CEVAP
Abdest uzuvlarından hepsinin yarıdan çoğu veya dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı yerleri mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder. Teyemmüm edenin, bazı yerleri yıkaması caiz değildir.

Sual: Elinde çatlak, yara veya egzama olan nasıl abdest alır ve gusleder?
CEVAP
Elindeki çatlak, yara veya egzamayı ıslatmak zarar verirse, eline eldiven takıp, eldiven ile abdest alabilirse, böyle abdest alması gerekir. Eldiven bulamazsa, ellerine su alamaz ve yüzünü, başını, ayaklarını suya sokamaz ise, teyemmüm eder. Yaralı kısımları ıslatmadan gusledemezse, yine teyemmüm eder.

Sual: İki eli çolak veya felçli olup kullanamayan nasıl taharet edip abdest alır?
CEVAP
Elleri çolak olan, taharetlenmez. Kollarını toprağa, yüzünü duvara sürüp teyemmüm eder.

Sual: Maliki mezhebinde farz olan muvalatı, abdest uzuvlarının kurumaması, diye tarif edenler var. Muvalat nedir?
CEVAP
Muvalat, her uzvu, birbiri arkasından ara vermeden, acele olarak yıkamaktır. Başka bir ifade ile, normal şartlar altında, bir önce yıkadığı uzuv kuruyacak kadar ara vermemektir.

Çok kısa zamanda yapılan bir iş, muvalata engel olmaz. Mesela, abdest alırken kapıdan biri girse, gelenin kim olduğuna bakılsa, muvalata mani olmaz. Musluktan su kesilse, kovadaki suyu almak veya bitişik odadaki musluğa gidip, o musluktan abdest almak, muvalatı engellemez. Sağ ayağı yıkadıktan sonra, kolayca giren bir çorabı hemen giyerek, öteki ayağı yıkamaya başlamak da muvalata mani olmaz. Yavaşça giyerse, normal şartlarda, bir uzuv kuruyacak kadar ara verilirse, muvalata mani olur. Abdest alırken çorabın birisini veya ikisini çıkarmak muvalata mani olmaz.

Uzuvların kuruyup kurumaması mutlak ölçü değildir. Çünkü sıcak ve rüzgarlı havada, uzuvlar hemen kuruyabilir. Yahut soğuk ve rüzgarsız bir yerde, uzuvlar geç kuruyabilir. Uzuvlar kurumadı diye, başka bir iş yapmak muvalata mani olur. Hararetli vücutta, uzuv tez kuruyabilir. Demek ki, kuruyup kurumaması kesin ölçü değildir.

İbni Âbidin hazretleri de, Hanefi'ye göre muvalatı anlatırken, (Toprakla teyemmüm ederken de, su ile yıkamak olmadığı halde, normal şartlarda bir uzuv kuruyacak kadar ara vermek muvalata manidir) buyuruyor.

Sual: Teyemmüm ederken sadece niyet ettim teyemmüme desek bununla namaz kılınabilir mi? Mushafı tutup bir yere koymak niyetiyle teyemmüm etsek, bu teyemmümle namaz kılmamız caiz mi? Bir de hem teyemmüme, hem de cünüplükten temizlenmeye niyet etmek mi gerekir?
CEVAP
Sadece teyemmüme niyet etmekle namaz kılmak caiz olmadığı gibi, Mushafı tutmak için teyemmüm edilince de, bu teyemmümle namaz kılınmaz. İbadet olan başka bir şeyi, mesela, secde-i tilavet yapmaya veya abdest için teyemmüm etmeye niyet gerekir. Teyemmüme niyet ederken, abdest ile guslü ayırmaya gerek yoktur. Abdest için niyet etmekle, cünüplükten de temiz olur. Cünüplükten temizlenmeye niyet edilen teyemmüm ile namaz kılınır. Abdest için ikinci teyemmüme lüzum yoktur. (S. Ebediyye - Redd-ül-muhtar)

İmam Züfer'e göre, abdest de olduğu gibi, teyemmümde de niyet farz değildir. Teyemmüme niyet etmeden teyemmüm alıp namaz kılan kimse, imam-ı Züfer’e göre teyemmümünün sahih olduğunu, yani o kavle uyduğuna niyet ederse, kıldığı namaz sahih olur. İhtiyaç olmadan başka bir kaville amel edilmez.

Ev tozu ile teyemmüm olmaz

Sual: Ev tozlu eşyaya, mesela yastığa teyemmüm caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir. Ancak kumaş, elbise, yastık gibi, teyemmüm caiz olmayan eşya üzerindeki, teyemmüm caiz olan toprak cinsi şeylerin tozu ile veya kül ile tozlanırsa veya silkildikleri zaman havaya böyle toz çıkarsa, bunlarla teyemmüm caizdir. Ev eşyası üzerinde bulunan organik tozlar böyle değildir. Ev tozu toprak tozu değildir, organik tozdur. Organik tozlarla teyemmüm olmaz. Toprak cinsinden olan her temiz şey ile, üzerinde bunların tozu olmasa bile, teyemmüm edilir.

Hanefi’de teyemmüm şunlarla olur:
1- Toprak ve kum ile,
2- Kireç ve alçı ile,
3- Taş ile, cilasız ve yıkanmış mermer ile,
4- Çimento, tuğla ve kiremit ile, [Bunların tozu ile],
5- Sırsız yani cilasız olmak şartı ile fayans, porselen çanak çömlek, testi ile,
6- Çamur ile, [Çamurun suyu yarıdan az ise, bununla teyemmüm edilir. Suyu çoksa, bir bez çamura sokulup, çıkarılıp rüzgarda kurutup, bu tozlu bezle teyemmüm edilir.]
7- Toprak kerpiçle, kerpiç duvar ile, Kireçle badana edilmiş duvar ile teyemmüm caizdir.

Teyemmüm caiz olmayan maddeler:
Yanıp kül olan veya sıcakta eriyen şeyler, toprak cinsinden değildir. Teyemmüm caiz olmayanlar:
1- Ağaç ile,
2- Ot, meyve ve sebze yaprakları ile,
3- Tahta ile,
4- Hasır ile,
5- Demir, pirinç, alüminyum bakır, altın gibi madenler ile,
6- Yağlı boya sıvalı duvar ile, naylon ile, plastik ile,
7- Cam ile teyemmüm edilemez.

Şafii ve Hanbeli mezheplerinde, teyemmüm yalnız toprakla ve tozlu kum ile olur. Maliki’de yer cinsinden olanlarla da olur. Mesela taş, kum, çamur, kireç, ağaç ve ot ile teyemmüm caizdir. Hatta altın, gümüş ve mücevher hariç, madenlerle de teyemmüm caizdir. Yanmış kiremitle caiz değildir.

Şafii, Hanbeli ve Maliki’de, teyemmüm ancak vakit girdikten sonra yapılır. Bir teyemmümle ancak bir vaktin farzı kılınır.

Kar ile teyemmüm etmek
Sual: Buzlu kutup bölgesinde yaşayan kimse nasıl abdest alır? Çünkü su yoktur. Toprak da bulamaz ki teyemmüm etsin. Her yer buzla ve karla kaplıdır. Bu adam nasıl gusleder?
CEVAP
Bu adamın evi barkı yok mu? Namaz kılan birisi, niye yanında teyemmüm edeceği çanak, çömlek, taş, mermer, tuğla gibi bir şey taşımıyor? Karların ve buzların üstünde ne iş yapıyor? Yemek yemiyor mu, su içmiyor mu? Böyle yerde nasıl yaşıyor ki? Önce siz buna cevap verin, sizin sualinizin cevabı kolaydır.

Bu ateistlerin sorusuna benziyor. Çünkü onlardan çok duyduk, kutuplarda nasıl namaz kılınır veya oruç nasıl tutulur diye.

İslamiyet cihanşümul [evrensel, üniversal] bir dindir. Her asra, her bölgeye, her iklime uygun emir ve yasakları vardır. Dinde, ölüm hariç, çaresiz hiç bir şey yoktur. Peygamber efendimiz, (Mezhepler rahmettir) buyurmuştur. Dört mezhebin birisinde bir çıkış yolu bulunur. Dört mezhebin birinde de bulunmayan şey de zarurettir. Zaruret halinde de bir çok haramlar mubah hâle gelir. Yani namazı, abdesti tehir etmek günah olmaz.

Maliki mezhebinde kar ile, buz ile teyemmüm etmek de caizdir. İhtiyaç olunca Maliki mezhebi taklit edilir. Maliki mezhebini de taklit etme imkanı olmasaydı, herhangi bir sebeple teyemmüm de edemeyen, suya kavuşuncaya kadar abdesti veya guslü tehir ederdi.

Sual: Teyemmümü toprak ile yapmak şart mıdır? Başka bir şey ile teyemmüm yapılmaz mı?
CEVAP
Kum, kireç ve taş gibi toprak cinsinden temiz bir şey ile, mesela kiremit ile veya sırsız mermer ile de yapılabilir.

Kül ile teyemmüm
Sual: Kül ile teyemmüm yapmak caiz midir?
CEVAP
Hayır. Sadece taş külü müstesnadır. Mesela kireç, taş külüdür. (Redd-ül-muhtar)

Sual: Teyemmüm ederek namaza duran, namazdayken su görse ne yapması gerekir?
CEVAP
Suyu görünce, teyemmüm bâtıl olur. Hemen selam verip, namazdan çıkar. Vakit çıkmadan abdest alıp namazını baştan tekrar kılar. (Redd-ül-muhtar)

Sual: Sabah uyandığımda, suların gece yarısı kesilmiş olduğunu görsem, dışarısı da karanlık ve soğuksa teyemmüm edebilir miyim?
CEVAP
Hayır. Önceden böyle durumlar için tedbir alınmalıdır. Şehirde su bulamamak, özür olmaz. Komşudan da olsa, bir kova su alınabilir.

Az su ve teyemmüm
Sual: Abdest alacak kadar suyumuz olsa, nasıl guslederiz?
CEVAP
Cünüpken yanında, abdeste yetecek kadar suyu bulunan bir kimse, teyemmüm eder. O suyla abdest alması gerekmez; fakat bu kadar suyu olan bir kimse, cünüp olur ve bununla birlikte abdest almayı gerektiren bir durum olursa, onun abdest alması gerekir. (Hindiyye)

Abdest ve teyemmüm
Sual: Su az olup abdeste yetmezse nasıl abdest alırız?
CEVAP
Abdest azalarından bir kısmını yıkayacak kadar birazcık suyu olan bir kimse, o su ile bir yerini yıkamaz, teyemmüm eder. (Hindiyye)

Teyemmüm edebilir
Sual: 80 yaşındaki ninem, yalnız başına zor abdest alıyor, düşerim de bir yerim kırılır diye korkuyor. Acaba teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Düşme ihtimali varsa teyemmüm eder. Soğuk havada hastalanma ihtimali olan sağlam kimse de, gusletmek yerine teyemmüm eder.

Sual: Teyemmüm namaz vakti girmeden önce alınsa sahih olur mu?
CEVAP
Evet, Hanefî’de sahihtir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce alınan teyemmüm, vakit çıkınca bozulmuş olur. Yeni vakit girince, namaz kılmak için yeniden teyemmüm almak gerekir. Mâlikî veya Şâfiî’yi gusül, abdest ve namazda taklit edenlerin de, buna dikkat etmesi gerekir.

Abdest ve teyemmüm
Sual: Namaz kılma bakımından, teyemmümün abdestten farkları nelerdir?
CEVAP
Üç meselede teyemmüm, abdestten ayrılır:
1- Bir Müslüman abdest aldıktan sonra, mürted olsa ve sonra tevbe etse, önce aldığı abdestle namaz kılabilir, fakat ettiği teyemmümle namaz kılamaz. Çünkü abdestte niyet şart değildir. Mürtedin teyemmüm için ettiği niyeti ise geçersizdir.

2- Bir kimse, birine öğretmek için abdest alsa, o abdestle namaz kılabilir, çünkü abdestte niyet şart değildir, fakat öğretmek için alınan teyemmümle namaz kılınmaz, çünkü teyemmümde niyet farzdır.

3- Bir gayrimüslim, abdest alıp sonra Müslüman olsa, onunla namaz kılabilir, fakat teyemmümle kılması caiz olmaz, çünkü gayrimüslimin niyeti geçerli olmadığı için, teyemmümü de geçerli olmaz. Abdestte ise niyet farz değildir. (Nimet-i İslam)

Cenaze namazı için teyemmüm
Sual: Cenaze namazı kılmak niyetiyle teyemmüm etmiş olan bir kimse, bu teyemmümle farz namaz kılabilir mi?
CEVAP
Evet, kılabilir. (Hindiyye)


-------------------

Guslü (Boy abdesti) Gerektiren Haller

a. Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin vücut dışına çıkması boy abdestini gerektirir.

b. Hayız (âdet hali, âdet görme, adet kanaması, aybaşı hali, regl) ve Nifas (Lohusalık): Hayız ve nifas hali sona erince gusül farz olur.

Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebu Yusuf'a göre gusül gerekmez.

Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin, şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışarıya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır. Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.

Cinsel ilişki halinde sünnet yerinin veya o kadar bir kısmın duhulü ile, buluğ çağına ermiş erkek ve kadının gusletmeleri gerekir. Meninin gelip gelmemesine bakılmaz. Namaza devam için taharette tedbirli olmak lazımdır. Bu ve buna benzer hangi haller olursa olsun ihtiyat olan yol gusletmek suretiyle şüpheli hallerden sakınmaktır.

Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır: Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz. Ancak ihtilam olduğunu hatırlamadığı takdirde, yaşlığın mahiyetinin ne olduğu üzerinde durulmaz ve gusül gerekmez. Çünkü akıntının şehvetle geldiği bilinmemektedir. Bu mesele İmam Ebû Yusuf'a göredir, İmamı Azam ile İmam Muhammed'e göre, gelen akıntının mezi olduğunu anlıyorsa, gusl etmesi gerekmez. Fakat meni olduğunu biliyor veya şübheye kapılıyorsa, gusletmesi gerekir. İhtiyata uygun olan da budur. Onun için fetva buna göredir.

Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilam olduğunu hatırladığı halde, tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir. Ayakta veya oturduğu yerde uyuyan kimse, uyanıp da bu organında bir yaşlık görse, bakılır: Eğer bu yaşlığın meni olduğuna kanaati varsa veya uyumadan önce bu organı hareketsiz bir halde idi ise, gusletmesi gerekir. Fakat böyle bir kanaati yoksa ve tenasül organı da önceden uyanık durumda idi ise, gusletmesi gerekmez. Bulunan yaşlığın mezi olduğuna hükmedilir. Çünkü organın uyanık olması, mezinin çıkmasına sebeb olur.

Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da, kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir. Mezi bulacak olsa yıkanması gerekmez.

İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanması gerekir. Organ uyanık olmayınca; gusletmek gerekmez, çünkü uyanıklık şehvetin bulunmasına delildir.

Bir erkek veya bir kadın rüyada ihtilam olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed'e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sıvının yine ona dönmesi ihtimali vardır.

İhtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir. Fakat idrarını yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra şehvetsiz olarak gelecek meni guslü gerektirmez. Çünkü bu durumda o meni, yerinden, şehvet olmaksızın ayrılmış bulunur. Yine bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olsa, tekrar gusletmesi gerekmez.

Bir yatakta yatıp uyuyan iki kimse, uyandıkları zaman ihtilam olduklarını hatırlamayarak yatakta meni gibi bir yaşlık görseler veya kurumuş meni görüp de o yatakta kendilerinden önce başka bir kimse yatmış olsa bu durumda meninin kime ait olduğu bilinmese her ikisinin de ihtiyaten yıkanması gerekir.

Şehvet olmayıp da dövülmeden, ağır bir yük kaldırmadan ve yüksek bir yerden düşmeden dolayı meni gelmesiyle gusül gerekmez. (İmam Şafî'ye göre bu hallerde de gusül abdesti gerekir.)

Yerinden şehvetle ayrılan bir meni, bedenin dışına veya dış hükmünde olan yere çıkmadıkça gusül gerekmez.

Bakire bir kızın bekaretini yok etmemek sureti ile evliliğin ilk gecesinde yapılan bir ilişkide meni gelmeyince gusül gerekmez; çünkü bekaret, sünnet yerine kadar duhule engel olmuş demektir.

Cünüplük, hayız veya nefselik (loğusalık) halinde iken, gayrimüslim bir kadın veya gayrimüslim bir erkek ihtida etse, gusletmesi farz olur. Hayız veya nefseliği son bulmuş olsa da, yıkanmamış bulunsa, yine gusül gerekir. Fakat yıkanmış bulunan veya henüz cünüplük, hayız ve nefselik haline düşmemiş olan erkek veya kadın gayrimüslim ihtida etse, yıkanması mendub olur.

-------------------

Gusül Abdesti (Boy Abdesti)

Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, Gusül (boy) abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüplüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlarının sona ermesidir. Cünüplük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir. Buna "cenabet olmak" ta denir.

Kısaca gusül abdestini nasıl alırız?

1. Gusletmek, yani boy abdesti almak isteyen bir kişi önce besmele çeker ve sol ayağı ile gusül yerine girer.

2. "Niyet ettim Allah rızası için gusül abdesti almaya" diye niyet eder.

3. Elleri bileklere kadar yıkadıktan sonra edep yerlerini sol eliyle temizler.

4. Bundan sonra sağ avucuyla ağzına üç kere su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara şeklinde çalkalar. Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder.

5. Sağ avucuyla burnuna, genzine kadar üç defa su çeker, her defasında sol eliyle burnunu temizler. Bundan sonra tıpkı namaz abdesti gibi abdest alır.

6. Abdest aldıktan sonra önce başına, sonra sağ, daha sonra da sol omuza üçer defa su döker ve vücudunu yıkar. Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur. İğne ucu kadar kuru yer kalmaksızın vücudun her tarafını güzelce yıkar. Gusülde bıyık, saç ve sakal diplerine suyun iyice işlemesi için ovuşturulur. Göbek boşluğu, küpe delikleri dikkat edilerek yıkanır. Böylece gusül abdesti almış olunur.

* Kadınlar ve erkekler aynı şekilde gusül abdesti alır. Kadın, kız için ayrı erkek için ayrı bir boy abdesti alınış şekli yoktur.


Gusül Abdestinin Farzları

1. Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak.

2. Burna su çekip yıkamak.

3. Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.

Gusül Abdestinin Sünnetleri

1. Gusle niyet etmek.

2. Besmele ile başlamak.

3. Bedenin bir tarafında pislik varsa onu önceden güzelce temizlemek.

4. Avret yerini yıkamak

5. Gusülden evvel abdest almak.

6. Bedenine üç defa su dökmek ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.

7. Su dökünmeye baştan başlamak, sonra sağ omzuna, sonra sol omzuna dökmek ilk defa döktüğü zaman bedeni ovmak ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.

8. Ayağının olduğu yere su birikirse, abdest aldığı zaman ayak yıkamasını sonraya bırakmak.

Kaynak:
Büyük İslam İlmihâli, Türkiye Cumhuriyetinin beşinci Diyanet İşleri Başkanı, Ömer Nasuhi Bilmen
Dinimiz islam
sorularla islamiyet

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen