Menu

Sponsor2

Dienstag, 21. November 2017

iman ve Haya Aklın Olduğu Yerdedir (Kar©glanin 20 Kasım 2017 Vaazi)

iman ve Haya Aklın Olduğu Yerdedir



(Kar©glanin 20 Kasım 2017 Vaazi)






وَسَخَّرَ لَكُمُ اللَّيْلَ وَالْنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالْنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِأَمْرِهِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve sehhara lekumul leyle ven nehâre veş şemse vel kamere, ven nucûmu musahharâtun bi emrihî, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin ya’kılûn

Meali :

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.

Sadakallahul Aziym NAHL Suresi 12. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Aklı olmayanın dini de yoktur."

( Hadis-i Şerif ,Kenzul Ummal.C14,s.73)

---oOo---

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Âdem aleyhisselâma gelen üç hediye Akıl.. Haya..İman..

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Cebrâil aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve îmânı Âdem aleyhisselâma getirip,”Yâ Âdem! ALLAHü teâlâ sana selâm ediyor. Getirdiğim şu üç hediyeden birini kabûl etmeni emir buyurdu” dedi.

Âdem aleyhisselâm, ”Getirdiğin bu üç hediyeden aklı kabûl ediyorum” deyip aklı aldı. Bunun üzerine Cebrâil aleyhisselâm îmân ile hayâya, “Siz gidebilirsiniz” dedi. Îman, “ALLAHü teâlâ bana emreyledi ki, akıl nerede ise, sen orada ol! Bunun için ben akıldan ayrılıp gidemem!” dedi. Hayâ da, “ALLAHü teâlâ bana da aynı şekilde emreyledi. Ben de, akıldan ayrılıp gidemem” dedi. ALLAHü teâlâ kime akıl verirse, hayâ ile îmân da onunla beraber bulunur. Aklı olmıyanın ne hayâsı ne de îmânı bulunur.

( Hadis-i Şerif , Akıl.. Haya..İman)

İnsanların kendi nefislerine karşı da birtakım görevleri vardır. Bu görevlerin bir kısmı bedenlerine, bir kısmı da ruhlarına aittir. Başlıcaları şunlardır:

Şahsa Ait Görevler

İnsanların kendi nefislerine karşı da birtakım görevleri vardır. Bu görevlerin bir kısmı bedenlerine, bir kısmı da ruhlarına aittir. Başlıcaları şunlardır:

1) Beden terbiyesi: Öyle ki, her insan için temiz ve pâk olmak, güçlü bir bedene sahib olmak gereklidir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Kuvvetli olan mümin, zayıf olan bir müminden hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif ,)


2) Sağlığı koruma: Sağlık büyük bir nimettir. Onun için sağlığa zararlı şeylerden kaçınmak ve gereğinde tedâviye önem vermek gerekir. Bir hadis-i şerife göre:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Ölümden başka her hastalığın bir devası vardır." Yeter ki, ilâç bulunsun..."

( Hadis-i Şerif ,)


3) Zararlı riyazetlerden kaçınmak: İslâmda Ruhbaniyet (toplumdan ayrılıp yalnız başına ibadetle uğraşmak) yoktur. Geceli gündüzlü aç durmak, helal şeylerden büsbütün nefsini kesmek caiz değildir.Dinimizin emrettiği ibadet ve riyazetler orta bir halde olup hayatın mutluluğuna pek ziyade elverişlidir. Bunlara aykırı olarak yapılan riyazetler hayatı ters yönden etkileyip gevşeklik getireceği için caiz olmaz. Bir hadis-i şerifte buyurulmuştur:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Nefsin, senin bineğindir, artık ona yumuşak davran."

( Hadis-i Şerif )

4) Vücudu yıpratacak şeylerden sakınmak: İslâmda içki haramdır. Herhangi bir organı kesin bir gerek bulunmaksızın kesmek haramdır. İntihar denilen cinayet haramdır. Çünkü bunları yapmak, Yüce Allah'ın insanlara ikram ettiği hayata suikasd demektir. Onun için bu gibi haram şeylerden kaçınmak şahısla ilgili bir görevdir. Aksi halde insan birçok pişmanlıklardan ve azablardan kurtulamaz.

5) İradeyi kuvvetlendirmek: İnsan, sağlam bir irade sahibi olmalıdır. Yararlı şeyleri öğrenip yapmalı, yararsız şeyleri de, sırf şunu bunu taklid hevesi ile yapmamalıdır. İnsan bir inanca ve bir huya sahib olmalıdır. Hakkı kabul etmeli, haksız ve zararlı olan bir şeyi de, herhangi bir düşünce ile öne sürüp kıymetlendirmeğe çalışmamalıdır. Böyle bir hafiflik insana yakışmaz.

6) Aklı ve zihni ilim, irfan nurları ile aydınlatmak, kalbde yararlı ve yüksek duyguları uyandırmak, İslâmda ilim ve marifet kazanmak pek önemli bir görevdir. İnsan akıllıca yaşamalı ve daima gerçek arkasından koşmalıdır. Yanlış fikirlerden, aldatıcı, sözlerden, yaldızlı muhakemelerden, zararlı törelerden, batıl inançlardan, hasis duygulardan kaçınmalıdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"İnsanın dayanacağı şey aklıdır. Aklı olmayanın dini de yoktur... "

( Hadis-i Şerif, Kenzul Ummal.C14,s.73 )



وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَا أَنزَلَ اللّهُ قَالُواْ بَلْ نَتَّبِعُ مَا أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ آبَاءنَا أَوَلَوْ كَانَ آبَاؤُهُمْ لاَ يَعْقِلُونَ شَيْئاً وَلاَ يَهْتَدُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâ kîle lehumuttebiû mâ enzelallâhu kâlû bel nettebiu mâ elfeynâ aleyhi âbâenâ e ve lev kâne âbâuhum lâ ya’kılûne şey’en ve lâ yehtedûn

Meali :

Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, Ve eğer, onların ataları hiçbir şeyi akıl etmiyor ve hidayete ermemiş olsalar bile mi? ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?

Sadakallahul Aziym BAKARA-170. ayet

Yani düne kadar herkes, imami rabbani dedi, imami malik dedi, imami hanefi dedi, itikadi ile iman edip, ibadet ettiler. evet cok güzel, onlar yazmişlar, bu dini bize kadar ulaştrimişlar, hepsinden ayri ayri, Allah binlerce kere razi olsun, biz onlarin dikdigi din direginin altinda gölgelenenleriz, amma, Allah bu ayette diyorki : eger onlar dini tam anlamamişlarsa bilemi onlarin dediklerine uycaksiniz deniyor. yani onlar dünkü hali ile anladilar, dünkü adama, bu günkü hali nasil anlatacaksin, mesela düne kadar abdestsiz kuran ele alinmaz diye biliyorduk hepimiz, amma bugün adam cep telefonuna hatim yüklemiş, yine kuran ayeti resimini kapak resimi yapmiş, bu cep telefonu ile tuvalate bile girip cikiyor, peki dünkü hanefi itikadi maliki itikadi ne oldu? ve yine kurandaki



لَّا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lâ yemessuhû illâl mutahherûn

Meali :

O’na, taharetli ve abdestli olanlardan (maddî ve manevî arınanlardan) başkası dokunmasin. Ona, ancak temiz olanlar dokunabilir.

(Sadakallahul Aziym VAKIA Suresi 79. ayet)

Bu bir ayet. öyle hadis falan da degilki, yani bu ayeti bu gün, nasil anlamaliyiz, peki nerde kaldi bu abdestli ellemek, hatta dedikya, adam tuvalete bile giriyor onunla artik,
yaklaşik üc haftadir ayni ayetin üstünde duruyorum, ve size bu ayetin ulvi uhravi manasini anlatmaya calişiyorum, bu hafta yine ayni ayeti tefsir edecegiz ve bu konuya baglayacagiz, yani nedir o ayet :



الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr

Meali :

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar hatirlarlar (daima) Allah'ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.

(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 191)

ve bu ayeti daha iyi anlayip kendi hayatlarinda tatbik edenlerin, esas bilim adamlari oldgunu, ve fakat bugün ise, dogru dürüst birşey keşfedebilen bir müslüman bilim adami kalmadigini, ve o gavur dediklerimizin herşeyi keşfettigini, ve yine mesala bu gün, arabaya ucaga trene binebiliyorsan, koiayca varmak istedigin yere variyorsan, onun ilk parcasi olan mootoru icad eden


Henry Ford (1863 - 1947)

Henry, boş zamanlarını kendisine kurduğu bir mekanik atölyesinde geçiriyordu. Burada 15 yaşında ilk buharlı makinesini yaptı. Detroit'te bir şirketin atölyesinde çıraklığa başladı ve önceleri cep saatleri onarımı konusunda uzmanlaştı. Cep saatlerini büyük çapta uygun fiyata üretme planından kısa bir süre sonra vazgeçti. 1882'de Michigan'ın güneyinde buharlı makine montörü olarak ilk kez sürekli bir işe girmiş oldu.
1891'den sonra Detroit'te Edison Illuminating Company'de (Işıklandırma Şirketi) mühendisliğe başladı (1893'te başmühendis oldu). Boş zamanlarında otomobil üretimi üzerinde çalışıyordu. İlk tek silindirli benzin motorunu 1893'te kendi evinin mutfağında üretti. Üç yıl sonra ilk otomobilini yaptı. 33 yaşındaki Ford, bisiklet tekerlekleri monte ettiği bir şasiye bir motor taktı. İlk şirketi olan Detroit Automobile Company, kuruluşundan birbuçuk yıl sonra, 1890'da iflas edince, Ford 16 Haziran 1903'te hisselerine % 25,5 oranında ortak olduğu Ford Motor Company'yi kurdu.

Bugün eger sen arabaya binelebiliyor, kolayca bir yerden yere gidebiliyorsan, bu resimde gördügün adama dua etmen lazim, cünkü automobilin babasi bu adam, arabanin ve motorun icadini yapan adam saylir, yani ilk araba haline getiren adam, o halde bugün BMW, Ferrari, Audi,WV,.... arab yapip satip para kazaniyorsa, bu adamin sayesinde, hepsi bu adamin mezarina gidip, üc beş fatiha, yasin okumasi lazim, neden cünkü onun sirtindan bu kadar zengin oldular, o meslegin babasi bu adam.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükredemez.”

( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Ebu Davud)

ve bizler bu adamlarin cogunu gavur diye biliyoruz, peki nasil gavurmuş ki bunlar, hem aklini kullanip, dünyanin imarinda emek sahibi olsun, tefekkür ehli olsunlar, hemde gavur olsunlar. Halbuki başta yazdgimiz hadisde diyorki, Hz. Adem, Allah dan gelen hediyelerden akli alip secince, iman dediki, ben akildan ayrilman, o halde hayada, bende imandan ayrilman dedi, o zaman bu adam ve benzeri bilim admlari nasil olurda kafir olur, ve gavur olur demek yokmu? demekki gercek bilim adamlari imansiz olamazlarmiş, cünkü" iman "aklin yaninda, bu adaminda araba ve motor icad etcek kadar akli varsa, sende bende bile olmayan bu kadar zeka ve akli varsa, o zaman, o adamin yaininda imanda var, ve imansiz degilmiş demekki, öyle olunca, bugün kime gavur diyebiliriz, kime kafir diyebiliriz diye, iyice bir tefekkür etmek lazim. bizler müslümanlari gavurlar terörist ilan edince kiziyoruz, yaptigimiz ne? kavga dögüş kabadayilik, bunu gören gavurda, bize bakip bunlardan yapinca, savaş cikiyor işde, halbuki bilimle ilimle ugraşan, ve dünyamizin cennete dönmesinde katkisi olan, binlerce ilim adaminin emegininde heba olmasina sebeb olcak, bu savaş ve kavga nedir, bumudur din, bumudur insanlik, bu mudur iman ve akillilik, vallahi bu kavgayi başlatanda, devam edende, ah ma gin tam daniskasidir, yani büyük ah mak lar sürüsü, bunlar kimler? bugünün namaz kilip oruc tutunca, kendini en üstün sanan insanilar, yani kardeşim, din sadece namaz kilip abdest almak degil, ve bak kainata bakip ibret alanlar ayetini üc haftadir anlatiyoruz, bir nebze kulaginiza sokabildikmi bilmiyorum, yani düşünen tefekkür eden insan olmak lazim.

"Düşünüyorum o halde varım"

Descartes(Dekart)

16 ve 17.yüzyılda ''Düşünüyorum,öyle ise varım.''sözüyle felsefenin ilkesi olan sözü söylemiştir..

öylese bugünün insani daha Deskartesin düşüncesine bile vakif olamamişdir, bir hoca öyle dedi, güzel ve Hikmetli sözü kim söylerse söylesin, ben onu alirim dedi, vay yahudi, vay hiristiyan diye ayirmak olmaz, hikmet kimden cikarsa ciksin, güzel ve iyidir, evet öyle hikmetli sözü Descartes söyleyince almaycagizda, sadece Hz ali deyincemi alacagiz , hayir böyle insanlik olmaz, kimdir o Descartes felsefenin babasi, dinciler ise felsefeyi yalanlarlar, halbuki o adam, o üc haftadir anlattigimiz ayeti, en iyi anlayan adam, yani "akleden insan insandir." diyen adam. yani

her hafta her hafta hutbelerde imam okur, cemaaat dinler, amma tutan kim ,akleden kim, hani nerde Allah aşkina

nedir o ayet



إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagyi, yeizukum leallekum tezekkerûn

Meali :

Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

(Sadakallahul Aziym Nahl Suresi 90. ayet)

ve yine ayni konuyla ilgili başka ayet



كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum ta’kılûn

Meali :

Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz akıl edersiniz.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 242. ayet)



وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ قَالُواْ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا إِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn. Kâlû subhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke entel alîmul hakîm.

Meali :

Ve (Allah), Âdem’e, (Allah’ın) isimlerinin hepsini (bu isimlerdeki hikmetleri yani onun icin gerekli olan ilimleri) öğretti. Sonra onları meleklere arz ederek dedi ki: “Haydi sadıklardan iseniz bunları(Bu ilimleri Bilgileri, yani marangozluk ayakkabicilk , ciftcilik,berberlik,mucit macid,kimyaci,atom mühendisi,.....) isimleri ile bana haber verin (söyleyin). ”Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 31 ve 32. ayet )

Bu ayet gösteriyorki, Hz Ademe ve insanogluna ilmi ögreten Allah dir, ve o ögretmeden, kimse birşey bilemez. melekler bile dedilerki : biz senin ögrettigin kadarini biliriz, özür dileriz, rabbimiz sen insanogluna daha cok şey ögretmişsin diye yanildiklarini gördüler. yani melekler bile Allah ögretmeden bir bilgiye sahip degilken, o zaman, bir adamda bir icad yaptiysa, ona ögreten bir rabbimiz var, ve ki bunuda ancak düşünüp tefekür eden, ve zikir ve tefekkür eline nasip ediyor Allah, akilini kavga dögüşe ayiran dan galak lara degil yani ve bugün bu kuran bizim elimizde olmasina ragman, bütün müslüman devletlerinin nerdeyse hepsinin acincak durumunuda şu ayet acikliyor.



وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn

Meali :

Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez.Allah, pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır ve azabı da akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.

(Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 100. ayet)

o halde müsümanlar neden bu haldeymiş, akillarini kullanmadiklarindan, neden binlerce suriyeli avurpaya yürüyerek göc etdi, cünkü akil ve bereket orada, kendi memleketleri aclik sefalet idi, savaşida firsat genimet bilip, oraya göc ettiler, ferah orda, ganimet orda, rahat orda, neden? cünkü adamlar aklini kullanip medeniyete ermişler, bizim dan galaklarda haala osmanlicilik türküsü cekiyor ah mak, halbuki bindigi Otobüs tramvay gavur dediklerinin icadi, aldigi ucak onlarin icadi, aldigi füze onlarin icadi, evindeki tost mekinasi onlarin icadi, tavanindaki lamab onlarin icadi, eczanede bir tek türk ismi olan bir ilac varmi, ilaclarin hepsini bulan yine onlar, eeee bizde ne var? bizde ah maklik cooook, rajon kesmek coook, kendini bir poh sanmak coook, ee bunlar ne işe yariyor, işde sonunda avurpaya göc etmeye yariyor, yillardir Türkiye avurpa birligine girecegim diye ugraşiyor, niye cünkü akilda onlarda, para da onlarda, yani bizde ne var, işde aclik sefelet kavga dögüş dan galaklik.

Allah akil versin bu insanligada, artik bu sefaletten kurtulsun müslümanlarda.

--------------------
Kuranin ayet sayisini bazilari 6666 ayet diyor, bazilari hayir o kadar degil diyor, ve diyorlarki besmeleler ona dahil, digerleri diyor besmeleler ona dahil degil.
yani demek oluyorki, mesela bir şehirde 50 tane ev var, ve diyorki bunlarin birisi, bu 50 evin her birinin elli tane giriş kapisi var, ve işde 6666 ayet diyenler, kapilarida extra sayiyorlar, ve 6666 ayet olmadigini iddia edenlerde, o elli kapinin bu şehre dahil olmadigini söylüyorlar. Halbuki bir ev, on odadan oluşuyorsa, on odanin, on kapisi var, birde evin ana giriş kapisi var diye yazilcak hesap edilcek, amma digerleri diyorki, bu elli evin herbirinde odalar var amma, odalarin kapisini sayarizda, ana kapiyi saymayiz demek gibi birşey. bir sure elli ayet ise, elli odasi var, amma, o eve ana kapiyi acipda girmeyince, elli oda oldugunu göremeyiz degilmi, halbuki bütünün kapisi o besmele, diger ayetler ondan girince görülenler demek olur, eger o besmele ana kapa olmazsa, eve giremeyiz degilmi, bacadanmi gircez nikilous amca gibi. tabiki kapidan gircez, kapi var birde almancaa ismi ile TOR denilen ana kapi var. yani Tür kapi TOR ise ana kapi, main kapi demek, yani öyle olunca, kol bütün, el kolun parcasi amma o da bir bütün, tirnak bütün, amma tirnaga varmak icin önce kol olmasi lazim, sonra el olmasi lazim sonra parmak olmasi lazim, en son tirnaga variriz, yani koldan girmeyince tirnak bulunmaz, velhasil tirnagin icinde de yine binlerce hücre var degilmi. öyle olunca her surenin başindaki Besmele ayri bir ayettir.

----------------

Hocanin birisi, yeniden dünyaya gelmek ve reankarnasyon hinduizmi ve budha felsefesi olan hayata yeniden gelipde daha iyi bir hale tekamül etmek yokdur, cünkü eger ölye oluyorsa mesela mevlanin ruhu neden yeniden bir daha gelmdi madem diyor, mevlana hani nerde diyor?
El cevap :
Dalda olgunlaşipda erdiginde kopardigimiz bir cevizi masaya koysak, artik o cevizin hayata ve insanlara bir müdahelesi bitmişdir, taaaki eger ben onu yersem, bende can olur, ve hayat bulur, ve ben namaz kilarken, namaz kilmiş olur, oruc tutarken oruc, yahutda kötü bir fiil ve günah işlerkende, ben işliyorsam o günahi, benimle birlikte o günahi işlemiş olur, amma işde eger o masaya koydugum cevizi yemezde bahar ve vakti gelince, topraga dikerde yeniden filizlenip agac olmasina yardimci oilursam, bir gün yine o ceviz agaci olup, rabbim müsade ederse, yeni yeni cevizler verecekdir, amma ne zaman, taa seneler sonra, amma ihtimal dahilidemi, evet dahilinde, her ceviz yeniden agac olmaz, bazisi lokma olur ve can olur, artik o can mayvalari verir, başka bir yaşayişa gecmişdir artik o, ceviz degilde yiyen insanda akil melekesi olmuşdur, ve o girdigi insanin akletmesine yardimci olur, dün mevlana idi, bugün ise mustafa hoca yada cübeli ahmet oluverir, o cevizi kimler yediyse, yada o ceviz agacindan toplanan cevizden kimler yediyse, onlarda akil melekesi oluverir belki, o yeni halindede yeni canda derki, melvana şöyle demişdi, mevlana bu konuda böyle demişdi diyen mevlevi oluverir, yeni mevlana olmasada, belki mevlevi oluverir yani, o eger o insanda kendini o mevlevi tefekkür ile dahada geliştirebilirse, belki mevlana gibi güzel sözler, güzel fikirler, ve güzel iman, onun elinden dilindende dökülüverir. amma eger gelişmeze, ancak mevlana dediydide kalir sadece. yani tekamül de böyledir işde . Amma işde mevlana bir daldaki bir tek ceviz gibiydi, o erdi olgunlaşdi, ve onu sahibi yeniden dikdiki, ve de yeni meyvalar cevizler verdi, amma onun her sene verdigi meyvalari artik sahibi cuval cuval satiyor, ve artik iki kilo ahmet amca aldi, evine götürdü, bir kilo mehmet amca, beş kilo fatma baci, ve onlarda evlerinde, biri iki cocuk, bir karisi ile yedi, beriki beş cocuk ve karisi ile, ve ondan sonra mevlana bütün idi dagildi, ve binler mevlanaci dogdu ankrali ahmet amcada "mevlan diyorki "demeye başladi, izmiri bengü bacida "mevlana diyor" demeye başladi, neden? cünkü mevlana cevizinden yedide ondan, mevlana dediki diyor. yani mevlan bir idi, bin oldu, ve amma işde o cevizi, dikdigi ilk vakit olan cocuk hali ile, o ýeni ceviz agacindan keramet bekleme, cünkü o ceviz daha yedi sene aşagi, yedi sene yukari byüyüpde meyva vercek, yani velhasil, peygamberimizde dediki

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Benim Ashâbım, gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.”

( Hadis-i Şerif , Beyhakî, el-Medhal, s.164, Kenzu’l-ummal, h. no: 1002)
yani muhamed bütün ve bir idi, aynen yilbaşinda şenlik olsun diye patlatilan yilbaşi fişekleri gibi patladi ve, her bir parasi ayri yerde işik oldu, ve onlarda muhammedin ayri bir parcasi oldular, amma vardiklari her yerde muhammedi ve dinini anlattilar, muhammed ögretiler ve deilerki "Muhammed dediki" öyle olunca, hangisine baksan ve uysan yine muhammed tadi verir onlar, yani yeni bir dal oldu ve patladi, yeni mayvalar verdi, ve herbiri ayri bir eve hurma oldu gitdi belki, amma vardigi evde tatli bir muhammed lokmasi oldu, degilmi, muhammedin ögrettigi namz oldu, abdest oldu sünnet oldu farz oldu işde.........

Bazi ilim adamlari ve bazi fikir gruplari diyorki dünya matrix sistemi, yani sadece dalgalar ve frekanslar var, gercekde dünya yok, beynimizin algiladigi var, beynimiz ise, sadece frekans dönüştürücü bir sistem diyorlar. ve öyle olunca matrix filimindeki gibi dünya sanal bir dünya, gercekde var sandigimizi hicbirşey yok diyorlar. Eger öyle olsa idi gözümüz mavi bir cicek görünce, peki karşisinda ne varda, onu mavi cicek saniyor peki, yani karşisinda illa birşey var, ve o birde mavi birde cicekmiş, peki karşisinda da sadece bir frekansmi var, hayir mesala bilgisayarda biz mesala Emel Sayini dinliyoruz, ve yayinda hemde canli olsun, amma bilgisayardaki Emel Sayin ve onun sesi, sazlarin sesi, hepsi frekansdan ibaret, ve yine boyut olarakda, bilgisayar ekrani mesala diyeleim 40cm ye 40cm olsun, ve o Emel Sayin in boyunu simetrik olarak kücültüp sanki biglisayarin icindeymiş gibi gösteriyor, amma işde, aslinda bilgisayarin icinde gösterilen, yine frekans, ve lambalarin sadece gözümüze yansitigi işiklar ve gölgeler sadece, amma işde o gölgelrin ve işiklarin asli olan bir Emel Sayin ise, o an, hangi stüdyoda canli şarki söylüyorsa, orda madde ve kati olarak duran, orda bir Eml Sayin var, ve bilgisayar ise, onun sadece siluetini veya görüntüsünü sinyal olarak alip bize yansitan alet, peki biz ona dokunmak isteyince, bilgisayara dokununca, ona dokunmuş olmuyoz, amma stüdyodaki sunucu onun eline dokunmak isteyince, elini uzatip tokalaşinca, ona dokunabiliyor, ve ve gercek ile sanal arasindaki fark bu, göz ve beyin bu bedenin bigisayari ve ekrani gibi, amma gercek olan o beyini kafa denen bölgesinde taşiyan bir maddi beden varki, o bedende beyin diye göz diye bir yer var, ve yine o beyinin calişmasi icin, enerjiye ihtiyaci var, ve bunlar elma armut ekmek peynir şeker gibi maddeler, ve onlar olmadan bu beyinde calişmaz, ve yine eger beyin gercekse, onu caliştiran elma yalansa yok ise, beyin bu yalan ve olmayan ve sanal olan elma frekansi ile nasil beslenipde bize elmayi armutu, elma ve armutt diye gösteriyor demek yokmu? yani o fikir grubu olan illluminat fikri olan bu halogram dünya fikri külli uydurmaca, cünkü olmayanla olan beslenemez, olmayan bir elma armut, nasill olmayan midede eriyecekde,olmayan kafadaki beyine enerji olcak, peki madem elma diye birşey yok, olmayan nasil oluyorda, olan ve var olan algilayan beyine enerji oluyor peki, bilgisayar elektriksiz calişmaz, elektrik icin elektrik santralina ihtiyac var, eger santaral diye birşey dünyada yok ise o zaman bilgisaayar ne ile calişiyor, enerjisi nerden, haydi fişe takmada calişsin bakalim, yani yine mesela ben mavi gömlek giyip fotograf ve video cekinsem, ve bunu sana yollasam, eger bizler beynimizin algiladiklari isek, sen beni hic görmedinse, ve senin beynin mavi diye, neyi mavi saniyor, mesala renk körü insanlar var, onlar kirmiziyi yeşil saniyor, yani renk körü, yani eger sen beni tanimiyorsan ve mavi giydigimide bilmiyorsan, benim videoma veya fotografim sana gösterildiginde, senin beynin belki beni mavi gömlekli degilde kirmizi paltolu düşünebilir, vve vakit ve mevsim kiş ve kar yagiyorsa, beni kar yagarken palto giymiş düşünebilir o an, ve öyle algilamasi lazim, halbuki ben mavi gömlekli fotograf e video cekinince bunu taa Amerikadaki görende mavi gömlekli görüyor, japonyadakida ayni görüyor yani.
yine mesala bunlar sadece beynimizin hayalinden ibaret ise, mesala sen o resime bakinca beni sakalli hayal ederdin, belki digeri biyikli, digeri kabak, digeri ise uzun sacli, bir digeri kisa sacli, biri sarişin, digeri ise esmer görürdü, halbuki hicde öyle görmüyor, ve algilamiyor, ben mavi gömlekli ve esmer ve sakalli isem, beni gören herkes ayni görüyor, hic görmemiş olanda ayni görüyor, dün beni görüp taniyanda ayni görüyor, o halde, yine var olanlar hayalden de ibarert degildir yani, rüya ile bunu kariştirmamak lazim. o rüyalarin cogu Allahu teala iki yanimiza iki kiramen katibin melegi vermiş, onlar her an kayit halindeler bizi, ve ve yine gecen hafta dedigimiz kiyamete kadar olacak olanlar oldu ise, bütün filimde kaydedildi ve levhi mahfuz denen arşivde, senin tamam olmuş bir filimin var, ahmetinde, mehmtinde, muhamedinde, bir filmi var, ve işde rüya bazen meleklerinin sana ilerde olcak olana bazi olaylarin filimini sana göstermeleri gibi birşey yani,ve belkide diyorki, yani HIZIR meselesi, yani bak başina senin filimde böyle bir durum geliyor, eger sen aklli davranirsan, bunlar olmaayabilir diye bildirlyor, bazende bak ilerde olcak olan bu diye, filimin sonu gösteriliyor yani, meleklerince, yine yaninda kiramen katibin melekleri sana filimin ilerisini veya gerisinin gösteriyor olabilirler yani.



وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lemmâ câe mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu rabbuhu kâle rabbi erinî enzur ileyke, kâle len terânî ve lakininzur ilâl cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan, fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu’minîn

Meali :

Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.

(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 143. ayet)

yani mesela karinca ile insani düşünün, karinca insani dev bir dag yürüyor olarak görebilir, hakkiyla bir insani onun gözü algilayabilirmi, yani karinca ile insanin boyutu ne kadar farkli, ve insan tam onun üstüne dogru gelse, karinca yukari baksa ne görebilirki, yani hani agacin altina gelipde agacin tepesine bakinca, onu nasil görür insan öyle uzunca göremez, şekli bozuk görür ya , işde kainati yaratan, kebir ve büyük olan rabbimizi, bizim gözümüzün ihata etmesi mümkünmü, yani kocaman güneşi halkden, ve binlerce güneş halkeden kainat diye birşey halkeden, bir rabbi, sen şu karinca kadar cürmünle görebilceginimi sanirsin, yani işde musaya dediki, senin gözün Allahi ihata etmeye yetmez, yani onun sinirilarini senin gözün almaz, yani ihata etmez, yani senin göz kadranin bunu almaya müsait degil demek istedi. hani bigisayarin cözünürlügü vardirya, grafik karti ve ekran kartinin eski xp sisteminde bu 1024 px falan idi, amma ona simdiki sistem olan 1600 veya 1900 gibi bir cözünürlük uygun olmaz, yani 1900 px bir resimi eski xp sistemine uygun ekranda duvar resimi yapsan, onun ancak bazi bölümünü görebilir ekran, yarisi gözükmez, yine bunun binlerce farkli boyutta oldugunu düşün, yani kainatin büyüklügünü bile gözün almaz iken, sen o kainati yaratani bu kadrana nasil sigdircan, yani öyle olunca, Allah insana diyorki, senin göz kadranin, Allahin Azametini görmeye müsait degil diyor , yani ondan ezanda bizler "Allahuekber" diye sena ederiz, yani Allah kebirdir, tek ve yegane büyük olan demekdir.

Rabbim, Mehdi ve cemaatini, O nun bize cemalini gösterecegi boyuta gözümüzü o kadrana erenlerden eylesin


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--




Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec




Buraya TIKLA Dinle Veya Sag TIKLA indir dinle




Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20 Kasım 2017 Pazartesi

Original Kar © glan



Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

RADYO KAROGLAN

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen