Menu

Sponsor2

Sonntag, 4. Juni 2017

Müezzinlik Duaları - Sela Ezan ve Kamet Duaları



Müezzinlik Duaları - Sela Ezan ve Kamet Duaları

Ezan : farz namazlarının vaktinin girdiğini belli sözlerle ve özel bir şekilde ilan etmek, bildirmek demektir.
Namaz Mekke döneminde farz kılınmakla birlikte, ezan hicretten sonra uygulamaya konulmuştur. Medine’ye hicretten sonra, Mescid-i Nebevî’nin inşası tamamlanıp düzenli bir şekilde cemaatle namaz kılınmaya başlanınca, Hz. Peygamber vakitlerin girdiğini duyurmak için ne yapılabileceğini arkadaşlarıyla görüşmüş, o esnada Hz. Peygamber’e vahiyle, ayrıca sayıları yirmiye kadar ulaşan sahabiye rüyalarında bugünkü ezanın şekli öğretilmiştir. Hz. Bilal tarafından sabah namazında, yüksekçe bir evin damında okunarak uygulamaya konulmuştur.
Ezan, Müslümanlığın şiarı haline gelmiş müekket bir sünnettir. Ezan aracılığıyla halka hem namaz vaktinin girdiği ilan edilmekte, hem de Allâh’ın büyüklüğü, Peygamberimizin O’nun kulu ve elçisi olduğu ve namazın kurtuluş yolu olduğu ilan edilmektedir.
Kâmet : Farz namazlardan önce, namazın başladığını bildiren ve ezan lafızlarına benzeyen sözlerdir. Ezandan farklı olarak, “hayya ale’l-felâh” cümlesinden sonra, “kad kameti’s-salât” cümlesi eklenir. İster cemaatle, isterse tek başına kılınsın, erkeklerin her farz namazdan önce kâmet getirmeleri sünnettir.


Kamet nasıl getirilir?


Kamet sözleri nasıldır, kamet getirmek tabiri nedir açıklar mısınız?


Kişi tek başına namaz kılacak ise, farz namazdan önce kamet getirir. Cemaatle kılınan namazlarda farz namazdan önce müezzin kamet getirir. Ezanı ağır okumak, kameti ise hızlı okumak uygundur. Çünkü Resulûllah asm hadis-i şerifte, Bilal (ra) hitaben : “Ezan okuduğun zaman ağır ağır oku. Kamet getirdiğin zaman ise hızlı oku ” (Tirmizi, Salât, 29) buyurmuştur. Kamet ayakta yapılır ve kamet getiren kişi kıbleye döner. Kamet, vaktin değil namazın sünnetidir.
Beş vaktin farz namazlarında ve Cuma namazının farzında kamet getirilir. Kaza namazında da bu böyledir. Ancak Vitir, Teravih, Bayram, Cenâze ve Nâfile namazlarda kamet getirilmez. Kamet erkeklere has bir sünnettir. Kadınlar kamet getirmezler. Kamet cemaatın müstehab olan sünnetlerindendir. Kadınlar ve çocuklar bir arana gelerek namaz kılsalar bile kamet gerekmez. Namazlarından bazısı kazaya kalan namazlarını peşipeşine kılabilir. Bulunduğu yerden ayrılmadığı sürece tek kamet yeterli olur.
EZAN

اَللَهُ اَكْبَرْ اَللَهُ اَكْبَرْ

اَللَهُ اَكْبَرْ اَللَهُ اَكْبَر

اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلَأهَ اِلاّ اللّهْ
اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلَأهَ اِلاّ اللّهْ
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمّدً رَسوُلُ للّه
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمّدً رَسوُلُ للّه
حَىَّ عَلىَ الَصّلاَة
حَىَّ عَلىَ الَصّلاَة
حَىَّ عَلى الْفَلاَحْ
حَىَّ عَلى الْفَلاَحْ
اَللَهُ اَكْبَرْ اَللَهُ اَكْبَرْ

لاَ اِلَأهَ اِلاّ اللّ

Kamet sözleri şöyledir;
Allahü ekber,Allahü ekber
Allahü ekber, Allahü ekber
Eşhüde en la ilâhe illallah
Eşhüde en la ilâhe illallah
Eşhedü enne Muhammeden Rasululullah
Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah
Hayye alessalah
hayye alessalah
Hayye alel-felâh
Hayye alel-felah
Allahü ekber Allahü ekber
La ilâhe illallah

- Farz namazında selam verildikten hemen sonra 'Allahumme entesselam ve minkesselem teberakte yezel celeli vel ikram' denir.
- Ayetel kürsi duası, kamet getirilsin veya getirilmesin yinede okunması sünnettir.
"El ezanü cezmün vel gametü cezmün" Hadis-i Şerif (s.a.v.)

"Salah" "Felah" ve kamette yine "Gad gametis-salah" olarak okunur. Sonlarındaki yuvarlak "T" geçilerek okunmaz. "H" olarak durulur.


Cuma namazında müezzinlik:

1.Cuma ezanı okunduktan ve ezan duası yapıldıktan sonra,(mikrofonla veya yok ise mikrofonsuz) ''Salati sünnetil Cum'a,Allahümme Salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed'' diye anons yapılır.

2.Dört rekat Cumanın ilk sünneti kılınır;imamın sünneti bitirmesini müteakip;Euzu Besmele çekerek,''İnnallahe ve melaiketehû yusallûne alennebiyyi.Ya eyyühellezîne amenû,sallû aleyhi vesellimu teslima''(Ahzab suresi 56.ayet) ayeti okunur ve ardından sesli olarak,''Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed'' diye salavat getirilir.Bu arada imam minbere çıkmaktadır.

3.İmam minberdeki yerini alıp,oturunca,müezzin ayağa kalkar ve iç ezan dediğimiz ezanı okur.Sonunda imam hutbe için ayağa kalkar,müezzin oturur.

4.Hutbe bitince,müezzin tekrar kalkıp,kamet getirir ve Cuma namazı kılınır.

5.Farz namazın sonunda müezzin,her namazdan sonra okunan ''Allahümme entes selâmü ve minkes selâm,tebarekte ya zel celâli vel ikram''ı okur. Ardından diğer nafileler kılınır.

6.En son kılınan iki rekat vaktin sünneti de tamamlanınca,müezzin her namazın sonundaki tesbihatın aynısını yapar.Yani;''Sübhanallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber.Velâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm''.

7.Burada Ayetel Kürsi, içinden okunur ve ardından tesbihat yapılır.33 Sübhanallah,33 Elhamdü lillah,33 Allahü ekber.

8.Tesbihatın bitirilmesi ve dua...

KAMET DUALARI

اَللَهُ اَكْبَرْ اَللَهُ اَكْبَرْ

اَللَهُ اَكْبَرْ اَللَهُ اَكْبَر

اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلَأهَ اِلاّ اللّهْ
اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلَأهَ اِلاّ اللّهْ
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمّدً رَسوُلُ للّه
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمّدً رَسوُلُ للّه
حَىَّ عَلىَ الَصّلاَة
حَىَّ عَلىَ الَصّلاَة
حَىَّ عَلى الْفَلاَحْ
حَىَّ عَلى الْفَلاَحْ
قَدْ قاَمَتِ الصَّلاَةُ
قَدْ قاَمَتِ الصَّلاَةُ

اَللَهُ اَكْبَرْ اَللَهُ اَكْبَرْ

لاَ اِلَأهَ اِلاّ اللّهْ

Kamet'ten sonra namaza başlanır ve selam verilince;



اللّهمَّ اَ نْتَ السّلاَ مُ و مِنْكَ السّلامُ.تَبارَكْتَ ياَذَلْجَلالِ وَلاِكْراَمِ

"Allahümme entesselamü ve minkesselam. Tebarekte ya' zel'celali vel'ikram"

عَلي رَسؤُ لِناَ صَلَواَتٌ

“Ala Rasuluna Salavat

Denir ve salavat getirdikten sonra;

سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ

وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ

Sübhanellahi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallahu vallahu ekber

ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim”

Sonra Ayete'l-kürsi okunur.Ve



وَ هُوَ الْعَلىُّ الْعَظِيمُ ذولْجَلاَلِ سُبْحاَنَ اللهِ

33 defa............سُبْحاَنَ اللهِ

سُبْحاَنَ الْكَريمِ دآَءِمَنِ الْحَمْدُ لِلهِ

33 defa ............اَلْحَمْدُ لِلهِ

رَبِّ الْعاَلَمِينَ تَعاَلَى شاَنُهُ اللَهُ اَكْبَرْ

33 defa.............. اَلّلَهُ اَكْبَرْ

Tesbihattan sonra;

لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ

لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ

denir,Sonra

َسُبْحاَنَ ربِّىَ الْعلِىِّ ااَعْلَ لْوَهاَّبْ

Diyerek Amin denilir,ve Eller açılıp dua edilir.

Namazdan sonra yapılabilecek örnek bir dua..



Elhamdülillahi Rabbilâlemin essalatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain.

Ya Rabbi, kıldığımız namazları kabul eyle! Ahir ve akıbetimizi hayreyle! Son nefesimizde kelime-i tevhid söylememizi nasip eyle! Ölmüşlerimizi af ve mağfiret eyle!

Allahümmağfir verham ve ente hayrürrahimin. Teveffeni müslimen ve el hıkni bissalihin. Allahümmağfir li veli valideyye ve lilmüminine vel müminat yevme yekumül hisab.

Ya Rabbi, bizi şeytan ve düşman şerrinden ve nefs-i emmaremizin şerrinden muhafaza eyle! Evimize iyilikler, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan eyle! Ehl-i İslama selamet ihsan eyle! Din düşmanlarını kahr ve perişan eyle! Kâfirlerle cihad etmekte olan müslümanlara imdad-ı ilahiyyen ile imdat eyle!

Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbül afve fa'fü annî.

Ya Rabbi, hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva ihsan eyle!Allahümme inni eselükessıhhate velafiyete vel-emanete ve hüsnelhulki verridae bilkaderi bi rahmetike ya erhamerrahimin.

Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, acizlikten, zelil olmaktan, zulüm görmekten, azdıran zenginlik ve azdıran fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşman galebesinden, kötü huydan, bid’at işlemekten, dalalete düşmekten, ihlassız amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, erzeli ömürden, ölürken gelecek fitnelerden, dinimize, dünyamıza zarar verecek şeylerden bizleri koru!

Hakiki iman, güzel bir ahlak, şükredici bir kalb, zikredici bir dil, kaza ve kadere rıza gösteren hayırlı bir ömür, az yemek, az uyumak, az konuşmak, az gülmek ve çok hizmet etmeyi, kabir azabından ve ahiret dehşetinden kurtulmayı, ömür boyu rızana uygun iş yapmayı, şehit olarak ölmeyi ve son nefeste ehl-i sünnet itikadına uygun bir iman ve tevbe nasip eyle.

Ya Rabbi, kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sevgine kavuşturacak amellerin sevgisini nasip eyle! İlmimizi, ihlasımızı, kabiliyetimizi artır, muratlardan, muhlaslardan olmamızı nasip eyle, cömert ve îsâr sahibi kullarından eyle.

Ana babamıza ve evlatlarımıza ve akraba ve ahbabımıza ve bütün din kardeşlerimize hayırlı ömürler ve güzel huy, akl-ı selim ve sıhhat ve afiyet rüşdü hidayet ve istikamet ihsan eyle ya Rabbi! Amin.

Velhamdü lillahi Rabbilalemin. Allahümme salli ala..., Allahümme barik ala..., Allahümme Rabbena atina... Velhamdü lillahi Rabbilalemin. Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah estağfirullahelazim elkerim ellezi la ilahe illa hü, elhayyel-kayyume ve etubü ileyh.
Duada geçen kelimelerin açıklaması:

Riya: İki yüzlülük, Allah’tan başkası için ibadet etme.
Nifak: Münafıklık.
Şikak: Uyuşmazlık.
Nefs-i emmare: Kötülük yapmak isteyen nefs.
Rüşdü hidayet: Doğru yolu arayıp bulma.
İstikamet: Doğru yol.
Kelime-i tevhid: La ilahe illallah Muhammedün Resulullah sözü.
Erzeli ömür: Başkalarına muhtaç olunan sıkıntılı ihtiyarlık dönemi.
Murat: Seçilmiş kimse.
Muhlas: Devamlı ihlas sahibi.

Sela Sözleri ve anlamı

Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Rasulallah!

Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Habiballah!

Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Nûre Arşillah!

Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Hayra Halgillah!

Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin!

Vel Hamdü Lillahi Rabbil Alemin!

Anlamı;

Ey Allah'ın Resûlu Salat-u Selam Senin üzerine olsun!

Ey Allah'ın Habibi Salat-u Selam Senin üzerine olsun!

Ey Allah'ın Arşının Nuru Salat-u Selam Senin üzerine olsun!

Ey Allah'ın Mahlukatının Hayırlısı Salat-u Selam Senin üzerine olsun!

Ey Öncekilerin ve Sonrakilerin Efendisi Salat-u Selam Senin üzerine olsun!

Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allah İçindir!

EZAN VE KAMET

Ezan


Ezan, özel bir zikirdir, İslâm onu, farz namazların vaktinin girdiğini ilan etmek ve müslümanları namaza davet etmek için meşru kılmıştır.

Ezan'ın Hükmü


Ezan, vaktinde kılınan namaz için de kazaya kalan namaz için de sünnettir. Ezan, cemaat için sünnet-i kifaye, fert için sünnet-i ayn'dır. Cemaatten birinin ezan okuması diğerleri için de yeterlidir. Fakat tek başına namaz kılan kimse ezan okumazsa, sünneti yerine getirmemiş olur. İslâm'ın alâmetlerinden biri olması itibariyle ezanın önemi çok bü­yüktür.

Ezan'ın Meşru Kılınmasının Delili


Ezan'ın meşru olmasının delili, Kur'an ve Sünnet'tir. Kur'an'dan delili şu ayettir:
Ey iman edenler! Cuma günü namaza (ezan ile) çağrıldığınız zaman hemen Allah'ı anmaya (Cuma'yı kılmaya) koşun ve alışverişi bırakın.
(Cuma/9)
Sünnet'ten delili ise şu hadîstir:
Namaz vakti geldiğinde içinizden biri size ezan okusun. Sonra en büyüğünüz size imamlık yapsın.[1]

Ezan'ın Meşru Kılınması


Ezan, hicretin ilk senesinde meşru kılınmıştır. İbn Ömer şöyle demektedir: "Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanıp namaz
vakitlerini gözetlerlerdi. O zaman namaz için çağrı yapılmıyordu. Birgün bu hususta konuştular. Bazıları 'Hristiyanlann çanı gibi bir çan edinelim' derken, bazıları da 'Yahudilerin borusu gibi bir boru edinelim' dediler Hz. Ömer 'Halkı namaza çağırmak için neden bir adam göndermi­yorsunuz?' dedi. Hz. Peygamber 'Ey Bilal! Kalk, namaz için nida et (ezan oku)' dedi".[2]
Ezan'ın lafızları şöyledir:
Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber Eşhedu enlâ ilahe illallah, eşhedu enlâ ilahe illallah
Eşhedu enne Muhammeden Rasûlullah, eşhedu enne Muhammeden Rasûllullah
Hayye ala's-saîât, hayye ala's-salât
Hayye ale'l-felah, hayye ale'l-felah
Allahu ekber, Allahu ekber
Lâ ilahe illallah
Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir.
Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir.
Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur.
Şahitlik ederim ki Muhammed, Allah'ın Rasûlüdür. Şahitlik ederim ki Muhammed, Allah'ın Rasûlüdür.
Haydi namaza, haydi namaza
Haydi felaha, haydi felaha
Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir.
Allah'tan başka ilah yoktur.
Sabah namazı için ezan okunurken hayye ale'l-felah ibaresinden sonra iki defa essalâtu hayrun min'en-nevm (=namaz uykudan hayırlıdır) denir. Bu ibare de Buharı, Müslim ve diğer muhaddislerin sahih olarak rivayet ettikleri hadîslerle sabit olmuştur.

Ezan'ın Sıhhatinin Şartları


1. Müslüman olmak.
Kâfir'in ezanı sahih olmaz. Çünkü kâfir ibadet ehli değildir.
2. Temyiz sahibi olmak.
Mümeyyiz olmayan çocuğun ezanı sahih olmaz. Çünkü çocuk ibadet ehli değildir, vakti tesbit etme ehliyeti de yoktur.
3. Erkek olmak.
Kadının, erkekler için ezan okuması ve erkeklere imamlık yapması sahih değildir.
4. Ezan'ı tertibe riayet ederek okumak.
Ezan'ı, Hz. Peygamber ve ashabına tâbi olmak için tertibe riayet ede­rek okumak şarttır. Tertipli okumayı terketmek ezan'ı, ilan olmaktan çıkarır.
5. Ezan lafızlarını peşpeşe okumak.
Ezan lafızları arasında büyük bir fasıla olmamalıdır; zira bu, ezan'ın sahih olmasını engeller.
6. Ezan, cemaat için okunuyorsa sesi yükseltmek.
Münferid olarak ezan okunuyorsa, cemaati olmayan bir mescidde de olsa sesi yükseltmek sünnettir. Cemaatle namaz kılınmış olan mescidde kendisi için ezan okuyorsa, insanların başka bir namaz'ın vaktinin girdiğini sanmamaları için kişinin sesini kısması sünnettir. Hz. Peygamber, Ebu Said el-Hudrî'ye şöyle demiştir:
Ben, senin koyunları ve çölü sevdiğini görüyorum. Sen koyunlarının içinde veya çölde olduğunda namaz için ezan okuduğun zaman se­sini yükselt. Çünkü müezzinin sesinin ulaştığı insanlar, cinler ve herşey kıyamet günü onun için şahitlik yaparlar.[3]
Kadınların cemaatle kıldıkları namaz için ezan okumaları mendub değildir. Çünkü onların seslerini yükseltmelerinde fitne sözkonusudur. Kadınlar için mendub olan sadece kamet getirmeleridir. Çünkü kamet cemaatin canlanmasına vesile olur. Kâmet'te ezan'da olduğu gibi sesin yükseltilmesi sözkonusu değildir.
7. Namaz vaktinin girmesini beklemek. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Namaz vakti girdiğinde içinizden biri size ezan okusun.[4]
Namaz, ancak vaktin girmesiyle kılmabilir. Ezan da vaktin girdiğini ilan etmektir. Bu nedenle vakit girmeden okunan ezan'ın sahih ol­madığında âlimler ittifak etmişlerdir. Ancak sabah namazı bundan hariç­tir; sabah namazı için gece yarısından itibaren ezan okunabilir. Bunun nedeni ileride izah edilecektir.

Ezan'ın Sünnetleri


1. Müezzin'in kıbleye dönmesi.
Çünkü selef ve haleften nakledildiğine göre kıble yönlerin en şerefi isidir.
2. Müezzin'in, küçük ve büyük hadesten (abdestsizlik ve cünüp-lükten) temiz olması.
Abdestsiz bir kimsenin ezan okuması tenzihen mekruhtur. Cünüb bir kimsenin ezan okuması ise tahrimen mekruhtur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Taharetsizken (abdestsizken), aziz ve celil olan Allah'ı anmayı hoş görmüyorum.[5]
3. Ezan'ı ayakta, okumak.
Çünkü Hz. Peygamber 'Ey Bilal! Kalk, namaz için nida et (ezan oku)' buyurmuştur.
4. Hayye ale's-salat derken -göğsünü kıbleden çevirmeden- başını sağa, hayye ale'l-fclah derken de başını sola çevirmek.
Ebu Cuheyfe şöyle diyor: "Bilal'ın hayye ale's-salât ve hayye ale'l-fe­lah derken başını sağa ve sola çevirdiğini gördüm".[6]
5. Ezan lafızlarını tertil ile (ağır ağır) okumak.
Çünkü ezan, meydanda olmayan (işinde-gücünde olan) insanlara namaz. vaktini ilan etmektir. Tertil ile okumak, ilanın daha iyi duyulmasını sağlar.
6. Ezan'da tercî yapmak.
Bu, Ebu Mahzûre'den rivayet edilen bir hadîsle sabit olmuştur.[7]
7. Sabah ezanında tesvib yapmak.
Tesvib, hayye ale'l-felah dedikten sonra iki defa es-salâtu hayrun min'en-nevm (namaz uykudan hayırlıdır) demektir. Çünkü bu husus ha­dîsle sabit olmuştur.[8]
8. Müezzin'in güzel ve'gür sesli olması.
Böylece ezan'ı dinleyenlerin kalbi incelir ve ona icabet etmeye mey­leder. Ezan't rüyasında gören Abdullah b. Zeyd'e, Hz. Peygamber şöyle demiştir:
Bilal ile kalk ve rüyanda gördüklerini Bilal'e öğret de o okusun. Çünkü onun sesi senden daha gürdür.[9]
9. Müezzin'in, halk arasında ahlakıyla ve adaletiyle tanınan bir kişi olması.
Böyle olan müezzin'in çağrısına halk daha kolay icabet eder. Zira fâsık bir kimsenin çağrısına icabet edilmez.
Ayrıca ezan'da sesi uzatıp teganni yapmak mekruhtur. 11. Sabah ezanını iki müezzin'in okuması.
Müezzinlerden biri fecr'den önce, diğeri de fecr'den sonra ezan okumalıdır. Bunun delili şu hadîstir:
Bilal ezan'ı erken okuyor. Siz İbn Ümmi Mektum'un ezanını işitinceye kadar (sahurda) yeyip-içiniz.[10]
12. Ezan'ı duyan kimsenin susup müezzin'in söylediklerini tekrar et­mesi sünnettir.
Siz ezan'ı işittiğiniz zaman müezzin'in söylediklerini aynen tekrar edin.[11]
Ancak müezzin hayye ale's-salât dediği zaman dinleyenler lâ havle vela kuvvete illâ bitlah (ibadetlere yöneliş, günahlardan dönüş ancak Allah'ın yardımı iledir) demelidirler. Bunun delili şu hadîslerdir:
Müezzin hayye ale's-salât ve hayye ale'l-felah dediğinde dinleyenler lâ havle vela kuvvete illâ biilah demelidir.[12]
Hadîsin sonunda şöyle denmiştir:
Kim bunu kalbinden,söylerse cennet'e girer.
13. Ezan'dan sonra dua etmek ve Hz. Peygamber'e salâvat getirmek.
Hem müezzin, hem de ezanı duyanlar için, ezan bittikten sonra Hz. Peygamber'e salâvat getirip Hz. Peygamber'den varid olan dua'yı okumak sünnettir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Müezzin'in ezanım-işittiğiniz zaman siz de onun söylediklerini tekrar edin. Sonra bana salât ve selâm okuyun. Çünkü her kim bana bir salât okursa, bundan dolayı Allah ona on salât getirir. Sonra Allah'tan benim için vesile'yi isteyin. Vesile, cennet'te bir derecedir ki o, Allah'ın kullarından yalnız birine nasip olacaktır. Umarım ki o kul ben olayım. Kim benim için Allah'tan vesile'yi isterse ona şefaat vâsıl olacaktır.[13]
Kim ezanı işittiği zaman 'Ey Allahım! Ey bu tam davetin ve kılınmak üzere olan bu namazın rabbi! Muhammed'e vesîle'yi ve fazileti ihsan et, bir de onu kendisine va'dettiğin Makam-ı Mahmud'a ulaştır' derse kıyamet günü benim şefaatim ona vacib olur.[14]
Tam davetten maksat, tağyir ve tebdili kabul etmeyen tevhid'in dave­tidir. Fazilet, ahlâkların tümünden üstün olan bir mertebedir. Makam-ı Mahmud ise, herkesin sahibini övdüğü makamdır. Allah'ın va'dinden maksat, 'Rabbiniri seni övgüye değer bir makama (Makam-ı Mahmud'a) göndermesi umulur' (İsra/79) ayetidir.
Müezzin, Hz. Peygamber'e salât ve selâmı ezan sesinden biraz daha yüksek sesle ve -ezan'dan sanılmaması için- ezandan ayrı olarak oku­malıdır.

İkâmet (Kamet)



İkâmet, ezan'm aynısıdır. Ancak aşağıda zikredeceğimiz bazı husus­larda ezan'dan ayrılır.
1. Ezan ikişer ikişer, kamet ise teker teker okunur. Bunun delili, Enes'ten rivayet edilen şu hadîstir:
Bilal'e, ezan lafızlarını ikişer ikişer, kamet lafızlarını da birer birer söylemesi emrolundu. Yalnız kad kâmeti'ş-salât lafzı hariçtir ki onu iki defa söylemesi emredildi.[15]
Kâmet'in tam lafzı şöyledir:
Allahu ekber, Allahu ekber
Eşhedu enlâ ilahe illallah
Eşhedu enne Muhamnıeden rasûlullah
Hayye ale's-salât
Hayye ale'l-felah
Kad kâmeti's-salât, kad kâmeti's-salât . .
Allahu ekber, Allahu ekber
Lâilaheillallah
Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir.
Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur.
Şehadet ederim ki Muhammed, Allah'ın rasûlüdür.
Haydi namaza;
Haydi felaha
Namaz başladı, namaz başladı Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Allah'tan başka ilah yoktur.
Kâmet'in lafızları Buharı, Müslim ve diğer muhaddislerin rivayet ettik­leri sahih hadîslerle sabit olmuştur.
2. Kâmet'i, ezan'ın aksine süratle okumak vacibdir.
Çünkü ezan hazırda olmayanları namaza davet etmek içindir. Onun için de ağır ağır ve yüksek sesle okunması, insanların işitmesi açısından daha uygundur. Kamet ise hazır olan kimseler için olduğundan dolayı süratle okunması gerekir.
3. Kaza borcu olan kimse, onları kaza etmek istediğinde sadece ilk namaz için ezan okumalı, ondan sonraki her namaz için kamet getirme­lidir.
Bunun delili de Hz. Peygamber'in Müzdelife'de akşam ve yatsı na­mazlarını birleştirip namazı bir ezan ve iki kamet ile kılmasıdır.[16]

Kâmet'in Şartlan


Kâmet'in şartlan da ezan'ın şartlarının aynısıdır. Kâmet'in Sünnetleri
Kâmet'in sünnetleri, ezan'ın sünnetlerinin aynısıdır. Ancak müezzin'in kamet getirmesi müstehab'dır. Kâmet'i işiten bir kimse 'Ekamehallahu ve edameha (Allah bunu kaim ve daim kılsın)' demelidir.[17]

Farz Olmayan Namazlar İçin Çağrı Yapılması


Ezan ve kamet farz namazlarda müekked sünnetlerdendir. Farz ol­mayan ve cemaatle kılınan Bayram namazları, güneş ve ay tutulması es­nasında kılınan namazlar ve cenaze namazı gibi namazlarda ezan ve kamet sünnet değildir. Ancak es-salâtu camiatun (namaz toplayıcıdır) demek sünnettir.
Abdullah b. Amr b. As'tan şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber zamanında güneş tutulduğunda es-salâtu camiatun diye namaz için çağrı yapıldı".[18]
Cemaatle kılınması meşru olan diğer sünnetler de güneş tu­tulduğunda kılınan namaza kıyas edilmektedir.


Ezan, haber vermek anlamına gelmektedir. İslam dini dilinde ise farz namazların vaktini bildiren ve namazın kılınacağını haber veren ezana mahsus kutsî kelam ve kelimelerdir. Hicretin birinci senesinde Mescid-i Nebevinin inşasından sonra meşru kılınmıştır. Farz değildir; ancak “Şeâir-i İslamiye” denilen İslam alametlerinin birincilerinden olduğu ve topluma bakan mühim hikmetleri bulunduğu için şahsi farzlardan daha önemlidir.

Ezanın kelamları ve kelimeleri vahye dayandığı, Kur’ân-ı Kerimde geçen ve vahiyle nazil olan kutsî kelime ve kelamlar olduğu için “Vahiy dili” dışında okunması ezan sayılmadığı için tercümesi onun yerine okunması câiz değildir. Zira ezanın hikmeti sadece namaza davet değildir ki ilan ve aklın anlaması yeterli olsun. Belki dinin en önemli şeâirleri, imanın esasları ve hakkaniyetinin delilleri olan “Kelime-i Tevhit” “Kelime-i Şahadet,” “Salat” yani namaza çağrı, “Felaha” yani kurtuluşa davet ve “Allahü Ekber” yani, Allah’ın her hususta kudretini ve büyüklüğünü ihtar ve ilan olduğu, ve bunu en güzel şekilde şeâir olarak “Vahiy dili” olan Arapça ifade ettiği için din ve vahiy dili dışında ezan okumak ve kamet getirmek asla câiz olmaz. Bu durumda ezan okunmuş ve kamet getirilmiş sayılmaz. İslam bilginlerinin ittifak ettiği görüş budur.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Namaza davet edildiğiniz vakit” buyurarak ezandan bahsetmiştir. Peygamberimiz (sav) hadisleri ile ve müfessirler yorumları ile bu ayeti “Ezan okunduğu zaman” şeklinde tefsir etmişlerdir.

Peygamberimiz (sav) “Namaz vakti girince biriniz ezan okusun ve büyüğünüz size namaz kıldırsın” buyurdular. Bu hadise göre İslam bilginleri “akıl-baliğ herkes ezan okuyabilir ama namaz için liyakat şartı aranır” demişlerdir.

İslam bilginlerinden bazıları ezanın “Farz-ı Kifaye” olduğunu söylemişlerdir. Ancak “Şeâir-i İslamiye” ve “Sünnet-i Müekkede” olduğu konusunda “İcma” vaki olmuştur. Vakit namazları için Sünnet-i Müekkede olan ezan ve kamet cenaze ve nafile namazlar için sünnet değildir. Bu nedenle Cenaze Namazı için ezan okunmaz ve kamet getirilmez. Ezan yerine “Sala” okunması tavsiye edilmiştir. Cumhur-u Ulemaya göre cemaat için “Sünnet-i Müekkede” olan kamet fert için ve tek başına kılanlar için de “Sünnet-i Müekkede”dir. Terk edilmesi caiz değildir. Aynı şekilde kaza namazları için de Sünnettir. Birkaç kaza namazı beraber kılınacak ise bir ezan okunur ve her namaz için kamet yapılır.
Kadınların ezan okumaları sünnet değildir. Ancak Şafi ulemasına göre kadınlar ferdi olarak kılacakları farz namazdan önce kendi işitecekleri şekilde kamet getirirler.

Peygamberimiz (sav) ezanın cümlelerinin ikişer defa, kametin ise birer defa okunmasını emretmişlerdir. Ancak kamette “Kad kâmeti’s-salat” cümlesini iki defa söylemesini bizzat peygamberimiz istemiştir. Bu hadisi esas alan İmam-ı Şafi ve Ahmed b. Hambel (ra) kametin cümlelerini birer birer okunmasına hükmetmiştir.

Ezan okunurken müezzinin okuduklarını tekrar etmek ve sonunda “Ezan Duası” olan “Vesile” duasını okumak sünnettir. Peygamberimiz (sav) “Ezana icabet edin ve müezzinin söylediklerini siz de dinleyerek tekrar edin ve bana vesile duasını okuyun” ferman buyurmuşlardır. Ancak emrin tekrarı adaba aykırı olduğu için “Hayyeal es-salah” ve “Hayyaal el-felâh” yani “Haydi namaza koşun” “Haydi kurtuluşa koşun” cümlelerinde dinleyen “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahî’l-aliyyi’l-azîm” demeleri menduptur, yani sünnettir.

Ezana icabet de iki şekilde olur. Birincisi, “kavlî” icabettir. Bu ezanı dinlemek ve tekrar etmektir. İkincisi, “fiilî” icabettir. Bu da ezanı duyduğu zaman camiye gitmek ve cemaate iştirak etmektir. Ezanda sadece dinleyerek kalben icabet yeterli olmayıp, kendi işiteceği kadar dil ile söylenmesi menduptur.
Ezanın Meşru Kılınması:
Müslümanlar Medine’ye geldikleri zaman bir araya gelip namaz kılıyorlardı. Mescid-i Nebevinin inşasından sonra peygamberimiz (sav) peygamberimiz (sav) sesinin gür ve güzel olmasndan dolayı Hz. Bilâl-i Habeşî’ye “Ey Bilâl kalk insanları namaza çağır” buyurdular. O da “Essalâtü Câmia” yani “Namaz için toplanın” diye sokaklarda gezerek mü’minleri namaza davet ediyordu.

Peygamberimiz (sav) bir gün mü’minleri namaza nasıl davet edecekler konusunda sahabeleri ile istişare etti. Kimisi “Çan çalalım” kimisi, “Boru öttürelim” ve kimisi de “Ateş yakalım” gibi teklifler ileri sürdüler. Peygamberimiz (sav) “Yahudi, Hıristiyan ve Mecusi adetidir. Müslümanlığa ve Müslümanlara yakışmaz. İslam’ın izzetini ortaya koyacak güzel bir davet usulü belirleyelim. Herkes bu konuya kafa yorsun” buyurarak sahabelerini gönderdi.

Sahabeler kafalarında ne yapmaları gerektiği ve nasıl bir teklif götürmek gerektiği konusunda düşünerek evlerine gittiler ve uyudular. Abdullah b. Zeyd ve Hz. Ömer (ra) rüyalarında bir adamın “Allahü Ekber, Allahü Ekber, Eşhedü en Lâ ilâhe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, Hayyeal es-Salah, Hayyeal el-felah, Allahü Ekber, Lâ ilâhe illallah” diyerek ezan okuduğunu gördüler. Sabah erken gelip peygamberimize (sav) haber verdiler. Abdullah b. Zeyd rüyadaki kişinin iki defa bunu okuduğunu birincisinde kelimeleri ikişer defa, ikincisini birer defa okuduğunu söyledi. Peygamberimiz (sav) bunu beğendi ve “Bu hayırlı bir rüyadır. Bunu Bilâl’e öğretin. Böyle ezan okusun” buyurdular.

Ezan başlı başına bir ibadettir. Sadece namaz vaktini duyurma aracı değildir. Bu nedenle her cemaatin bir müezzini olması ve ezanı okuması sünnettir. Merkezi ezan bu nedenle bir ezan sayılır. Bu da bir çok sünnetin yapılmasını engeller. Bu nedenle caiz değildir. Hatta ezan için cemaat şartı dahi yoktur. Bir fert tek başına namaz kılacak olsa yüksek sesle ezan okuması sünnettir.
Ezanın Sünnetleri:
1. Yüksek bir yere çıkarak okumak. Peygamberimiz (sav) Bilâl-i Habeşî’yi ezanın daha uzaklara duyulması için yüksek bir yere çıkmasını tavsiye etmiştir.

2. Tesvib etmek. Sabah namazında “Essalâtü hayrün mine’n-nevm” demek. Peygamberimiz (sav) sabah namazında Bilâl’e “Essalâtü hayrün mine’n-nevm” yani, “namaz uykudan hayırlıdır” demesini emretti. Böylece bu ifade sabah ezanına dahil olmuş oldu.

3. Ezanı ağır ağır, ikameti peşpeşe seri okumak. Peygamberimiz (sav) Bilal-i Habeşiye “Ezan okuduğun zaman ağır ağır oku. İkâmet getirdiğin zaman da peş peşe serî oku. Ezanla ikâmetin arasına, yemek yiyenin yemeğinden, içenini içmesinden, üzerine sıkışarak helaya girmiş olanın heladan fâriğ olacağı bir zaman fasılası koy” diye talimat verdi.

4. Ezan okuyanın abdestli olması. Abdestsiz ve cünüp olanın ezan okumaları mekruhtur.

5. Kıbleye dönerek okumak ancak “Hayyeal el-Salah” derken sağa, “hayyaal el-felâh” derken sola dönmek. Bilal-i Habeşi (ra) başını sağa ve sola çevirdi.

6. Ezan okumak için ücret almamak. Ezan bir ibadet olduğu için ücret almak caiz değildir. Peygamberimiz (sav) böyle emretmiştir. Yine peygamberimiz (sav) “Yedi sene Allah için ezan okuyana geçmiş günahları affolur ve kendisine cehennemden berat yazılır” buyurmuşlardır.

7. Ezandan iki parmağını kulaklarına koymak. Bu sesin daha uzağa gitmesine sebep olur.

8. Sesinin gür ve güzel bir sesle tertil ile yavaş yavaş okumak,

9. Tercî etmek, yani yüksek sesle okumadan önce içinden okumak, sonra sesini yükselterek okumak.

10. Ayakta okumak.
Ezanın Fazileti:
Peygamberimiz (sav) “Kim ezanın mislini okur ve inanırsa cennete girer” “Kim ezandan sonra salat-ü selam ve vesile duası okursa Allah ona on misliyle rahmet eder. Vesile cennette yüce bir şefaat makamıdır. Kim bana vesile dilerse şefaatim ona vacip olur” buyurdular.

Ezan Allah’ın rahmetini celbeder, bela ve musibetlerin def edilmesine sebeptir. Peygamberimizi (sav) “Ezan okunduğu zaman şeytan oradan bağırarak kaçar” buyurarak bunu ifade etmiştir. Bu nedenle peygamberimiz (sav) “İnsanlar eğer ezan okumak ile namazın ilk safında bulunmanın sevabını bilmiş olsalardı bunun için kavga ederler ve aralarında kura çekerlerdi” buyurarak ezanın faziletini ve önemini belirtmiştir.

Peygamberimiz (sav) “Müezzin, sesinin ulaştığı yerde yaş kuru ne varsa onların tümünün lehinde şahitlik eder ve ezana icabet ederek namaza ve cemaate iştirak edene yüce Allah yirmi beş kat sevap verilir ve iki namaz arasında işlediği günahları mağfiret olunur” buyurdular.
Ezan ve Vesile Duası:
Peygamberimiz (sav) “Ezanı duyduğunuz zaman kim “Ene Eşhedü en lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîke lehu, ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühu. Razîtü billahi Rabben ve bi’l-İslâmi dinen ve bi-Muhammedin (sav) Resûlen nebiyyâ” derse günahları affedilir” buyurarak bunun Ezan duasını ümmetine öğretmiştir.

Yine peygamberimiz (sav) “Ezanı işittiğiniz zaman kim “Allahümme Rabbe hazihi’d-daveti’t-tâmmeh. Ve’s-salâti’l-kâimeh. Âti seyyidina Muhammedeni’l-vesîlete ve’l-fazîlete ve derecete’r-râfiate’-âliyeh. Veb’ashü Makamen Mahmudenillezî veadtehû, inneke lâ tuhlifu’l-mîâd” diye vesile duasını okursa kıyamette şefaatim ona vâcip olur” buyurmuşlar ve “Vesile Duasını” öğretmişlerdir.

Peygamberimiz (sav) “Ezan ile kamet arasında dua reddolunmaz” buyurarak ikisi arasında dua ve ibadet yapılmasını tavsiye etmiş, bizzat kendisi de çeşitli şekilde dua ederek ve farzdan, yani ikametten önce namaz kılarak örnek olmuşlardır.
Ezanın Şartları:
1. Ezanı tam okumak, başkasının ezanına bina etmemek.
2. Tertibe riâyet etmek,
3. Uzun fâsıla vermemek,
4. Ezanı yüksek sesle okumak,
5. Vaktinde okumak.
Müezzin Olmanın Şartları:
1. Akıllı olmak, deli ve sarhoşun ezanı sahih değildir.
2. Müslüman olmak. Müslüman olmayanın ezanı sahih değildir.
3. Mümeyyiz olmak. Mümeyyiz olmayan çocuğun ezanı muteber değildir.
4. Erkek olmak. Kadın ve hünsanın ezanı erkekler için sahih değildir.
5. Namaz vakitlerini bilmek.
6. Bir camide birkaç müezzin olsa hepsinin ezan okuması gerekir; ancak aynı anda koro halinde değil, birbirini takip ederek okunacaktır.
SALA OKUMAK:
Ezandan sonra veya öncesinde salavat okumak adet haline gelmiştir. Bunun sebebi şudur. Ezandan sonra salavat okumak sünnettir. Ancak ezandan sonra yüksek sesle salavat okumak ne asr-ı saadette ne de Tabiin döneminde okunduğu vaki olmamıştır. Ancak Şii Mısır Fatımî Devletinde bir hükümdarın ölümünden sonra müezzinlere ezandan sonra hükümdara dua etmelerini emretti. Müezzinler de bunu uygulamaya koydular. Salahattin Eyyubi Mısırı ele geçirince bu bid’atı kaldırdı, bunun yerine peygamberimize (sav) salavat getirilmesini emrettir. Böylece “Şeâir-i İslamiye”nin korunması sağlanmış ve minareler, ezanın baş ve son tarafında başka isimlerin girmesi engellenmiştir.
KAMET GETİRMEK:
Kamet ezan gibi farz namazın önünde sünnettir. Kametin sünnetleri şunlardır:

1. Farz namazların sünnetidir ve terki câiz değildir.

2. Kadınlar için de sünnettir. Ancak kendilerinin işiteceği kadar sesle okurlar.

3. Birer defa okunur. Ancak “Allahü Ekber” ler ikişer defa okunur.

4. “Hayyaal el-felah” kelimesinden sonra iki defa “Kad Kametis’-Salat” kelimesi söylenir.

5. Seri şekilde okumak sünnettir.

6. Beş vakit namaz ve Cuma namazının sünneti olup Cenaze Namazı, Hüsuf ve Küsuf Namazı için Sünnet değildir. Ancak “Essalâte Camia” yani “namaz için toplanın” diye nida edilir.

7. Ayakta okunur ve cemaat “Kad Kametis-Salat” denince ayağa kalkar.

8. Kamet başlayınca nafile ve sünnet namaz kılmak mekruhtur. Hatta namaza başlanmış ise secde ile bir rekat kılınmamış ise selam verilerek namazdan çıkılır ve cemaate uyulur. Birinci rekatın secdesi yapılmış ise ikinci rekat kılınır, oturup selam verilir ve cemaate uyulur.

9. Ezandan sonra okunan “Vesile Duası” kametten sonra da okunur ve daha sonra niyet ederek farza başlamak sünnettir.

10. Ezan okuyanın kamet getirmesi ve müezzinliğe devam etmesi sünnettir. Peygamberimiz (sav) böyle yapar, ezanı kim okursa kameti de o getirsin” buyurmuşlardır.



Dipnotlar :

[1] Buharî/602; Müslim/674

[2] Buharî/579; Müslim/377

[3] Buharî/584

[4] Buharî/602; Müslim/674

[5] Ebu Dâvud/17 ve başka muhaddisler

[6] Buhari/608

[7] Müslim/379

[8] Ebu Dâvud/500

[9] Ebu Dâvud/499 ve başka muhaddisler

[10] Buharî/592; Müslim/1092

[11] Buharî/586; Müslim/383

[12] Buhari/588; Müslim/385

[13] Müslim/384, (Abdullah b. Arar b. As'taş)

[14] Buharî/579 ve başka muhaddisler

[15] Buharî/580; Müslim/378

[16] Müslim/1218

[17] Ebu Dâvud/528

[18] Buharî/1003; Müslim/910

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen